• 10 Haziran 2019, Pazartesi 9:55
VELİKARADENİZ

VELİ KARADENİZ

CHP’nin İBB adayına reddiye

Kapımın önüne atmışlar. İlk sayfasında “16 milyon İstanbullunun iradesi nasıl gasp edildi?” yazıyordu. Eğilip aldım, iki tane A4’ü ortadan katlayıp, 8 sayfalık bir broşür hazırlamışlar. Altında da CHP’nin İBB adayının imzası yer alıyordu. İşte bu sebeple başlığımızda “CHP’nin İBB adayına reddiye” dedik. “CHP Genel Başkanına reddiye” diyemezdik her halde. Zaten bu sıralar ortalarda görünmüyor. Gerçi bu asil millet, CHP Genel Başkanını girdiği her seçimde reddetti ama anlamıyor işte!

Şunu hemen belirteyim. Bu makale, daha önce yazdıklarımızdan uzun olacak. Çünkü, mevzu derin biliyon mu? Öyle üç-beş paragrafla geçiştirilecek bir konu değil. Geçmişte bu milleti zehirleyen yemek, farklı aşçılarla servis edilmek isteniyor. Oysa yemek aynı, aşçıları değişmiş o kadar.

Broşürde yazan cümleler kalın ve italik harflerle belirtilmiştir. Altındakiler de bize ait. 

Broşürü dikkatlice inceledim. Öyle ustaca hazırlanmış ki 23 Haziran’ı beklemeden gidip CHP’nin İBB adayına mührü basasım geldi! CHP’nin İBB adayı nasıl da mağdur edilmiş öyle?.. Ayy, yazık!..

Ancak bi dakka yahu!.. “16 milyon İstanbullunun iradesi nasıl gasp edildi” diyor başlıkta. Nasıl yani? CHP’nin İBB adayı 31 Mart’ta 16 milyon oy mu aldı?

Algıya bakar mısınız? İstanbul halkı sanki komple CHP’nin İBB adayının arkasında. Gasp meselesi de ayrı bir algı. 16 milyon İstanbullunun CHP’li adaya verdiği oy gasp edildi. Bak hele…

Adayınızın aldığı oy sadece 4 milyon 170 bin 552… 16 milyon nerede 4 milyon nerede? Kiminle dalga geçiyorsunuz siz.

Gelelim, ikinci sayfaya…

“Her şey 31 Mart gecesi başladı” deniyor. Yine ustaca bir algı yönetimi. Okuyucu, Her şeyi görünce, “Demek ki bütün pislikleri yapmışlar” algısına kapılıyor.

“O gece iktidar klasik senaryosunu uyguluyordu… Anadolu Ajansı önce uzun süre İstanbul’da Binali Yıldırımı öndeymiş gibi gösterdi.”

Şimdi bu cümledeki ‘klasik senaryo’ vurgusuna dikkat edin. Okuyucu, AK Parti’nin önceki seçimleri de şaibeli aldığına yönlendiriliyor. ‘Sadece bu seçim değil öncekiler de şaibeli’ algısı.

“Oysa gerçek böyle değildi. Durumu daha fazla gizleyemeyen Anadolu Ajansı, bilgi akışını kesti. Beş dakika sonra Binali Yıldırım seçimi kazandığını ilan etti.”

Haklılar, hakikaten gerçek öyle değil. Gerçek şöyle: Anadolu Ajansı, YSK’yı beklemeden elindeki ıslak imzalı sandık sonuçlarına göre duyuru yaptı önce. Sonra baktılar ki YSK’dan gelen sonuçlarla, ellerindeki ıslak imzalı sandık tutanakları örtüşmüyor. Duraklama işte bundan kaynaklandı. Çünkü bildiğiniz üzere Binali Yıldırım’a verilen yüzlerce oy, YSK memurları tarafından 1 oy olarak sisteme girildi. Bu skandal, broşürde her zaman olan maddi hata olarak geçiştiriliyor.

Aynı durum Binali Yıldırım için de geçerli. Yıldırım, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’na ulaştırılan ıslak imzalı sandık sonuçlarına göre açıklama yaptı. Kendisine verilen yüzlerce oyun, 1 oy olarak sisteme girildiğini nereden bilsin.

“Hemen ardından Ekrem İmamoğlu kameraların karşısına çıktı ve ıslak imzalı tutanaklara göre gerçek durumu ortaya koydu. Seçimi kazanan İmamoğlu’ydu.”

Bakın burayı dikkatli okuyun: İmamoğlu’nun açıkladığı sonuçlar ile YSK’nın sonuçları üç aşağı beş yukarı aynı. Neden biliyor musunuz? Hani, Yıldırım’a yazılan 1 oylar vardı ya. İşte onlar, İmamoğlu’nun elindeki sonuçlarda aynen yansıtılmış. Oyunu ve kumpası varın anlayın.

“O saatten sonra iktidar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni geri almak için ‘her yol mübah, her yalan makbul’ siyasetine geçti. Çünkü iktidar içindeki küçük bir grubu zengin eden büyük bir gelir kapısı kapanmış, rant muslukları kesilmişti.”

Dur hele bi dakka… AK Parti’nin siyasi geçmişi, 2001’de kurulduğuna göre 18 sene… Peki, ‘her yol mübah, her yalan makbul’ siyaseti, kaç yılda oluşur? AK Parti’nin eğer böyle bir siyaseti olsaydı, 2002’den beri girdiği her seçimi kazabilir miydi? Siz milletle dalga mı geçiyorsunuz? Ayrıca, iktidar İBB’yi, yani belediyeleri gelir kapısı olarak görseydi; Ankara’yı, Adana’yı ve Antalya’yı vermezdi. Velhasıl yine yalan, yine iftira ve çarpıtma. Daha da önemlisi milletin aklını bulandırma…

Üçüncü sayfanın başlığı çok iddialı: “Her seferinde sandıktan İmamoğlu çıktı.”

Bu sayfada 6 madde sıralanıyor ve her madde “sandıktan İmamoğlu çıktı” vurgusuyla bitiriliyor. Okuyucunun kafasına çakılıyor bir anlamda.

Gelin bakalım gerçekler öyle mi?

Bir kaç örnek verelim.

BAĞCILAR: Sancaktepe Mahallesi'ndeki 1212 No'lu sandıkta Yıldırım 131 oy aldı. Ancak tutanağa 1 yazıldı. Yıldırım'ın aldığı 131 oy İmamoğlu'na yazıldı.

SULTANBEYLİ: Adil Mahallesi'nde 2004 No'lu sandıkta Yıldırım'ın aldığı 201 oy tutanağa 1 olarak yazıldı. Yıldırım'ın 201 oyu İmamoğlu'na yazılırken, İmamoğlu'nun 73 oyu Vatan Partisi adayına yazıldı. Yıldırım'a ise Demokrat Parti adayının 1 oyu yazılarak sonuçlar manipüle edildi. Seçim sandık tutanağında, İmamoğlu'na 328 oyun fazladan yazıldığı belgelendi. İlçedeki 1070, 1229 ve 2194 No'lu sandıklarda da hatalar tespit edildi. 2194'te Yıldırım'a yazılması gereken 216 oy Vatan Partisi'ne gitti. 1229'da İmamoğlu'na yazılması gereken 67 oy Yıldırım'a, Yıldırım'ın 188 oyu Demokrat Parti adayına yazıldı. 1070'te ise İmamoğlu'na 187 oy çıktı, Yıldırım'a hiç oy yazılmadı.

SULTANGAZİ: 1378 No'lu sandıkta Yıldırım'a yazılan 208 oy, oy birleştirme tutanağında İmamoğlu'na yazıldı. İmamoğlu'nun 47 oyu Vatan Partisi Adayı Mustafa İlker Yücel'e yazıldı. İmamoğlu, sadece bu sandıkta 369 fazla oy almış oldu.

BEYKOZ: 1452 No'lu sandığın seçim sandık tutanağında 161 oy Yıldırım'a yazılırken, oy birleştirme tutanağında 161 oyun İmamoğlu'na yazıldığı tespit edildi. İmamoğlu'nun 100 oyu Vatan Partisi adayı Yücel'e, Yıldırım'ın 161 oyu İmamoğlu'na, Türkiye Komünist Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Zehra Güner Karaoğlu'nun 1 oyu Yıldırım'a kaydırılmış.

KÜÇÜKÇEKMECE: 2325 No'lu sandık tutanağında; Yıldırım'ın 117, İmamoğlu'nun 164, Bağımsız Türkiye Partisi adayının5, Türkiye Komünist Partisi adayının 1 oy aldığı görülüyor. CHP'nin Sandık Takip Sistemi'ne girildiğinde, İmamoğlu'nun aldığı oyun, tutanakta Yıldırım'a yazılan 117 olduğu, Yıldırım'ın ise hiç oy alamadığı görülüyor. İmamoğlu'nun 164 oyu bir üstünde yer alan Vatan Partisi adayına, Yıldırım'ın 117 oyu İmamoğlu'na, Demokrat Parti adayının sıfır oyu ise Yıldırım'a yazılıyor..

Ve şurası da ayrı bir soru işareti. Madem sandıklardan CHP’nin adayı birinci çıktı. O zaman CHP, oyların komple tekrar sayılmasını neden engelledi. Hemen cevaplayalım. Yıldırım, yeniden sayılan sandıklarda oy sayısını artırdı. Zaten bu, YSK’nın açıkladığı ilk rakamlarla son rakamlar arasında da görülüyor. İlk başta 29 bin olan fark, 14 bine kadar düştü. Tüm sandıklar sayılsa, Yıldırım’ın 31 Mart gecesinde açıkladığı sonuçlar çıkacaktı.

Okumaya devam edelim broşürü. Orta sayfanın başlığı “İstanbul’da kazanılan seçim Ankara’da nasıl gasp edildi?”

Buyırrr!..

Seçim İstanbul’da kazanılmış da Ankara’da kaybedilmemiş, gasp edilmiş. Algıya bak algıya… Yine gasp. Bu gasp, bir malı sahibinin elinden zor kullanarak alma değil mi? CHP, YSK’yı hırsızlıkla mı suçluyor? Ben birine durduk yerde “Gaspçı” dediğimde, basın savcısı beni sorguya çekecek. Ama anayasal kurum olan YSK, bir siyasi parti tarafından gasp yapmakla suçlanınca, hakkında işlem yapılmayacak. Oh ne güzel İstanbul be!

Gaspı boş verin darbe diyor be!

Broşürün 7. sayfasında karalama ve iftirada adeta gaza basılıyor… “YSK’nın aldığı karar, sandığa ve hukuka neden bir darbedir?” denilerek adeta son vuruş yapılıyor.

15 Temmuz hain kalkışmasına bile darbe diyemeyen CHP, burada darbe kelimesini hoyratça kullanıyor. YSK’yı darbe yapmakla suçlayan CHP önce aynaya bir bakacak. Baktığında da darbeleri en iyi kendisinin yaptığını görecek.

Broşürün son sayfasında ise kendilerince bundan sonra ne olacağını anlatmışlar.

“31 Mart gecesi başlatılıp, 6 Mayıs’ta YSK kararıyla bitirilen süreç tam bir hukuk cinayetidir, bir hak gaspıdır. Her görüşten, her partiden vatandaşın vicdanını yaralayan, büyük bir haksızlıktır.”

Bakın son bölümde “Her görüşten, her partiden vatandaşın” diyerek baklayı ağızlarından çıkarıyorlar. Çünkü, kendileri de CHP seçmeniyle 23 Haziran’da kazanamayacaklarını biliyor.

İşte o yüzden, bu algı dolu broşürü senin-benim kapıma bırakıyorlar.

İşte bu yüzden domuz yiyen CHP’nin İstanbul İl Başkanı, Ramazan boyunca iftar sofralarından kalkmadı.

İşte bu yüzden CHP’nin İBB adayı, PKK’nın siyasi uzantısının başını beğendiğini açıkladı.

İşte bu yüzden CHP’nin İBB adayı, FETÖ’ye selam çakıp duruyor.

İşte bu yüzden CHP’nin İBB adayı, gerçek yüzünü gizleyip sevgi pıtırcığı gibi dolaşıyor.

Ancak, şunu unutuyorlar. Gerçekler, bir gün mutlaka ortaya çıkar. Hiç beklemediğin yerde bir anda takke düşer, kel görünür.

Tıpkı Ordu’da olduğu gibi…

Ne kadar, “Basit bir ifade kullandım” desen de maske düştü bir kere. Geçmiş ola.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Canan Canan 10.06.2019 11:09

Detaylarıyla beraber harikulade yazılmış . Okuyan empati yaparak gayet iyi anlar .

Ali ipek Ali ipek 11.06.2019 15:21

Uyan ey TÜRKİYEM.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık