• 07 Haziran 2019, Cuma 20:21
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Saz, Gül, Gamze, Ben, Lale

SAZ GÜL GAMZE BEN LALE

*

SAZ

Bilindiği üzre saz (Farsça: kamış, nay/ney) bataklıktan kesilip koparılıp soyulup soğana çevrilip gövdesine kızgın demirler sokulup yedi delik açılmıştır, işte o günden beri bataklık özlemiyle inleyip durmaktadır ki Mesnevi şöyle başlar:

Dinle bak ney’in hikayetini / Ayrılıklardan yana şikayetini

(bişnev in ney çün hikayet mîküned / ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned).

Kinayesi:

İnsan da özyurdu olan ruhlar aleminden bu dünyaya ve ağlayarak doğmuştur ve hep orayı özler.

 

Peki -ve acaba- bu arada saz milleti ne yapmaktadır / özyurdu olan bataklıktan koparıldığından beri öteleri özleyen sahipsiz fısıltılar birbirine -üzerine Mesnevi kokusu sinmiş gibi- kesilen gövde soyulan kabuk verilen şeklin ıstırabını söylüyor.

 

GÜL

Bi zamanlar bütün güllerin rengi ak’mış.

Yine bi gün hiç umulmadık ve görülmedik bir boran gelmiş, geniş ovaları ve derin vadileri aşarak delice esmeye koyulmuş. Sevmekten nasipli bir bülbül doğruca gül’e koşmuş ve onun kırılmak üzere olan gövdesinin önüne kendini kalkan etmiş. Bir süre sonra dayanamaz hale gelmiş eli ayağı güçten kesilmiş kanatlarını geremez havada duramaz olmuş. En son bütün cesaretini toplayıp gül’ün gövdesine yapışıvermiş... Sevincinden öldüğünü bile anlayamamış! Fırtına durulmaya karar verdiğinde gözler bülbül’e çevrilmiş: O kanayan bedeniyle hâlâ ve sımsıkı gül’ü tutuyormuş. Akan kanı gülün kökünü suluyormuş.  Gül bir an için kendine bakmış. Bir de ne görsün... Bülbül’den kendine geçen kanlar apak çiçeklerini kızıla döndürmüş ve kökünden gövdesine doğru yükselen ılık bir kızıllık içini ısıtmıyor mu... İşte o günden beri kimi güller kızıl açar.

 

GAMZE

Divan edebiyatı mazmunu olan gamze, halden anlamaz aşka aldırmaz uçarı ve zalim vefasız sevgilinin ezici eritici/delirtici haşin bakışıdır: Kaşlar yaydır gerilir; kirpikler oktur atılır / nereye / aşığın kalbine! Oku yiyen yürek ise bir daha iflah olmazmış. Hâ sol gözdeki kirpik sayısı sağa göre üç tane daha fazlaymış! Bu zalim sevgili kalp yönünce dönüp daha etkili kaşaltı gamzeli bakış yapabilsin diyeymiş. Ergenlerin parklardaki ağaç gövdesi ya da sınıftaki sıra üzerine çizdiği içine ok saplanmış kalp şekli tamı tamına işte buymuş. Gerçi eski Yunan kültüründe de benzer bir metafor varmış oradaki işi ise Eros diye tombik bir oğlancık yapıyormuş. 

gamzedeyim deva bulmam garibim bir yuva kurmam

kaderimdir hep çektiğim inlerim hiç reha bulmam

1.gam-zede: Gamlı, çileli

2.gamze-de-y-im: Sevgilinin gamzesindeyim; o haşin bakışların hedefi oldum

 

Öteki gamze ise sevgilinin yanağındaki derin çukurdur. Sevgili sereserpe uyurken terlemiş ve teri ol çukurda yanağın rengine bürünmüştür / al sana şarap! Ve aşık ol çukurcuktaki gittikçe kızıllaşan şarap damlasını içmek ister haliyle bi’türlü içemez.

Hmm peki bir Erciş türküsü ne der / şunu der:

gel beri oy gel beri

ol gönlümün dilberi

göğsünden akan teri

koy bardağa ver beri

*

N’oldu / şu oldu:

Rafine damıtılmış imbikten/haddeden geçmiş mektep medreseden geçmiş kendinden geçmiş Divan şairinin dediğinin aynını yine dağdaki bir çoban söyledi ama ne de güzel söyledi!

*

BEN

bi gün dünyada ne kadar papaz var yok toplamışlar büyyük bi debboya doldurmuşlar akabinde soyunun lan diye bağırmışlar amcalar dakkasına anadanüryan kalmış ortaya kocaman mı kocaman devasa bi karakazan getirmişler bütün papaz cübbelerini içine tıkmışlar göz kararı su dökmüşler ilaveten olmaz ölçüde misk û amber ve adı sayılmaz kadar çok envay çeşit ıtriyat kaynat babam kaynat aylar geçmiş sonunda cifesi çıkan cüppe artıklarını çıkarıp çöpe atmışlar ardından kazandaki hammaddeyi imbikten geçirip süz bakalım damıt bakalım rafine et bakalım uğraş didin sonunda küpküçücük amma pek yoğun karadan daha kara hatta kapkara bir kara damlacık elde etmişler daha durmayıp ol nesneyi o esnada şisst n’oluyô burda n’apıyônuz bakîm deyüben oracıkta bitiveren şuh sevgilinin yanağına (belki de kaş veya dudak kıyısına) konduruvermişler sevgili bu yüzden hercai hoppa şımarık baneneci oholdumcu canımadeğsinci boşvermişçi vurdumduymaz acımasız zalim ve aşırı vefasızdır kardişşiim!

 

LALE

mazhar-i ism-i celâl olmasa îdi lâle

bulamazdı bu kadar rütbe-i vâlâ lâle

İzzet Ali Paşa

(Lâle, Allah isminin görüldüğü nesne olmasaydı bu kadar yüce bir rütbeye yükselemezdi).

*

Bilgi için bkz. LÂLE ÜZERİNE MUHTASAR “MABBET “medyamit.com” 31.05.2019


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık