• 18 Ağustos 2018, Cumartesi 19:41
SAKİNREİS

SAKİN REİS

ABD Yılanının Başı Nasıl Ezilir?
    Önceki yazımızda, "Küresel bir tehdit haline gelen ABD emperyalizmini, dünya devletlerinin oluşturacağı bir dayanışma cephesi ancak bertaraf edebilir. Gecikmeden bu cephe kurulmalı ve Türkiye de bu cephede tüm İslam aleminin temsilcisi olarak etkili bir rol üstlenmelidir" demiştik.
Kaldığımız yerden devam edelim.
***
    Ekonomik savaşların sonucunu, rakip ekonomilerin büyüklüğü belirliyor. Bu, Çin örneğiyle kanıtlanmış durumda. Çin ABD’yle eşit şartlarda rekabet ediyor ve ticaret savaşına cesurca girebiliyor. Çünkü ekonomisi Amerika ile karşılaştırılabilir büyüklükte.
    Öte yandan yaptırımlara muhatap Rusya ekonomisi ise ABD’ye karşı bir direnç oluşturamıyor; çünkü ABD ekonomisinin 10’da 1’i büyüklüğünde.
    Türkiye ise kıyas edilebilir bir düzeyde bile değil.
    Bu güç dengesiyle sadece savunma mücadelesi bile çok zor. Ama her şeye rağmen bu mücadelenin başlaması gerekiyor.
    Bunun için elbette ki öncelikle toplumumuzun -diğer toplumların da- bilinçlenip yekvücut olması, bir an önce dış borçların baskısından kurtulup ekonomisini sağlıklı kılması ve belirli bir gelişmişlik düzeyini yakalaması gerekiyor.
    Bu, zaman isteyen bir şey ve yönetimce etkili radikal kararlar alınması ve icra makamlarınca hızla hayata geçirilmesi ile pek ala mümkündür. Kaldı ki Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi hızlı karar alıp, hızlı uygulamaya fırsat vermesi sebebiyle böyle bir imkanı ülkemize sunmaktadır.
    Hiç karamsarlığa gerek yok. “Japon mucizesi”, “G. Kore mucizesi” örnekleri önümüzde duruyor. Neden bir de “Türkiye mucizesi” olmasın? Hele ki bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir zamanda… Hepsi 15-20 yıllık bir “Japon disipliniyle” çalışmaya bakar kanaatimce.
***
    Peki, bu fiili saldırı karşısında hemen yapılması gerekenler neler?
    ABD’ye karşı başlatılacak uluslararası bir mücadelede ilk yapılması gereken, ABD’nin hedef aldığı ülkelere karşı kullandığı enstrümanları belirleyip, bunları birer birer etkisiz kılmak ve öncelikle tesir alanından çıkmaktır. Tabii ki bunlar fevri şekilde değil, tüm sonuçları dikkatlice hesaplanarak yapılmalıdır.
    İlk yapılacak iş doların uluslararası ticaret aracı ve rezerv para olarak kullanılmasından vazgeçilmesidir.
    Peki Dolara bağımlılık nasıl minimize edilir?
    Bir ülkenin tek başına dolardan tamamen kurtulması mümkün değildir. Çünkü küresel rezervlerin % 60'ından fazlası ve uluslararası ödemelerin % 80'i dolar cinsinden dönüyor. Ama genel bir kaide olarak farklılaştırılmış döviz sepeti ile dolar bağımlılığı azaltılabilir.
    TC yönetimi de bunun farkında ve en üst düzeyde bu konu gündeme alınmış vaziyette. Dolar baskısından bir çıkış yolu aranıyor. İlk adımda dış ticarette partner şirketlerle anlaşılarak karşılıklı hesaplaşmaların ulusal para birimleri cinsinden yapılması fikri hayata geçirilmeye çalışılıyor. Böylece dış şartlara bağımlılık ve üçüncü bir tarafın baskısından kurtulunacağı hesaplanıyor.
    Ancak kolay değil. Bu adım atıldığı an ABD dolarının gerçek sahibi karanlık Yahudi odaklarının hedefi haline gelmek kaçınılmazdır. Johann Kennedy’in Federal Reserve Bank’ı Yahudi hegemonyasından kurtarmak için yaptığı girişim nedeniyle öldürüldüğünü; Saddam Hüseyin’in “Bundan sonra petrolü sadece Japon Yen’iyle satacağım” dediği için katledildiğini hatırlarsak ne demek istediğimiz anlaşılacaktır.
    Uzun süredir ABD saldırılarına hedef olan Rusya da doların baskısından kurtulmaya çalışıyor. Putin geçtiğimiz günlerde -meydan okumayan, temkinli bir dille- milli paralarla ticaret yapmaya hazır olduklarını açıkladı. Rusya’nın bu yolda attığı adımlar da var.  Çin ve İran'la ulusal parayla ticarete başladı bile. Son BRICS toplantısında, organizasyon bünyesinde "ulusal para rezervleri havuzu" oluşturdular.
    Yine ABD dolarını içermeyen yeni bir uluslararası parasal düzen oluşturmaya çalışan Çin’le yapılan ticarette, Rusya, petrolünü Yuan'la satıyor; sonra bu Yuanlarla Şanghay Borsası'ndan altın satın alıp stokluyor.
    TRT’nin web sayfasında yer alan bir habere göre Türkiye’nin satın aldığı Rus S-400 Füze Komplekslerinin bedelleri de dolar veya Euro ile ödenmeyecek... Sebebi de, ABD’nin, dolar cinsinden tüm para transferlerini Küresel Bankalararası Finansal Telekomünikasyon Topluluğu (SWIFT) üzerinden izlemesi ve bu para transferini engelleme ihtimali olması. Euro cinsinden para transferleri de aynı şekilde AB makamları tarafından izlendiğinden ödemelerin Türk Lirası veya ruble olarak yapılması planlanıyor. Bu gerekçe, Türkiye ve Rusya arasında ulusal paralarla alışverişe bir başlangıç teşkil etmiş olacak.
    Doların dışlanması ABD'yi en çok rahatsız eden husustur. Zira 21 trilyon dolar borcu olan Washington için bu trendin yaygınlaşması ABD imparatorluğunun da sonu demektir.
***
    Adı geçmişken SWIFT konusuna da değinmek gerekir.
    ABD tehdidinin bir diğer ayağını da hedef aldığı ülkeleri uluslararası ödeme sistemi SWIFT'den ayırma ihtimali oluşturuyor. SWIFT, dünyadaki 215 ülkedeki en büyük bankacılık ve finans kuruluşlarından 11 binden fazla üyesi olan ve yılda yaklaşık 1,8 milyar mesajın aktarılmasını sağlayan bir dijital ağ. SWIFT ağı üzerinden günlük olarak toplam 6 trilyon dolardan fazla tahmini değere sahip ödeme emirleri işlem görüyor. Kesilmesi halinde bir ülkenin finans sistemini allak bullak edecek son derece stratejik bir sistem SWIFT.
    SWIFT gayrı resmi olarak ABD hükümetinin etkisi ve kontrolü altında. ABD’nin hedefi olan ülkeler, Uluslararası Bankalararası Bilgi Aktarımı ve Ödeme Sistemi SWIFT bağlantılarının kesilmesinden de korkuyorlar. (Nitekim 2006 yılında Avrupa Birliği yetkilileri, merkezi ABD'de bulunan SWIFT şirketini, terörle mücadele kampanyası sırasında banka transferleri hakkındaki verileri yasa dışı bir şekilde ABD makamlarına vermesi nedeniyle ciddi biçimde eleştirmişti. Daha sonra SWIFT de ABD yetkililerine sınırlı miktarda bilgi aktardığını itiraf etmişti.) Bu müdahale ihtimalini hesap eden Rusya, SWIFT'e benzer bir sistem oluşturmuş durumda. Bir sorun oluştuğunda SWIFT formatındaki tüm işlemlerin çalışmaya devam edeceğini belirtiyor. Türkiye’nin de gecikmeden bu ve benzer hususlarda tedbirini alması gerekir.
***
    Diğer bir atılması gereken adım, T.C. Merkez Bankası’nın elinde tuttuğu ABD devlet tahvillerinden bir an önce kurtulmasıdır. Bilindiği gibi devlet tahvilleri, hazinelerin likit ihtiyacını karşılamak için çıkarttığı bir yıldan daha uzun vadeli borçlanma senetleridir. Tahviller satın alınıp, vadesi geldiğinde faiziyle tahsil ediliyor. Risksiz olduğu için yatırım aracı olarak tercih ediliyor. Türkiye'nin rezervlerinde 32 milyar dolar değerinde ABD tahvil ve bonosu bulunuyor. Yılbaşında bu rakam 52 milyar dolar düzeyindeydi. Türkiye, ABD'nin borçlu olduğu ülkeler listesinde 22'nci sırada. Komediye bakın; kendi muhtac-ı himmet bir dede, nerede gayrıya himmet ede… Borçlanma senetleri satın alarak ABD ekonomisine fon sağlayan bir Türkiye… Tamam, bunu bütün dünya devletleri yapıyor, rezerv para tutmak zorundalar ve rezerv paralarını böyle değerlendiriyorlar ama kendisi borç arayan bir Türkiye bunu niçin yapıyor anlamak gerçekten çok zor. Uluslararası piyasalarda kredi arayan bir ülke olmasak neyse diyeceğiz ama durum öyle değil. Bu dövizi kendi iç piyasamızı kredilendirmekte kullansak daha doğru olmaz mı?
    Kısaca akılcı olmanın, yapısallık kazanmış ekonomik şablonların esaretinden kurtulmanın zamanı geldi geçiyor.
    Türkiye’nin ABD tahvillerini elden çıkartması Amerika’ya kayda değer bir zarar vermeyebilir ama ülkemize yatırım kaynağı olarak büyük fayda sağlar. Kanaatimizce ekonomimize yapacağı katkıları dikkate alarak risk göze alınmalı ve döviz rezervleri yarı yarıya azaltılarak geri dönüşü hızlı olan stratejik yatırım alanlarında atak yapılmalıdır.
    Nitekim Rusya da bu ABD tahvillerine yatırım yapma yanlışını fark etmiş durumda. Amerika'nın kamu borcuna 2007 yılında aktif olarak yatırım yapmaya başlayan Ruslar’ın tahvil stoğu 2010 yılı sonbaharında 176 milyar dolara kadar çıkmıştı. Ambargo sürecinde peyderpey azalttığı tahvilleri bu yılın ilkbaharından buyana hızla elinden çıkartıyor. Yılın başında Rus vatandaşlarının yatırımları 100 milyar doların üstünde iken bugün 15 milyar dolara düşmüş durumda.
    Yeri gelmişken günümüzde en büyük ABD hazine bonosu sahiplerinin Çin ve Japonya olduğu bilgisini de verelim. ABD verilerine göre, bu iki ülkenin portföyleri sırasıyla 1.183 trilyon dolar ve 1.049 trilyon dolar. Ama Türkiye’yle kıyaslamadan önce bir hususa dikkat! Çin ve Japonya’nın yatırdığı bu paralar başka türlü kullanıma sokamadıkları tasarruf paralarıdır. Tahviller bu haliyle Çin ve Japonya’nın elinde büyük bir silah halindedir aynı zamanda. Bu ülkelerin ciddi bir çatışmaya girmesi durumunda kendileri de zarar ederler belki ama ABD ekonomisinde de onması güç yaralar açacakları kesindir. (Bu arada elinde ABD tahvili tutan diğer ülkeler de şöyle sıralanıyor: Üçüncü sırada 312 milyar dolarla İrlanda, sonrasında 270 milyar dolarla Brezilya, 270 milyar dolarla Cayman Adaları, 254 milyar dolarla İsviçre, 226 milyar dolarla Birleşik Krallık, 218 milyar dolarla Lüksemburg, 189 milyar dolarla Hong Kong ve 182 milyar dolarla Tayvan bulunuyor. Suudi Arabistan’ın ise elinde ise 145 milyar dolarlık ABD tahvili var.)
***
    Dolar kıskacından kurtulmak isteyen ülkelerin kullanabileceği en güçlü silah altındır. Stoklaması zor da olsa altın her dönem birikimleri muhafazanın en sağlam metaıdır. Türkiye de varlıklarını uluslararası ödeme sisteminden hiçbir zaman dışlanamayacak veya saldırıya uğramayacak olan altın biriktirerek korumalıdır. Altın her zaman her şeyi satın alır ve her zaman her borcu öder. Hele ki geostratejik gerilimlerde en güvenli kale altındır.
    Daha önce ABD’nin hışmına uğrayan Rusya’nın tavrı bu konuda da örnek teşkil ediyor. Geçtiğimiz 10 yılda Rusya altın rezervlerini 600 tondan 1800 tona çıkarmış. 2015 yılında petrol fiyatları düşmesine ve Rus rezervleri erimesine rağmen ülke altın biriktirmeye hala devam ediyor.
    Altın rezervinin büyüklüğüne göre Almanya, ABD'nin 8 bin 133 tonluk birikiminin arkasından dünyada ikinci sırada yer alıyor. Almanya'nın 3 bin ton altını var ve yarısından fazlası Londra, New York ve Paris’te. Sebebi, Almanya’nın 2. Dünya savaşından beri sınırlı egemenliğe sahip bir ülke olması. Topraklarında hala Amerikan üsleri var ve altınları da bu yüzden ABD'de, Fransa'da.
    Son yıllarda Alman makamları ülkenin altın rezervlerini yurt dışından geri getirmeye çalışıyor. Bir dizi spekülasyonun ardından Alman hükümeti Amerikalılara altınlarını iade etme talebi ile baskı yapmaya başladı. 2020 yılına kadar Bundesbank'ın Almanya'nın altın rezervinin yarısını kendi depolarında toplaması planlanıyor. 2013 yılından bu yana, Almanya'ya iade edilen toplam altın miktarı 157 tondur. Alman Merkez Bankası 2020 yılına kadar 307 tonu Fransa'dan, 210 tonu ABD'den olmak üzere 517 ton daha kıymetli madeni geri getirmeyi planlıyor. 
    ABD Merkez Bankası'nın ilginç bir şekilde döviz rezervini ancak Türkiye seviyelerinde tutarken, altın stokunu sürekli artırmaya çalışması ve Almanya'nın altın stoklarını ülkesinde toplamak için bu kadar gayret göstermesinin hepimizi düşündürmesi gerekmez mi?
    Türkiye’ye gelince…
   TC Merkez Bankası, ABD ile yaşanan gerilimler sonrası ABD Merkez Bankası (FED) nezdinde kendi mülkiyetinde olan altınların tamamını 2017 yılında Türkiye'ye getirdi. Getirilen altının miktarının 220 ton olduğu belirtiliyor. Bu Türkiye açısından ABD'den kopuşun belgesi niteliğinde, çok önemli ve isabetli bir adım olmuştur.  
   Dünya altın rezervi sıralamasında uzun yıllardır ilk 15 içerisinde yer alan Türkiye, Merkez Bankası'nın son dönemde hızla artan rezervleri sonucu Hindistan'ı geçti. Dünya Altın Konseyi’nin  ülkeler sıralamasına bakıldığında, altın rezervi Şubat 2018 itibarıyla 564,8 tona ulaşan Türkiye 10'uncu sırada yer alıyor.
    Bu arada Türkiye’nin altın rezervinin değerinin  27 Ocak 2017'de 15 milyar 315 milyon dolar iken, 26 Ocak 2018 itibarıyla 25 milyar 341 milyon dolara yükselmiş olduğunu da belirtelim.
***
    Bu konuyla alakalı daha pek çok başlık açılabilir.
    Biz çok önemli gördüğümüz bir kaçına değinmiş olduk.
    Ama hepsinin özeti, öncelikle üretimi artırıp çokça tasarruf etmek, kendi teknoloji ve yazılım sektörümüzü geliştirmek, tüm uluslararası ağlardan atak gelebileceğini düşünerek alternatif yapılar oluşturmak (örneğin visa, master gibi ödeme sistemlerinin merkezi ABD’dir; bir an kapatıldığını düşünün),v.s.
    Gayret bizden, yardım Rabbimizdendir.
   Allah tüm mazlumların yar ve yardımcısı olsun.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Halil İbrahim Çubuk Halil İbrahim Çubuk 04.09.2018 14:42

Allah cc.Sizden razı olsun.Benim gibi sade bir vatandaşın anlayabileceği bir dilde çok güzel bir Bilgilendirme.Maalesef medya dediğimiz mecrada bu gibi sade bir dille vatandaşı objektif Olarak bilgilendirme örnekleri yok. Allah cc.ilminizi arttırarak kaleminize kuvvet versin ve bizlerde istifade edelim inşallah. Hayırlı Günler dilerim.Allah'a emanet olun.

Rüstem Ayrıç Rüstem Ayrıç 11.09.2018 22:52

Süper bir makale kaleminize zihninizde saglık keşke bu yazdıklarınızı devlet uygulasa

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 8 6 0 2 7 18
2 İstanbul Başakşehir 8 4 3 1 8 15
3 Beşiktaş 8 4 3 1 5 15
4 Kasımpaşa 8 5 0 3 2 15
5 Trabzonspor 8 4 1 3 6 13
6 Antalyaspor 8 4 1 3 -3 13
7 Atiker Konyaspor 8 3 3 2 2 12
8 Yeni Malatyaspor 8 3 3 2 2 12
9 Göztepe 8 4 0 4 -1 12
10 Aytemiz Alanyaspor 8 4 0 4 -6 12
11 MKE Ankaragücü 8 3 1 4 -1 10
12 Demir Grup Sivasspor 8 2 3 3 -3 9
13 Kayserispor 8 2 3 3 -3 9
14 Bursaspor 8 1 5 2 -2 8
15 Fenerbahçe 8 2 2 4 -4 8
16 Çaykur Rizespor 8 1 4 3 0 7
17 Akhisarspor 8 1 2 5 -4 5
18 Erzurum BB 8 1 2 5 -5 5
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Korfez SK 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 29 9 4 16 -13 31
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık