• 03 Kasım 2019, Pazar 22:48
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Reis öldü!

REİS ÖLDÜ

-Bir vefa yazısı-

            Reis gelenekte akıncı korsanlara başkanlık edenlere verilen bir unvanken günümüzde Karadenizli küçük tekne kaptanları için de kullanılır olmuştur. Yakın siyasi gençlik tarihinde ise reis Abdullah Çatlı’nın kişiliğinde yeni bir temsil kimliği kazanmıştır.

            Reisimiz Abdullah Çatlı bundan altı yıl önce Susurluk yolunda kaza süsü verilmiş bir sûikastte şehit düştü. Olayın teknik yönüne bakıldığında Çeçen mücahit Cevher Dudayev cinayeti ile aynı özellikleri taşıdığı görülebilir. Her iki mücahit de gelişmiş uydu teknikleri kullanılarak militer güçler tarafından öldürüldü. Cevher Dudayev’in katli için Ruslara onay ve teknik destek veren Amerika Abdullah Çatlı’nın öldürülmesi için de TC’ye aynı yardımı yapmaktan kaçınmadı. Cevher Dudayev ve Abdullah Çatlı’nın kaderleri birbirine epey benzerlik gösterir. Hür Çeçenistan’ın kuruluşu ve kafir Ruslara karşı verilen cihatta Reis’in sağladığı para ve insan desteği hatırlanırsa bu iki cinayetin sıradan olmadığı da anlaşılır. Reis son günlerinde Doğu Türkistan’ın kuruluşu için mali ve siyasi kulis yürütüyordu. İstihbarat memuru ağızlı Doğu Perinçek işi kavramış ve cinayete yakın sıkça ‘Doğu Türkistan provakasyonu’ndan söz eder olmuştu. Evet o Çeçenistan’ı kurdurduğu ve Doğu Türkistan devletini de kuracağı anlaşıldığı için öldürüldü.

Önceden uyarılmış ve hazırlıklı haber kanalları ‘Susurluk yolunda meydana gelen bir kazada Mehmet Özbey sahte kimlikli Abdullah Çatlı öldü’, dost ve gönüldaşları ise onun için ‘Reis öldü’ diyordu. Arkadaşı olan milletvekiline ait bir mersedes arabanın abs firen sistemine uydu vasıtasıyla müdahale edilmiş ve yerdeki görüntüyü ekrandan seyreden görevli kişiler sûni bir kader-kaza oyunu oynamışlardı. Kontrolden çıka(rıla)n arabanın önde seyreden bir yük kamyonuna arkadan bindirmesi sağlanmıştı. Kesin sonuç için yerdeki takipçi ekipten ikinci bir müdahalede bulunmaları istendi. Katiller arka koltukta baygın yatan Abdullah Çatlı’ya demir sopalarla vurarak şehit etti.

Kaza yerini terk etmeden önce çarpışma sahnesinin geniş açıdan resmini çektiler. Kamuoyuyla paylaşmadıkları yakın plan başka görüntülerin de olduğu tahmin ediliyor. Şaşırtıcı ve alışılmışın dışında olarak yirmi dakika sonra birbirine geçmiş araba ve kamyon resmi ekranları kaplamaya başladı. Heyecanlı ve kana susamış haber sunucuları tekrarlı sözlerle garip bir kaza haberi veriyor gelişmeler içinse ‘az sonra’ kaydını düşüyordu.

Gerideki korumalar kaza yerine beş on dakika sonra ulaşabildi. Arabayı kamyonun altından çıkarmak için çok uğraştıklarını etrafta resim çekecek gazeteci dahil kimselerin bulunmadığını ölü ve yaralıları kendilerinin hastaneye götürdüğünü açıkladılar. Beklenmeyen bu gelişme üzerine yediği haltı anlayan mihrak(lar) kaza fotoğrafını ekranlardan geri çekti. Fazla profesyonel davranarak ilk açıklarını vermişlerdi.

            Üç ölü bir yaralı...

            Yaralı aynı zamanda pkk’ye karşı savaşan bir aşiretin reisi olan milletvekili Sedat Bucak’tı. Ölüler ise alevi kimliğiyle tanınan üst düzey bir emniyet görevlisi Hüseyin Kocadağ arabada bulunma amacı moral destekle ilgili Gonca Uz adlı bir kadın ve Reis Abdullah Çatlı.

            Planlayıcıların ustalık ve deneyiminden kimsenin kuşkusu yok, iyi hazırlanmışlardı! Ekran ve gazete sayfaları aylar sürecek bir ters bilgilendirmeyle kaynatıldı. Reis öl(dürül)müştü ve yılların kini kusulabilirdi, öyle yaptılar. Onun gibisi yoktu ve gelmeyecek gibiydi, azdıkça azdılar, demediklerini komadılar...

Sağken adını -besmelesiz- anamayanlar bilirkişi ve uzman kimliğiyle ekranları kapladı. Ama hepsi Abdullah Çatlı adı altında eziliyordu. Başarılarını sahiplenmeye kalktılar, utanmayıp ‘Biz onu kullanmıştık’ falan dediler. Yakın geçmişi bilmeyen veya tam hatırlayamayan ortalama zeka sahipleri bile olan(lar)da bir gariplik seziyor ama adını koyamıyordu.

            Abdullah Çatlı yakışıklıydı (günümüzde karizmatik deniyor) yiğitti zekiydi, Allah vergisi şahsi ve siyasi cazibeye sahipti. Başarılı bir savaş beyiydi ve en büyük zaafı Türkiye’yi seviyor olmasıydı, bu hak edilmemiş yönü iyi belirlenmemiş ve gereksiz bir sevgiydi! Yakın dostu ve silah arkadaşı Haluk Kırcı’nın ifadesiyle ‘Bu ülke vergi verilmeyi ve askerlik edilmeyi hak etmiyordu. Görevimiz Tehlike adlı filmdeki karakter Reis’in yanında karikatür gibi kalırdı’. Günümüz ortalama tv seyircisi ise onu Kurtlar Vadisi’ndeki dizi karakteri Polat Alemdar ile özleştiriyor. Bizce bunlar yetersizdir! O gerçekten üstün bir kabiliyet zeka ve başarı sembolüdür. Bazen böyle olur, ‘üstünlük’ mümkündür...

O üç beş kişiyi geçmeyen adanmış ekibiyle Avrupa’nın değişik şehirlerinde ve altmışa yakın noktada asala ve pkk’ye yönelik imha operasyonu yapmıştır. Bu tesbit bir macera romanı için bile fantezi iken onun hayatının sadece bir bölümüyle ilgili sıradan faaliyetlerdir. Hiç hoşlanmamakla birlikte emekli bir generalin sözlerine yer vermek isteriz. Hasan Kundakçı’nın ‘Çatlı’yla tanışmış olsaydım en azından operasyonlardaki adres tesbitlerini nasıl başardığını sormak isterdim’ deyişi anlamlıdır ve tam bir profesyonel yaklaşımdır.

            Hüzne şayan odur ki eski yoldaşları ve bir zamanlar başkanlığını yaptığı siyasi teşkilat onu sahiplenmekten kaçındı. Bu gerçek anlamıyla tam bir redd-i miras sapkınlığıydı. Artık o siyasi yapıdan insanlık bir şey beklemiyor...

            Reis şanına yakışır bir Müslüman olarak dua ve tekbirlerle gömüldü. Ardından beklendiği üzre sayısız gazete dergi yazısı ve birkaç kitap yayınlandı. Ama ihmal edilen bir şey vardı: Şiir...

            İşbu satırların yazarı fakir yalnız ozan mahlasıyla koşmalar söylemeyi adet edindiğinden kendi kendini görevli sayıp eski Reis’i için aşağıdaki saguyu yazdı. Ruhu şad mekanı cennet olsun,

 

 

 

çatlı sagusu

ya allah deyi deyi

içip de ecel meyi

efsane savaş beyi

abdullah çatlı öldü

 

öpülesi alından

kopardılar dalından

yükselip de salından

tayyar kanatlı öldü

 

çocuklar gibi şendi

düşmanlarını yendi

azrail can üşendi

sanki bin atlı öldü

 

hain tuzak kurdular

baygın iken vurdular

bir türk daha kırdılar

oğuz bayatlı öldü

 

bizim reisimizdi

bize ayan ele gizdi

alparslan’dan bir izdi

otağlı tahtlı öldü

 

alperen balalarla

ezanlar salâlarla

edilen dualarla

ağıtlı nâtlı öldü

 

kor örtüsü kül gibi

perde perde tül gibi

yeni açmış gül gibi

nasıl da tatlı öldü

 

mü’minlerin sakıncı

hem bilge hem akıncı

gönlünde özge sancı

bir karabahtlı öldü

 

yalnız ozan gör n’oldu

ruhuna kevser doldu

şehitlik nasip oldu

eli pusatlı öldü


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık