• 06 Ocak 2019, Pazar 13:15
VELİKARADENİZ

VELİ KARADENİZ

31 Mart adayları ne yapmalı ne yapmamalı?

Yerel seçimler hızla yaklaşıyor. Adaylar da birer birer arz-ı endam etmeye başladı. Muhtarlıklar haricinde, adaylar 22 bin koltuk için yarışacak. Bu 22 bin koltuk, büyükşehir, il, ilçe, belde belediye başkanlıklarıyla belediye meclis üyeliğinden oluşuyor.

Baştan söyleyelim, yazımız özelde Cumhur ittifakı adaylarını içeriyor. Ama, dikkatli okunduğunda “Kızım sana diyorum, gelinim sen işit” babında, her adayı ilgilendirdiği anlaşılacaktır.

Bu adaylardan ilk kez şans verilen olduğu gibi ikinci, üçüncü defa yarışanlar var. Seçmenden gelen “Ben oyumu Erdoğan’a vereceğim” şeklindeki açıklamaya özellikle dikkat edilmeli. 

Seçmen, “Sana” veya “AK Parti’ye” demiyor!

Seçmen, aslında adaya “Sende kimsin, ben Erdoğan’ı tanırım” diyor ama aday bunun farkında değil!

Belediye meclis adaylarından, büyükşehir belediye başkan adaylarına kadar tüm 22 bin adayın şu sorunun cevabı üzerinde düşünmesi lazım: Seçmen bana mı oy veriyor yoksa Erdoğan’a mı?

Bunu AK Parti Genel Merkezi’nin de düşünmesi elzemdir.

Adaylar, seçmene dokunabilmeli. Öyle yasak savar gibi değil, içtenlikle ve samimiyetle. Yani sevgiyle…

Aday, seçmenle konuşurken, plan ve projelerini anlaşılır bir dille anlatmalı. Yeniden adaysa, “Şunu yaptım, bunu yaptım” dememeli. Çünkü, biri çıkar ve ona şunu der: “Neyin havasındasın başkan! Bu yaptım dediklerin senin zaten görevindi!”

Aday, tanıtımında uygun materyaller kullanmalı. Reklamın iyisi kötüsü olmaz cinsinden hareket etmemeli. Misal, tabanının sevmediği ve iğreti duyduğu kişileri tanıtımda kullanmak, adaya oy getirmez. Hatta, hem kendisinin hem de partisinin oyunu düşürür. AK Parti seçmeni, zamanında kendisine hakaret etmiş ve aşağılamış birinin ağzından çıkacak ‘övünç’ cümlelerini hayra yormaz. İşin altında bir bit yeniği arar! Bu nedenle aday, kendi argümanlarını kullanmalı.

Aday, seçmene samimi olmalı. Eğer aday, tarihin kendisini iyi yazmasını istiyorsa “Pazara kadar değil mezara kadar” vurgusunu hissettirmeli. Seçmende “Evet, bu aday benimle 31 Mart’tan sonra da ilgilenecektir” kanaati oluşmalı.

Aday olunan ilin, ilçenin veya beldenin sorunları ve eksikleri bilinmeli. Çözümlerinin de en ince ayrıntısına kadar seçmene anlatılmalı. O sorunların şimdiye kadar neden çözümlenemediğini seçmen bilmeli.

Aday, sırf oy alma uğruna yapmacık hareketler içinde olmamalı. Seçmene şirin görünme adına şekilden şekile girmemeli.

İl ve ilçelerinde yeniden aday olanların bazılarında şunu gözlemliyoruz: Dört sene boyunca makam odasından çıkmayıp, son 12 ayda seçmenin yanında olan, hatta son altı ayda atağa kalkan adaylar var. Oysa “Çizilen imajı düzeltmek için, senelerce çalışmak lazım” der konunun uzmanları. Seçmende, “Seçimden seçime bizimle temasa geçiyor. Bizi seçimden seçime dinliyor” algısı oluşturmuşsa vay o adayın haline. Hele de o aday, onun-bunun demesiyle yeniden aday gösterilmişse gerçekten vay o adayın haline!

Belediye meclis üyelikleri için aday olanlar ne yapmalı?  

Buraya kadar anlattıklarımız daha çok belediye başkan adaylarıyla ilgiliydi. Bir de belediye meclis üyelikleri var. Belediye meclis üyesi adaylıkları da çok önemli. Belediye meclisi üyeliklerinin, belediyelerin ihale kapısı olmadığını bilmeli aday. Belediye başkanı yanlış yaptığında susmayacağını, o yanlışın düzeltilmesi için her türlü mücadeleyi vereceğini anlatmalı seçmenine.

Yukarıda yazdıklarımızın hepsi aynı zamanda belediye meclis üyesi adayları için de geçerlidir aslında. 

Peki ya muhtar adayları?

Muhtar adayı deyip geçmeyin. Büyük şehirlerde, bazı illerden daha fazla seçmene sahip mahalleler var. Yine bazı muhtarlık seçimlerinde adaylar arasında maalesef ölümle sonuçlanan kavgalar olabiliyor. Hatay, Şanlıurfa, Yozgat ve Gaziantep’te 30 Mart 2014 yerel seçiminde muhtar adayları ve destekçileri arasında çıkan kavgalarda 8 kişi hayatını kaybederken 29 kişi de yaralanmıştı. Bu nedenle muhtar adaylarımıza ilk önerimiz birbirinizi öldürmeyin yönünde olacaktır.

Yeniden aday olan muhtarlar, seçmenden oy isterken “Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır” basitliğine kaçmamalıdır. Seçmen, böyle cin fikirli (!) muhtarlara, “Yaptıklarını gördük, belki şu aday senden daha iyi hizmet yapacaktır” diyebilir.

Tekrarlamakta fayda var, yukarıda yazdıklarımızın hepsi muhtar adayları için de geçerlidir.

En önemlisi de ne biliyor musunuz? Aday, yalan söylememeli. Aday, yalancının mumunun yatsıya kadar yandığını çok iyi bilmeli. Verdiği sözde durmalı. Duramadıysa da bunu seçmenine anlatmalı ve yalancı durumuna düşmemeli. Seçmen, muhatap alındığında gerçekten hoşgörülü olabiliyor.

Halkın içinde yaşayan bir gazeteci olarak, akademik terimlerden kaçınıp halkın anlayacağı şekilde yazmaya çalıştım. Adaylar da aynısını yapmalı ve halkın dilini konuşmalı.

Gelin, ömrünü hizmetkâr liderliği anlatmakla geçiren, bu doğrultuda yazdığı “Bir gönül yolculuğu: Hizmetkâr liderlik” adlı kitabı, önce Almanca’ya ardından İngilizce’ye çevrilen, değerli dostum Dr. İlhami Fındıkçı’ya bir kulak verelim: “Günlük hayatta, eğitimi, mesleği, konumu ne olursa olsun her birey, kendinde bulunan liderlik potansiyelini keşfedebilir ve bunu işine, ilişkilerine yansıtabilir.”

Neticede aday, devletine ve milletine hizmetkâr olduğu sürece seçmenden rağbet görebileceğini unutmamalı. Örnek mi? Bana siyaset yaptırmayın. Düşünün ve aklınıza ilk gelen isimi yazın. Muhtemelen aynı isim üzerinde birleşeceğiz.

Hürmetlerimle efendim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Harun Aloğlu Harun Aloğlu 19.01.2019 13:37

Elinize beyninize sağlık güzel bir bilgi

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık