• 18 Mart 2019, Pazartesi 15:10
VELİKARADENİZ

VELİ KARADENİZ

Ayasofya’yı açmak ya da açmamak!

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, “Önce Sultan Ahmet’i bir doldurun” derken, acaba fiziki doluluktan mı bahsetti?

Kaç gündür yazılıp-çiziliyor...

Erdoğan’a saldırı üstüne saldırı.

İsrail’e “One Minute” çekme cesaretini göstermiş bir adam, Ayasofya’yı açmada geri vites yapar mı? Sanmıyorum.

Peki Erdoğan, “Önce Sultan Ahmet’i doldurun” diyerek neyi kastetti?

Müslüman bir ülkeyi ele geçirmek isteyen bir ülkenin komutanı veya yöneticisi olsam önce o ülkenin camilerine bakarım. Camiler, vakit namazlarında boş ise o ülkeyi ele geçirmede hiç sıkıntı çekmem.

Müslüman bir ülkeyi ele geçirmek isteyen bir ülkenin komutanı veya yöneticisi olsam önce o ülkenin sokaklarında dolaşırım. Misal, sabah namazı vakti, kaç evin ışığı yanıyor diye bakarım. Eğer tek-tük yanıyor ise o ülkeyi ele geçirmede hiç sıkıntı çekmem.

Müslüman bir ülkeyi ele geçirmek isteyen bir ülkenin komutanı veya yöneticisi olsam, o ülkede ehli sünnet din alimlerine verilen değere bakarım. Eğer o ülkede gerçek din alimine son 200 yıldır bir saldırı var ise… Ve son 200 yıldır, ehli sünnet din alimi yerine, oryantalist ve din bozucularına değer veriliyorsa o ülkeyi ele geçirmede hiç sıkıntı çekmem.

Tekrar gibi oldu ama camilerin doldurulmasında yola çıkarak biraz empati yaptım.

Camilerin doldurulması ne anlam taşıyor? İşte esas soru bu?

Bakınız, camilerin doluluğu, öyle stat veya spor salonlarının doluluğuna benzemez.

Camilerin doluluğu, birlik ve beraberliğe işarettir.

Camilerin doluluğu o ülkenin Müslüman olduğuna işarettir.

Bir ülkede camilerin çokluğu o ülkenin gerçek manada Müslüman olduğunu göstermez. Esas gösterge camilerin doluluğudur.

İşte Erdoğan, “Sultanahmet’i doldurun” derken, fiziki doluluk değil, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Erdoğan bir anlamda, “Siz camileri bir doldurun, yani birlik ve beraberliğinizi bir sağlayın, gerisini bana bırakın” demeye getirdi.

Ama Erdoğan’ın iç düşmanları, dış düşmanlarının da tesiriyle “Vay efendim, Erdoğan Ayasofya’nın açılmasını istemiyor” diye hemen karalama kampanyasına başladı!

İyi de Erdoğan, “Ayasofya’yı açıyorum” dese, bu iç ve dış düşmanları sanki sevinecek!

Papaz meselesini hatırlayın. Erdoğan, “papazı vermeyeceğim” dedikten sonra dolar 7 liraya fırlayınca her kafadan bir ses çıkmadı mı? Kaçımız, “Sen yeter ki papazı verme biz gerekirse kuru ekmek de yeriz” dedik? Diyenlerimiz tabii ki oldu.

İşte bu yüzden 31 Mart, tek başına ve tam anlamıyla bir beka sorundur. AK Parti’nin oyunun düşmesi, Ankara ve İstanbul’u kaybetmesi; Ayasofya’nın değil müze, kiliseye çevrileceğinin işaretidir. Erdoğan’ın “Sultan Ahmet’i doldurun” demesinin tek sebebi de budur.

Biz, Sultan Ahmet’i doldurmazsak, Ayasofya toptan elimizden gidecek haberiniz olsun!    

Not: Ayasofya Camii’nin neden kapalı olduğunu merak ediyorsanız, Prof. Dr. Tarık Buğra Ekinci’nin aşağıdaki yazısını okumanızı tavsiye ederim.

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/560940.aspx

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


İbrahim İbrahim 18.03.2019 15:16

Güzel

Ali ipek. Ali ipek. 18.03.2019 16:30

Ağzına fikrine sağlık çok güzel anlamlı yazmışsınız muhterem kardeşim allah razı olsun.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık