• 12 Ocak 2020, Pazar 20:56
SELÇUKBORA

SELÇUK BORA

Şeytani evlilikler!

Şeytani Evlilikler (Asrın En Büyük Tehlikesi)

Evlenmek istediğimiz kişiyi her zaman ‘’biz’’ mi seçiyoruz?

Her evlilik hayırlı mıdır?

Bedenimizdeki varlıklar algılarımız ile oynayarak bize bir kimseyi sevdirip beğendirebilir mi?

Karşı cinsle alakalı düşüncelerimizin gerçekten ‘’bize ait’’ olduklarından nasıl emin olabiliriz?

Aşk sandığımız ilişkiler gerçekten aşk mıdır?

Şeytanlar bunu neden yapar?

Evlilik, dinimizin şiddetle tavsiye ettiği ve insanı zina gibi birçok günahtan uzak tutan önemli bir eylem olduğu halde insanı günah ve kötülüğe iten şeytani evlilikler de vardır. Halkımız bu durumdan ne yazık ki habersizdir.

Üzülerek söylüyorum ki çoğu zaman aslında seven, beğenen ve evlenen siz değilsiniz.

Bedenlerinde cin-şeytanlarıyla birlikte yaşayan insanlar onların tesiri ile seçim yapıyor, beğeniyor ve evleniyor. Bedeni ve ruhu şeytanların eline geçmiş kimseler duygu, düşünce, davranış ve tercihlerini kendinden bilir, perde arkasında kendisini, iradesini yöneten gizli güçten habersiz sahte bir hayat yaşarlar.

Cinlerin insan bedenine girdikten sonra insanın iradesini, duygu ve düşüncelerini ele geçirdiklerini ve insana hükmettiklerini aklınızdan hiçbir zaman çıkarmayın!

Örneğin diyelim ki Ahmet’in bedeninde büyü görevlisi musallat varlıklar var. Bir yerde görüp tanıştığı Zeynep’in bedeninde de büyüden gelen şeytanlar var. Ahmet'teki şeytanlar onu kendisi gibi musallatlı olan Zeynep’e sevk ettiriyor, sevdiriyor, yakınlaştırıyor. Aynı frekansa sahip bu varlıklar çoğalmak ve daha fazla güçlenmek için bu kişilerin algıları ile oynayarak onları yakınlaştırır ve evlenmelerine olanak sağlarlar. Çoğalmaları ise Ahmet ile Zeynep’in evlenmesi ve çocuk sahibi olmaları ile mümkündür!

Bu iki insandan doğan çocuğun bedeninde, onlar ilişkiye girerken onların bedenleri vasıtasıyla ve onlarla aynı anda ilişkiye giren şeytanların da çocuğu dünyaya gelir. Yani musallatlı bir çiftte, evlenmeleri halinde gerçekte iki ayrı tür (insan ve cin), insan insanla, bedenlerindeki cinler de birbirleriyle birlikte olarak toplu bir ilişkiye ve doğuma yol açarlar. Böylece şeytanların çocuğu, Ahmet ile Zeynep’in çocuklarının bedeninde dünyaya gelir ve şeytanlar, iki insandan olan çocuğun bedeninde kendi çocuklarını büyüterek onu sahiplenme yoluna giderler.

(Bunun tersi şöyle meydana gelir: İşlediği zinalar sebebiyle musallata uğrayan bir kimse evlenemez. Bedenindeki şeytanlar, o kimsenin ve görüştüğü kimselerin algılarını ters yüz ederek o kimseyi çevreye itici ve sevimsiz bir kimse olarak gösterir öyle yansıtırlar. Cinselliği haram yollardan yaşayan insanların cinselliği helal yoldan yaşamasının yolu kapatılmış olur böylece. Kısaca; verilen ceza, işlenen günahın cinsine göre olur.)

Peki şeytani evliliklerin belirtileri nelerdir?

1-) Yıldırım aşkı hezeyanı… Bir kimsenin ilk kez gördüğü bir kimseye karşı olağanüstü hisler beslemesi ve aşık olması (aşık olduğunu zannetmesi). Zihninin o kişiyle dolması ve onu unutamaması. (Bu durum evlilik haricinde gündelik ilişkilerimizde de iki erkek ya da iki kadın arasında zaman zaman yaşanmaktadır. Bazıları ilk kez gördükleri kişilere karşı bir anda sempati veya antipati duymaktadır. Bunun nedeni falcıların iddia ettiği gibi ‘’yıldızların barışması veya barışmaması’’ değil, bedenlerdeki musallat varlıkların birbirleri ile anlaşması veya anlaşamamasıdır!)

2-) Bir kimsenin normalde asla birlikte olmayacağı, evlenmek istemeyeceği, inancı, giyim-kuşamı, makyajı ve yaşam biçimi kendi yaşam biçimi ile bağdaşmayan birisini beğenmesi ve onunla evlenmek istemesi! Mesela dindar bilinen bir kimsenin açık-saçık, ibadetlerini yerine getirmeyen ve günah işlemekte sakınca görmeyen birine aşık olması (aşık olduğunu zannetmesi!) ve ona talip olması gibi… Ya da sessiz sakin, uysal ve saygılı bir insanın, patavatsız, nerede nasıl konuşacağını ve davranacağını bilmeyen, küfürbaz birini beğenmesi ve evlenmek istemesi gibi…

3-) Birbirlerini tutkuyla sevdiklerini ‘’zannederek’’ evlenen kişilerin, kısa süre sonra başlayan şiddetli geçimsizlik yaşamaları ve ayrılmaları. Korkunç bir hata yaptıklarını fark eder, ancak duruma bir anlam veremezler. Duygularının ve karşılarındaki kişinin değiştiğini düşünerek kendilerine kızar hatta kendilerini kınarlar. Şeytanların amacı da budur zaten, önce sevdirip yakınlaştırmak, sonra birbirlerine eziyet etmelerini sağlamak!

Şimdi daha evvel karşılaştığım vakalardan şeytani evliliklere muhtelif misaller vermek istiyorum:

1-) Kötünün kötüyle evlendirilmesi (musallatlının musallatlıyı beğenmesi ve beğendirilmesi): İbadetlerini yerine getirmeyen, günaha düşkün, dinini bilmeyen ve yaşamayan, harama meyilli iki kimse bedenlerindeki şeytanların tesiriyle sevdirilip evlendirilir. Aynı kötü enerjiye sahip oldukları için birbirlerini görür görmez bazen tek bir bakışla anlaşmaları ve kaynaşmaları çabuk olur. Şeytanlar, bu evlilikle dünyaya anne-babanın işlediği kötülüklere devam edecek hatta kötülüğe kötülük katacak, ahlaksızlığı bir adım öteye taşıyacak yeni insan ve cin şeytanları getirmeyi amaçlar, nesli bozmak isterler.

2-) Kötünün iyi ile evlendirilmesi (musallatlı birinin temiz birini beğenmesi ve onun peşine düşerek elde etmesi). Burada kumarbaz, zina eden, küfürbaz, içki içen, nefsine tapan, heva ve hevesinin peşinde koşan, haram yiyen bir kişi helalinden beslenen, ibadetlerini yapan, iyi yetiştirilmiş, ahlaklı birine musallat ettirilir. Kötü, iyiyi sever, onunla evlenmek için her yola başvurur. Zamanla iyi de onu sever ve çoğunlukla evlenmeyi kabul eder. Böylece günahlardan kaçınan, ahlaklı ve takvalı kimse, evlendiği insan şeytanı yüzünden zamanla bozulup ahlaksız bir hale gelir, gelebilir, insan şeytanı eşinin yanlış fikir ve yaşantısı ile zehirlenebilir, daha önce yapmadığı kabahatleri işleyebilir, bir cinsi sapığın kötü ve iğrenç isteklerini yerine getirmek zorunda kalan zavallı bir esir haline gelebilir, amaç budur.

Kötü, eve içkili gelir, eşini döver, küfür ve hakaret eder (aslında kötünün dilinde konuşan ve hakaret eden, onun temiz yaşantısından nefret eden ve ondan böylece intikam alan ŞEYTANLARDIR!), ibadetleri terk etmesi için işkence eder, bazen dünyaya getirdiği çocukları ondan kopararak kederden ölecek hale getirir.

Başkasıyla zina eder, sonra eşiyle birlikte olup başkasından aldığı pisliği eşine bulaştırır. Maksat, temizi, iyiyi kirletmek, ezilip kalmasını sağlamaktır! Evlilik öncesi, ‘’nasılsa evleneceğiz’’, ‘’tanımadan evlenemem’’, ‘’erkek arkadaşım-kız arkadaşım’’ düşünceleri ve cinsel özgürlük, ‘’benim bedenim, benim hayatım!’’ zihniyeti ile zina etmeler, flörtler, çıkmalar, gezmeler, tozmalar, öpüşmeler, koklaşmalar, kucak kucağa oturmalar ve alan razı satan razı cinsinden yapılan tüm kaçamaklar da şeytani evliliklere tuz biber oluyor…

Şu işe bakın ki şeytan, tüm bu davranışlarla daha evlenmeden, evlenme hayalleri kuran iki insana zinanın BİN türlüsünü yaptırıyor, önce bol bol günaha sokup sonra tamam, şimdi evlenin diyor. Halbuki zinadan sonra gelen evlilik zina görevlisi şeytanların yuvayı yıkmasıyla son bulacak ve boşanan çift hayatının geri kalanını çoğunlukla zinadan zevk alarak, evlenmekten uzak kalarak geçirecektir!

Ne yapmalı? Temizlenmeden evlenmemeli…

Hem kendimizi hem de evlenmek istediğimiz kimseyi iyi araştırmalı, hem kendi bedenimizde hem karşıdaki kişinin bedeninde büyü, musallat, nazar veya günahlardan gelen kötü enerjilerin bulunmamasına dikkat etmelidir.

Bazıları ‘’Hocam bunlar sorulur mu, araştırılır mı, çekiniriz bunu sormaktan!’’ diyorlar. Bunu araştırmakta hiçbir sakınca ve ayıp yoktur.

Geleceğinin kararmasını istemeyen, şeytanın maskarası olmaktan korkan herkes mutlaka bunu yapmalıdır. Aksi halde yalnız kendinizi değil, sizden doğacak olan ve sorumluluğunuz altındaki gelecek nesilleri de heba edeceğinizi bilin.

Unutmayın ki asıl abes olan bunu sormak, araştırmak değil, bunu saçma ve mantıksız gören bir kimse ile evlenmektir! Evlenmeden evvel işi var mı, maaşı iyi mi, evi var mı, bana iyi bir hayat sunabilecek mi diye sormak ayıp değil de insanın dünya ve ahiretini kurtarmak için sordukları mı ayıp?

Dinimiz bize bu tür enerjilerin tehlikelerini ve korunmak için gerekli yolları öğretmiştir. Bu, her müslümanın asli vazifesidir. Şeytan için dünyaya daha fazla çocuk getirmeyin! Mutasyona uğramış, dünyaya musallatlı gelmiş, duygusu ve hisleri olmayan, robottan farksız çocuklar doğurarak insanoğlunun yaratılış mayası ile daha fazla oynamayın!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


murat murat 24.01.2020 09:02

muhteşem bir yazı. Allah razı olsun, korusun..

Yüreğinize sağlık harika bir yazı dizisi olmuş. Yüreğinize sağlık harika bir yazı dizisi olmuş. 31.01.2020 18:51

Yüreğinize sağlık harika bir yazı dizisi olmuş

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık