• 02 Şubat 2018, Cuma 20:06
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

KÜLTÜR MANTARI- MÜSLÜMANI ÜRETİM TÜKETİM A.Ş.

Mantar, mevsimi gelip erdiğinde ama sulu ama kuru vazgeçilmez bir damak tadı olarak kabul görür. Yenebilir olana “insan” zehirlisine ise “gavur” mantarı denir (köpek mantarı diyen de vardır).

Peki mantar’a bakarak acaba bir de “kültür insanı”ndan söz edilebilir mi ki bunun zıdtı -mantar tasnifine bakılırsa- “gavur insanı” demek olur ki Tc standartlarına cuk diye oturur! Yani otur(t)manın cuk’lusu da -nerden baksan- pek bi değişik hatta yer yer heyecanlı oluyor canım.

*

Kültür insanı olur da “kültür Müslümanı” hiç olmaz mı / olur / şöyle olur:

Aslında Müslüman bir aile ev köy mahalle şehir ya da ülkede doğmuştur. İhtimal ergenlik çağına kadar Müslüman bir çocuktur. Sünnet olmuştur Kuran kursuna gitmiştir mevlit kandil bayram düğün bayram görmüştür. Sonra bi’şey(ler) olmuş ve o değişmiştir (Köktendinsiz ailenin çocuğu olma’yı konuşmuyoruz çünkü onlara dair bir “konuşma” pek gereksizdir yani sıradan bir kafir yapının neyini tartışacaksın!) Adamımız sonra sırasıyla ya da bir arada olmak üzre aile çevre din geçmiş ve hatta kendinden nefret yaşamaya başlamıştır. Özellikle Müslüman geçmiş onu korkunç rahatsız eder zira geri dönüp değiştirilmez bir gerçek silinmez bir sabıkadır. Öyle ya giyim kuşam arkadaş iş fikir din vb. ilga mülga olabilir lakin vaktiyle olunmuş bir sünnet vak’asını geri işletmek ve yeniden sünnetsiz duruma dönmek imkansız gibi duruyor (Gerçi estetik müdahale ile belli bir rahatlama sağlanabilir). Söz konusu kültür Müslümanı bir kadın ise sünnet dışında öteki değişme/yabancılaşma/inkar/reddiye mevzularında fazla zorlanmayacağı öngörülebilir.

Kültür Müslümanı makinesi -yaklaşık olarak- şöyle çalışır:

İlk elde kendilerini çok şanssız bulurlar. Hıristiyan/dinsiz bir ana babanın çocuğu olmadıklarına yanarlar. Müslüman dede ana baba kardeş amca dayı hala teyze ve yeğenlerin varlığı onları müthiş rahatsız eder (Hele yeğenin sünnetine ya da dedenin cenazesine katılma mecburiyeti!) İşte onlardaki “kültürü inkar makinesi” böyle çalışır. Bu aynı zamanda gerçeği de inkar anlamına gelir. Eh bu kadar yoğun çalışan bir makineden çıkacak ürün/alet/malzeme elbette normal/mütedeyyin değil “kültür Müslümanı” olacaktır. Bir adım ötesi ise bildiğimiz standart dinsiz/kafir tipolojisidir.

Kafayı geçmiş’e takan kültür Müslümanının tavrı şöyledir:

Atalarımızın büyük güçlü ve üstün oluşu da onu çok üzer. Hırsız katil sömürgeci sapık ve dinsiz ataya sahip olamamak ruhunu kemirir (Olmak durumu ise tam bir teselli getirecektir nitekim getirmiştir!) Ve hatta insan soyundan gelmek da biricik beyin ağrısıdır. Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havva’dan değil de maymun amip terliksi timsah iquana salyangoz veya bitten pireden türemiş olmayı şiddetle arzu eder. Arzudan öte bu sapık eğilimlerini kitaplaştırıp ders konusu kılıp gayet bilimsel tarzda temiz inançlı masum Müslüman çocukların beynine kazır (yaşasın MEB & ekürisi Talim ve Terbiye Kurulu). Geçmiş’ten nefretleri iblisi bile şaşırtacak çok özel pek renkli türlü piçlik melodramıyla doludur. Dedelerinin pezevenk babalarının gogocu/tozcu veya nanoş/godoş annesinin pavyon çalışanı ya da zevk karısı olmayışı onu derinden yaralamıştır. Bunun yanında bir rivayete göre nataşa orjinli değerli ablalara sahip olamadığına da yanım yanım yanmaktadır.

Niçin / şunun için:

Affedilmez suçlu Gorbaçow’dur. Glasnost ve presteorika diye diye güzelim komünist rejimi yıkmış domuz sürüsü cesametinde Tc’li tapınçlarını öksüz/yetim bırakmıştır. Yazık olmuştur atılan o kadar slogana sıkılan o kadar kurşuna alınan/verilen o kadar cana...

*

Tamam tövbe edip yeniden çocukluğun o masum ve Müslüman kültürüne dönecektir lakin ortada başka türlü (başkalaşmış/yabancılaşmış/suçlu) bir adam/karı vardır ve o kendisidir! Bir ömür başka türlü bir gelecek tasavvuru için feda edilmiştir. Yıllar dinsiz bir şekillenmeyle geçmiştir. Kalıplaşmış bedel ödenmiş vazgeçilmesi zor (hatta imkansız) gerçekler (evdeş çocuklar birikim kariyer itibar tatmin unsurları vb.) n’olacaktır? Boşanma mı terk mi redd-i miras mı istifa mı adres değiştirmeme mi silikleşme kaybolma erime buharlaşma mı yoksa karşı tarafa (Müslüman camia) iltica mı Yok ansının gözü! / Bu kadarı da fazla değil midir, bu kendini inkar değil midir...

İşte inkar ile iman arasındaki incecik şeytanî zar/perde!

Adamımız bu yönden/yüzden tedirgin huzursuz rahatsız mutsuz tatminsiz tekinsiz kuşkucu uçucu biridir ve ciddi anlamda hastadır. Daha önemlisi bize (halk) yönelik tehlikelidir zira Tc’de yüz yıldır gayrımeşru gücü tasarruf ediyor. Bu artanoran yasasına tâbî bir zulüm iken günümüzde -çok şükür- zamana bağlı âmillere bağlı olarak azalanoran güç ve cüret kaybına doğru evrilmiş bulunuyor. Rabbü’l-âlemîn tez güne bütünüyle helak edip bitire / âmin.

*

Bi’n-netice sanal/hayali/ütopiq uğruna heba olmuş harcanmış bir ömür (yoksa yaşam mı?) söz konusudur.

Kültür Müslümanının en büyük trajedisi/ironisi Müslüman mezarlığına gömülmektir (Pazar günü öğle âyinini müteakip Teşvikiye Camii’nden...)

*

Hâ bu arada kültür, Latin kökenli bir kelime olup aslında tarla sürüp ekip biçme (kısaca: Tarım) demektir (bkz. cultura).


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık