• 15 Kasım 2017, Çarşamba 16:44
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

SIFIR KOMPLEX

 

Oyunlar oyun havaları çocuk oyunları yemekler giyimler hikayeler masallar millete değil bölgeye göredir!

İlk önce oyunlara bi bakalım.

Kafkas oyunları:

Azeriler Ermeniler Çerkezler (Abhaz Adigey Oset vd.) Ruslar Gürcüler Çeçenler Karaçay Balkar Kumuk yani nerdeyse bütün Kafkas halkları aynı oyun havasıyla aynı oyunu oynar. Ufak tefek “örfî” yorum farkı istisnadır. Yani Çerkez veya Çeçen oyunu değil Kafkas oyunları vardır. Keza harmandalı ile Yunanın sirtakisi nerdeyse birebir aynı oyundur. Balkan oyunları da aynen...

Çocuk oyunları: 

Nasıl çocuk/bebek dili bütün çocuklarda ortak ise çocuk oyunları da bölgelere göre aynıdır. Çoğu zaman adları da aynıdır (Şekil ya da anlam eşleşmesi biçiminde).

Yemekler:

Misal “baklava” Türkün mü Acemin mi Arabın mı? Bu tür bir soru abestir. Yok efendim Yunanlılar baklavamıza sahip çıktı, Karagözü sahiplendi yani müseccel kıldı (tescil ettirdi/patent aldı) külliyen saçmalık!

Giyimler

Yakın zamana kadar bütün Kafkas halkları nerdeyse aynı giyinirdi. Keza Arapların da (Müslüman Hıristiyan) giyimi aynıdır. Giyim üzerinden kimlik belirlemesi yapmak imkansıza yakın zordur. Velev ki üzerinde aksesuar olarak bir alamet-i farika bulundursun, ayrı mevzu.

Hikayeler

Kerem ile Aslı’yı bir Ermeni bir Fars (pers) veya bir Türkten dinler ve hikayedeki aynılık’a şaşıp ayrılık olmadığına hayret edersiniz. Elbette varyant/versiyon motif figür farkı/hakkı saklı kalmak kaydıyla! Bu özellikle masallarda böyledir. Leyla ile Mecnun (leylî vü mecnûn) her ne kadar Arap kökenli ise de en güzel mesnevisini Fuzulî yazmıştır. Ve bütün Türkler Leyla kim Mecnun ne bilir. Leyla adı Araplardan çok Türkler tarafından kızlara konmaktadır. Mecnun (ki cinlenmiş/deli/çılgın demektir) ad olarak Araplarda görülmez ama bir Türk bilinen hikayeyi referans alarak ve anlamıyla ilgilenmeyerek(!) dahi hiç çekinmeden oğluna mecnun adını verebilir. Sorulsa aşkı ve âşığı yücelttiğini söyleyecektir.

Masallar

Türk masalı ermeni masalı acem masalı vs. çok da doğru bir “terimleme” olmayabilir! Kafkas masalları, Balkan masalları, Akdeniz masalları, Skandinav masalları vd. daha uygundur. Bu ne demek / şu demek: Aynı masal aynı bölgede ve/fakat değişik dillerde anlatılır. Keloğlan değişik tipolojiyle dünyanın dört yanında dolaşıp durur.

*

Yukarıda geçen “sahiplenme” biraz da “kabullenme” demektir. Hz. Ali’nin iki mezarı var. Birincisi Necef’te (gerçek), öteki Afganistan’da Mezar-ı şerif (itibari). Kabule göre Hz. Ali şehit edildikten sonra dirilmiş ve atıyla (Düldül) bugünkü Mezar-ı şerif’e gelip mezarında karar kılmış. Mesele inanıp inanmama (gerçek mi?) meselesi değil, kabuller dünyasıdır! Mezar-ı şerif sırf bu “ilgi” sonucu günümüzde birbuçuk milyon nüfuslu bir şehirdir. Keza Ashab-ı kehf’in (Mağara Arkadaşları/bkz. Kehf suresi) dünyada yedi yerde mezarı (makamı?) var; Fas da dahil! Keza... Nasreddin Hoca, Türkmenistan için vazgeçilmezdir. Yani tutup ille de Akşehir derseniz, hayatı daraltmış olursunuz. Keza Yunus Emre’nin Türkiye’de on altı mezarı bulunuyor (Hepsine fatiha).

Sanırım (bakınca) örneklemede “türkü” es geçilmiş gibi duruyor; doğrudur. Türkü işi bünyesinde biraz daha sofistike birkaç özellik barındırıyor.

Yani şöyle:

Bu durumda Erzurum yöresi bir Ermeni türküsü (!) olan Sarı Gelin üzerinden bir okuma ortaya konabilir!

1.Sarı(şın) Ermeni kız olmaz (%99 karaşındır).

2.Ermeni ozan(lar) tarafından Türkçe olarak söylenmiştir.

3. Daha düne kadar (1940) Ermeniler saz çalıp Türkçe türkü söylemeyen diğer bir Ermeniye kız vermezdi.

Hâ bu arada Türkçe ilk roman da yine bir Ermeni tarafından İstanbul’da yazıldı (bkz. Hovsep Vartanyan, Akabi/sevgi hikayesi, 1851).

Eveet şimdi işbu zaviyeden bakınca “edebî asabiye” epey edep dışı (hani nerdeyse edepsiz) bi’şey gibi görünüyor!

Çözümü/çaresi ise şu: Sıfır komplex.

Örnek mi / Şudur o:

İstanbul’u fethettik ve “kılıç hakkı” olarak Aya Sofia Kilisesi’ni camiye çevirdik lakin adına hiç dokunmadık (kimsenin de aklına değiştirmek vb. sünezararlısı gelmedi). Ayasafya Camisi yani “Hikmetler pınarı camisi” demekle yetindik. İkonium (ikon/put; Konya), sangaryos (Sakarya), kayzer (Kayseri) vb. hep o ünlü sıfır komplex(imiz) ürünüdür!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık