• 17 Aralık 2014, Çarşamba 16:34
SAKİNREİS

SAKİN REİS

Yaralı Arslan Affetmez!

Paralel şebekenin düzenlediği 17 Aralık operasyonunun üzerinden tam bir yıl geçti.

Gelinen noktada durum şu ki, saldırganlar, bir yıl önce öldürmeye yeltenip sadece yaralayabildikleri arslanın pençeleri altında can derdine düşmüş vaziyette.

Ve ormanın kanununu bire bir yaşayarak öğreniyorlar: Yaralı arslan affetmez.

***

Hiçbir hakları olmadığı halde, yasadışı yollardan devleti ele geçirmeye çalışan fakat beceremeyip ağzına yüzüne bulaştıran çete, kendilerine yönelik operasyonlarla iyice köşeye sıkışınca arkasındaki uluslararası gücü devreye soktu. 

Savcının ifade çağrısına bilerek icabet etmeyerek, müfsit gazetelerinde konuşlanıp polisin kendilerini buradan alması ve derdest etmesini beklediler. Polis gelince de günler öncesinden hazırladıkları pankartlar, İngilizce dövizlerle show yaparak verdikleri bu görsel malzemelerle yurt dışındaki hamilerine S.O.S sinyalleri gönderdiler.

Ertesi gün uluslararası medyanın ana sayfalarını süsleyen haberleri görünce partnerlerinin mesajlarını aldığını anladık. Aslında uluslararası etkinliğe sahip medya bu gramajda haberleri manşetlerine taşımaz. Eğer taşıyorsa işin içinde bir iş var demektir. Böyle zamanlar fırsattır aslında. Kimin kuyruğuna basınca kimden ses çıktığına dikkat ederek, gizlenen networku deşifre edebilirsiniz.

Olayı “Özgür medyaya baskı”, “Erdoğan muhalif medyayı susturuyor” gibi başlıklarla veren yabancı yayın organlarından bazıları şunlar: İngiliz yayın organları BBC, The Daily Telegraph; Alman gazetesi Deutsche Welle; ABD gazeteleri Wall Street Journal , New York Times; İsrail gazeteleri Hareetz ve Jerusalem Post...

Bu yayın organlarının ortak özelliği ne?

Tamamının Yahudilerin kontrolü altında olması.

Peki Gülen çetesine arka çıkarak ne amaçlıyor olabilirler?

Elbette ki hükümet üzerinde baskı oluşturup, “taşeronlarını” en az zararla kurtararak tekrar sahalara dönmesini ve malum “hizmetlerine” devam etmesini sağlamayı...

Peki bu "hizmetin" mahiyeti ne?

Gülen hareketi ifsad edici sinsi bir harekettir. Yahudilerin İslam dinini bozmaya yönelik planlarına en önemli katkıyı sağlamaktadır.

Bunun pek çok somut delili olmakla birlikte, Gülen çetesini savcılığa şikayet eden ve son operasyonun başlamasına sebep olan Tahşiye Yayınevi’nin eski sahibi Mehmet Nuri Turan’ın dün akşam Kanal a’ya yaptığı açıklamalar bile tek başına bu müfsid hareketi deşifre edecek niteliktedir.

Kendilerinin Fethullah Gülen’i başlıca dört başlıkta tenkid ettiklerini ve bunları yazılı hale getirip yaydıkları için de cemaatin boy hedefi haline geldiklerini söyleyen Turan  bu dört başlığı şöyle sıralıyor:

1- Dinler arası diyalogun İslam’da yeri yoktur. Gülen diyalog faaliyetleriyle İslama ihanet ediyor.

2- Gülen başörtüsüne füruat, teferruat, ayrıntı diyerek Kur’an’ın sarih hükümlerini açıkça inkar ediyor.

3- Gülen hareketi vatandaşlardan toplanan zekat ve fitreleri “himmet havuzlarına” aktararak cemaatin cari harcamalarında kullanıyor. Bu kesinlikle caiz değildir. Çünkü zekat ve fitrenin verileceği kimseler Kur’an-ı Kerim’de açıkça sayılmıştır, bunlar dışında kimseye verilemez.

4-  Gülen, cihad ayetlerinin açık olan anlamını değiştirmekte, günümüzde maddi cihadın sona erdiği, cihadın artık manevi olduğu söylemini yaymaktadır. Bu Kur’an dışı bir söylemdir ve tehlikelidir. Bu yaklaşıma göre, örneğin Filistinlilerin İsrail karşısındaki direnişlerini hemen sona erdirmeleri gerekir.

      …

     Bu tezleri savunmak İslam’ı içeriden yıkmak demektir.

     Yahudilerin Gülen şebekesine niçin canla başla sahip çıktığını gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık