• 18 Nisan 2016, Pazartesi 0:16
SELÇUKBORA

SELÇUK BORA

ÜÇ HARFLİ HURAFESİ

 

Cinlere "üç harfli" diyen arkadaşlar! İyi saydınız mı? Arapça kökenli olan "Cinn" kelimesi tıpkı yazdığım gibi üç harfli değil, dört harflidir. Kelimenin sonundaki "n" harfi iki adettir ve vurgu yapılarak söylenir.

Cinler, cümle içinde “üç harfli” kelimesini kullanarak konuşan bir insanın kendilerinden bahsettiklerini bilemeyecek, anlayamayacak kadar ahmak mıdırlar acaba?

Bu kelimeyi icat eden kimseler, ne yazık ki cinlerden korkan kimselerdir. Oysa hiç kimse neden durduk yere cinlerden korkulması gerektiğini düşünmez. BİR MÜSLÜMAN ANCAK ALLAH'TAN KORKAR, GÖRÜNMEYEN TESİRLERDEN DEĞİL...

Şüphesiz asılsız bir korkuya ve görünmeyen varlıklarla ilgili uydurma hikâyelere dayanarak cinlerin isimlerini ağızlarına almaktan ürker hale gelen insanlar, bu tedbirin kendilerini cinlerden koruyacaklarını zannetmektedirler. İlk defa kim tarafından ortaya atıldığı bilinmeyen ‘’üç harfli” veyahut ‘’iyi saatte olsunlar’’ gibi terim ve deyimlerle insanlar aralarında cinlere işaret eden bir şifre tayin etmişlerdir. Çünkü büyü, cin ve şeytan gibi kelimelerin kendi başlarına dahi bir çekim alanı oluşturduğuna inanılır, bu yüzden halk arasında çekinme ve korkmadan dolayı bu varlıklara cin yerine ”üç harfliler“ denmektedir. Bu tabir, cinleri insanın zihninde gizemli kılar, gizemli şeylerse insanı korkutur, meraka salar...

Cinlerin ismini söyleyince bulunduğumuz yere gelmezler. Bu tamamıyla batıl ve hurafedir. Cinler hakkında konuşmanın hiçbir sakıncası yoktur! Eğer cinlerin adını söylemememiz gerekseydi, Allah-u Teâlâ’nın Kitabı’nda Cin Suresi olmazdı. ‘’Cinn’’ kelimesi, yazılışı ve telaffuz ediliş biçimiyle üç harfli değil dört harflidir.

Şimdi cinlerden korkanların bu batıl iddialarının geçersizliği üzerinde biraz duralım.

1-) Kimileri "cin" deyince yakınına cinlerin geldiğini ve bu cinlerin kendilerine zarar verdiklerini söyler, öyle inanır. Öncelikle şunu söyleyelim, cinler zaten tüm yeryüzünde var olan, hemen her yerde gezinebilen varlıklardır ve nüfusları insanlardan 1000-1500 kat daha fazladır. Yani bir cinin yakınınıza gelmesi için ismini anmanıza gerek yoktur, onlar zaten ayak basılan hemen her yerde bulunurlar.

2-) Cin kelimesi şahsi bir isim değil, bir tür ismidir. “İnsan" dediğinizde yanınıza herhangi bir insan gelmediği gibi "Cin" dediğinizde de bir cinin gelmesi muhtemel değildir. Çünkü "Ahmet-Ayşe" gibi özel bir ismi değil bir tür ismini zikretmiş oluyorsunuz. Bir cinin yakınınıza gelebilmesi için cini özellikle kendi ismiyle çağırmanız gerekir.(Bu maddede daha fazla ayrıntıya girmeye gerek görmüyorum.)

3-) "Cin" kelimesi Arapça'da görünmeyen ve mahiyeti, içeriği bilinmeyen hemen her durum için kullanılır. “Cin" kelimesi kökünden türetilen diğer tüm kelimeler de böyledir. “Örneğin anne karnında olduğu için görünmeyen bebeğe "Cenin" deriz. “Cenin" kelimesi "Cin" kelimesi kökünden gelen ve ''gözlerden gizli, anne karnının içi çıplak gözle görülemediği için cinsiyeti bilinmeyen çocuk, et parçası'' anlamında kullanılır. Yine "Cennet" kelimesi de, Cennet, henüz görmediğimiz bir yer olduğundan "görülmeyen, içinde ne olduğu bilinmeyen gizli yer" anlamında kullanılmaktadır.

4-) Şeytan da cinlerden olduğu halde kimse şeytana "Altı harfli" demiyor ve ismini zikretmekten de korkmuyor. Oysa "en çok korkulması gereken" bir cin türü varsa o da şeytanlardır. Burada ilimsizlikten meydana gelen bir hata ve yanlış düşünce olduğu ortaya çıkıyor.

5-) "Cin" demekle cinler gelmiş olsalardı, Yüce Allah Kur'an'da bu varlıkları isimleri ile zikretmez veya bunun tehlikeli olduğunu müminlere haber verirdi. Oysa böyle bir uyarma ya da tedbir yoktur, çünkü bu inanış baştan sona hurafedir.

6-) Cin kelimesi mesela Arapça’da 4 (Cinn), Türkçe’de üç (Cin), Osmanlıca’da iki (Cn), İspanyolca’da yedi (Ginebra) harflidir. Oysa bu kavramla kastedilen varlıklar aynı varlıklardır. İspanya’da yaşayan bir Türk’ün cinlere ‘’üç harfli’’ demesi ne ifade edecektir?

Cin musallatının en büyük sebeplerinden biri de "cinlerden korkmaktır. “Lütfen "üç harfli" veya buna benzer tanımlamalar ile bu varlıkları gözünüzde daha fazla büyütmeyin... Yüce Allah Cin suresi 6.ayette şöyle buyurmuştur:

"İnsanlardan bir kısmı cinlerden bir kısmına sığınırlardı da cinlerin azgınlıklarını artırırlardı."

Yani geçmiş çağlarda cinler hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olmayan pek çok kimse, cinlere sahip olmadıkları bazı doğaüstü güçleri yakıştırarak onları iyice şımartır ve farkında olmadan cinlerin kontrolleri altına girerek yoldan çıkarlardı. Cinler hakkındaki cehaletleri yüzünden cinleri besler ve cinlerden korkmaları nedeniyle! onlara cesaret kazandırırlardı...

İnsanoğlu cinleri tanıdığında, onların nasıl varlıklar olduğunu gördüğünde cinlerden korkmanın ne kadar mantıksız ve saçma bir korku olduğunu anlayacaktır. İnsanın cinlerden korunmasının tek yolu onların ne olduklarının bilinmesi yani onlar hakkında bilgi sahibi olunmasıdır. Cinleri bilmek, tanımak cinlerin insanlar üzerindeki tüm gücünü ve baskısını kırmaktadır. Çünkü insan bu durumda onları tanır, geliş yollarını bilir ve tedbirini alır. Cinler şüphesiz ki ilmi olmayan kimselerin üzerine gider ve bilgisizliklerinden faydalanırlar.

Bu korkunun temelinde; cinleri görememek, kişiye nereden ne şekilde geleceklerini bilememek, bu durumda ne yapılacağı, nasıl hareket edileceği hakkında bir fikre sahip olamamak, cinlerin perde arkasından sürekli insanlarla uğraştığına, insanın ise cinler karşısında aciz ve zayıf varlıklar olduklarına inanmak gibi YANLIŞ VE EKSİK düşünceler gelir.

Müslümânlar, puta tapanlar gibi, cinden korkmaz. Muhâfaza melekleri, insanları cinden koruduğu gibi, CİNLER âyet-i kerîme ve düâ okuyup, Allahü teâlâya sığınanlara da kolay kolay bir şey yapamazlar.

Kur'an’da cin kavramına baktığımızda, karşımıza hiç de eskiden bildiğimiz (bizimle aynı dünyayı paylaşan, çöplüklerde yaşayan, insanı çarpabilen, korkutucu, gizemli, soyut ve medyumlara malzeme olacak) varlıklar olmadığını anlıyoruz. Aksine, okuyan, dinleyen, dinlediğini bir başkasına aktarabilen, zeki mahlûklardan bahsediyor Kur’an. İslam öncesi Arap toplumundaki cin anlayışı, nerdeyse günümüz cin anlayışıyla örtüşmektedir, bu anlayış Araplara Hıristiyanlardan geçmiş, hem Hıristiyan hem de Araplardan, günümüze kadar süre gelmiştir.

Oysa cinler yiyip-içen, cinsel ihtiyaçları bulunan, evlenen, kadınları hamile kalıp çocuk doğurabilen, çocuk büyüten ve onları bir meslek sahibi yapan, şakalaşan-,gülen, ağlayan, oyunlar oynayan, yas tutan, tıpkı insanlardaki gibi her tipten inanca ve inançsızlığa sahip olan, ölen, hesaba çekildikten sonra cennete veya cehenneme gidecek olan insan gibi bir varlık türüdür. Yüce Allah bir ayette şöyle buyuruyor:

''Ben, cinleri ve insanları ancak (beni tanısınlar, bilsinler, sadece) bana ibadet etsinler diye yarattım.'' (Zariyat suresi,56)

''Yoksa birbirlerine karşı bir tahdit ve korku unsuru olsunlar, birbirlerini korkutup yıldırsınlar, birbirileri üzerinde baskı ve egemenlik kursunlar diye değil'' buyuruyor...

Kıcasa; cinlerin insanlardan korkmaları ne kadar anlamsız ve boş ise, insanların da cinlerden korkmaları o kadar anlamsız ve boştur. Yüce Allah bu iki tür (cinler ve insanlar) arasında korkuya sebebiyet verecek bir şey yaratmamıştır. Onları birbirlerinden korksunlar ya da çekinsinler diye değil, farklı boyutlarda da olsalar aynı dünyayı paylaşarak imtihana tabi olsunlar ve birbirlerini tanısınlar diye yaratmıştır. Bu durum, yaratılış ve türlerle ilgili bir zenginlik, renkliliktir. VESSELAM !


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık