• 29 Eylül 2019, Pazar 14:33
SELÇUKBORA

SELÇUK BORA

Sosyal medya ve nazar!

Sosyal Medya Paylaşımlarıma Nazar Değer mi?

Soru: Sosyal medyada paylaştığım fotoğraf ve videolar yüzünden bana nazar değer mi? Bir kimsenin fotoğrafına bakmakla nazar değdirmek mümkün müdür? Nazar değeceği korkusuyla hesaplarını donduranlar hatta kapatanlar bile varmış.

Cevap: Sosyal medyada paylaşılan kişisel bilgiler yüzünden bir kimseye nazar değip değmeyeceği konusu bir hayli zamandır tartışılıyor. Fakat ortaya çıkan bilgi kirliliği ve hurafe türünden inanışlar yüzünden mesele çok yanlış anlaşılıyor.                                                                                                                   

İnsanlar, gündelik hayatlarını sosyal medyaya aktarırken orada yine gündelik hayatlarındaki tehlikelerin ve korunma tedbirlerinin geçerli olacağını zannediyor, gerçek hayatlarıyla bu ‘suni’ hayatı birbirine karıştırıyorlar.                                                                                         

İnsanlar, sosyal medya üzerinden birbirlerinin hayatlarını, ailelerini gözetleyebilmektedirler.                                                                                           

Sosyal medyadaki paylaşımların nazara yol açıp açmayacağı yönündeki tartışmaların ana sebebi ve başlangıç noktası ise; geçmişte olduğu gibi bugün de paylaşılan fotoğraflardan sonra başa gelen aksiliklerin, kaza ve musibetlerin nazardan bilinmesi ve aynı hadisenin binlerce kişi tarafından yaşanması ya da öyle zannedilmesidir. (Sargılı parmağının, kırılan kolunun, düşüp yardığı bacağının fotoğrafını çekip ‘nazara geldim, parmağımı kestim’, ‘tatil fotoğraflarından sonra bacağım kırıldı, gözü değenin gözü çıksın!’ gibi paylaşımlarda bulunan kimselerin davranışları buna örnektir.)

Bu durum, sosyal medyada takip edildiğini bilen bireyin, yaşadığı olumsuzlukların kaynağını bulabilmek adına şüpheye kapılarak  geliştirdiği bir savunma/ korunma mekanizmasıdır.

Problemlerin kişisel güzelliklerin teşhir edilmesi ile ilişilendirilmesi çok eski bir gözlem ve inanıştır.

Paylaşımların görsel içerikli olması, sosyal medyanın, kullanıcıya bir anda dünyanın her yerinden milyonlarca kişiye ulaşabilme imkanı vermesi de nazar ve haset için farklı sebepler olarak kabul edilebilir.

Bireyler, sosyal medyayı gündelik hayatlarının bir parçası haline getirirlerken aynı zamanda ‘dijital kültürlerini’ de oluşturmakta ve gündelik hayat pratiklerini, korku ve inanışlarını sosyal medyaya taşımaktadırlar.

‘Maşaallah’, ‘nazar değmesin’ gibi ifadelerin çokluğu, nazar boncuklu paylaşımlar, yüzlerin emojilerle veya bir kısmının elle kapatılarak, gizlenerek paylaşılması, kadınların arkaları dönük uzağa bakar pozları bu yüzden kısa sürede sosyal medyada yerini bulmuş, aşinalık kazanmıştır. Şimdi bu sık sorulan soruya cevap verelim.

Sosyal Medya Paylaşımlarıma Nazar Değer mi?

Sosyal medyada fotoğrafını gördüğünüz bir kişiyle karşı karşıya gelmediğiniz için gözle nazar değmez fakat arada ne kadar mesafe olursa olsun bu paylaşımların başkalarında meydana getireceği haset, kıskançlık, çekememezlik gibi kötü duygu ve düşünceler sebebiyle nazar değebilir. Bakışla nazar değebilmesi için iki insanın mutlaka yan yana gelmesi ve nazarcının diğer kişiye bakması gerekmektedir. Bu hata, insanların, nazarın bakışla sınırlı olduğunu zannetmelerinden kaynaklanır.

Nazar yalnız bakışla değil, düşünce yoluyla da aktarılabilen bir kötü enerjidir. Zaten nazarın temelinde bu duygu ve düşüncelerin meydana gelmesi ve yoğunlaşması vardır. İnsan gözünün bakışı sınırlıdır. Düşünce ve enerji için ise zaman ve mekan sınırı yoktur.

‘’Sosyal medyada paylaştığım fotoğraflarımdan bana nazar değer mi?’’ gibi sorular sormak ve nazarı sırf bakışa indirgemek yerine paylaşımlarımızın karşı tarafta meydana getireceği haset ve kıskançlık gibi yıkıcı duygular üzerinde durmalıyız.                                                                                  

Karşılaştırma                             

Sosyal medya aracılığı ile diğer kullanıcıların paylaşımlarını gören bireyler, tıpkı gündelik hayatlarında arkadaş ve komşuları arasında bilerek ya da bilmeyerek yaptıkları gibi kendi hayatları ile diğerlerinin hayatları arasında bir karşılaştırmaya giderek haset ve kıskançlık duygusuna sahip olabilmekte, kendi üstünlük ve eksikliklerini fark edebilmektedirler.

Haset ve kıskançlık, hayatlarının ‘’kıskanılası’’ yönlerini gösterme çabası içine giren insanların tetikleyici davranışlarıyla ortaya çıkar ve kendine yer bulur.

Özellikle gösteriş amacı güden bireyler, bindikleri araçları, tükettikleri lüks markaları, gittikleri restoranları, aşk yaşadıkları kişileri, gezdikleri yerleri, yedikleri lüks ve farklı yemekleri kısacası yaşam biçimlerini gösterme çabasında oldukları için nazarla her zaman karşı karşıya kalırlar.

Çocuk sahibi olamayan ebeveynlerin peş peşe çocuk sahibi olan ailelerin mutluluk dolu fotoğraflarına bakıp kıskanmaları, depresyona girmeleri olağan bir hadisedir.

İnsanlar sahip oldukları nimetler için Allah’a şükretmelidirler.

Bununla birlikte özellikle sosyal medyada bu nimetlerden mahrum insanların karşısına kıskanılası görüntülerle çıkıp ellerindeki nimetlerle gösterişe gitmemek, kibre kapılmamak ve diğer insanları üzmemek gerekir.

Aksi halde ortaya çıkan negatif enerjiden kaynaklı ruhsal ve bedensel arızaların cezasını paylaşım sahibi ve yakınları çekecektir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık