• 03 Ekim 2019, Perşembe 0:02
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Merve'yi kim/ler öldürdü?

MERVE’Yİ KİM/LER ÖLDÜRDÜ

Eski defterleri karıştırma

Kirli çamaşırları ortaya serme

Kötüleri yerindibine sokma amaçlı yazılar dizisi-I

*

Bu yazıya dibâce

Günümüzde ahmet mehmet ali veli (veli” burada sözgelişidir yoksa son yıllarda veli adı konmuş bir bebek belirlemek imkansıza yakın zordur). ayşe fatma gibi alışılmış ve gelenekli adlar verilmeye devam edilmektedir. Bunun yanında dinî/millî birikime sahip kesimlerde seçkinci tutumlar da gözlenmektedir. İlk dönem İslami adlara özellikle sahabe adlarına (enes erkam mus’ab talha üsâme zübeyr; afra betül sümeyye vb.) yönelen yoğun bir ilgi vardır. Ayrıca alparslan alper alperen alpgiray alptekin kürşat oğuz gibi milli/tarihi yönü ağır basan adlandırmalar da yaygınlaşmıştır. Tersineörf eseri cengiz adı konmakla birlikte putatapıcı Moğol ve zalim bir kişiye ait olduğu için bilinçli aileler bundan kaçınır. Yine timur (temir>demir) adına karşı da -tarihi sebeplerden- belli bir çekingenlik olduğu söylenebilir. Ayrıca evrime inanan materyalist darvinist marxist ve ateistlerin (dinsiz) çocuklarına ideolojik bildirim amaçlı devrim diren doğa doğaç evrim eylem özgür, beria fidel gibi adlar verdiği gözlenmektedir.

Bilgi

cengiz: çin-kis>cengiz. Selçuklu-Osmanlı geleneğinde bu zalim kafir adı hiçbir Müslümanda görülmez. Kırgızlar arasında ise bu ada rastlanır). Moğolca bir ünvan adıdır (çin-kis>cengiz). Selçuklu-Osmanlı geleneğinde bu zalim kafir adı hiçbir Müslümanda görülmez. XIX.yy son çeyreğinde İttihat Terakki rejimince hatırlanıp diriltilmiş ve o dönemin vahşi ruhuna uygun düştüğünden olsa gerek konmaya başlanmıştır. Çocuğuna bu adı ilk veren ise Enver Paşa’nın amcası Kutulamareci Halil Paşa’dır. İngilize karşı Bağdat’ı savunan (Kûtu’l-amâre zaferi, 29.04.1916) bir kişinin vaktiyle Bağdat’ı yakıp yıkan soykırımcı kafir Cengizoğullarına (âl-i cengiz) özenip oğluna cengiz adını vermesi epey garip/ironik bir durumdur. Cengiz’in her Tc okulu girişine asılması mecburi panoda soyca yahudi çakma amca yanında “türk büyükleri” arasında gösterilmesi bakanlar için göz yaşartıcı türlü manzara sunmaktadır. Buradaki sapkın tutum “ters motivasyon”a ibret verici bir örnektir. Büyük bir kafir katil zalim ve %100 Moğol olan bir kişinin “türk büyüğü” diye dayatılması gelişmiş tıbbın ilgi alanına girse gerek!

Lavrenti Beria (Joseph Stalin dönemi komünist Rusya NKVD-KGB şefi. 1944 yılında Deportatsiisa diye bilinen tehcir ve soykırımı uygulamadaki vahşiliğiyle ünlenmiştir). Bu kelimeyle Arapça olgun, güzel anlamındaki beriâ arasında sesteş benzerlik vardır.

Fidel Castro: Küba’nın marxist komünist devlet başkanı idi.

erdal: Gelenekte görülmeyen “erdal” (er+dal) adı ilk olarak cari rejimin öndegiden ailesine (itönü) mensup bir çocuğa konmuştur.

*

“mayatepek” meselesi

Mustafa Enver’in (sözdepaşa) oğlu Hasan Tahsin Mayatepek, geçmişini inkar edip sonradan rejimle uzlaşan “itirafçı/1984’çü” bir tipoloji. Kendisine rejim öngidenleri tarafından soyad olarak “mayatepek” (maya+tepek) bahşedilmiş idi (trak’lar da türk olduğu için sofra saksısı bi amcaya da öztrak soyadı ş’âpılmıştı). Çünkü Maya türkleri(!) bundan 5ooo bin yıl önce Türkiye Türkçesindeki “tepe”ye “tepek” der imiş (aman tanrım banyo nerdee). Bunu ortaya çıkaran bir adama bir “ilimadamı”na soyad değil de ne verilecekti nitekim vedat uşşakizade hazretlerine neler de verilmemiş idi ki homo-bazilakus canlılar dünyasına ibrettir. Bu amcanın mayatürklüğüne dair gayetlen ilmi tetebbuları ayrıca kitap konusu olmuştur (bkz. Kemal Şenoğlu, Mayatepek Raporları Türk Tarih Tezi ve Mu Kıtası, Kaynak Yay. İstanbul-2007).

Oysa tepe, günümüz TT’ne ait bir kelimeydi proto-türk(!) maya kardeşlerle aramızda yaklaşık beş bin yıl falan vardı. Aynı kelime 15oo yıl önceki Türkçede (misal: Köktürkçe) “töpü” biçimindeydi. Niagara şelalesine “ne-yaygara”dan kastamonu’ya “kastın-neydi-moni”den gelmedir diyen halk etimolojisi sözdeaydınlara göre hem daha insaflı hem de ironiden nasipli bir manzara sunar.

merve

Arapça yer/mevki adı. Mekke’deki Arafat, Safa ile birlikte üç mübarek tepeden biri olan merve adı, Türkiye Türkçesinde ilk olarak Peyami Safa tarafından genç yaşta (22 yaşında) ölen/öldürülen(?) oğluna (1939-1961) verilmiştir. Oysa gelenekli yapıda mervan (sucu) eskiden beri konmaktaydı. Peyami Safa, oğluna merve adını vermekle kendi ikinci adı (sonradan da soyadı) olan safa ile tenasüp yapmıştır.

Merve ve Safa, Mekke’deki iki kutsal tepenin adıydı; Peyami Safa da sanki kendi “kutsalını” kaybetmişti. Oğlunun ölümünden 3.5 ay sonra hayata veda etti (bkz. İnt. yazısı).

*

“merve”

Vee Merve Safa’nın hazin hayattan koparılma hikayesi

Merve Safa’nın askerde ölüm sebebi otopsi sonucu “bakımsızlık/açlık” olarak gösterilmiştir. Hani o zamanki çağdaş Erzincan’da da amma ilimi tıbbi otopsiler de yapılırmış amcası! 1961 yılında, askerliğini Erzincan'da yaparken aniden(!) ölür ve babası da bu olaydan sonra bir daha kendini toparlayamaz. Birkaç ay sonra da o vefat eder.

Bilgi: Peyami Safa günden güne daha çok yıpranıyordu ki üstüne bir de Erzincan’da yedek subay öğretmen olarak görev yapan oğlu İsmail Merve’nin ölüm acısı eklendi. 27 Şubat 1961’de oğlunun ölüm haberini aldığında onu yıpratan ne varsa belli ki onu daha çok yoruyordu. Bu olaydan sonra Peyami Safa’nın da bedeni güçsüz düştü. Oğlunun ardından ancak 4 ay (üçbuçuk?) dayanabildi. 15 Haziran 1961’de bir arkadaşının Çiftehavuzlar’daki evinde tansiyonunun yükselmesine bağlı beyin kanaması geçirerek hayata veda etti (bkz. M.Niyazi Özdemir yazısı).

Hmm peki nasıl olur da Peyami Safa gibi -heralde- geçim derdi yaşamayan ünlü bir yazarın oğlu açlıktan ölür / hmm kilitli boş bi odaya -ki kısaca hücre denir- atılıp kahkahalar da atılıp kıvrana kıvrana ölmesi beklenirse bal gibi olur!

Peki bu neyin işkencesidir neyin hesaplaşmasıdır neyin intikamıdır bu ne kansızlık ne menem bir vicdansızlıktır / Büyük bir yazarın oğluna bunu yapanlar 1oo yıldır ünsüz kimsesiz bu Müslüman halka neler yapmaz / ha neler.. a-a nasıl yani bizi de 1oo yıldır aynı amcalar mı gebertiyor peki 23 nıssan-made in japan ne anlama geliyor bu durumda? 

Neyse

Delikanlı açlık gırevinde midir

Askere yemek mi verilmemektedir

Karavana kaynamamakta mıdır

Subayların işlettiği (ne dümen ama) kantinde çay-tost da mı yoktur (topçu piyade tankçı vb. subay rakı satışından sorumlu kantinci subay, Oyakçı/kıyakçı bankacı general ne de şenlik bi kahramanlar geçidi idi be)

Babası onu para mı yollamamaktadır

Koca Erzincan’da ekmek kıtlığına kıran mı girmiştir

Haa neler olmaktadır orda neler!

Hmm Tc.nin seçilmiş ilk başbakanı ve iki bakanının asılmasına sadece yedi ay kalmıştır. Katil darbeci subaylar ve Chape harıl harıl darağacı için uygun ağaç tedarikiyle meşguldür. Boru değil on yıl önce 120.de çöreklendiği tekparti diktatörlüğünden alaşağı edilen Chape iktidara taşınacaktır. Ve yine on yıl önce kafir ezanı yerine İslam ezanı getirilmiştir bu getirmeyi yapan gafiller öldürülecektir. Bırak ezanı don fanila şapka takke çorap için adam asma geleneğinin/kültürünün çağdaş temsilcileri işte gene işbaşındadır. İnkılapçı ihtilalci darbeci reflex aktif hareket halindedir. Ve vaktiyle rejime destek öncül olmuş öndegidenlerinden önaçıcılarından eh haliyle elüstünde tutulanlarından olmuş sapkın fikir üretmiş âkillik etmiş kitap yazmış (bkz. Türk İnkılabına Bakışlar, Kanaat Kitabevi Yay. İstanbul-938) İsmail Safa’nın oğlu Peyami Safa sonradan (yani 1940 yıllarbaşı) ihtida edip bizim tarafa halkın yanına yani müslümanların safına geçince rejimin de infaz listesine girmiş olmuştu. Hani eskiden olsa yani rejimin cicimlı yılları maliyeci cavid (ittihad û terakki kasası itibar-ı milli bank sahibi) ali şükrü deli halid vb (liste epey uzun) ve bunları öldüren topal osman.ın dahi temizlenmesi.. vay be ne de mafiatique bi cinayetler zinciri ama.

Haa bu arada Tc rejim vb. terimler yanında yırtık dondan çıkar gibi başgösteren -yani kısaca görünen- “türk” için sakkın aklınıza Müslüman Türk yani Osmanlı Selçuklu Oğuz Kağan Özbek Kazak Kırgız; Alparslan Osman gazi Fatih Yavuz falan gelmesin yoksam arş-ı ala titrer! Tc için “türk” Maya Sümer Eti Etrüsk hatta kayıp kıta Mu’dur (bkz. mayatepek’ler öztrak’lar sümerbank etibank).

Neyse..

İsmail Safa, II. Abdülhamit döneminin baskılarına cephe alan aydınlarındandır. Kendi görüşünde olan Ubeydullah Bey, Hüseyin Sîret, Tevfik Fikret, Abdullah Cevdet (ve bedri ilhan?) gibi arkadaşlarıyla sık sık toplantılar yapmıştır. O günlerde yazdığı “Ey Halk Uyan” ve “Sultan Hamit'e” adlı şiirleri büyük ilgi görmüş, bir o kadar da tepki uyandırmıştır. Diğer arkadaşları gibi o da, devlet yönetimi tarafından her haine uygun biçimde ve haliyle devamlı gözaltında tutulmuştur.

Sivas.a sürülme

İngilizlerin Afrika’daki (Bugünkü Namibya?) melez isyanı yani Boer/Buur (Boyer?) katlimanı (soykırım/genoside, 1902) kutlamak için İngiliz elçiliğine elde çiçek/çelenk kutlamaya gitmesi manyaklaşmanın zirvesi olmak yanında büyük bir ahlaksızlıktır. Aynı günlerde İstanbul tıbbiye bina önü direğine İngiliz bayrağı çekilmiştir ki benzeri yıllar sonra (1970?) deniz gezmiş sinan cemgil uğur mumcu ulaş bardakçı ve sazarkadaşları tarafından Bayezıt kulesine kızılbayrak çekilmesidir eh var bi akrabalık! Aynı güruh aynı yıl temeli atılan Boğaziçi köprüsü için “yapılamaz” deyu yien İstanbul’da 1oooo kişi yürütebilmiştir ki aynı manyakların 3. versionu/nesil Chapeliler 3. Boğaz köprüsü için gene ve aynen “yapılamaz” deyu ortaya çıkmış cılız kalmış cep tlf. İnt. tablet gerçeği karşısında alay konusu olup tarih sahnesinden çekilmiştir (acaba?)

*

Hikaye

Peyami Safa içün “türk inkılabına bakışlar”ı yazmış adam derken bu normaldi çünkü kendisi abdulhamid düşmanı (bize dair her şeyin düşmanı) ismail safa.nın oğlu idi. cennetmekan abdulhamid han ol kefereyi ist.da bulunması ümmet'çün tehlikelidir deyu sivas.a sürmüş idi. sebebi ne idi / şu idi: ismail safa ve hain saz arkadaşları ingilizlerin afrikadaki melezler (Boer/Buur) isyanında uyguladığı vahşet katl-i am ve jenoside (soykırım) vs. kutlamak'çün pera.daki (beyoğlu) unidet-kingdom (:england/birleşik kırallık/ingiltere) b.elçiliğine kutlama amaçlı ve çelenkli ziyarette bulunmuş idi. günler o günler idi ki ing. b.elçisi london gezisi dönüşü garda yaşasın kıral corc yaşasın ingiltere sloganı atan üniversite (:medrese) öğrencilerince karşılanmış galata.yı geçerken bi bakmış atlar arabanın önünde değil yanında gidiyor ödü patlamış peki atlı-karaço nasıl olup da gidiyo dıgıdık dıgıdık diye pencereden başını çıkarıp bakmış ki yarının tc.sini kuracak fedakar samimi candan talebeler (:kadrolar) atları çözmüş kendileri koşumları başına geçirmiş yaşasın ingiltere diye canhıraş sloganlar atmaya devam ederek arabayı yürütüyor.. saygıdeğer b.elçinin bundan sonraki duyguları tam olarak bilinmiyor ama muhtemelen şaşkınlık ardınca tatmin haz kibir tanrıcılık vb. şeyler olmalı.. haa aynı gün tıbbiye (tıp fakültesi) bayrak direğine de ingiltere bayrağı çekilmiş ve üç gün süreyle nazlı nazlı dalgalanmıştır.. hmm yıl 70.lere erdikte aynı soyun dölleri (denizgezmiş uğurmumcu mahirçayan ve sazarkadaşları) bayezıt kulesine kızılbayrak (rus bayrağı) çekmişti eh yani vardı bi kıble değişikliği ki her orospuçocugunda o kadarcık inhiraf/sapma görülebilir aççicik hoşgörü caanım hepimiz sonuçta dinkardeşiyiz(!) dii mi ama. evet arkadaşlar tc denen çadır kolayberi kurulmadı çok zahmet çekti amcalar ki saymakla bitmez. evet insanyapısı (yani sosyolojisi / keşke ideolojisi olaydı) böyle idi. ihanetin dahi -yerine göre- bi izahı varken bunun bırakın izahı, mizah’ı bilem yoktur yani tc adembabamızdan bugüne ve kıyamete kadar örneği olmamış ve olmayacak öle böle değil çoközel bi organizeyşındır. “tutlu olcun”

*

Bilgi: Boer Savaşına Osmanlı Devleti ve kamuoyunun sonradan çok yakından tanıyacağı bir isim de katılmıştı. Bu kişi, O dönemde Morning Post Gazetesi’nin savaş muhabiri olan Vinston Churchill’di. Bir süre Boerlere esir düşen Churchill, Pretoria’dan kaçarak Boerlerle savaşan İngiliz kuvvetlerine katılmayı başarmıştı. Milli bir kahraman haline gelen ve 1900 yılında İngiltere Meclisi’ne seçilen Vinston Churchill, I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Boğazı’nı deniz harekatıyla geçmeyi teklif eden Bakan olacak, II. Dünya Savaşı’nda ise İngiltere Başbakanı olarak boy gösterecekti. Boer’deki diğer ünlü bir sima ise o dönemde Güney Afrika’da bulunan ve buradaki Hintlilerin vatandaşlık hakları için de mücadele eden ve savaşa Başçavuş rütbesiyle İngiltere saflarında katılan Mahatma Gandi idi.

*

Türk İnkılâbına Bakışlar, Cumhuriyetin ilanının on beşinci yılında önce Cumhuriyet gazetesinde1 tefrika halinde yayımlanmış, aynı yıl muhtemelen Atatürk hayatta iken de kitap olarak basılmıştır. Kitabın ikinci baskısı ise aradan yirmi yıl gibi uzun bir zaman geçtikten, Türkiye’de çok partili hayata geçildikten, hatta Demokrat Parti iktidarının sonunun yaklaştığı 1959 yılında yapılır. Peyami Safa, kitabın ikinci baskısında nedense bazı bölümleri ve bir kısım paragrafları çıkarma ihtiyacı duymuştur. Peyami Safa’nın ölümünden sonra, Ötüken Yayınları tarafından başta romanları olmak üzere diğer eserleri defalarca basılırken, üstelik aranan bir sahaf kitabı olmasına rağmen, nedense ihmal edilmiş ve ikinci baskısından tam otuz bir yıl sonra, herhangi bir yorum ve değerlendirme yapılmadan, ancak 1990 yılında üçüncü baskısı gerçekleştirilmiştir.

*Eser önce Cumhuriyet’te 6 Ağustos-22 Eylül 1938 tarihleri arasında tefrika suretiyle yayımlanır.

*Eser, Cumhuriyetin 15. yılı münasebetiyle Kanaat Kitabevi tarafından 1938 yılında Tarih Serisinin 1. kitabı olarak çıkar.

*Beşir Ayvazoğlu’nun kitabında çıkarılan bölümler ve parçalar ek olarak verilmiştir (bkz. Peyami, İstanbul 1998, s. 336-344).

*

Eveet…

Peyami Safa, kitabın ikinci baskısında nedense bazı bölümleri ve bir kısım paragrafları çıkarma ihtiyacı duymuştur” İŞTE Merve Safa’nın öldürülme sebebi! Rejim bekçisi katil darbeci ve kanasusamış akademikler elbette bir itirafçı ve dönek’e (yani Peyami Safa’ya) müsamaha ve hoşgörü gösteremez idi zira “yol olur” idi.

*

Bilgi

Oğullarını kaybeden Abdülhak Hamit, Recaizade Mahmud Ekrem, Halid Ziya Uşaklıgil (sözde müntehir tüysüzoğlan vedat’ın babişkosu), Peyami Safa, Samih Rıfat, Halit Fahri Ozansoy, Reşat Nuri Güntekin, Ümit Yaşar Oğuzcan, Adela Naşit vd.

Halid Ziya için oğlu vedat’ın intihar süsü verilmiş ölümü -ki hep öyle yapılır- onun için tam bir yıkım olmuştu zira iki amcası Yusuf ve Süleyman Tevfik de vaktiyle intihar etmiş idi. Kuşkusuz o oğlunun niye ş’âpıldığını biliyordu ama velakin gıkını çıkarmak ne haddine idi o da gitti üç ay sonra öldü aynen yıllar sonra Peyami Safa’nın evladının katli üzerine dört ay sonra hiç sesini .çıkaramadan göçüp gitmesi.. Lakin ihanet ve cinayetin zamanaşımı yoktur. İşbu deneme yazısı katilleri ifşa etmekte ve onları ölmüş de olsalar yargılayıp cezalandırmak istemektedir! Aslında onlar en büyük cezayı almış bulunuyor: Unutulmak.. Dağ taş sokak baş(ı) yapıönü yontmataş süslemelerle nereye kadar.. ancak gülünç düşüyorlar farkında değiller. Eh ironi de böyle absi (denizdbi) örneklerden neşet etmiş bir bilimdalı değil mi (Hmm galiba sanatdalı olacak / editörün notu / peki ya şef’in salatası?)

*

Anılan işbu hazin günlerde Recaizade Mahmud Ekrem ve Halid Ziya’ya yoldaş olup destek veren kanat geren bir isim olarak Şair İsmail Safa öne çıkar. Onun aynı yıl doğan oğlunun adını ise Tevfik Fikret koymuştu: Peyami Safa. İsmail Safa sürgünde vefat ettiğinde Peyami Safa iki yaşındaydı. Babasının arkadaşlarının yardımlarıyla büyüyen Peyami Safa, yıllar sonra oğul acısı yaşayacaktı. Başkasının çocukları için teselli üretiminde bulunan İsmail Safa, torunu Merve’nin infazına tanık olmamıştı. Rejimin babdan önce oğlunu asarak keserek intihar süsü vererek öldürmesi kadim alışıldık nerdeyse resmi bürokratique bir âdeti idi (bkz. seyit rıza’nın oğlunu elaziz.de yalvarmasına rağmen kendinden önce asma, anzavur ahmed.in oğlu kadri.yi ayınıbiçim asma.. örnek listesi bu yazının güttüğü bir amaç olmadığından kısa kesmek uygun görüldü eh onca asma kesme yanında abu nedir ki..

Ek

Yukarıda kuşkulu ve tek temas halinde geçti / neydi yani bedri ilhan kimdi / şuydu:

Muharrem Bedrettin (Günlük yaşamda kısaltılarak Bedri İlhan Bey) diye anılır Abdulhamid düşmanı beyaztürk. Attila İlhan ve Çolpan İlhan’ın babişkosu (Karısı Emine Memnune (Günlük yaşamda kısaltılarak Memnune Perihan Hanım.

İlgi

Sürgünlerde falan iken cummb diye yeni rejim seçkini oluveren talihliler nam-ı dîger boğaziçi aşireti mensupları. Hakketen de Boğaziçi yalı sakinleri..

Sistem bedri ilhan.ın oğluna kızına dokunmadı niye dokunsundu ki onlar genç cumhuriyetin örnek veletleri idi. Biri böyük şair yazar romancı senarist kaptan aydın entel zevk için gasteci oo daha neci de neci. Çolpan ne yazık ikinci sınıf Yeşilçam şeyi olarak kaldı.

Böyük şairlik’i ne mi ne / şu: Chape şiir yarışması ikincisi “Gavur Dağlarından Rivayet / Cebberoğlu Mehemmed” (1946) amca ancak liseson öğrencisi. Haa birinci mi kim / soruya da bkz. kim olacak Cahit sıtkı “35 yaş şiiri”. A-a ne kadar da tanıdık “şey”ler.

Hele yakup kadri üretimi ve İncil.e göre mizanpe Yaban, o da gene Chape roman yarışması ikincisi (1936). Birinci ise anadan babadan %1oo Yahudi kızı Halide Edip’in Sinekli Bakkal’ı.

Yeri değil ama..

Chape ödüller zincirine kısa bi bakış pek de fena olmayacak (gibi).

CHP Edebiyat Ödülleri, Türkiye'de şiir ve romana verilen ilk edebiyat ödülleri (1942-46). 1942'de verilen CHP Roman Ödülü'nde 1928'den sonra yayımlanmış romanlar arasından seçim yapıldı. Harf Devrimi'nden sonra yayımlanan romanlar arasında yapılan yarışmada , Halide Edip Adıvar'ın Sinekli Bakkal 'ı (1936) birinci, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban'ı ikinci, Abdülhak Şinasi Hisar'ın Fehim Bey ve Biz 'i (1941) üçüncü oldu. 1946'da bir yıl önce yayımlanmış şiirlerin katıldığı şiir ödülünde Otuz Beş Yaş şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı birinci, Gavur Dağlarından Rivayet (Cebbaroğlu Mehemmet) şiiriyle Attila İlhan ikinci, Çakır'ın Destan'ından şiiriyle Fazıl Hüsnü Dağlarca üçüncü oldu. CHP Ödülleri, 1946 yılında çıkarılan bir kanunla bu ödüller İnönü Armağanları adı altında verilmeye devam edildiyse de İnönü Armağaını ancak sanat dalında 1947'de bir kez verilebildi. Yahya Kemal'in Hayal Şehir adlı şiiri, Ahmed Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu ve Cevat Fehmi Başkut'un Küçük Şehir adlı oyunu ödüllendirildi (bkz. İnt.)

*

Yani “ey” sevgili ve iyihuylu okuyucu,

Ana ilk orta lise üniversitede her ne okuduysanız hepsi (çakma sahte uyduruk tarih dersi ile atbaşı) Chape belirlemesi dayatması hastalanması delirme yerindibine geçirme şeyy idi / tutlu olsun. Yani Chape.nin zevk yıkımı beğeni bıkımı (zevk hezimeti beğeni rezaleti).


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık