• 23 Ekim 2017, Pazartesi 14:56
SELÇUKBORA

SELÇUK BORA

İBLİSE ÇALIŞAN SANATÇILAR!

Sahillerde toplanıp kendisini ''Güneş tanrısı'' olarak yutturan iblise selam durmak için Güneşe secde eden çıplak kalabalıklar... Bunun adı ''Sanat'' değil, putperestlik, rezillik ve edepsizliktir!

Bugün homoseksüel Lut kavminin helak olduğu yerde; tarihler boyunca kendisini Güneş tanrısı olarak sunan İblis'e selam duran çıplak topluluklar boynuzlu şeytan sürüsüne ne kadar da çok benziyor. Sanat bunun neresinde?

Yerleştirme sanatının(!) gerçekte "şeytani teşhircilik sanatı"nın Amerikalı Yahudi asıllı fotoğrafçısı Spencer Tunick, Dünya'nın birçok coğrafyasında, genellikle sembolik yerlerde, kalabalık kitleleri çıplak vaziyette fotoğraflamasıyla tanınıyor.

Tunick, Yahudi âleminin kutsal günü sayılan cumartesi günü İsrail'de Lut Gölü'nde, Güneş'in doğmasına birkaç dakika kala, bin kişilik çıplak model grubunu, bir talimatla suya sokuyor ve fotoğraflarını çekiyor.

Bu sanatsal deney(!); rezillik, İsrailli radikal birkaç Yahudi cemaatinin engelleme çalışmalarına rağmen gerçekleşiyor. Aslında Tunick'in sanatı ve bu sanatsal eylemi, "helak olan Sodom ve Gomore"nın eşcinsel ahlak anlayışına gayet uygun görünüyor. Modellerin, Lut Gölü'nün tam neresinde biraraya gelecekleri, tepkileri önlemek için son âna kadar kimseye duyurulmuyor.

Tunick, ününe Londra'dan Viyana'ya, Buenos Aires'ten Buffalo'ya kadar binlerce insanı soyarak çektiği resimler sayesinde kavuştu. 2003'te de Barcelona'da 7 bin kişiyi çıplak görüntülemişti.

Sanat yapımına katıldıkları şeytani palavrasına kanmış bu sürülerin, hayvanlardan daha aşağı bir mertebeye inmek konusundaki hevesleri gerçekte insanı şaşırtmaktadır. Çünkü Allah'ın şerefli olarak yarattığı insan, amansız düşmanı olan İblis ve yandaşlarının nasıl kör bir oyuncağı haline geldiğini farkedemiyor. Böylece en güzel biçimde yaratılmış olan insanoğlu, kendisini aşağıların aşağısına indiriyor. İşte en güzel biçimde yaratılmış olan insanın bugün düştüğü durum. İşte Yaratıcı Rabb'imizin uyarısı:

''Muhakkak Biz, insanı, en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına döndürdük.'' (Tin, 4-5)

1992 yılından bu yana çıplak kalabalıkları kamuya açık alanlarda toplayarak fotoğraflayan Tunick'in hedefi, ''Çıplak Dünya projesi''ne hizmet etmek. Tunick, 7 Mayıs 2007'de de Meksika'nın başkenti Mexico City'de, 18 binden fazla Meksikalıyı bu "şeytani teşhircilik sanatı" uğruna soymuştu. Başkentin ana meydanı Zocalo'daki toplu çıplak fotoğraf çekimi, yine Güneş doğarken yapılmıştı.

Tunick'in resimlerindeki kullandığı argümanlar ise sanattan çok bir şeytani ayin ritüelini yansıtmaktadır. Resimlerin, sabah saatlerinde Güneş doğarken çekilmesi, bugün hala paganlar tarafından uygulanan şeytan ayinlerini hatırlatmaktadır. Sayıları hızla artan paganlar, çeşitli ülkelerde Güneş'in doğuşunu izlemek üzere, küçük insan grupları halinde; Güneş doğmadan önce, bahçe veya ormanlarda, sahillerde ve tepelerde toplanmaktadır. Örneğin, sayıları 30.000'i bulan büyük topluluklar, aynı ritüel için İngiltere'deki Stonehenge'da toplanmıştır.

Eski Roma dininin kökeni paganizimdir. Bugün uzak doğu toplumlarında, Güneş'e secde yahut saygı ritueli halen devam etmektedir. İblis'in kendisini, eski kavimlerden beri Güneş tanrısı olarak simgelemesi; Güneş'in "doğuşu" ve "batışı"nı arkasına alarak kendisini bir vizyon olarak göstermesi, bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Peygamberimiz, bu konuda Müslümanlar'ı uyarmıştır:

"Namaz kılmanızı Güneş'in doğduğu ya da battığı vakte bırakmayın. Zira o, 'şeytan'ın iki boynuzu arasından doğar. Güneş'in bir bölümü doğarken, tümü doğmadıkça namaz kılmayın! Güneş'in bir bölümü batarken de, tümü batmadıkça namaz kılmayın!" (Müsned, Ahmed b. Hanbel, C. 4 , H.no. 198/1068)

İblis, Adem'den itibaren insanoğlunu soymaya, haktan saptırmaya, Yüce Allah'ın koyduğu sınırları çiğnemeye teşvik ederek; istediği gibi "yat-kalk" yaptırarak bugüne getirmiştir. Bugün ise tüm zamanların sapkınlığına taş çıkaracak eylemler düzenletmektedir.

İblis ve yandaşları, bir taraftan haşa "tanrı"sın, "melek"sin yalanlarıyla insanlığın kibrini okşayarak yüceltmekte; diğer taraftan sanat adına, insanlık adına, hayvanlar adına yahut çevre adına insanları soymakta; sözüm ona sanatsal gösteriler veya protesto eylemleri geliştirmektedir. Bir taraftan da insanları hipnoz edercesine tek bir emir yahut talimatla kontrol etmeyi, istediklerini yaptırmayı başarmakta ve "sürüleşme"yi yaygınlaştırmaktadır. Nitekim Facebook ve Twitter aracılığıyla akli melekelerini en alt düzeyde kullanan ve adeta "sürüleşme"ye hazır kitlelere acayip bir şekilde "yat-kalk" yaptırmaktadır. Bütün bunlar giderek daha da artıp yaygınlaşacak; "Deccal günleri"nde toplu hipnozlarla uygulamaya geçecektir.

Bugün İblis ve ordusu, açık-gizli, meşru-gayri meşru, açık propaganda-örtülü fısıltılar, sanatsal-gayri sanatsal, toplantılar(celseler)-basın-yayın ve tüm yollarla; insanoğlunun gafletinden, cehaletinden, nefsinden ve kibrinden yararlanarak "Galaktik Federasyonu", yani "Deccal Krallığı"nı kurmak üzeredir. Ey Dünya ahalisi, uyanın ve Kur'an'ın çağrılarına kulak verin, Rabb'inize dönün ve İblis'in kölesi olmayın!

Sonsuz Yüce Rabb'imiz, Adem'in, İblis tarafından nasıl kandırıldığını ve soyulduğunu bize açıkça bildirmekte; aynı tuzağa düşmeyelim diye aşağıdaki ayetleriyle uyarmaktadır:

''Örtülü olan edep yerlerini açığa çıkarmak için Şeytan, o ikisine vesvese verdi. (Şeytan) dedi ki: "Rabb'iniz, şu ağaçtan sizi yasaklamıyor, ancak iki melek olursunuz yahut (cennette) ebedi kalıcı olursunuz diye yasaklıyor."

(Şeytan) o ikisine yemin etti ki: "Muhakkak ben size nasihat edenlerdenim."

Böylece o ikisini aldatarak düşürdü. Ne zaman ki ağaçtan tattılar, ikisinin de edep yerleri ortaya çıktı. Üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. Rab'leri, onlara seslendi: "Ben, size şu ağacı yasaklamadım mı? Ve size, şüphesiz Şeytan ikinizin de apaçık düşmanıdır demedim mi?" (Araf, (20-22)

Yaklaşan saat... Kıyamet alametleri...

‘Şeytanın Fotoğrafçısı/Melek Çıkarıcı' Spencer Tunick Melekleri Kovup Yeryüzüne Şeytanları Yerleştirmeye Devam Ediyor!

Muhyiddin-i Arabi Hz.’leri; ‘’Günah işlediğin bir yerde sevab da işle ki orası şeytanların yuvası, konağı olmasın.’’ buyurmuş…

Büyük Allah dostu, günahın işlendiği bir yerde meleklerin/Rahmani enerjinin durmadığını ve hal böyle olunca oranın şeytanların yuvası haline geldiğini bu şekilde anlatmıştır. Günahın şeytanlara kapı açtığından ve onları oluk oluk bizim boyutumuza taşıdığından hiç şüphe yoktur.

Bu kadarla da kalmıyor, günahlarla mekânı adeta ele geçiren şeytanlar aldıkları ‘ruhsatla’ orada yaşayan suçlu-suçsuz insanlara ilişip her fenalığa kapı aralıyorlar. Meselenin daha etraflıca anlaşılabilmesi için Hz. İbrahim’in Nemrut tarafından yakılmak istendiği hadise ile ilgili gözlerden kaçan büyük bir ayrıntıyı sizlerle paylaşmak isterim. Bu hadise, insanlara ya da mekanlara zarar vermenin bir yolunun da orada apaçık günah işlenmesinden geçtiğini gösteriyor bizlere… Günahın fersah fersah uzaktan duyulan pis kokusundan fıtratları gereği kaçan melekler, insanları savunmasız bırakarak meydanı şeytanlara bırakıyorlar…

Delail-i Hayrat kitabında Ebu Bekir B.Süleyman Cezuli Hz.şöyle anlatır: İbrahim (As.)’ı yakmak için Nemrut büyük bir ateş yaktırır. Daha sonra adamlarına Hz.İbrahim’i ateşe atmalarını emreder. Ancak yakılan ateş o kadar büyük ve hararetlidir ki, adamları ateşin sıcaklığından ötürü ona yaklaşamazlar. Durum Nemrud’a haber verilince ne yapacaklarını bilemez bir halde çaresiz kalırlar. Durumu vezirlerine soran ve onlardan bu meseleyi halledecek iyi bir cevap alamayan Nemrud, onların pek bir işe yaramayan tavsiyelerine uyarsa da bundan bir netice alamaz.

Nihayet Nemrud böyle şaşırmış bir halde iken, Şeytan bir ihtiyar suretine girip karşısına çıkarak Nemrud’un yanına gelir ve bu halinin sebebini sorar. Nemrud’da Şeytan olduğunu bilmeden yapmaktan aciz kaldığı şeyi bu ihtiyara anlatır. Şeytan kendisine birkaç ağaç getirilmesini ister. Bunlardan büyük bir mancınık yaparak İbrahim (As.)’ı mancınığa oturtur. Niyeti bu peygamberi ateşe fazla yaklaşmadan uzak bir yerden fırlatarak ateşin içine düşmesini ve yanarak ölmesini sağlamaktır. Bu rivayete göre dünyada ilk mancınığı yapan da böylece Şeytandır. Lakin, Şeytan mancınığı boşaltmak istediği zaman bu hiçbir yoldan mümkün olmaz, mancınığı kımıldatamazlar. Görürler ki İbrahim (As.) şu tesbihi okuyordur: ’’La ilahe illa ente sübhaneke lekel hamdü ve lekel mülkü la şerike lek’’ (Senden başka ilah yoktur. Sübhansın, hamd sana mahsustur. Mülk senindir, senin ortağın yoktur.)

Bu dua sebebiyle bu şekilde aciz kaldıkları zaman Şeytan, Nemrud’a, ahaliye haber vermek üzere adamlarına emir vermesini, bu yolla bulunacak bir erkek ve bir kadının yanlarına gelerek mancınığın yanında ve halk arasında, herkesin gözü önünde açıkça zina etmesini söyler. Demek ki böyle bir günah mancınığın çalışması için gereken gücü, kötü enerjiyi ortaya çıkaracaktır.

Yine rivayet odur ki, Hz. İbrahim’i korumak için oraya inen meleklerin çokluğundan dolayı mancınık atılamamış ve meleklerin oradan uzaklaşması için aleni günah işlenmesi gerektiğini bilen şeytan, Nemrut’a gelerek ‘’iki kardeşi halkın gözü önünde çiftleştirirsen melekler duramaz, gider’’ demişti. Kahin kılığına giren Şeytan, İbrahim’in Nemrut tarafından ateşe atılıp yakılabilmesi için kahinlerin işaret ettiği iki kardeşin ensest ilişkiye girmesini şart koşmuştu. İbrahim’in mancınıkla ateşe atılması konusunda Nemrut’u ikna etmişti.

Bunun üzerine Nemrud çok arattırır, vaadlerde bulunur ancak bu kötü fiili işleyecek kimseler bulamaz. Ancak iki kardeş gelir ki; biri erkek olup adı Cin’dir. Diğeri de kadın olup adı Gane’dir. Bunlar o kadar kalabalık arasında zina ederler. Bunun üzerine halk ayaklanıp bu kötü fiillerinden ötürü kendilerine lanete ederler. Bu kötü fiil işlendiği anda, mancınık boşalır ve İbrahim (As.) ateşe doğru gider.

Hikâyenin devamını anlatmaya gerek yoktur, malumunuzdur. Maksat hasıl oldu.

Amerika’lı Yahudi asıllı fotoğrafçı Spencer Tunicke de bugün dünyanın dört bir yanında binlerce insanı kadın-erkek demeden çırılçıplak soyup topluca fotoğraflayarak şeytanın binlerce yıl önce giriştiği ‘’melek kovma ayinine’’ devam etmektedir! Kutsal mekanları, tiyatro salonlarını, katedralleri, köprüleri, Avm'leri, tarlaları, sarayları, şelaleleri, devasa meydanları, sahilleri ve ana caddeleri anadan üryan ‘iblisin askerleriyle’ tıka basa doldurup yeryüzünü şeytana ve askerlerine açıyor…

Hem de parsel parsel! Yaklaşmakta olan son büyük savaşta, insanların Rahmani enerjilerden yardım alamayıp azaba müstahak olmaları ve bu rezalete ses çıkarmayanların toptan helak olacakları günlere ulaşmak için var gücüyle çalışıyor.

İnsanları bu yapılanlara alıştırmak, bunun son derece normal, sıradan bir eylem olduğuna herkesi ikna edebilmek ve tüm bunların sanat ve özgürlük adına olduğuna/yapıldığına inandırmak için hiçbir çaba da sarf etmiyorlar üstelik!

Her şey o kadar kolay ve alışıldık geliyor ki insanlara, yarın sokak ortasında yine ‘sanat’ adı altında binlerce kişi sapıkça cinsel ilişkiye girdiğinde, insanlar aynı ‘robotik’ tepkisizlikle meseleye yine sanat ve benzeri daha önce gerçekleştirilmemiş usta işi bir çalışma olarak bakacaklardır…

Tunick’in takipçileri ve çalışmalarına koşturan baldırı çıplakları varsın bunun adına ‘sanat’ desinler, biz, İblisin perde arkasında neyin peşinde olduğunu ve insanoğlu ile nasıl alay ettiğini apaçık görüyoruz.

Tunick'in şeytanın hizmetkarı bu edepsiz çıplakları özellikle büyük şehirlerdeki stratejik noktalarda toplaması bir tesadüf müdür? Bizce değil. Binlerce kişinin çalıştırıldığı bu denli büyük organizasyonlarda tesadüfe yer yoktur! Hem de hiç!

İnsanların (özür dilerim, insan görünümlü bu şeytanların) iç çamaşırlarını kahkahalar eşliğinde havaya fırlatarak soyundukları, cinsel organlarını göğe dikerek sırt üstü yatış pozisyonları gibi eylemler açıkça isyan ve şeytanlıktır...

Yine bugünlerde son İslam Halifesi Abdülmecid Efendi Köşkü’de Ömer Koç'un açtığı sergiye, sergide kullanılan resim ve heykellere dikkatlice bakın! Sorsak ‘sanat’ diyecekler! Bu sanat değil düpedüz rezilliktir! Sizce Halife Abdülmecid'in mihrapta başını secdeye koyduğu yere çıplak heykeller koyarak bize meydan mı okuyorlar? Hem öyle hem de ‘melek kovma ayinlerini’ gerçekleştiriyorlar… Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!

Yüce Allah’ın basiret sahibi kıldığı bir mü’minin bu tuzakları görmemesi, sanat veya özgürlük adına yapılanları onaylaması ve ses çıkarmaması mümkün değildir.

Onaylıyorsa o kimse asla mü’min değildir, olamaz da!

Peki bu mekanların temizlenebilmesinin ve eski hallerine geri döndürülebilmesinin bir yolu var mıdır?

Evet, elbette, bu mekanları şeytani enerjilerden arındırmanın yolu, bu ahmakların işledikleri günahlar için tüm insanlığın onlar adına tevbe etmesi, o mekanlarda Allah’a ibadet edilmesi ve içinde yalnız Allah’a ibadet edilecek ibadethanelerin açılmasıdır… Aksi halde bu çıplakların toplandıkları her yer şeytanın karargâhı haline gelecektir…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık