• 19 Ocak 2019, Cumartesi 11:03
VELİKARADENİZ

VELİ KARADENİZ

Fazıl Say ve Necip Fazıl

Çok değil, yedi yıl önceye gidelim... Besteci ve piyanist Fazıl Say, dini değerleri alenen aşağıladığı için yargılandığı davada suçlu bulunuyor. On ay ceza aldığı ve cezası 5 yıl ertelendiğinde takvim yaprakları 15 Nisan 2013’ü gösteriyordu. Yedi sene geçtiğine göre demek ki Fazıl Say hapse girecek başka da bir halt etmemiş!

Fazıl Say, ertelenen cezasına sebep suçu 6 Nisan 2012’de attığı tweet’le işlemişti… Say, twitter hesabından "Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? Her müminine 2 huri vereceğim diyosun, cenneti ala kerhane midir? Bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak, adi, magazinci, hırsız, şaklaban varsa hepsi Allahçı, bu bir paradoks mu?" tweet'ini paylaşmıştı. (HAŞA, TÖVBE HAŞA)

Pek çok Twitter kullanıcısı Fazıl Say'a tepki gösterdi. Say, ardından da "Müezzin 22 saniyede okudu aksam ezanini yahu. Prestissimmo con fuco!!! Ne acelen var? Sevgili? Raki masasi?" tweetini atınca tuz-biber ekmişti.

Ne oldu? İçiniz kalktı değil mi?

O dönemde de öyle oldu… İnsanlar, (Biz de dahil) Say’a saydırdı durdu.

★★★

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fazıl Say’ı dinlemeye gidince beynimden vurulmuşa döndüm. "Neden" dedim ve düşünmeye başladım. Sakarya’yı hatırladım.

“Yol O’nun, varlık O’nun gerisi hep angarya!

Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya!”

İşte, üstat Necip Fâzıl’ın o muhteşem destanı, Sakarya aklıma geldi. Ve Bay Necip’in bu destanı yazmadan önceki halleri…

Abdülhakim Arvasi hazretlerini bulmadan önce Necip Fazıl’ın hayatı Fazıl Say’ınkinden daha pespaye idi. Necip Fazıl, “O ve Ben” adlı eserinde hayatını, ’Onu Tanıyıncaya Kadar’ ve ’Onu Tanıdıktan Sonra’ diye ikiye ayırmıştır.

Efendi Hazretlerini tanımadan önceki hayatını

“Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;

Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum…”

dizeleriyle özetleyen Necip Fazıl’ın, Fazıl Say gibi kendisini küfre düşürecek açıklamalar yaptığına hiçbir yerde rastlamadım.

Evet, günah işlemiştir Necip Fazıl. Alkol, kumar ve zina dolu bir hayatı olduğunu kendisi itiraf etmiştir zaten. Ancak, “Kurtarıcım” dediği Büyük Velî Abdülhakim Arvasi Hazretlerini tanıdıktan sonra tövbe kapısına sığınıyor.

Sebep olan kim?: Abdülhakim Arvasi Hazretleri…

Kurtarıcı kim?: Allahü Teala Celle Celalühü.

Dönelim beynimin içinde dolaşan kurşuna…

Küfre düştüğü ayan-beyan olan biri, nasıl dinlenir, nasıl ayakta alkışlanır?

Soru apaçık ortada!..

İşte o kurşun, tam görevini yapmak üzereyken tövbe kapısı beliriverdi.

İnsan; günahlarından tövbe ile temizlenirken, küfürden tövbe ile kurtuluşa ermez mi?

Sahi Fazıl Say, tövbe etmiş midir?

Kurşun hâlâ beynimde!

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Yusuf Dereci Yusuf Dereci 19.01.2019 12:34

Çok Hassas bir çizgi elbette ama benim kanaatim bu konuda soru da cevap ta net.

Özkan Özkan 19.01.2019 13:21

bu sürtüşme ve dışlamanında artık bir yerde sona ermesi gerek. bence reiz neyin ne olduğunu elbette biliyor lakin bu hamle yerindedir.çıkar beynindeki kurşunu.

Tufan Geldi Tufan Geldi 19.01.2019 18:43

Biri tövbe mi etti Yoksa biri yoldan mı çıktı Allah bilir.

Gaye Hanım Gaye Hanım 19.01.2019 18:51

Fazıl Say belki mümin olmadı ama o kurşun önce Fazıl bey'in beynine girmişki Erdoğan'a karşı yumuşamış. Dine hakaret etmediği sürece kendisiyle bir sorunumuz olamaz. Allah iman nasip etsin. Allah Tevbe nasip etsin.

xyz xyz 21.01.2019 01:06

Ebû Zerr (Radıyallahu Anh)’dan rivayetle, Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyorlar: “Amellerin en üstünü Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.” (Begavî, Mesâbîhu’s-Sünne, c. 1, s. 123, Hd. 30; Ebû Dâvûd, Sünen, c. 4, s. 198, Hd. 4599; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 146, Hd. 21341; Münzirî, Terğîb ve’t-Terhîb, c. 4, s. 14, Hd. 4593; Tebrizî, Mişkâtü’l-Mesâbîh, c. 1, s. 7, Hd. 32; Aliyyü’l-Kârî, Mirkâtü’l-Mefâtîh, c. 1, s. 107, Hd. 32)

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık