• 26 Temmuz 2017, Çarşamba 13:23
SELÇUKBORA

SELÇUK BORA

KOZMİK ODA CİNLERDEN KORUNABİLİYOR MU?

KOZMİK ODA NE KADAR KOZMİK?

BU ODALAR, METAFİZİK İSTİHBARATTA KULLANILAN CASUS CİNLERDEN KORUNUYOR MU?

Bir devletin en mahrem istihbarat sırlarının, içeriye ve dışarıya yönelik hesaplarının, gelecek planlarının, gizli tarihinin muhafaza edildiği yerlere, o devletin iktidar gücünü istismar ederek girenler neyi arar, amaçları ne olabilir? Cemaat zannettiğimiz bir yapı, Türkiye’nin kozmik odalarında neyi bulmayı hesaplıyordu? Ya da o yapı, bu bilgileri kopyalayıp hangi ülkelere servis etti?

Kozmik kelimesi, evrenle ve onun genel düzeniyle ilgili anlamına gelmektedir. Günümüzde, yüksek öneme sahip, gizli yada gizemli ve geneli ilgilendiren "şeylere" hitaben kullanılır ve önemlerini belirtmek için sıfat olarak eklenir. Kozmik deha, kozmik ışın, gibi...

17 HANELİ ŞİFREYLE GİRİLEBİLİYOR

Peki kozmik oda olarak da bilinen bu odayı önemli kılan ne?
Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki (STK) mühürlü kozmik odaların kapısı yüz ve parmak izi tanıyan, 17 haneli şifrelerle açılıyor.
Çok sınırlı sayıda personelin girmek için yetkili olduğu odalarda, olası bir savaşta devlet büyüklerinden işadamlarına kadar ülke için önemli olan isimlerin nasıl ve nerede korunacağına dair detaylı planlar yer alıyor.

ÖZEL HARP DAİRESİ'NİN HAFIZASI

Özel Harp Dairesi adıyla anılan STK'nın görev tanımı eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt döneminde güncellendi.
Daha önce "Olası bir düşman işgaline karşı gayrinizami harp tekniklerini planlamak ve savaş zamanında bunları uygulamak" olan görev tanımı "Psikolojik, siyasi ve ekonomik iç ve dış savaş tehdidine karşı" olarak geliştirildi. Bu kapsamda bölge başkanlıkları da 14'ten 22'ye çıkarıldı.
STK, bir iç ya da dış savaş ihtimaline karşı barış zamanında gayrinizami harp planlarının alt yapısını oluşturmakla görevli bir birim. Gayrinizami bir harpte görev yapacak kişiler sivil halktan da seçiliyor ve eğitim veriliyor. Olası bir savaşta bu siviller düşmana karşı mücadele ediyor, askeri operasyonlara destek veriyor.

'ÇOK GİZLİ' KART

Teşkilat için seçilen sivil personele, üzerinde Genelkurmay Başkanı'nın imzası bulunan bir kart veriliyor. "Çok gizli" dereceli bu kartlar, ilgili personele imza karşılığı veriliyor ve okunduktan sonra yine imza karşılığı geri alınıyor. Sivil üyelerin hiçbiri birbirini tanımıyor. Çoğunluğu etnik çeşitliliğin olduğu bölgeler olmak üzere halihazırda 22 ilde başkanlık var.
STK olası bir savaşta korunacak isimlerin nerelerde saklanacağı, nasıl iletişim kurulacağı, yiyecek ve içecek ihtiyacının nasıl karşılanacağı, hangi güzergâhlardan geçiş yapacağı detaylı bir şekilde planlanıyor. Bu çalışmalar, değişen şartlara göre sürekli olarak güncelleniyor.
Gayri nizami harp planlarının olduğu bu odalar, alışılmış şekilde balmumuyla mühürlü değil. İleri teknolojiyle korunan bu odalar yine sürekli güncellenen şifrelerle, yüz ve parmak izi tanıyan sistemlerle mühürlü tutuluyor. Benzer sistemler Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bazı birimlerinde de var. Askeri kaynaklardan alınan bilgilere göre, bu planların içinde Türkiye'nin önde gelen iş adamları, hukukçular, akademisyenler ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin adı yer alıyor. Olası bir harp durumunda bu kişilerin nasıl bir görev üstleneceği de ayrıntılarıyla belirtiliyor. Ancak, bu kişilerin, kendilerine verilecek görevlerden barış döneminde haberleri yok.

ABD’NİN TEKLİFİYLE KURULDU

1970 yılında ABD'nin teklifi üzerine Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kurulan Seferberlik Tetkik Kurulu'nun amacı Rusya'nın muhtemel bir işgalini engellemekti.
Rusya, Türkiye'yi işgal ederse, gerilla hareketiyle karşılık verilecekti. O dönemde savaş halinde sivil halkın kullanılması için, yerlerini sadece hücre başkanlarının bildiği silahlar yer altına saklandı.
Soğuk Savaş'ın ardından STK hücreleri etnik ve mezhep farklılıklarının oluştuğu yerlere konuşlandırıldı.

TEKNOLOJİK KORUMA/KORUNMA YETERLİ Mİ PEKİ?

Bugün büyük devletler, çeşitli bilgilere ulaşabilmek için milyarlarca dolar harcayıp teknolojik girişimlerde bulunmak yerine (veya bu tür girişimlerde bulunmakla birlikte) işinde mahir bir medyum bulup onu maaşlı çalıştırarak, medyumun ruhi kaabiliyetinden ve ortaklaşa çalıştığı şeytanların casusluklarından istifade etmektedirler. Birkaç medyum/hocayı toplayıp onlardan gizli bir daire kurarak, ülkeyi ve devlet sırlarını metafizik saldırılardan koruyan devletlerin sayısı her geçen gün artıyor, biz bunun neresindeyiz? Herhangi bir tedbir almayıp, tıpkı halk arasında konuşulduğu gibi ‘’bizim evliyalarımız var, kimse bize kolay kolay dokunamaz’’ demek koca bir devlete yakışır davranış mıdır?

1-) Cinler, bu odaların kapıları açıldığında içeri sızabilir ve içerideki bilgilere ulaşabilir…

2-) Cinler, içeri giren kişilerin vücudunu kullanarak personelle birlikte içeri girebilir, içerideki belgeleri personelin gözünden görüp inceleyebilir ve hatta bu personelin hafızasında bulunan çok gizli önemli bilgilere ulaşabilirler…
Şifreler de kolayca öğrenilebilir. ‘’Çok gizli’’ personelin, hemen yakınında, kendisini ‘’ensesine üfleyerek’’ gözetleyen varlıklardan ne kadar haberi vardır?

Kısaca bu odaları cin-şeytanlarından korumak yetmiyor, buralara giren personelin de musallatı olmayan, abdestli ve korunaklı kişiler olmaları gerekiyor. Bunları konuşmak bugün -bile hala, ne yazık ki- kulağa tuhaf ve delice gelse bile bir çok yabancı ülkenin yıllardan beri istihbarat faaliyetlerini bu mecrada yürüttüklerini akıldan çıkarmamamız gerekiyor. 
Üstelik bunu delillendirmenin, delillendirseniz bile kimseyi inandırmanın bir yolu yok! Bir başka ülkenin idarecilerini arayıp onlara, ‘’siz geçen gün bizim filan belgelerdeki bilgilere ulaşmak için şu kadar metafizik varlık gönderdiniz, haberimiz var, bunu nasıl yaparsınız?’’ şeklinde bir çıkış da yapamıyorsunuz.

Bu da bilgi çalmak için çalışan devletlere karşı meseleyi daha da güçleştiriyor. Onların silahı ve korunma tedbirleriyle hareket etmek gerekiyor. Dişe diş, göze göz. Tek açık kapı sonumuz olabilir!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık