• 10 Haziran 2018, Pazar 0:54
SAKİNREİS

SAKİN REİS

Satuk Buğra Han'ın ülkesi Şiileştirilirken...

Satuk Buğra Han’ın Ülkesi Şiileştirilirken…

 

Karahanlılar Devleti hakanlarından Sultan Satuk Buğra Han'ın 934'de İsIamiyeti kabul etmesiyle Türkler devlet ve halk olarak İslâm’a geçtiler. Karahanlılar’ın Müslüman olmasıyla, İslam Dini tüm Doğu Türkistan'a yayıldı. Bugün Doğu Türkistan'da, İsmailiye Mezhebine mensup küçük bir grup olan Tacikler hariç halk Hanefi mezhebinde sünni Müslümandır. Ama son yıllarda bu tablonun değiştirilmesi için ateist Çin yönetimi büyük çaba göstermektedir.

***

Doğu Türkistan’ın tarihi Çinlilerle yapılan mücadelelerin tarihidir. Çin yönetiminin “Sincan” olarak isimlendirdiği Doğu Türkistan’daki Uygur Özerk Bölgesi’nde devlet baskısı hiç eksik olmamış, bugün de had safhadadır. Çinliler yüzyıllardır yok edemedikleri Uygur halkını sıkı kontrol altında tutmakta; bunun için devlet bütçesinden büyük paralar ayırmaktadır. Devlet, halkın bütün kişisel bilgilerini derlemekte, günlük hareketlerini, ibadetlerini yüksek teknoloji ürünü gözetleme cihazlarıyla 24 saat takip altında tutmaktadır.

Economist’te yer alan bir haberde, Uygurların günlük yaşamlarında kullandıkları yollarda her 4 ya da 5 kilometrede bir kontrol noktasının yer aldığı, bu noktalardan geçen her yolcunun kimlik kontrolüne tabi tutulup parmak izlerinin alındığı; bilahare kan grupları ve DNA bilgilerine kadar bütün biyometrik verilerinin derlendiği bildiriliyor.

***

Çin idareleri, Türklerin İslam’dan uzaklaşmalarını sağlamak için tarih boyunca olduğu gibi halen de uğraşmaya devam etmektedir. Bilindiği gibi 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Müslümanların, işyerleri ve resmi kurumlarda namaz kılması ve başörtüsü takması resmen yasaklanmıştır. Müslümanlara yapılan zulüm o günden buyana daha da artmıştır. En son, evinde yatalak hastayken hapise atılan İslam alimi 86 yaşındaki Abdulehad Barat Mahsum’un, 1 yıla yakın süre hapiste tutulduktan sonra Çinliler tarafından şehid edildiği haberi geldi bölgeden. Ondan önce Ocak ayında da, Kuran-ı Kerim'i ve Riyazüs Salihin'i Uygur Türkçesine ilk kez çeviren 82 yaşındaki alim Muhammed Salih hapishanede şehit edilmişti.

Doğu Türkistan’da ‘İslam ve Müslümanlar özellikle hedef alınmakta’ camiler kapatılıp, ibadet etmek isteyenlerin önceden polise bildirimde bulunmaları istenmektedir. Müslüman aileler yönetimin yasakladığı 29 Müslüman ismini çocuklarına verememektedir.

Yine ‘fanghuicu’ adı verilen, yerel hükümet ve parti kadrolarından oluşan mahalle ve köy ziyaret heyetleri Uygur Müslümanların evlerine düzenli ziyaretler yapmakta, evlerde bulunan dini kitaplara el koymakta, Kuran-ı Kerim suç unsuru olarak kabul edilip yerlere atılmakta, emniyet güçlerinin ayakları altında çiğnenmektedir. Bir de bunlar videoya alınıp sanki rutin bir baskın görüntüsü imiş gibi sanal alemde paylaşılarak halka gözdağı verilmektedir.

Bu heyetler Uygurların ‘güvenilir’ olup olmadıklarına, daha önce gözaltına alınmış veya ‘siyasi eğitime’ tabi tutulup tutulmadığına dair notlar tutmakta; ‘güvenilir olmayan’ kişileri, 1930’larda Sovyetler Birliği’nde Stalin zamanında kurulan ve ‘Gulag’ olarak isimlendirilen çalışma kampları ve tutukevlerine benzeyen ‘siyasi eğitim kamplarına/merkezlerine’ sürgün etmektedir. Bu merkezlerin doluluk oranının sınırları zorladığı bilgisinin yer aldığı Economist’in haberinde, Çin yönetiminin, bölgede her geçen gün daha fazla bu kamplardan inşa ettiği bildirilmektedir. 10 milyon civarındaki Uygur nüfusunun yüzde 5’inin bu kamplarda alıkonulduğu belirtilen haberde, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW)’nün Kıdemli Çin araştırmacısı Maya Vang, kamplarda tutulan kişi sayısının 800 bin civarında olabileceğini ifade etmektedir.

Daha da beteri, kocaları tutsak edilen Müslüman kadınların evlerine “kardeş aile projesi” altında parti mensubu Çinli erkekler yerleştirilmektedir. Maya Wang, “Uygurlar, ÇKP memurlarının her an gözetimi dairesinde yemek yiyip, uyuyorlar.” İfadelerine yer veriyor. 2018 yılının başında başlatılan programda her aile iki aylık dönemde en az 5 gün ÇKP memurlarını misafir ediyor. Uygurlar bu misafirliği reddetme hakkına ise sahip değil.

Bundan da beter olan bir uygulama daha var; ekseriyetle Sünni inancında, Hanefi ve Maturidi olan Doğu Türkistanlı Müslümanlar bu baskıları görürken, Vehhabi-Selefi akımlara ise alabildiğine tolerans gösterilmektedir. Mesela, Yarkend şehrinden Şiiliğin gitgide yayıldığı haberleri geliyor. Pakistan, Mısır, Suudi Arabistan gibi ülkelerde İslam eğitimi almak yasadışı kabul edilip, alınan diplomalar geçersiz sayılırken; devlet desteğiyle Şii İslam eğitimi almaları için İran’a özellikle öğrenci gönderilmektedir. Böylece İslam’ın karşısına İslam konularak, hem Müslümanların birliği bozulmakta, hem de yönetilmeleri daha kolay hale getirilmektedir.

***

Doğu Türkistan, İslam dünyasının halini ortaya koyan küçük bir kesit ve maalesef dünya Müslümanlarının tamamı İslam düşmanlarının elinde benzer şekillerde oyuncak durumda, biçaredir.

Bütün bunları bilip rahat bir şekilde uyuyabiliyorsak, hiç sağa sola bakmadan önce kendimize dönerek, “ben nasıl bir Müslümanım” diye sormamız gerekmez mi?

__________

KAYNAKÇA:

- Yeni Şafak, 30 Ocak 2018-06-09

- Enis Şahin, Doğu Türkistan, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi,ss. 95-123

- http://www.uyghurcongress.org

- Karar Gazetesi, 800 bin Uygur Çin ‘gulag’larında, 4.06.2018

- Dr. Ömer Kul, 100 Soruda Doğu Türkistan, İstanbul-2017, s:210


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


A.Y  Kılıç A.Y Kılıç 07.07.2018 20:42

Bu sitede yayınlanan en önemli yazılardan, belki de en önemlisi... Fakat Türkiye'de yaşayıp İslamı benimseyip bu inancı savunduklarını iddia eden bizler, sizler bu konu hakkında ne yapıyoruz? Sayın Devlet yöneticileri tarih boyunca bu kavme sorun olmuş siyasi yalnızlıktan korktuklarından, artık "Yaşlı Adam" olan Amerika'dan uzaklaşarak Doğu ülkelerine yaklaşıyor, fakat dünya gücü olan bir Çinin ABD den her açıdan (gerek Türk kültürü gerek İslamiyet gerek Türk-İslam kültürü için) daha tehlikeli olduğu, gözü açık olan duyduğuna inanmadan önce bir de kendi araştıran herkes tarafından malum. Başka ne malum biliyor musunuz? Bu zulmün dinmeyecek olması! Çin yazıda da belirtildiği gibi baskılarını artırıyor, devam da edecek. O coğrafyada yaşan kardeşlerimize yardım edebilecek tek ülkeyiz fakat göz yumuyoruz, başka da şansımız yok çünkü dış politikamız bu. Suriye coğrafyasındaki kardeşlerimizi koruyoruz, iyi yapıyoruz (ne kadar ülke içindeki davranışları bunları hakettmediklerini gösterse de, büyüklük biz de kalsın) ama şunun farkında olmak lazım gün gelir bu kardeşlerimiz bizi unutur fakat geldiğimiz yerdeki kardeşlerimiz bizi unutmaz, biz unutsak ta...

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık