• 13 Ocak 2018, Cumartesi 14:00
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

NUH TUFANI VE TELEFON

 

“Hz. Nuh oğluyla cep telefonuyla görüştü”

Evet basına yansıyan cümle bu oldu ve haliyle derhal/gecikmesiz/afsız alay konusu oldu.

Ve nedense bu durum bizi hiç şaşırtmadı. Avami alışkanlık böyledir, hep aynı tezahür eder, itiraz makinesi böyle işler.

Ve biz bir adım (hadi gel de inan) daha öne çıkarak şöyle diyoruz: Sözkonusu yazar az bile demiş! Kuran’da anlaşılmayı bekleyen kimbilir ne/nice hikmet var.

*

Belki de bundan on bin yirmi bin yıl(!) önce... (Doğrusunu Allah bilir).

Nuh (as) 950 yıl hak din tebliğ etti. Ne yazık küfür zulüm arttı güçlendi müminler azaldı güç kaybetti. Kafir tabaka inananları da saptıracak güce ulaşmış bulunuyordu. Küffar üzre Cenab-ı Allah türlü uyarı bela gönderdi. Lakin onlar inkar şirk putatapma alay aşağılama azma ezme zulüm dışlama sürme ambargo tecrit tehcir dövme sövme tutuklama öldürme’ye devam etti kavi direnç gösterdi. Nuh (as) bu gidişle dünyada Allah (cc) adını anacak kimse kalmayacak diye çok üzüldü kafirlerin imhası için dua kıldı Cenab-ı Mevla kabul buyurdu. Ona bir gemi yapmayı vahyetti. Cebrail (as) geldi öğretti. Ardından Allah’ın vaadi kafirler üzerine gerçekleşti. Gök boşaldı yer tuttu. Dev dalgalar yükseldi. Nuh (as) gemiye erkek ve dişi her hayvandan bir çift aldı koydu. Müminler gemiye doldu. Ol ulu nebinin oğlu ve karısı inkarcı idi ve gemiye binmeyi reddetti böylece ikisi de öteki kafirlerle birlikte helak olup gitti. Etyiyenler birinci kata (ambar) otyiyenler ikinci kata dahi insanlar da üçüncü kata yerleşti. Tennur kaynadı gemi hareket etti. Günler aylar sonra gök tuttu yer yuttu sular çekildi. Gemi Cudi üzre karar kıldı. O gün aşure idi (10 muharrem).

*

Nuh’un (as) adı batı dillerinde “noah”tır ve epey yaygın olarak konur. Bizde ise nerdeyse “nuh deyip peygamber dememek” deyimine sıkışıp kalmış gibidir.

*

Yard. Doç. Dr. Yavuz Örnek kendi bildirimine göre altı yıllık araştırma inceleme sonucu “Destanların Sultanı Tufan 46 Katlı Gemi” (Kendi Yay. İstanbul-2017) adlı bir kitap yazmış bulunuyor.

Eserle ilgili bir tv programı da yapılmış olup (bkz. Pelin Çift İle Gündem Ötesi, TRT-1, 06.01.2018) konu üzerine bilir bilmez herkes bi’şeyler konuşuyormuş.

Yazar şunu söylüyor:

Tufan ve gemi seyir defteri bildiğiniz gibi değil diyor. Mucizeleri bir kıyıya koymadan yeni bir okuma ortaya koymaya çalışıyor (Lakin ekran tecrübesizliği ve ifade yetersizliği yüzünden başarılı olamıyor). Devamla... o dönemde daha ileri bir teknoloji vardı/olmalıdır diyor. Geminin özellikleri ve yükü ve seyri ve karar kılması çok başka türlü gerçekleşti diyor. Eh çok da iyi ediyor. Söyledikleri aslında yeni şeyler/iddialar değil kitap haline getirilmesi ile yenilik özelliği kazanmış durumda. Yeri gelmeden şunu söylemeliyiz: Elli yüz veya bin yıl sonra Tufan vb. başka nice tam bilinmez üzerine çok daha çarpıcı sözler edilecek belgelere ulaşılacak yeni ve başka “anlama”lar üretilecek; bilim böyledir işte.

Yavuz Örnek, Tufanı anlayabilmek için yüksek teknolojinin geçmişte varlığına dikkat çekiyor. Varsayılan yüksek bir teknolojinin izini süren yazar şunu savunuyor: Hz. Nuh’un gemisi bugün dahi bilmediğimiz çok ileri bir teknolojiyle yapılmıştır. Belki de bugün elimizde olmayan bir maddeden/madenden/çelikten üretilmiştir. Gemi altı ay veya bir yıl suda kalmıştır. Gemi nükleer enerji benzeri bugün bilmediğimiz bir enerjiyle çalışıyordu. O döneme göre modern/ileri bir yapım olan gemi üç kısım ve kırk altı kat idi. Hz. Nuh gemiye hiçbir hayvan almamış bilakis onların döllenmiş yumurtalarını taşımıştır (Bi’tür tüpbebek teknolojisi).

Bilvesile bu vadide...  Hikmet Tanyu, “Nuh’un Gemisi ve Ermeniler” (Elips Yay. Ankara-2005) ve Emre Özdoğan’ın “Tanrı Dağlarındaki Sır: Nuh’un Gemisi” (Ortakahve Yay. İstanbul-2013) kitabı da mutlaka okunmalı. Yabancılardan da okunacak en az otuz kırk roman var; bizde yok, yazacak romancı da yok, filim falan diye ise hiç sormayın!

İlk önce itirazcılara bi bakalım:

Aslında mevzu/tavır tc ve bilinen dinsiz ilkmektep örtmeni günahlarıyla ilgili. Lütfen o cendereden/tuzaktan/cehlden çıkınız. Nedir o / şudur o: Yazı “4 bin”de icat edildi cilalıtaş devri kalaylı teneke devri ilkçağ ortaçağ ilh. yaşandı sonra Rönesans geldi. İşte ne yazık ufkumuz veya zemin/kaidemiz bu! Farkında olmadan zaman algısı/akışı da bu yönde teşekkül ediyor haliyle. Ve biz insanlık/medeniyet tarihi için tek bir doğru (grafik) tahayyül ediyoruz. Şöyle ki: Yazının icadından bugünümüze uzayan tedrici bir skala... Yani insanlık maymundan (veya iquana) itibaren bugüne kadar şu şu aşamalardan geçerek en son int. bilgisayar cep tlf. çağına ulaşabildi. Ne kolay/basit bir aldanış veya tatmin oluş bu böyle! Hayır efenim hiç de öyle olmadı. İnsanlık Âdem (as) ile başladı (öncesi yok) ve nice iniş çıkış(lar) yaşadı yani medeniyet ve teknoloji kaç kere zirve yaptı ve çöktü ve yeniden üretildi (peygamberler eliyle). Nuh’u (as) ve Zülkarneyn’i ve Süleyman (as) vd. zamanını/dönem şartlarını iyi anlamak/okumak yakışır. Yoksa kutukutu pense ya da fışfış kayıkçı seviyesinde yoruma mahkum kalma riski vardır. Ufuksuzluk algıyetmezlik’i anlamamak (keşke yanlışından olsa) anlamazkalmaya çalışmak böyle bi’şeydir. Amman ki Rabbim koruya.

Bilvesile  İskender Türe’nin “Zülkarneyn: Kuran’da Uzaya Seyahati Anlatılan İnsan” (Ötüken Yay. İstanbul-2017) kitabına bi daha bakmalı keza İskender Pala’nın ilgili makalesine de öyle (İst. Üniv. dergisi). Süleyman (as) dönemi “ışınlama, bulutsu ve su teknolojisi” ilmi olarak mutlaka araştırılmalı. Ayrıca Zülkarneyn’e verilen “sebep” ve yaptığı yolculuklar icatlar sergilediği nice tasarruf... Yoksa tefsir ve anlama/yorumlama alanında II.Abdulhamit’in hal fetvasını yazan ve bilahere İslam alimi ilan edilen Elmalılı bilmemkim terbiyesizinin ufkuna mahkum kalınır ki hafazanallah.

Ez-cümle...

Adıgeçen yazarın ekran tecrübesizliği ve ifade yetersizliğini mevzuya sabite eylemek doğru değildir.

*

İtiraz ve küçümseme makinesi şöyle çalışıyor:

Müreddiler (redçiler) kazanın doğurduğuna inanıyor lakin öldüğüne inanmıyor benzeri bir tavra sıkışıp kalmış görünüyor ve her cahil gibi cehlin sunduğu avantajları kullanıyorlar (kulak dolgusu türlü laf kalabalığı ve sayı üstünlüğü vb.) İtirazdaki şehveti yaşamaları ise gene hiç şaşırtmıyor.

Dağ gibi dalgalar için sahil kasabası balıkçı teknesi benzeri bir kayık düşünmek... Eh epey mantıklı! Peki Titanik (ki put adıdır) diye bi’şey de mi duymadınız be değerli kişi kardeşler! Amcamız adıgeçen filmi (ki USA yapımı altı versiyonu var) seyrederken duyduğu heyecanın Kuran ayetlerinde kıdımını dahi hissetmiyor. İşbu film vb. üzerine yapılan tanıtım (reklam) ve eleştiri furyası kadar etkilenmiyor.

*

Tufan, Zülkarneyn, Süleyman (as), Ashab-ı kehf (mağara arkadaşları) üzerine ilmi/vahyi yeni bir okuma biçimi ortaya koymak ihtiyacı çok açık. Yeni ve tatminkar bir uslup geliştirmek, yeni bir ufuk üretmek gerekiyor ama gelenekten kopmadan ilim ve vahiyden uzaklaşmadan.

*

Hayvanlar için tüpbebek yöntemi, insanlar için (ki gemideki mümin sayısı 83 kişi diye bildirilmiştir) gıda yığıntısı (stok) güvenlik sağlık iletişim yakıt pusula sevk ve idare (kapitanaj) karar kılma (demir atma) geminin kalkış yeri hareketi rotası ve yeniden karaya çıkış sonrası yaşananlar...

*

Küçültmeci/küçümseyici tavır şunu diyor / öyle olmuş olsun istiyor:

-Tufan bütün dünyaya şamil değildir sadece belli bir bölgede (Kenan/Kudüs yöresi) olmuştur.

-Gemiye sadece o yöredeki hayvanlardan birer çift (erkek-dişi) örnek alınmıştır zira bütün hayvanları taşıyacak büyüklükte bir gemi yapmak mümkün değildir.

-Gemi en yakın kıyı şehrinde görebileceğiniz balıkçı kayığından aççik daha büyükçe tahtadan yapılma kürek veya -daha bilemedin- yelkenle yol alan güvertesinden hayvan siluetleri görülen basit bir tekneciktir.

-Mevzuda bir mucize falan yoktur zira hikaye Sümer -hatta Maya- yazıtlarında da geçmektedir.

-Şathiyesi: Hayvanlar çiftleşip doğurup çoğalıp ağırlık yapıp gemiyi batırmasın deyu erkek dişi ayrı kafese konmuş ya da -çıkışta iade edilmek üzre- malafatları gemi emanetine alınmış olup ...

*

Nuh komplex nedir / Şudur:

...hani kafirler nuh (as) hem kendi hemi de yapmakta olduğu gemisi için alay etti dalga geçti yetinmeyip gidip sıraylan ol sefineye (gemi) hacet giderdi yani kim sidük çöwdürüp ve poh mıçtılar. ahir (sonra) onlara allah (cc) görülüp işitülmemiş türlü bela musallat kıldı kim hiçbir ilaç dewa olmadu. ol kafirlerden birisi bi gün gene bilinen o çirkin maksatla gemiye yaklaştı we sürtünüben cerihasına (yara) kendi pisliği tegdi (değdi). ol kafir baktı kim nagehan yarası şifa buldu. daha turmayup taife-i yarânuna (arkadaşlar) koşup eyitti kim: bi kimesne yarasuna gemideki def-i hacetten süre ol dem yarasu geçe... bunu duyan küffarın cümlesi wardı ol gemide ne pislik war azgun hewes ile kıdımını komayup habis wücuduna sürdü. sözde geçici şifa buldular yani kim gemiyi öz dilleriylen yalayuben tertemüz ittiler kim hani bal dök yala gibin olayazdu ...hımm imdi işbu kıssaya telmihen şu dilegü dilemek uygundur: bazı echel (cahil) kibirli çirkin ekşisuret sahtekar münkirler (inkarcılar) dahi gün gele onmaz hastalıklara düçar ola we şifa niyetüne türlü ilaç yeyüp içmeğe icbar ola bunu görüp işiten cümle müselman ebrar ola / yakışır!

*

Tennur’a gelince...

tennur tutuşup kaynadığı/parladığı zaman” (Hud-40)

Tennur, bilinen tandır’a akraba bir malzeme/makine adı gibi duruyor zira gemide yufka pişirmek için yakılan fırın veya soba bildiriminden çok uzak! Bu durumda tennur’un gemiyi hareket ettirmek üzere nükleer enerjiyle çalışan bir motor/dinamo tedai ettirmesi beklenir. Buna bakarak kürekli ve yelkenli irice gövdeli bir balıkçı kayığı düşünmek bizi uygunsuz bazı mecralara itekleyebilir gibi görünüyor. Amman ki Rabbim koruya.

*

Cudi neresi?

Elbette bilinen Cudi dağı! (cudi, Arapçada tepe demek olur).

Niye öyle / Şundan ötürü öyle: Kimi cahillerin (veya doğrudan kötü niyetliler) Miracı inkar edip (olmasın isteyip) İsra’ya dahi iftiraya yeltendiği görülür. Sözde Kuran’da adıgeçen Mescid-i Aksa Kudüs’teki değil de Mekke yakınlarındaki bir mezradaki bir cami olasıymış! Többeler ola... bre ahmaklar Mirac olduğunda henüz namaz farz kılınmamıştı ki uzakça bir karyede mescidi olsun (aksa, Arapçada “uzak” demektir). Peki “çevresini mübarek kıldığımız mescid-i aksa” tanımını nereye koyacaksınız? Görüldüğü üzre inkar hevesi, olumsuz tevil (yorum) meyli, kötü niyet vb. kişileri ne olmaz hallere taşıyor.

Kaç tane cudi var / Eh epey var ve bu çok normal bi “var oluş”!

Mekanizması: Sahiplenme atfetme yakıştırma öyleolsun isteme duyum tahmin vb.

Yani şöyle:

Hz. Ali’nin 2 mezarı var. Biri gerçek ve Necef’te, öteki itibari ve Mezar-ı Şerif’te (Afganistan)

Ashab-ı Kehf’in -Fas dahil- 8 mezarı var. İkisi ise Türkiye’de (Tarsus, Efsus/Afşin).

Yuşa (as) mezarı -hiç gelmediği- İstanbul’da.

Yunus Emre’nin ise 16 mezar yeri var.

*

Latife girişimi/denemesi:

hani sapkın bektaşinin kendisine allah (cc) sıfatlarını sayan medreseli gence “allah yok diyceksin emme cesaretin yok” dediği gibi bazı amcalar da tufan yok gemi de zaten şöle böle iş bi gölet hacminde su üzerinde oldu bittiye getirildi işi büyütmeye gerek yok zaten ebabiller de siccin felan bilmez yoğsam gagaları yanar ol esnada bi lav patlaması oldu dönemin kahraman yemen silahlı kuwetler gen.kur başkanı sevgili ebrehe de kimvurduya gitti hmm fil dediğin de ne ki sırtı masa kulakları yelken(!) ayakları ağaç gövdesi bi yaratık... yani fil suresi -haşa- abartı kabartı bildirimli gerçeklerden epey uzak (yalan?) yapı sergileyen bi esatiri’n-evvelin!

-Bu açıklama epey tanıdık gelmiş olmalı zira müseylimetül-kezzab (yalancı müseylime) de benzer akıl yürütmede bulunmuş ve “bana keçi suresi” indi demiş türlü pislik etmiş ahiran ilahi silleyi yemişti.

*

Evet dostlarım böyle bir “kafa” var ve sayıları günden güne artıyor. Carullah, Afgani, Abduh vb. (yani Selefi, Vahhabi yapı) etkisi sürüyor. Yahudi ve nasaranın (hıristiyanlar) dahi kabul ettiğini red ya da kuşkulu ilan etmek nasıl bir tutumdur. Amman ki Rabbim koruya.

Eldeki malzeme işte bu n’aparsın!

Haşa Cenab-ı Allah her şeye güç yetiremez mucize yaratamaz gaybı bilemez küçük/sıradan işleri/olayları abartarak vahyeder(!) demek istiyorlar gibi (ki gibisi fazla). Kendi aralarında neleri nasıl konuşuyorlardır kimbilir / Allah bilir.

*

EK BİLGİ

29.14 Andolsun ki Nuh'u kendi kavmine gönderdik de, o dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.

21.76 Nuh da daha önceleri bize yalvarmıştı; biz de onun duasını kabul ettik, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.

21.77 Ayetlerimizi yalanlayan kavminden onun öcünü aldık. Şüphesiz onlar kötü bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) boğduk.

7.59 Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum”.

7.62 Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum”.

11.32 Dediler ki; "Ey Nuh! Bizimle didişip durdun, didişmende de çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin şu azabı getir de görelim”.

23.26 Nuh “Rabbim! dedi, beni yalancı çıkarmalarına karşı bana yardım et!"

23.27 Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!

26.117 Nuh "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti”.

54.10 Bunun üzerine (Nuh) Rabbine: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" diyerek yalvardı.

26.118 Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar”.

26.119 Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık. Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.

71.26 Nuh dedi ki: "Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma”.

71.27 “Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar”.

71.28 “Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini arttır”.

11.36 Ayrıca Nuh'a şöyle vahyettik: "Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme”.

11.37 Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır.

11.38 Gemiyi yapıyordu, kavminden bazı ileri gelen gruplar, onun yanından gelip geçtikçe, onunla alay ediyorlardı. Nuh dedi ki: "Bizimle eğleniyorsunuz, biz de sizinle tıpkı bizimle eğlendiğiniz gibi alay edip eğleneceğiz”.

11.40 Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı?) tutuşup parladığı zaman dedik ki "Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle". Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.

54.10 Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.

11.42 Ge mi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!"

11.43 O dedi ki "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur”. dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.

11.45 Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! Oğlum benim ehlimdendi senin vaadin de elbette haktır ve gerçektir. Ve sen hakimler hakimisin”.

11.46 Allah "Ey Nuh! O kesinlikle senin ehlin (âilen)'den değildir. Çünkü o salih olmayan bir amelin sahibidir. Hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sakındırırım.

10.73 Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk.

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık