• 08 Aralık 2014, Pazartesi 13:36
SAKİNREİS

SAKİN REİS

İki Lider, İki Üslûp

Recep Tayyip Erdoğan’ın -artık bütün dünyanın bildiği- mizacıyla özdeşleşmiş bir üslûbu var.

Bu üslûp, cumhuriyet döneminde sistem tarafından ezilmiş ve dışlanmış,

Düşünceleri ve inançları hiçe sayılmış kesimlerin yüreğini soğutan bir üslûp...

Temayül, diplomasi, v.s. adına haksızlıklara pabuç bırakmayan, öfkesini olanca yalınlığı ile dışa vuran ve hiçbir şartta hiçbir dayatmayı kabul etmeyen bir üslûp.

Gerektiğinde “one minute” çeken, gerektiğinde -paralel veya gezi kalkışmasında olduğu gibi- iktidara verilen yönetim hakkından pay almaya veya tamamen tasfiye etmeye çalışanlarla dişe diş mücadelede bir an bile tereddüt etmeyecek kadar kararlı bir üslup.

Eğer bu üslup olmasaydı, 85 yıl süreyle ülkenin ve ülke insanlarının kanını emen ve bütün alanları hegemonyası altında tutan bu batı işbirlikçisi oligarşik yapı hâlâ ensemizde boza pişiriyor olurdu.

Toplumun geniş kesimleri bu üslubun ülkeye kazandırdıklarını biliyor ve onun için de rahatsız değiller. Karşıt gruplar ise kendilerine fırsat vermeyen, hâttâ kahreden bu üslûptan oldukça rahatsızlar.

Toplum artık her türlü saldırı ve haksızlık karşısında ona güveniyor, Erdoğan’ın bu had bildiren üslûbu ile teselli buluyor.

***

Gelelim Ahmet Davutoğlu’na…

Davutoğlu, kalitesi, kalibresi, kapasitesi ile kendisini ispat etmiş bir akademisyen ve siyaset adamı.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı köşküne geçmesiyle Başbakan olarak çok zor bir görev üstlendi.

İşini zorlaştıran, 10 yıldır ülkeyi yöneten selefi Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü karizması tabii ki...

Güçlü bir liderin halefi olmak kolay değil. Çünkü kendi üslubunuzu benimsetinceye kadar, her söz ve tavrınız kaçınılmaz olarak selefiniz ile mukayese edilecektir. Tüm gözlerin üzerinizde olduğu bu geçiş döneminde arabayı hiç geriye kaydırmamanız ve açılan kredileri eksiltmemeniz gerekir.

Bence Davutoğlu bu hassas dönemi yüz akıyla geçirdi. Dört ayda ülke için gerçek bir lider oldu. O koltuk için gereken birikime fazlasıyla sahip olduğunu gösterdi. Üstelik bunu bütün Türkiye de böyle anladı ve Davutoğlu’nu benimsedi. Nitekim yapılan son anketlerde Ak Parti’ye olan toplumsal desteğin eksilmeksizin devam ettiğinin görülmesi de bunun diğer bir delili. 

***

Ancak bir husus var ki Davutoğlu’nun bu konuya eğilmesi gerekiyor.

Davutoğlu hoca zaman zaman Erdoğan’ın üslûbunu kullanmaya çalışıyor.

Ancak Erdoğan’ın tabiatıyla uyumlu olarak içselleştirdiği bu üslup, Davutoğlu’nda yapay duruyor ve hoş algılanmıyor.

Önerimiz, Sayın Davutoğlu’nun  kalabalıklar karşısına kendi üslubuyla çıkmasıdır.

Siyasi muhalifleri ile devlete ve hükümete karşı operasyon çeken bir takım yapılara karşı dahi sertliğini değil, net ifadelerle sadece kararlılığını göstermelidir. Fazla laf Davutoğlu hoca için zaittir. Bu tercih Davutoğlu’nun yıllardır oluşturduğu karizmasına da uygundur.

Davutoğlu’na, kitleler karşısına geçtiğinde daha analitik, ancak yer yer ince esprilerle süslenmiş, özgüveni yüksek, bilgilendirici konuşmalar yapmak yakışır.

Siyasetin doğasında var olan polemiğe Davutoğlu fazla itibar etmemelidir. Eğer polemik yapmak gerekiyorsa bu konularda kimsenin eline su dökemeyeceği isimler var AK Parti’de, bu görev onlara tevdi edilmelidir. 

Davutoğlu mikrofonu eline aldığında daha ziyade hükümetin hizmetleri ve projelerini anlatmaya odaklanmalı, zaten itiyat kazanmış analitik üslubunu toplumun geniş kesimlerinin de anlayacağı bir düzeye indirgeyerek yeni bir siyaset dili oluşturmalıdır.

Bu tavır kendisini ülkenin “Bilge lideri” yapacaktır.

Davutoğlu’na da bu sıfatla anılmak yakışır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık