• 24 Ocak 2019, Perşembe 10:56
SELÇUKBORA

SELÇUK BORA

Şeytanın tahtı!

ŞEYTANIN TAHTI

Aşağıdaki yazı, zinaya yaklaşmaları ve zina etmeleri sebebiyle ‘musallata uğrayan’ insanların seansa alınıp vücutlarındaki şeytanların konuşturulmasıyla elde edilen bilgilerden oluşmaktadır ve TAMAMEN GERÇEKTİR!

Şeytanlar, harama bakan, haramı işiten, haramı tutan, harama yürüyen bedenlere yerleşirler. Bir vücut zinaya bulaştığında oraya yerleşecek şeytanın tahtı hazırlanır, şeytan, zina eden organa yerleştirilen tahta güzelce kurulur. O organ ona aittir artık, ‘harama bakan göze yerleşir ‘bu göz benim gözüm!’ der, haramı işiten kulağa yerleşir ‘bu kulak artık benim de kulağım’ der, haramı tutan ele yerleşir ‘bu elle tutan benim’ der, harama yürüyen bacaklara yerleşir ‘bu bacaklarla yürüyen benim!’ der, o organ artık onun dünyaya açılan penceresi, fizik aleme adım attığı ’yayın organı’dır, kendisini ‘ev sahibi zanneden’ insanın değil!

Allah, harama bakan bir kimse için şeytanlara emredip, ‘’bunun gözlerine girin, orada kendinize evler edinin, onun gözlerine ortak olun!’ buyuruyor…

Tahtına yerleşen şeytan; ‘Bu organ artık benim!’ der, ardından azgın yardımcılarını da yanına alır. Tıpkı bir ayette buyrulduğu gibi;

‘…(Ey Şeytan, insanların evlatlarına ortak ol!’ (İsra, 64)

Bu ayette ifade dilmek istenen nedir, hiç düşündünüz mü?

İblis ve avanesinin insanların evlatlarına ortak olması, anne-babanın zinakar olması ve onlardan doğacak çocuğun zina mahsulü olması demektir…

Nefsinin bir anlık zevkine kapılıp zina ettiği için mutluluktan havalara uçan insan, yaptığının yanın kalacağını zannederek bedeninin ortasındaki şer güçlerden ve başlarına geleceklerden habersiz bir müddet yaşar gider…

Tahtın sahibi şeytan ve yardımcıları, girdikleri bedende damarlarda dolaşır, şehveti kabartırlar...

Zinadan gelen şeytanlar son derece azgın, şehvetli ve zinanın her türlüsünü sınırsızca isteyen dehşetli varlıklardır. Hayatta kalabilmeleri için bedenine girdikleri kişinin zina etmesi gerekir, çünkü enerjilerini zinadan elde ederler. Zina büyük günahlardan biridir. İşlenen günah ne ile ilgili ise o günahla gelen şeytan da kişiyi ona göre yönlendirir, yoldan çıkarır, vesvese verir. Zinadan gelen şeytan insanın içinde durmadan büyüyen şehvetten bir ağaç gibidir.

Zina eden kişi, zinadan gelen şeytanların baskısı ve bedeni ele geçirmeleri sebebiyle (bedenine giren şeytanlardan sonra) gitgide azgınlaşmaya başlar. Gözü iyice dışarıya kayar, zinasız yapamaz, madde bağımlıları gibi harama bakmadan, açık-saçık filmler izlemeden tatmin olamaz, eşinden zevk alamaz, zinayı bir yaşam biçimi haline getirir. Nereye baksa her yerde cinsellik ve şehvet görür. Kendisini dizginleyemez, gecesini gündüzünü aklında kurduğu cinsellikle dolu sahneler arasında geçirir, öyle ki artık işi ve gündelik hayatı bile bozulur.

Bu şeytanlar kişinin rüyalarına girer, ona en güzel, en seksi vücutlarla görünüp ilişkiye girerler, insanın, haram ve sapıklık olduğu için bilinçaltında baskılayıp yapmaktan utandığı tüm cinsel istek ve arzuları rüyasında yaşatır, yerine getirirler, böylece kişi bazen rüyasında kendisini, kendinden bile nefret edeceği fantezileri zevkle yaparken bulur…

Zina sebebiyle musallata uğrayan insan, önceleri bu rüyaları bir çeşit tatmin olarak gördüğü ve gizlice zevk aldığı halde sonraları pişmanlık duyar ve kendinden utanır. Gerçekte şeytanlar bilinçaltındaki tüm kötü, sapkın düşünceleri kişiye bizzat yaşatarak bir yandan cinsellik konusunda kişinin kendisine engel koymayarak yaşamasını ister, bir yandan da ona sıkıntı vermek, midesini bulandırmak için çalışırlar.

Zinakarın hiç bir ilişkisi yürümez, tüm ilişkileri saçma sebepler ve kavgalarla biter, onun beğendiği onu beğenmez veya onu beğeneni o beğenmez, uzun yıllar devam edecek bir kısır döngüye girilir, zina eden kişi bekarsa kolay kolay evlenemez, nikah masasına oturmaya niyetlendiği vakit birden yüzükler atılır, taraflar birbirine girer, taraflardan ÖZELLİKLE ZİNA ENERJİSİ İLE YÜKLÜ OLAN KİŞİ anlamsız davranışlar sergiler, uzaklaşır, davranışlarına kendisi de anlam veremez, pişman olur, hata ettiğini bilir ama durumu düzeltmek adına bir çaba gösteremez, elleri ayakları bağlı gibidir, evlense evliliği uzun sürmez, araya giren şeytanlarca çıkarılan fitneler, kıskançlık, vesveseler ve ruhsal handikaplarla bozulur…

KİŞİNİN YALNIZCA ZİNA ETTİĞİ İLİŞKİLER YÜRÜR, ŞEYTANLAR ZİNA İLİŞKİLERİNE MÜDAHALE ETMEZ, KARIŞMAZLAR… Neden? Çünkü orada şeytanlar için gıda vardır, şeytan zinayla güçlenir...

Zinadan gelen şeytan evlenecek kişiye; ‘’Sen ilişkiyi helalinden değil haramından yaşadın, biz de bugün senin helalini (evliliğini) kapatıyoruz, tevbe etmedikçe evlenemezsin!’’derler böylece…

Bu şeytanlar yalnız zina edenle uğraşmakla kalmaz, aileden –az ya da çok- zinaya bulaşan herkesin (zinayı kabul eden, tavsiye eden ve meşru gören) zayıf yönlerini bulup tek tek musallat olur, bedenlerine girerler. Kişi evliyse zinadan sonra ilişkiye girdiği hanımına zina ettiği kadından aldığı şeytani zehri bulaştırır. İlişki sırasında vücut sıvılarının karışması ile şeytanlar bedenden bedene akar dururlar.

İşlenen günahın cezası, aynı şekilde olur. Yani zinadan gelen şeytanlar kişiyi zina etmeye sevk ederler. Çünkü zina görevlisi şeytanların vazifeleri ve en iyi bildikleri şey budur.

Zinaya bulaşan karı-kocanın bir yerden sonra arası açılmaya başlar, özellikle evde lüzumsuz tartışmalar, soğukluk, sevginin nefrete dönüşmesi, tahammülsüzlükler ve önü alınamayan tuhaf davranışlar meydana gelir.

Aile bireylerinin, kendilerini tatmin edeceği düşüncesiyle ayakları yerden kesilerek koştukları zinalar onlara zamanla cehennem hayatı yaşatır.

Sorunun nerede ve nasıl başladığı, ailenin birkaç yılda nasıl bu hale geldiği anlaşılamaz, işin içinden çıkılamaz.

Bu arada gizlice eve sokulan cinsel içerikli filmler, dergi ve mecmualar, fantezi namına giyilen iç gıcıklayıcı şehvet uyandıran elbiseler bedendeki Şeytanları iyice semirtip güçlendirir. İnsan için cinsellik, -doğal olarak- önceleri yalnızca günün belli saatlerinde yaşanan lüzumlu bir ihtiyaç iken insanı artık günün her saatinde esir alan delice bir bağımlılığa dönüşür.

Adam sokağa çıkar, bakacak endamlı vücutlar arar, televizyonu açar gözünü kadınlardan alamaz, internete girer aklı cinselliktedir, arkadaşlarıyla konuşur, konu cinsellik ve kadınlardır, eşiyle ilişkiye girer, ondan filmlerde izlediği türlü sapıkları ister, bekler, yoksa mutlu olamaz… Kadın yarı çıplak giyinir sokağa çıkar, beğenilmek, arzu edilmek ister, vücut hatlarını öne çıkarır, tahrik eder, sonra da ‘neden bakıyorlar ki?’ der. Halbuki tahrik de en az harama bakmak kadar insanı tesir altına alan bir başka suç değil midir?

Gizlice izlenen erotik filmlerde kadınların, erkeklerin avret yerlerine bakılması sebebiyle daha önce bedene giren zina görevlisi şeytanların haricinde vücuda bir de ‘cinsel sapıklık ve sapkınlık’tan gelen şeytanlar yerleşir. Öyle ya bir erkeğin başka bir erkeğin cinsel organına ya da bir kadının başkasının genital bölgesine –hem de tamamen açıkken- bakması haram iken bu filmler yoluyla ortada mahremiyet-haram-perde kalmaz…

Güzel bir hayat yaşamak için ölünceye kadar birlikte yaşama hayalleriyle evlenen çift arasındaki tartışmalar sürer gider, herkes ‘ben başka kadın (ya da erkek) istiyorum, benim hayalimdeki kadın-erkek şöyle şöyle olmalı, benim için şöyle giyinmeli, şöyle sevişmeli, böyle dans etmeli, şöyle cilveli olmalı’ gibi düşüncelere dalarak nefsinin kölesi olur…

Arsızlık başlar, utanma ortadan kalkar, şehvetli bakışlar ve istekler havada uçuşur…

Tuhaf bir şekilde ailede kaç kişi çalışırsa çalışsın kazanılan para geldiği gibi gider, faydası görülmez, birbiri ardına işlenen zinalar sebebiyle bereket ortadan kalkmıştır çünkü…

‘’Zinaya yaklaşmayın, gerçekten o, 'çirkin bir hayasızlık' ve kötü bir yoldur.’’ (İsra, 32)

Evet, Allahü Teala harama alışmış, harama bulaşmış bedenleri şeytanlara teslim ediyor. ‘Bu beden artık şeytanlara ait, sizin değil, lakin haberiniz yok’ diyor. Şeytanlar yalnız zinakar bedenlere değil, içinde zina edilen evlere, odalara, vasıtalara, ofislere, okullara da yerleşir, ‘burası benim’ derler…

Biz ise hala ‘Güzele bakmak sevaptır, ne var yani bir kere baktıysam!?’ diyerek hem şirke hem küfre girerek yoldan çıktıkça çıkıyor, battıkça batıyoruz! Günahın sevabı olur mu hiç? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? (Doğrusu: ‘‘Güzel bakmak sevaptır’’)

Helal ve haramların kıyamete kadar asla değişmeyeceğini, bu kanunun ilelebet süreceğini bir türlü kabullenemiyoruz, küresel sisteme ve şeytana kendi ellerimizle teslim oluyoruz! Sonuç:

‘’BAŞINIZA GELEN HERHANGİ BİR MUSİBET KENDİ ELLERİNİZLE KAZANDIKLARINIZ (İŞLEDİĞİNİZ GÜNAHLAR) YÜZÜNDENDİR. BUNUNLA BERABER ALLAH YİNE DE ÇOĞUNU AFFEDER.’’ (Şura, 30)

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık