• 25 Haziran 2019, Salı 23:04
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Takma adlar üzerine...

TAKMA ADLAR (lakap) ÜZERİNE

a. Lakap

Lakap Arapça bir kelimedir ve takma ad demektir; çokluk biçimi elkâp’tır (Dîvân’da ayag biçiminde, TT ağızlarında ise ayağ olarak görülür). Lakabın oluşumunda nispet (atıf), mansıp (resmî ünvan, makam) uhde (sorumluluk alanı) mertebe (sosyal statü) âidiyet mensubiyet meslek şahsiyet özelliği yer vb. başlıca unsurlar öne çıkar.

Köy kasaba gibi küçük yerleşim birimlerinde kapalı topluluklarda meslek zümrelerinde cemaatlerde gizli siyasi teşkilatlarda yasadışı oluşumlarda öğrenci topluluğu veya hapisanelerde nerdeyse herkesin bir lakabı vardır ve gerçek adın yerini tutar (Kişi adları günlük akışta zaten çok az kullanılır). Soyadı geleneği bulunmayan kültürümüzde lakaplar çok yaygındı. Çocuklara iki ad verilmesi biraz da bundandır. Bunun yanında aynı adı taşıyanları ayırmak için lakap ünvan soy ve sülale adı birlikte kullanılmıştır. Kişiler özellikle gençlik yıllarından itibaren bir lakapla anılmaya başlanır, bunun iyi ve güzel olması beklenir. Lakaplar kişinin yaşam süresiyle (ömür) sınırlanmaz, kişiden daha uzun ömürlü olabilir hatta çağlar boyu devam edebilir; haliyle unutulabilir de. Kimi zaman da kişi lakapsız yaşar ama ölümünden sonra ona lakap takılabilir.

*

Allah(cc) insanlardan vakâr edep terbiye ve görgü kurallarına uygun yaşamalarını ister, kötü ad takmayı ve insanların adlarıyla alay etmeyi yasaklar. Kuran-ı kerim’de “Kötü lakaplarla sataşıp atışmayın” (Hucurat, 11) buyrulmuştur. Kötü ad takma yasaklanmıştır oysa güzel ad takma Allah Rasulü’nün bir sünnetidir. O Hazret-i Ali’ye ebu-turâb (toprağın babası) biçiminde diğer sahabelerle ilgili olarak da ebu-hureyre (kediler babası/kedicik) ve ebu-umayr (kuşlar babası) gibi güzel adlar takmıştır. Allah Rasulü Enes’e yâ büneyye (oğulcuğum) ve zü’l-üzüneyn (çiftkulak); Hasan’a luka (yaramaz) demiştir.

*

Lakaplar olumlu olumsuz bildirimleriyle kişi ve ailelerin beceri huy meslek fizik özelliği veya iz bırakan anılarıyla ilgilidir, övgü yergi amacı güdebilir. Lakap kişi için sonradan tercih edilen verilen takılan yakıştırılan edinilen bir ünvandır. Bunun yanında doğum ve ölüme bağlı lakaplar da vardır.

Doğmadan önce lakap edinme:

Babanın ölümüyle ortaya çıkar; yetimlik durumu (yetim ali, yetim ayşe vb.)

Doğum sırasında lakap edinme:

Annenin ölümüyle ortaya çıkar; öksüzlük durumu (öksüz ali, öksüz ayşe vb.)

Doğum ardınca lakap edinme:

Doğum şekli, yeri ve vücut yapısına dair lakap verilmedir (Sakatlık topallık çolaklık körlük arıklık gürbüzlük vb.)

Ölüm ardınca lakap edinme:

Kişi öldükten sonra lakap takıldığı da görülür. Bu ölüm biçimi yeri sebebi vb. bir durumla ilgili olabilir.

Cafer-i tayyâr

Hz. Muhammed, Mute savaşında (629) iki kolu kesilerek şehit edilen yeğeni ve Hz. Ali’nin ağabeyi Cafer bin ebu-Talib’e (ebu-Talip oğlu Cafer) ölümünün ardından kuş gibi (cennete) uçan anlamında tayyâr lakabını vermiştir.

*

Pargalı İbrahim Paşa (1493-1536)

Kanuni dönemi vezir-i âzamıdır. Frenk İbrahim Paşa ve özellikle Makbul İbrahim Paşa olarak ünlenmiştir. Makbul yani değerli lakabıyla anılırken Siyaseten katl edilince, kendisine katledilmiş anlamında maktul lakabı takılmıştır.

Ölümüne dair şu tarih düşülmüştür:

ahirü’l-emr o vezir makbul

idi makbul iken oldu maktul

*

Genç Osman (1604-1622)

16. Osmanlı padişahıdır, ünvanı Osman-ı sânî’dir (İkinci Osman). Ölümünden 280 yıl sonra ve çok başka bir sebeple kendisine genç Osman lakabı takılmıştır. Bu utançlı iş şöyle olmuştur: Çıkardığı dergi adıyla lakaplanmış Jöntürk öndegidenlerinden Mizancı Murat (Mehmet Murat, 1854-1917) temsil ettiği sapkın ve terörist camiaya rolmodel olarak II. Osman’ı gözüne kestirmiş ve/fakat “jön Osman” fazla absurd kaçacağı için sözde bunun Türkçesi(!) genç Osman yakıştırmasında karar kılmıştır. Bu yüzden Tc’de ilk orta ve yüksek öğrenim gören herkes -ironik biçimde- Genç Osman diye bir padişah adı var sanmaktadır. Sözde bu minval bilgilenmekte sınava girmekte ders vermekte kitap yazmakta hatta utanmadan kariyer yapabilmektedir! Akademik basamak yükseldikçe ona paralel saçmalama katsayısı da artmaktadır. Tc’nin nefrete dayalı yalan iftira uydurma ve sahte motivasyonla şekillenmiş resmi tarih anlayışı/ideolojisi içerdiği utanç ve saçtığı tehlike yanısıra absurd/bilimkurgu film senaryosu gibidir. XXI.yy ilk çeyreğinde bile tabudur ve hâlâ kader belirliyor!

b. Mahlas      

Kişinin kendi istek ve seçimine bağlı olarak belirlenen bir takma adtır. Edebî gelenekte çok yaygındır. Türkçe olanlar yanında daha çok yabancı kelimelerle ve nispet ekiyle kurulur:

bayramî dadaloğlu karacaoğlan köroğlu yalnız ozan yetik ozan; avnî bâkî dâî fuzûlî muhubbî murâdî neşrî peçevî seyrânî reyhânî şehriyâr zihnî...

c. Müstear (örtülü gizli) isim

Mahlas ile aynı görevdedir. Daha çok yazar gazeteci ve sanatçılarda (oyuncu şarkıcı türkücü) görülür (Günümüz ses ve sahne sanatçılarının kullandıkları müstear isimler için, bkz. DB Tercüman, 17.02.2003, s.2).

Birden çok müstear isim kullanılabilir.

Günümüz yazarlarının kullandığı birkaç müstear isim:

A. Muhip Dranas (Muhip Atalay), Ataol Behramoğlu (Ata Haydar, Aykut Baykal, Atos Gürus), Attila İlhan (Beteroğlu, Nevin Yıldız, Ali Kaptanoğlu), Aziz Nesin (Gerçek adı ‘Mehmet Nusret’, Vedia Nesin, Oya Ateş), Cevdet Kudret (Cevdet Baykara, Abdurrahman Nisârî, Suad Hizarcı), Haldun Taner (Can Enişte), Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı, Hüseyin Kenar), Hüseyin Nihal Atsız (Atsız, Selim Pusat), Kemal Tahir (Cemâlettin Mahir, Nurettin Demir, Murat Aşkın, Bedrî Eser), Memduh Şevket Esandal (M. Oğulcuk, Mustafa Yalınkat, MŞE), Murat Belge (Râif Özben), Nâzım Hikmet Ran (Ahmet Cevat, A. Oğuz Saruhan, Mazhar Lütfü, M. İhsan, Nurettin Eşfak, Ercüment Er, Mümtaz Osman), Orhan Veli kanık (Mehmet Ali Sel), Ömer Seyfeddin (Süheyl Feridun, Ç. Kemal, C. Nazmi, A. H., Tarhan, Şît, Perviz, Enver Perviz, Ayas), Peyami Safa (Server Bediî, Çömez), Refik Halid Karay (Aydede, Dürende, Kirpi, Mübeccel Halit), Salah Birsel (Ahmet Selahattin), Tevfik Fikret (Nazmi, Mehmet Nazmi, Fikret)

d.Kod adı/kod isim 

Müstear isim karşılığı ve aynı görevde olmasına rağmen daha çok istihbarat ve yeraltı faaliyeti gösteren kişilerce ve tartışmalı yasalara karşı bir önlem olarak kullanılır. Belge düzenlenmesinde ise sayı (rakam) biçiminde gösterilir. Kod ad kullananların gerçek adını andıran yakın anlamlı ya da ses benzerliği olan (sesteş) bazen de kafiyeli ad seçtiği gözlenmiştir.

e. Künye

Arapça kinâye sözünden gelir. Bir tür lakap tanıtım övgü veya yergi ünvanıdır. TT’de kimlik bilgisi olarak kullanılır.

Diğerleri

Hitap mansıp (resmî ünvan, makam) mertebe (sosyal statü) uhde (sorumluluk alanı) ünvan

*

Tam terim kimliği göstermese de günlük akışta sokak dili ve halk ağzında geçen birkaç ifade daha vardır. İslam dışı ve özellikle Hıristiyan adlarını tesbit yanısıra belli (aykırı/absurd/uç) kişi adlarına karşı hoşnutsuzluk ve tepki bildirimli olarak gâvur adı dendiği görülür. Keza her ne kadar absurd tuhaf ve garip adtan söz edilse de uyduruk ad biraz da argo bir bildirim olarak değerlendirilmelidir. Muhatabın adına dair/karşı takınılan olumsuz (beğenmeme onaylamama hafifseme küçümseme aşağılama) bir tavır ifadesidir. Özellikle yeni ve gelenekdışı adlara yaklaşımda bu tutumun izi belirir. Yine bazı Türkçe ve yeni konmaya başlanmış adlara ilişkin kitapta geçmeyen ad tanımlaması kullanılır. Kitap’tan kasıt Kuran-ı kerim ve yaşanan dinî kültürdür. Burada İslamî duyarlık ve geleneğe uygunluk beklentisi öne çıkar.

Ve namus...

Eski Yunancada ad anlamına gelen nómos (onoma) Arapça nâmus (töre), Aramice nûmûs (din); günümüz batı dillerinde name (ad). TT’de ise anlam kayması göstermiş halde ırz iffet ahlak şeref erdem karşılığı işlek kullanıma sahiptir.

*

Böylesi renkli ve zevkli bir alanda görülen can acıtıcı bir esersizlik gerçeği hiç de yüz ağartmıyor.

Gene de bilgi için bi bkz.

-Erol Çağlar, Osmanlı Lakapları, Tuti Kitap Yay. İstanbul-2016

-İbrahim Alaettin Gövsa, Türk Meşhurları Ansiklopedisi, Yedigün Neşriyat, İstanbul-1946

-Osman Kibar, Köy lakapları üzerine bir tasnif denemesi, YarımElma Yay. 2010

-Tolga Arvas, 100 Lakap, Ağaçkakan Yay. İstanbul-2015

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık