• 08 Kasım 2017, Çarşamba 23:48
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

POMAKLARIN ÇANAKKALE AĞIDI: PESNA

Yüz kırk yıl önce (1877-2017) beş yüz yıllık vatan toprağı Balkanlar’ı kaybettik! Çok acıklı bir geri çekilme (ricat/göç) yaşandı.

Rodop dağlarından göçen Pomakların bir kısmı Biga’yı yurt tuttu. Halk, gelen göç kafilelerine evini açtı ekmeğini bölüştü.

Ardından Balkan savaşlarıyla (1912) devam eden göç dalgası siyasi olduğu kadar sosyo-ekonomik travmalar ve akla hayale gelmedik dehşetli acılarıyla geldi.

Balkanlarda yaşanan bozgunun izleri henüz silinmemişken bu kez de Birinci Dünya Savaşı başladı. 2 Ağustos 1914’te seferberlik ilan edildi. Çoğa varmadı Çanakkale savaşı patladı. (1915).

Osmanlı-Rus Harbi (93 harbi) ve Balkan Savaşlarında doğdukları topraklar için kan döken Pomaklar şimdi de  Çanakkale Savaşında yeni yurtları için savaşacaktı.

*

Aziz dostum tarih araştırmacısı Ömer Arslan, Çanakkale Savaşlarına dair çok yönlü ve çarpıcı çalışmalar yapıyor. Onlardan biri de Pomakların o dönemdeki konumu. Önemsenmemiş unutulmuş hiç el atılmamış bu alanda bir “pesna” belirlemiş bulunuyor. Pesna, Pomakça ağıt demek. Pomakça ise günümüzde artık ayrı bir dil kimliğine bürünmüş durumda ve eski Kuman-Kıpçak Türkçesinden bir yadigar.

Pesna derlemesi, Çanakkale Biga Elmalı Köyünde yapılmış, kaynak kişi ise Rukiye Kabak (75).

Teşekkürler Ömer Arslan.

Şimdi gelin 102 yıl önceye gidelim ve adıgeçen o pesnayı dinleyelim. [1]

Metnin TT’ne çevirisi şöyle:

*

(Hey) duydunuz mu?

Liste liste haber geldi İstanbul’dan / Padişah’tan [2]

Çok asker toplayacaklar.

Genç kuvvetli erkekleri topluyorlar.

Üç tane gemi hazırlamışlar.

Gemilerde bekarlar ve yeni evli adamlar var.

Anneler babalar başladı ağlamaya.

Ve genç gelinler de...

Küçük çocuklar da babalarına yalvarıyor:

Dur gitme babacığım gitme!

Gideceğim kızım gideceğim / Savaş başlıyor...

Komşular hepiniz hakkınızı helal edin.

Geri dönmeyeceğim...

Çanakkale bizim oluncaya kadar geri dönmeyeceğim!

Hasan abi [3] beni yazma, ben yeni evliyim.

Benim eşim o da benimle gelmek istiyor.

Gideceksin Mehmet, gideceksin!

Askerleri sen götüreceksin.

Bayrağı sen taşıyacaksın.

Askerler toplansın ve hemen gitsinler.

Köyden giderken bayrağı fazla yukarı kaldırma.

İhtiyar anneleri babaları yukarıdan görüp de daha fazla üzülmesinler.

Çanakkale’ye gittiklerinde savaş başlamıştı.

Silahlar patladı.

Toplar ateşe başladığında yerler sarsıldı, bütün camlar kırıldı.

İnsanlar da şehit düşüyor.

Dereler kan akıyor, denizler kanla doluyor.

Bombalar patladı ortadaki gavur gemisi vuruldu, yanmaya başladı. [4]

Bütün şehir yanmaya başladı.

Şehirdekilerin hepsi kaçtı. [5]

Genç Ayşe yolun ortasında doğum yapmaya kaldı.

Öteden Kara Tatar [6] gözüktü.

Tatarlar geldi ellerini arkadan bağladı.

Ayşe onlara yalvardı:

Kara Düşman Tatarı ellerimi çözün de çocuğumu doğurayım.

Ona salıncak kurayım.

Çocuğumu doğurayım adını Barış koyayım.

Ey annesinin güzel oğlu, ne zaman büyürsen götür beni.

Sor nerde Tatar köy varsa senin annen orda.  

Evlat evlat büyüyünce anneni aramayı unutma.

Nerde gavur köyü görürsen beni orda ara.

Kaçmaya başlayınca derin derelerden, yüksek tepelerden.

Derin bir kuyu buldular herkes eşyalarını attı.

İçlerinde Gelin Ayşe de vardı.

Eşyalarımı atayım derken bebeğini de attı... [7]

Ey komşular ben ne yaptım, çocuğumu attım!

Boş ver çocuğu, dedi  ihtiyar adamlar.

Çabuk gidelim nerde Pomak köyü varsa orda konaklayacağız.

 

*

[1] Rukiye Kabak’ın söylediği Pesnayı Pomakça aslından dinlemek için: https://youtu.be/3BQhs77lwaY

[3] Muhtarlıklara gelen seferberlik listelerinden bahsediliyor.

[4] Köyün Muhtarı. Seferberlik döneminde muhtarlar önemli yetkilerle donatıldı.

[5] 18 Mart Deniz Zaferinde Türk topçusunun batırdığı gemiler anlatılıyor.

[6] Çanakkale ve çevresindeki birçok yerleşim alanı savaştan dolayı büyük zarar görmüştür. Halk daha güvenli yerlere taşınmak zorunda kalmıştır.

[7] Eşkıya, düşman anlamında kullanıldığı düşünülür.

[8] Samiha Ayverdi’nin Hatıralarla Başbaşa isimli eserinde geçen Kuyu hikayesiyle neredeyse birebir aynı olay anlatılmaktadır. Bu pesnada savaş ve göç sürecinde yaşanılanlar iç içe geçmiştir. Bu durum, sözlü anlatım geleneğinde olağan karşılanır. Ayşe Gelin’in yanlışlıkla attığı ve bir şekilde sağ kalan o bebeğin izini sürdük ve belli bir sonuca ulaşmayı başardık. Yakında bu olaya dair makalemizi de -inşallah- yayınlamış olacağız.


 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık