• 21 Ağustos 2019, Çarşamba 1:26
SAKİNREİS

SAKİN REİS

Meksika’dan Suriye’ye Zulüm Hattı…

    ABD Devlet Başkanı Donald Trump firasetsiz ve tutarsız tavırlarıyla dünyayı hallaç pamuğu gibi birbirine katarken; ırkçılığı körükleyen tavırlarıyla da ülkesini ateşin içine sürüklüyor. Daha seçim kampanyası döneminde başlattığı göçmen karşıtı söylemlerle Meksika ve diğer Latin Amerika ülkelerinden gelenlere karşı kamuoyunu irrite eden Trump, o tarihten bu yana hiç hız kesmiyor.

    Kendi çürümüş yumurta görünümlü suretinde ne hikmet buluyorsa, daha 2012 yılında başkanlık için yeniden başvuran Obama'ya karşı bir kampanya başlatmış ve Hawaii’de değil Kenya’da doğmasına gönderme yaparak “yasadışı şekilde görevde bulunduğuna” dair söylentiler yayma eblehliğini göstermişti.

    Yine 2016 kampanyası sırasında Meksika'dan gelen kaçak göçmenleri "tecavüzcüler ve uyuşturucu satıcıları" olarak sıfatlandırarak halkı bu insanlar aleyhine provoke etmişti.

    Bir sürü benzer vukuatının ardından son olarak Afrika kökenli bir kongre üyesine saldırarak “ülkesine (Somali) bakması” çağrısı yapmış;  peşi sıra katıldığı mitingde "onu geri gönder!" tezahüratlarına pişkin bir şekilde sırıtarak cevap vermişti.

    Aynı şekilde Florida'daki seçmenlerle yapılan bir başka toplantıda da, sınırda mülteci statüsü arayan yabancıların artan akışı ile baş etmenin ne kadar zor olduğundan şikayet ederken bir kadın seçmenden gelen "Vur onları!" tepkisini yine tehlikeli bir aymazlıkla sırıtarak karşılamıştı.

    Oluşturduğu nefret iklimiyle, bu ayın başında bir markette 22 kişinin öldürüldüğü El Paso katliamına dolaylı olarak suç ortağı oldu Donald Trump. Nitekim El Paso katili yakalandıktan sonra ifade verirken içinden adeta Trump fışkırmış, “Latinleri öldürerek ABD’yi göçmen işgalinden koruduğunu” iddia ederek provokasyonların sağlamasını bire bir gözler önüne sermişti.

    ABD Başkanı Trump’ın diğer sıfatlarıyla birlikte tarihe ırkçı ve beyaz üstünlükçülerin önünü açan bir lider olarak da geçeceğine şüphe yok artık. O, gelecek nesillerce, ABD’de 2000’li yılların başında yükselişe geçen nefrete dayalı ırkçılığı üreten adam olarak anılacak.

***

    Eminim ki okuduklarınız içinizde Trump’a karşı bir öfke dalgası oluşturmuştur (Eğer oluşturmadıysa bundan sonrasını okumanıza gerek yok zaten. Bırakıp diğer işlerinize bakabilirsiniz).

    Bu kısa girizgahı, Trump’ı “trumplen” olarak kullanmak suretiyle okurlarda Suriyeli göçmenlere karşı bir empati oluşturmak maksadıyla kaleme aldığımı anlamışsınızdır muhtemelen.

***

    Evet, ABD’deki Latinler gibi, Türkiye’de de Suriyeli göçmenler son aylarda başlıca gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda. Haklarında utanç verici şeyler yazılıyor ve söyleniyor. Toplumun bir kesiminde (ki bir avuç Türk ırkçısı dışındakilerin çoğu Kemalistler ve sol tandanslılardır) insanlık değerleri tamamen iptal olmuş, ırkçılık tavan yapmış vaziyette.

    Suriyeli sığınmacıların evlerine gönderilmesine ilişkin açılan sosyal medya kampanyalarından bazılarının başlıkları şöyle:

    "Sokağa salınmasınlar", "Defolsun gitsinler", "Dışarı çıkmasınlar"…

    Ve diğer yazılanlar: "Türk askeri şehit olurken Suriyeli erkekler Türkiye’de fink atıyor. Kendi memleketine faydası olmayanın bize mi faydası olacak?"
    "Bu insanlar bizi rahatsız ediyor. Birçok IŞİD üyesinin Suriye vatandaşı olduğunu biliyoruz."
    "Burası Türkiye, Suriye değil. Atalarımız bu vatanı hainlerle ortak olsun diye kazanmadı. Defolsun gitsinler."
    "Tüm Suriyelilerin sınır dışı edilmesini istiyoruz."

    …

    Öyle ki, Yeniçağ isimli ırkçı gazetedeki habere bakarsanız, konuya ilişkin 196 ülkede faaliyet gösteren Change.org'da başlatılan 73 ayrı kampanyada toplanan imza sayısı 1 milyarı bulmuş. Haberi okuyup “Oha“ dememek mümkün değil (ki dedim).

    Ne oluyoruz dostlar?

    Neyin gayretidir bu?

    Bu kadar mı şuurumuzu kaybettik?

    Savaş mağduru çoluk, çocuk, kadın, ihtiyarların da içinde bulunduğu muhtaç insanlara bir insanlık vazifesinin yerine getirilmesinden bu düzeyde rahatsızlık duyulması normal midir?  

    Bu yakışıksız tavrın Trump’ın yaptığı ırkçılıktan ne farkı var?

***

    Evet, maalesef Suriyeliler aleyhine yürütülen kampanya tehlikeli boyutlara ulaşmış vaziyette. Küçük olaylar büyütülerek ve çarpıtılarak kamuoyu provoke ediliyor. Gerilim o kadar artmış durumda ki, küçük bir kıvılcım tahmin edilmeyen facialara sebep olabilir.

    Bir kere öncelikle Ümmet-i Muhammed’i uyanık olmaya ve Suriyeli göçmen kardeşlerimizi korumaya, onlara sahip çıkmaya davet ediyorum; bu dini sorumluluğun gereği olduğu kadar millî bir görevdir de.

    Sonra da yetkilileri provokatörlere karşı derhal harekete geçmeye çağırıyorum. Toplumu nefrete boğmak, galeyana getirmek suçtur. Kim veya kimler bu suçları işliyorsa müsamaha gösterilmeyerek susturulsun ve gereği geciktirilmeden yapılsın.

    Türkiye toplumunun Suriyeliler üzerinden ateşin içine çekildiği görmüyor musunuz?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık