• 14 Nisan 2014, Pazartesi 1:02
SAKİNREİS

SAKİN REİS

Siyonistler Cemaate Niçin Sahip Çıkıyor?

Siyonistler, özgeçmişini iyi bildikleri Erdoğan’ın devletin başına geçmesinden hiç memnun olmadılar. Ancak, devleti dizayn ederken oluşturdukları otokontrol sistemine güvenerek ve bu arada Erdoğan’ın da “bir şekilde zamanını doldurup gideceği” düşüncesiyle sabretmeyi tercih ettiler.

Ancak olaylar umdukları gibi gelişmedi. Güçlü halk iradesi, aydınların desteği ve ileri iletişim teknolojileri, oluşturulan otokontrol sisteminin “inisiye yöneticilerinin” müdahale iradesini kırarak işlevsiz bıraktı.

Ocak 2009’da Davos'taki "One minute" çıkışıyla bardak taştı ve sabırları sona erdi. İzleyici ve akıl verici konumundaki dış merkezler durumun kontrollerinden çıktığını görerek operasyon inisiyatifini bizzat üstlendiler.

Ve Erdoğan’dan kurtuluş planları üretmeye başladılar.

Hedefleri, Erdoğan’ı devletin başından “zelil ederek” göndermekti.

Öyle ki bir daha geri gelemeyeceği gibi, haleflerine de net bir mesaj verilmiş olacaktı.

İşte dillerine pelesenk ettikleri “hırsızlık/yolsuzluk” söylemlerini bu düşüncelerle ürettiler.

***

Bir taraftan Türkiye orijinli basın ve sermayenin işbirliği ile beşinci kol faaliyetlerine start verirlerken; diğer taraftan da Erdoğan’ı dünya kamuoyunun  gözünden düşürme, itibarsızlaştırma çalışmalarına başladılar. ABD orijinli Wall Street Journal, Washington Times, Fox News ile İngiltere orijinli Financial Times, The Economist,… v.b. uluslararası etkinliği olan yayın organlarını da bunun vasıtaları yaptılar.

Yayınladıkları mübalağalı yorum/haberlerle Erdoğan’ın mevcut prestijini yok edip, yalnızlaştırmaya çalışıyorlardı. Erdoğan’ın her söz ve davranışından bir otoriterlik karinesi çıkartarak bir algı operasyonu yürütmeye başladılar. Son zamanlarda Financial Times, The Economist ve London Review of Boks gibi yayınlarda çıkan Türkiye ile ilgili yazılar bu maksada hizmet eden örneklerden bazılarıdır.

***

The Economist’in daha 2011 seçimleri öncesinde "oyunuzu CHP'ye verin" diyerek seçmenleri nasıl yönlendirmeye çalıştığını; yine Irak Kürt bölgesinden Türkiye'ye inşaatına başlanan petrol boru hattının nasıl yapılamayacağının argümanlarını üretmeye çalıştığını (-ki petrol boru hattı bugün yapılmış durumda) henüz unutmadık.

Financial Times’in, Türkiye Merkez Bankası’nın yüksek faiz oranları uygulamadığı takdirde ekonomik sıkıntıların artarak devam edeceğine dair yönlendirme haberlerle faiz lobilerinin değirmenine nasıl su taşıdığı da aynı şekilde hafızalarımızdan henüz silinmiş değil.

Geçen yıl Gezi protestoları sırasında Başbakanı kapakta Sultan kıyafetleriyle resmederek "Demokrat mı, sultan mı?" diye soran İngiliz The Economist dergisi; 30 Mart seçimleri sonrasında çıkan sayısında da Erdoğan’a hitaben, "Bağışlayıcı ol Büyük Sultan" başlıklı ilginç bir yazı yayınladı.

Economist, Erdoğan’dan kimi bağışlamasını istiyordu?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Beklenmedik şekilde açık farkla kazandığı seçimler sonrası büyüklük göstermesi gerektiği" ifade edilen yazıda, “Neredeyse 11 yıldır iktidarda olan Erdoğan kendi kaderini ülkenin kaderiyle karıştırmaya başladı. Polis ve yargı mensupları üzerinde kaba kuvvet kullanmaya hazır olması hukukun üstünlüğüne zarar veriyor” denildi.

Ayrıca Erdoğan için, “kendi iktidarı üzerinde hiçbir kontrolü hoş görmediği”, “demokrasiyi boğduğu" iddialarında bulunularak, uzun bir süreden bu yana planlı bir şekilde kullanılan “diktatör” sıfatı da pekiştirilmeye çalışılıyordu.

Bu yazıda “Polis ve yargı mensupları üzerinde kaba kuvvet kullanmaya hazır olması” ifadesi anahtar cümledir ve Economist’in kimlere arka çıkmaya çalıştığını açıkça ortaya koymaktadır.

***

Peki Economist cemaate niçin arka çıkıyor?

Bu sorunun cevabı Economist’in ortaklık yapısında yatıyor.

The Economist’in dört ortağı var, dördü de Yahudi.

Birinci ortak, Fiat’ın kurucusu İtalyan’ın ünlü Agnelli ailesi (-ki Koç Holding'in iş ortağıdır). Agneli ailesinin The Economist’teki hisselerini Gianni Agnelli’nin ölümünden sonra Fiat -Grubu’nun Başına geçen -hem anne, hem baba tarafından katıksız bir Yahudi olan- John Elkann temsil ediyor.

İkinci ortak, Dünya Yahudi Lobisi'nin bir numaralı ismi olan (İsrail devletinin kuruculuğu ve hamiliğini de yapan) İngiliz Yahudisi Siyonist Rothschild ailesidir. Bu aile Financial Times’in da etkili ortağıdır. Rothschildler, dünyada Siyonist görüşün en büyük hamisidir. İsrail devletinin kurulmasında en büyük rol bu aileye aittir. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünün senaryosunu bu aile yazmıştır. Siyonist Teşkilatı'nın kurucusu Theodor Herzl'i II. Abdulhamid’e göndererek, Osmanlı'nın dış borçlarını kapatmaya karşılık, Kudüs'ü isteyen bu ailedir. Nitekim Abdülhamit Han, teklifi reddetmesinden kısa bir süre sonra Selanik'ten gelen İttihat ve Terakkicilerin kontrolündeki ordu tarafından bir darbeyle tahttan indirilmiştir. İttihat Terakki yönetimindeki Osmanlı ise Birinci Dünya Savaşı'na sokularak dağıtılmış, Kudüs'ün de aralarında bulunduğu toprakların çoğunu kaybetmiştir. İngiltere’nin kontrolüne geçen bölgeye planlı bir şekilde yerleştirilen Yahudiler 1948 yılında da İsrail’i kurmuşlardır.   

Üçüncü ortak 60’ı aşkın ülkede üretimde bulunan dünyanın en büyük şekerleme şirketi “Cadbury” markasının sahibi olan Yahudi Cadbury ailesidir (Türkiye’de de Kent Gıda’nın çoğunluk hissesinin sahibidir.)

Dördüncü ortak da yine Almanya kökenli İngiliz borsa yatırımcısı Yahudi “Schroder” ailesidir.

Yani The Economist yüzde yüz Yahudi sermayeli ve Siyonist ideallere hizmet eden bir yayın organıdır.

***

Şimdi, yazımıza başlık yaptığımız sorunun cevabına gelirsek…

The Economist’in patronları Ak Parti hükümetinden, 100 yılı aşkın bir sürede kurdukları ve Türkiye’yi ağ gibi saran Siyonist ablukayı günbegün tarumar ediyor olmasından dolayı rahatsız.

Bu gidişatı durdurmak için devreye soktukları taşeronları cemaate de elbette (yıllar öncesinde kontrol altına aldıkları ve artık) örgütlerinin bir parçası olduğu için sahip çıkıyorlar.

***

İnanıyoruz ki bu şer ittifakının başarıya ulaşma şansı yok.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin buyurduğu gibi:

“Hak şerleri hayreyler… “

Yeter ki biz dosdoğru olalım.

_____________  

NOT: Yine bugünlerde basınımızı meşgul eden "London Review of Books" dergisinde yayımlanan ve “Ağustos 2013'te Suriye’nin başkenti Şam’ın Doğu Guta banliyösünde gerçekleştirilen kimyasal saldırının arkasında Türk hükümetinin bulunduğu” iddiasını dillendiren yazının sahibi Pulitzer ödüllü ABD’li gazeteci Seymour Hersh’in Litvanya kökenli bir siyonist olduğunu gözden kaçırmazsak, Erdoğan ve AK Parti hükümetini itibarsızlaştırma ve uluslararası alanda mahkum ettirme kampanyasının nasıl hiçbir ahlaki değer gözetilmeden ve acımasızca yürütüleceğini daha iyi anlayabiliriz. Allahu Teala şerlerinden muhafaza eylesin.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık