• 05 Ocak 2015, Pazartesi 17:44
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

MAZERETİN CİLALISI

 

Belki de mazereti en bol kişiler sapkın görüşlü sözde aydınlardır. Üstüne üstlük pek tembeldirler, bugüne kadar (yüzelli yıldır) tek bir nesne dahi ürettikleri görülmemiştir. Bir türlü ilerleyemeyişimizin sebebi olarak eski’den eski kültürden tam kopulamadığı iddiasını seslendirirler. Kendileri hep bir şeyler (artık neyse) yapacaktır ama Osmanlısevenler Derneği tarafından engellenmektedirler! İşte bu yüzden geriyizdir ve bu gidişle ilerlememiz çok zordur. Halk hâlâ Osmanlıdır veya Osmanlı etkisindedir; Osmanlı demek kesinlikle gerilik, yaşasın cumhuriyet demek kesinlikle ilerilik anlamına gelir. Gerici düşkünü cahil halk yeni hayatı (yeni din!) bir türlü benimseyememiştir. Eğer halk yeni hayata (1923 model batı normları ve TC usulü katliam) uyum sağlasaydı doku uyuşmazlığı yaşamasaydı şimdiye kadar kırk kere ilerlemiş hatta gelişmiş bile olurduk...

Kimileri mevcut bürokrasiden kaynaklanan çarpıklıkları dahi Osmanlıya yıkar. Oysa Osmanlı etkisinin günümüze taşınması teknik ve zamanın akış yönü yüzünden imkansızdır anlamsızdır. Bugüne kadar da hiç kimse böyle bir irade ortaya koymuş değildir. Bu zevkten değil halk bir hiç’ten ibaret olduğu için böyle olmuştur.

Osmanlı (eski) unutulmuştur, bir zamanlar Selçuklu vd. de unutulduğu için buna şaşılmaz, dünya işleri böyle yürür gider işte! Aradan yetmiş küsur yıl falan geçmiştir ve mevcut yanlışlar günahlar beceriksizlik yetersizlik üretmeme gerilik kargaşa düzensizlik rezillik hak ihlalleri cinayetler vs. için eski’yi suçlamak mümkün değildir ahlaki değildir hiçbir şey değildir, yalnızca siyasi manyaklıktır ve suçtur! Yetmiş küsur yıl epey hatırı sayılır bir zaman dilimidir (İlerleyeceksen ilerle be yalancıdolma!) Bu süre iki neslin yetişmesi söz sahibi olması rüştünü ispat etmesi icraatını göstermesi için yeterlidir. Zaten öyle de olmuş sistem/rejim üçüncü neslin arifesine gelmiştir. Aslında yaşanan hızlı değişmeyle (gelişme değil) ortaya dördüncü beşinci nesil (veya cins) de çıkmış bulunmaktadır. Genel kabule göre elli yıl bile (sosyal siyasi kültürel ideolojik) bir sistemin/rejimin oturması meyve vermesi(!) kendini gerçekleştirmesi ve sorgulanması için yeterlidir (Günümüzde yıl sayısı yirmiye kadar düşmüştür).

Bu durumda herhangi bir sistemin/rejimin yanlışını günahını çapsızlığını çarpıklığını beceriksizliğini bozukluğunu anlamsızlığını eski’ye fatura etmenin akıllı kişilere uygun bir davranış sayılmayacağı çok açıktır. Ama yine de aksini savunan üç beş inkilapçı tekpartici sapkın romantik her zaman çıkacaktır (yaşşasın cumhuriyet!)

Osmanlı gerçekte teknik bir adlandırmadır. Osmanlının Karahanlı Selçuklu ve diğerleriyle arasında yalnızca tedrici (derece) bir fark vardır. Mahiyet yönüyle herhangi bir ayrılıktan söz edilemez. Osmanlı en güzel ve en son mâhur bestedir. Sanki önceden kurduğumuz devletler ve yaşadığımız tarihi macera Osmanlının kuruluşuna hazırlık gibidir. Bu açıdan Osmanlı “en eski”yi ifade etmez “son eski” ve aynı zamanda en güzeli anlatan bir sosyal siyasi yapıdır. Eskiden de zaman zaman siyasi teşkilatın (devlet) adı değişirdi fakat sosyal yapımız sarsılmazdı dengeler korunurdu, zaten kimse denge’ye dokunamazdı, il gider töre kalırdı. Oynanan son sahnede ise töre gitmiş sözde il kalmış gibimsi oldu. İlin kalmışlığına duacı(?) olunmakla birlikte töreye ne olduğu gibi masum bir soruya halen makul bir cevap verilemiyor olması tam bir skandaldır. İl kalmanın töre gitmesine bağlı kılınması gibi garip vahşi bir dayatmayla karşılaşan zavallı millet ne yapacağını şaşırmış ve olanlara bir ad koymakta zorlanmıştır. Karşılaşılan emr-i vâkinin halen bir adı ve açıklaması yoktur. Çünkü yoktur!

Yukarıdaki senaryomsu anlama gayretimizin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur, sanal bir yorumdan ibarettir. Çete zihniyeti (kuva-yı milliye) resmen harim-i ismetimize tecavüz edip bizi tutsak alıp öz halkını köleleştirip zalim bir kâbus gibi üzerimize çöküp kafasına göre dinsiz vahşi kaniçici manyak bir sistem kurdu, asıp kestiler soyup soğana çevirdiler...

Halk eski âdet ve ağız alışkanlığıyla Allah devlete millete zeval vermesin demekle birlikte “Töreli millet idim törem hani, kime hizmet ediyorum, işimi gücümü kime veriyorum” diye de sormaktadır. Onca korkunç iş sırasında nice sel gelmiş gitmiş ama ilaç için kumu bile kalmamıştır.

Geriliğin mazereti eski’ydi anladık, peki ihanet ve onbinlerce cinayetin amacı neydi? Hani ilerleme nerede,  halktan başka rakip veya korku kaynağınız var mı, niye hep bizden korkuyorsunuz? Kimi sorular için belli bir cevap süresi konduğunu bilmem hatırlatmaya gerek var mı?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık