• 02 Şubat 2018, Cuma 19:58
SELÇUKBORA

SELÇUK BORA

Zihin Kontrolü ve Korkunç Deneyler

Zihin kontrolü, genellikle bir insana farkında olmadan uygulanan ve insanların düşünme, davranış, duygu ve karar verme mekanizmaları üzerinde tahrip edici etkide bulanabilen beyin yıkama operasyonlarına verilen addır. Devletler veya çıkar odakları tarafından düzenlendiği iddia edilen, başka bireylerin üzerinde beyin yıkama ve zihin kontrolü sağlamak amacıyla yapılan ve insan zihni üzerindeki tesiri nedeniyle ‘büyüye’ benzetilen bir çeşit etkileme işlemidir. Varlığının tam olarak ispat edilememiş olduğu iddiaları ise asılsızdır. Bazı kesimlerce komplo tesorisi gibi gösterilse de bu kesimlerin, zihin kontrolü ile uğraşan kişi ve kurumlar oldukları malum.

Bu yöntemde, insanlar, bir ‘üst akla’ hizmet etmek maksadıyla ustalıkla yönlendirilmiş, adeta her isteği yerine getiren, robotik davranan çok tehlikeli bir silah haline getirilmiştir.

Zihin yıkamanın tarihçesine bakılacak olursa ilk kez despot rejimlerde, özellikle savaş sırasında, esir alınmış düşman askerlerine karşı yapılan ve düşmanın silahını kendisine çevirmek için uygulanan bir tür propaganda aracı olarak kullanıldığı öne sürülmektedir. Tarihte, küçük yaşlarda başka milletlerden devşirdikleri çocukları yeri geldiğinde o milletlere karşı kullanmak üzere düşman gibi yetiştirip eğiten kimselerin varlığına sıkça rastlarız. Bir insanı para, şöhret, iyi bir gelecek gibi vaadlerle kandırıp yoldan çıkarmak ve çeşitli işlerde kullanmak da bir zihin kontrol yöntemidir. Bu metodun, tüm bunların yanı sıra tarikat benzeri dini hareketlerde de çok defa kullanıldığı görülmüştür.

20. asra gelindiğinde, düşman üzerinde etkili olabilmek için silah sanayisine milyarlarca dolar harcamak yerine zihin kontrolü çalışmalarına yönelen devletlerin sayısı hızla artmıştır. Bunda elbette gelişen teknolojinin, beynin sınırlarını ve özelliklerini görebilmek için yapılan deneylerin ve insan zihni üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda beynin artık bir sır olmaktan çıkıp daha iyi anlaşılabilmesinin etkisi çok fazladır.

Yöntemleri arasında propagandalar, reklamlar, kimyasal maddeler, hipnoz, subliminal (bilinçaltı) mesajlar ve daha bir çok metod vardır. Son yıllarda üzerinde çalışılan ve durulan yöntem ise elektronik implantlar (canlı dokulara yerleştirilen cansız maddeleri ifade eder. Alıcılar, elektronik aletler vs.) yerleştirilerek kişinin beynini uzaktan kumanda ile yönetme çabalarıdır.

Zihin kontrolü, açıklanamayan olaylara, şaibeli konulara, komplo teorilerine, iftiralara ve iddialara da konu olmuştur. Bilindiği gibi savaşlara ve ABD derin devlet politikalarına olan karşıtlığı ile tanınan John F. Kennedy, bu yönüyle derin karanlık güçlere karşı bir tehdit oluşturuyordu. Kennedy’yi 22 Kasım 1963’te, yanında eşiyle beraber üstü açık bir arabada seyrederken silahlı suikastle öldüren Lee Harvey Oswald, bu cinayetin kendisine zihin kontrolü yöntemiyle işletildiğini iddia etmiştir. Bu cinayet hiçbir zaman çözülemediği gibi olayın delilleri tamamen yok edilmiştir.

KÖKENLERİ

İnsana ilk zihin kontrolünü uygulayan varlık İblis’tir. Vesvese kavramı, şeytanın insana zihin yoluyla (şeytanın telepati veya vücudun içinde iken kişiye mesaj iletme yöntemiyle) çeşitli düşünceler gönderip bu düşüncelerin, kişinin kendisine ait olduğuna inanması ve aklından geçenlere uyması/ tatbik etmesi ile ilgilidir. Bedeninde kendinden başka hiç kimsenin olamayacağına inanan veya bundan habersiz bir insan, elbette tüm davranışlarını kendinden bilir. Şeytan, kişiye varlığını böylece unutturur ve insanı perde arkasından ustaca kullanır, kendi amaçlarına hizmet ettirir. Bir şeytan bir insan vücudunu ne kadar çok ele geçirirse bedene ve zihne hükmetme kabiliyeti de o kadar artar.

Zihin kontrolünün köklerinin, Antik Mısır’a kadar gittiği düşünülmektedir. İçinde travmatik ritüeller barındıran Mısır’ın Ölüler Kitabı, kişiyi köleleştirmek için zihin işkenceleri içeren bilgilerden ibarettir. Bu kitap bugün gizli örgütler tarafından dikkatle incelenen, sonuç olarak inisiyenin tamamen köleleştirilmesi ile sonuçlanan işkence ve korkutma metodlarını (travma yaratmak için), uyuşturucu kullanımını ve büyülü sözleri (hipnotizm) içeren ritüellerden oluşur. Kara büyü, sihir ve iblis sahiplenmesi gibi olaylar da bu programlamanın ilk uygulamalarıdır. (İnisiyasyon: Bireyin ruhsal gelişimi için, ‘ruhsal tesir’i alıp aktarabilen bir üstadın sert ve sürekli kontrolü altında, bir düzen ve disiplin içinde, sınavlara dayalı tarzda, metodlu olarak eğitimi şeklinde tanımlanmaktadır. Oysa inisiyasyon, gizli bir örgüte üye olmak isteyen bir kimsenin, daha işin başında korkunç birtakım sınavlardan geçerek kontrol altına alınması ve örgüt tarafından amaca uygun şekilde uyumlanmasıdır. İnisiyasyonda kişi, korkunç, karanlık mağaralardan geçirilir, daha önce görmediği varlık ve enerjiler tarafından taciz edilir, defalarca ölümle burun buruna gelir ve sonunda yaşamını ve geçmişini unutup kendisini bu yola sokan kişilere şartsız-kuralsız itaat edecek hale gelir.)

Zekası ve hayal gücüyle bir döneme damgasını vurmuş Hasan Sabbah’ın zihin kontrol metodları arasında eroin türünden sarhoşluk verici maddeler, güzel vücutlu yarı çıplak kadınlar, ağaçlar ve fıskiyelerle cennet misali bahçeler kullanılırdı. Bu örgütlenmede kişiler Haşhaşın etkin maddesi eroinle keyif duygusuna ve cennet inancına şartlandırılıyordu. Uykusundan uyanan mürid, kendisini kuşların cıvıldadığı cennet benzeri bir bahçede huri misali kadınların koynunda buluyor, zevkten adeta sarhoş oluyordu. Haşhaş ve zengin görsellerle aklı uyşturulan/ karıştırılan müridler, Hasan Sabbah'a itaat ederlerse hep böyle yaşayacaklarına inandırılıyorlardı ve böylece onun talimatıyla kendilerini hiç düşünmeden yüksek kulelerden aşağıya atıyor, intihar saldırılarını zevkle yapıyorlardı. Zihinleri, içinde yaşadıkları kalenin sınırlarına hapsolmuştu.

Günümüzde zihin kontrolü, devlet ve istihbarat birimlerinin kontolü altında belli bir sisteme bağlanmış ve bu sistemle beraber tutulan dosyalar ve dijital kayıtlarla modern, karanlık bir bilim haline gelmiş durumdadır.

1937'de Stalin'in Halk Mahkemelerinde davalıların itiraflarında bazı kimyasallar kullandığı bilinmektedir. Hatta Macaristan Kardinali'nin de bulunduğu bir davada davalılar devlete karşı bir tutum aldıklarını birden itiraf etmişlerdir.

Dünya Af Örgütü’nün 1992 yılında yayınladığı bir raporda zihin kontrolünün suç olduğu açıklanmıştır. Bu raporla birlikte; "İnsanın zihni yetilerini bozmayı, yok etmeyi, değiştirmeyi hedefleyen sorgulama prosedürü ahlaki suçtur’’ denilmiş ve zihin kontrolünün, fiziksel işkence sınıflandırması kadar insanlık dışı olduğu düşüncesi düşüncesi benimsenmiştir.

MONARCH PROGRAMI

Travma bazlı zihin kontrolü ile ilgili ilk metodik çalışmalardan biri nazi kamplarında çalışan fizikçi Josef Mengele tarafından yapılmıştır. Bu kişi ilk ününü kampa gelenlerin hangilerinin öleceğine, hangilerinin iş gücü olacağına karar veren SS fizikçisi olarak yapmıştır. Fakat daha çok kamptakilere, çocuklar dahil, yaptığı korkunç deneylerle ünlüdür ve bu nedenle ‘’ölüm meleği’’ olarak bilinir. Ancak yaptığı çalışmaların bir kısmı zihin kontrolü üzerinedir. Bu konu ile ilgili çalışmalarına müttefikler tarafından el konmuştur.

Dr. Mengele’nin görevi travma bazlı Monarch Proje ve CIA’nin MK Ultra (Monarch’ın temeli) zihin kontrol programını geliştirmekti. Mengele ve yaklaşık 5000 yüksek rütbeli nazi ikinci dünya savaşından sonra gizlice Amerika’ya ve Güney Amerika’ya getirilmişti. Naziler gizli yeraltı askeri üslerde zihin kontrolü ve füze teknolojileri geliştirme çalışmalarına devam ettiler. Masum insanları öldüren, işkence eden, susturanlar gözden uzak tutulmuş, fakat çalışmalarına, binlerce kaçırılmış çocuğun götürülüp kafeslere kapatıldığı gizli yeraltı üslerinde devam etmiştir. Bu çocuklar Mengele’nin zihin kontrol teknolojilerini geliştirmesi için kullanılmıştır. Seçilen bazı çocuklar (en azından işlem sonrası sağ kalanlar) geleceğin, seks köleliği ve suikast gibi işlerde kullanılan zihin konrollü köleleri olmuştur. Bu çocukların bir çoğunun vücudu, diğer çocukların önünde yada onlar tarafından, seçilenlerde travma yaratmak için bıçaklarla kesilmiştir. (Ken Adachi, Mind Control the Ultimate Terror)

Monarch programın varlığı ile ilgili resmi bir kabul olmasa da, önemli araştırmacılar kurbanlar üzerinde zihin kontrol amaçlı sistematik travma kullanımını belgelediler. Monarch kurbanları, kendi haberleri bile olmadan işledikleri suçlar sonrası intihar etmeye programlanır, suikastlardan, köleliğe hatta fahişeliğe kadar tam bir kukla olarak kullanılırlar. Monarch projesinde kullanılan denekler ya da kölelere çeşitli işkenceler yaşatılarak onların gerçeklikten tamamen kopması sağlanır. Bu gerçeklikten kopuş, kurbanın zihninde bir programlama alanı meydana getirir. Böylelikle denek kendisine söylenen şeyi adeta bir robot gibi otomatik bir biçimde yerine getirir. Monarch köleler dünya elitleri ile bağlantılı dünyayı yönetenlerce kurulmuş bazı organizasyonlar tarafından askeri, seks köleliği ve eğlence sektörü gibi alanlarda kullanılır.

Bazı eski kurbanlar, kendilerine yardım eden terapistler sayesinde, kendilerini programdan kurtarıp geçtikleri dehşet verici işkenceleri açıkladılar. Emirleri sorgulamayan, yaptıkları şeyleri sonradan hatırlamayan ve açığa çıktığında otomatik olarak intihar eden Monarch köleler belli görevler için bazı organizasyonlar tarafından kullanılıyor. Bunlar yüksek düzeyli suikastler (Sirhan Sirhan gibi), fuhuş, kölelik ve özel film yapımları için mükemmel günah keçileridir. Bu köleler ayrıca eğlence sektöründe mükemmel kukla oyunculardır.

İnsanlar ‘’Bunun amacı nedir’’ diyor. Benim tahminim fuhuş, film, uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı gibi karlı işler yapacak binlerce robottan oluşan bir Manchurian Candidates ordusu istedikleri ve tepedeki bazı megalomanyakların sonunda dünyayı yönetecek Şeytani Düzeni kuracaklarına inanmaları’’. (D. Corydon Hammond, Ph. D)

’Travma bazlı zihin kontrol programında kurbanın bilinçli proses yeteneği (acı, terör, uyuşturucu, illüzyon, duyuların kesilmesi, aşırı uyarma, oksijen kısıtlaması, soğuk, sıcak, döndürme, beyin uyarımı, ölüme yakınlaştırma gibi yöntemlerle) sistematik işkence ile bloke edilir ve kurbana, kontrolcünün amaçları doğrultusunda düşünceler, emirler ve görüşler yüklenir ve kurbanı kontrolcünün amaçları doğrultusunda düşünmeye, hissetmeye, davranmaya zorlayan klasik veya operasyonel şartlandırma yapılır. Amaç kurbanın, kendi ahlak kurallarına, inançlarına, iradesine ters gelen emirleri dahi bilinçsizce yerine getirmesidir.

Zihin kontrol programının tatbiki kurbanın, perdelenmiş yeni bir kişilik ortaya çıkmasına izin veren zihin kopması kapasitesine bağlıdır. Halihazırda zihin kopması yaşayabilen çocuklar program için öncelikli adaylardır’’. (Ellen P. Lacter, Ph. D., The Relationship Between Mind Control Programing and Ritual Abuse)

PROJENİN KÖKENİ VE ADI NEREDEN GELİYOR?

Monarch zihin kontrolü adını Monarch kelebeğinden alır. Bu kelebek hayatına (geliştirilmemiş potansiyeli temsil eden) tırtıl olarak başlar ve belli bir koza (programlama) döneminden sonra harika bir kelebek olarak (Monarch Köle) yeniden doğar.

Bilindiği gibi kelebek önce bir koza içinde yaşayan tırtıldır. Daha sonra çeşitli değişimler geçirdiği kozasından çıkarak kelebek olur ve yaşamına bu şekilde devam eder. Yani eski tırtıl haliyle ölür ve kelebek haliyle, dünyaya bambaşka bir formda geri döner. Monarch kelebek özellikleri zihin kontrolü için geçerli özellikler ve metaforlar barındırır. Monarch kelebeği kendi kökleri ile alakalı bilgiyi gelecek nesillere biyolojik anlamda geçirir. Bu kelebek genler vasıtasıyla bilginin gelecek nesillere aktarılması konusunda bilim insanlarına ilham olmuştur. Naziler üstün ırk yaratma amacını, ari bir ırkın üstün özelliklerinin nesilden nesile aktarılması fikriyle oluşturmuşlardır. Monarch isminin seçilmesindeki nedenler kısaca bunlardır.

Korkunç elektroşoklara maruz kalan denek, tıpkı bir kelebeğe benzer şekilde uçuyormuş hissiyle dolar. Monrch kelebeği bu anlamda sembolik özelliklerle değişim fikrini ortaya atar. Kozadaki hareketsiz halinden yeni bir yaşama dönüş şekli. Bu muazzam transformasyon tam da projeye uygun bir tanımlama oluşturur.

ZİHİN KONTROLÜNDE KULLANILAN METODLAR

Kurban, ‘’master’’ ya da ‘’tanrı’’ olarak görülen programcı/ kullanıcı tarafından ‘’köle’’ olarak adlandırılır. Acıya daha dayanıklı olduklarından ve erkeklere göre daha kolay gerçekten ayrışma yaşadıklarından kurbanların u’i kadındır. Monarch programcılar ayrışma yaratacak travma kullanarak kurbannın ruhunu/aklını bölümlere ve ayrı kişiliklere ayırmaya çalışır.

Aşağıdaki maddeler deneğe yapılan işkencelerden bazılarıdır:

1- Taciz ve işkence.
2- Kutu, kafes, tabut gibi şeylere kapatılma veya bir borudan nefes alacak şekilde gömülme.
3- İp, zincir veya kelepçe gibi şeylere tutsak edilme.
4- Boğulmaya ramak kalana kadar suda tutma.
5- Aşırı sıcak ve soğuğa maruz bırakma, özellikle buzlu suya veya yanan kimyasalların içine sokma.
6- Ölüme sebebiyet vermemek için sadece üst derinin soyulması.
7- Döndürme.
8- Gözü kör edecek şekilde güçlü ışık tutma.
9- Elektrik şoku.
10- Dışkı, çiş, kan ve et gibi vücut atıklarını yedirme içirme.
11- Kafa üstü veya acı verici şekilde asma.
12- Aç ve susuz bırakma.
13- Uykusuz bırakma.
14- Ağırlıklar ve çeşitli araç-gereçlerle baskı.
15- Duyulardan yoksun bırakma.
16- İllüzyonlar oluşturma ve genellikle iğne ile ve damardan kafa karışıklığı ve unutkanlık yaratmak için uyuşturucu verilmesi. 
17- Acı ve hastalık yaratmak için toksik kimyasalların yedirilmesi veya enjekte edilmesi.
18- Vücut organlarının çıkarılması veya yerinden oynatılması.
19- Yılan, örümcek, kurt, fare gibi hayvanlarla korku ve iğrenme yaratma.
20- Genellikle boğma yoluyla oksijensiz bırakarak ölüme yakın tecrübe yaşatma.
21- Genellikle bıçak kullanarak başka insanlara veya hayvanlara işkence yapmaya veya yapılmasını izlemeye zorlama.
22- Köleliğe katılmaya zorlama.
23- Hamile bırakılıp ceninin ritüel için alınması, veya doğan bebeğin kurban veya kölelik için kullanılması.
24- Kurbanın ruhlar veya şeytanlar tarafından sahiplenildiğini, rahatsız edildiğini ve kontrol edildiğini hissettirerek ruhsal taciz. İblis veya cinler gibi bedensiz varlıklar tarafından ele geçirildiğine inandırma.
25- Dini inanışlara saygısızlık, şeytana ve diğer tanrılara yöneltme.
26- Kurbanları tanrının kötü olduğuna inandırmak için taciz ve illüzyon. Çocuğu, kendisini tanrının taciz ettiğine inandırma.
27- İşkence veya deney için ameliyat veya ruhsal ve bedensel bomba veya implant (elektronik bir alet veya makine) olduğuna inandırma.
28- Aileye veya sevdiklerine zarar verme veya zarar verme ile tehdit etme.
29- İnanırlığını yitirecek ve kafa karışıklığı yaratacak uydurulmuş şeyler ifşa etme.

(Ellen P. Lacter, Ph. D., Kinds of Torture Endured in Ritual Abuse and Trauma Based Mind Control)

MONARCH ZİHİN KONTROLÜ DENEYİN TEMELİ

Bu işkenceler, kişide birbirinden habersiz kişilikler oluşturmak için kullanılır. Çok iyi huylu, sıradan görünen bir insanın alt kişilikleri birbirinden bihaber, korkunç canavar kişilikler olabilir. Başarısızlıkla sonuçlanan deneylerin kurbanları derhal öldürülür. Bu insanlık dışı deneyler ayrıca bir insanın ölmeden işkenceye ne kadar dayanıklı olduğunu da ortaya koymak adına alt bir çalışma yapmıştır.

Bir kişinin alt kişiliklerini ortaya çıkarmak ya da alt kişiliklerini kurmak üzerine inşa edilmiştir. Böylelikle alt kişilik istenildiği gibi programlanarak, kurban istenilen vazifeyi yapacak bir kuklaya dönüştürülür. Kurban yukarıda saydığımız işkencelere maruz bırakılarak (taciz, aç bırakma, uyuşturucu verilmesi vb.) zihni kısıtlanır ve şartlandırılır.

Kişilik bölünmesi sağlanan kurbanda içsel suni bir dünya yaratılır. Bu içsel suni dünya, çeşitli müzik ya da film replikleri yahut bir şiirden alıntı kullanılarak programlanabilir. Programlanan kurban daha sonra programcının kendisine yüklediği tetikleyici sözlerden ya da repliklerden birini duyduğunda, o repliğe ne komut yüklendiyse, örneğin, öldür emri, derhal o emri uygular.

www.ruhsaldestek.com


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık