• 09 Nisan 2016, Cumartesi 0:53
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

SAPKINLIĞIN MANTIĞI

SAPKINLIĞIN MANTIĞI

İçimizdeki batı havarisi kilise kültürü hayranları batılılaşma yolunda -ne yazık- çok geri bir çizgiyi temsil ediyor. Batının temel referanslarını bilmez tanımaz okumaz, batıyı batı yapan normatif davranış biçimlerini anlamaz, batının ruhunu kuran motivasyon ve heyecanlardan habersiz nutuk atıp dururlar.

Onlara göre ilerici/batıcı olmak ve bunun ölçüsü İslâm ve Türk kültürüne düşmanlık biçiminde zihni ahlaki bir sapmadan ibarettir. Mevcut kültür unsurlarına uzak durarak aşağılayarak zarar vererek yok ederek batılı olunacağını savunurlar. Oysa kazın ayağı hiç de öyle değildir. Batılı/batıcı olmak sandıkları gibi kolay (koftiden) bir iş sayılamaz. Bizim hazırakonmacı haylaz beceriksiz yetersiz düşünme tembeli düşünce özürlü cahil katil hırsız cümle gavurcu müminleri bekleyen zor sürprizler var: Okumak araştırmak tartışmak bilgilenmek aydın olmak üretmek gibi “şey”ler!

Sahtecilik etmek kandırmak artık eskisi kadar kolay bir iş olmaktan çıkmıştır. Bizim gavur hayranlarından kalite bekleniyor.

Adı ali veli ayşe fatma olduğu halde Hazret-i Ali ve Hazret-i Fatma’ya düşmanca tavır takınanların kendi sapkın ahlaklarına (veya ahlaksızlık) ters düştüğünü hatırlatmak da ne tuhaf yine bize düşüyor.

Aklı başında bir batılının Türke düşman olduğu için (ki bu da şüphelidir) Türk kültürüne de düşman olması beklenir fakat bu bile sakat bir mantıktır, aksine kültürümüze hayran ya da profesyonel anlamda ilgilenen nice batılı vardır. Gerçi düşman da olsa yadırganmaz, herhalde bizi ve kültürümüzü sevme mecburiyetleri yoktur. Bu tesbitimize biraz insafsız denebilir ve bir aşırılığı yani gavur düşmanlığını ima ettiğimiz iddia edilebilir. Böylesi haklı itirazlara acaba ne cevap üretilir, bilmiyorum.

Gavurseverler gocunmakta haklıdır. Sözlerimizin aşırılık içerdiği doğrudur, onlardan çektiğimiz acılar tarihi de bir diğer doğrudur. Batılılardan İslâm ve Türk kültürüne gönül vermiş araştırmayı meslek edinmiş bilim ahlakından nasipli seçkinler vardır (oryantalistler ayrı konu). Doğrusu biz onları tam gavur değil de sanki Müslüman adayı gibi görüyoruz (Rabbim cümlesine tez güne iman nasip ede).

Bizimkiler ise yalnızca İslâm ve Türk kültürüne düşman kesilmekle batılı olunacağını sanmak biçiminde sapkın bir düşünceye (iman) saplanmıştır. Kendileri de her nasılsa Türk soyundan geldiği için(!) hem geçmişlerinden hem ailesinden hem de bizzat kendilerinden nefret ederler (kendine yabancılaşma). Kendilerini çok şanssız bulurlar. Hıristiyan bir ana babanın çocuğu olmadıklarına yanarlar. Müslüman dede ana baba kardeş amca dayı hala teyze ve yeğenlerin varlığı onları müthiş rahatsız eder (Hele yeğenin sünnetine ya da dedenin cenazesine katılma mecburiyeti!) İşte onlardaki soy inkarının psikolojik mekanizması böyle çalışır.

Atalarımızın büyük güçlü ve üstün oluşu da onları çok üzer. Hırsız katil sömürgeci sapık ve dinsiz ataya sahip olamamak ruhlarını kemirir (Olmak durumu ise tam bir teselli getirecektir nitekim getirmiştir!) Ve hatta insan soyundan gelmek da biricik beyin ağrılarıdır. Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havva’dan değil de maymun amip terliksi timsah iguana salyangoz veya bitten pireden türemiş olmayı şiddetle arzu ederler. Arzudan öte bu sapık eğilimlerini kitaplaştırıp ders konusu kılıp gayet bilimsel tarzda temiz inançlı masum Müslüman çocukların beynine kazırlar (yaşasın MEB & ekürisi Talim ve Terbiye Kurulu). Geçmiş’ten nefretleri iblisi bile şaşırtacak çok özel pek renkli türlü piçlik melodramıyla doludur.

Dedelerinin pezevenk babalarının gogocu veya nanoş annelerinin pavyon dilberi olmayışı onları derinden yaralamıştır. Bunun yanında nataşa orjinli değerli ninelere sahip olamadıklarına da ayrıca yandıkları rivayet edilmektedir.

Oysa batılı/batıcı olmanın şartlarından biri İslâm ve Türk kültürüne düşman kesilmek değildir. Dünyada o kadat gavur vardır ve yalnızca gavur gibi gavurdur, o kadar! Yani İslâma düşmanlık etmeden de hatta bunları hiç bilmeden ilgilenmeden gavurluk etmek pekala mümkündür. İşte bizimkilerin bilerek atladığı/anlamadığı nokta burasıdır ve bu nokta bizim yüz elli yıllık acı tarihimizin bir nokta mesabesinde özeti demektir.

Nasıl cinsi sapık olmak için açılmış düzenli eğitim veren bir mektep yoksa fikri sapkınlık için de mektebe gitmeye kürsüde (üniversite) masada (bürokrat) kışlada (orduevi) yıllarınızı harcamaya gerek yoktur. Eğer bir de solcuysanız pembe kırmızı kızıl kızılcık gibi aşamalardan geçmeye de ne zahmet!

Hainlik içgüdünüz sapıtma işlemi için yeterlidir. Ayrıca kaliteli ve elitte hainlik için ek bir çaba harcamanız gerekmez. Çünkü nasıl karadan daha kara bir renk türü yoksa hainden daha üstün ve daha class başka bir hainlik çeşidi de yoktur. Kapkara mı dediniz... Öteki pisliklerden yer kaldıysa kap kacağınıza kara’nızı da koyabilirsiniz!

Aslında hepsi bizim köylü bizim kasabalı “ali oğlu veli” olan bu kişioğlusu kişilerin yüz elli yıldır gavur rolü yapması ve hep bizi asması ne utançlı bir suç... Sanırım son tahlilde bizzat batılılar da onların bu kafirlik taklidinden artık ciddi rahatsızlık duymaya başladı.

Bizim AB’ye giriş ve yasaların güncelleştirilmesi, yabancıların uyum yasaları adını verdiği manzara karşısında daha fazla direnemeyecekler. Bu direncin kırılması demek mutlak anlamda bir iflas veya zafer ilanı olacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık