• 03 Kasım 2018, Cumartesi 16:42
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Köse Kadı'yı yazan adam...

KÖSE KADI’YI YAZAN ADAM

-Bahaeddin Özkişi için-

Köse Kadı’yı ilk okuduğumda cezbe benzeri bir hal yaşamıştım: Tatmin haz istiğna...

Hepsi bir araya geldi ve kendime yeni bir kişilik edindim! Kişilik edinmek meslek edinmek gibi sıradan bir deyim olarak görünse de öyle değildir, insan gerçekten kişilik edinebilir. Sosyal-psikolojik müdahaleler kişilik yapısını değiştirebilir. İnsanın kişiliğini kuran inanç ve davranışlar bütünü kolay değişmez ve müdahaleye kapalıdır. Bununla birlikte uygun şartların teşekkülü ve etki gücü de hesaba katılmalıdır. Bu konuda en kesin sonuç verici araç veya alet kitaptır. Falanca kitap dünyamı değiştirdi sözü basit bir magazin tesbit değildir. Hele bir de okuduğunuza uygun hayat tarzınız ya da hayalleriniz varsa iddialarınız bulunuyorsa gerçekten kişiliğiniz etkilenir. Başka bir insansınızdır artık. Bunu hem olumlu hem de olumsuz sonuç olarak düşünmek durumundayız.

Bende önceleri -şimdi çok haklı bulduğum- bir saplantı vardı:

“Okuyacağım kitap/lar henüz yazılmadı” derdim.

Beni tanıyan dostlar iyi niyetle de olsa bunu yadırgardı. Her ne kadar âfaki ve uçuk görünse de kitap tavrı denilen tutumda bu geçerli bir tesbittir. Bu tavra yönelecek eleştiri bellidir: Kibir beğenmezlik kendini büyük sanma üstünlük kompleksi vs. Ama kitapla ilgili bir aklın bunları aşması beklenir. Yine aşağıdaki örnekte göreceğimiz üzre bu tutumun öyle fazla fildişi kule ve entelektüel yabancılaşmayla bir ilgisi yoktur. Hayvan telefatını meslek edinmiş ve kısaca avcı denilen zümrenin amentüsü olan bir ilkedeki benzerlik bize yol gösterebilir. Avcı taifesi atıp vuramayınca üç sebepten bahseder: Tüfek fişek eşek! Yani ya tüfek bozuktur ya fişek ya da eşeklik eden avcının ta kendisi!

Beğenmediğimiz okuyamadığımız sürüklemeyen ufuk açmayan tat vermeyen vs. bir kitap karşısında da bu üç sebep araştırılabilir: Kitap malzeme yazar. Bu üçlemede okuyucuya özellikle yer verilmez, o masumdur! 

Kitap: Yanlış bir kitap seçmişizdir. Elimizdeki iyi bir gerilimdir ama biz tarihi roman okumayı istiyoruzdur.

Malzeme: Kağıt baskı kalitesi vs. (Bu madde fişek’e tekabül eder ki pek önemli değildir).

Yazar: Yazamamıştır, işinin ehli değildir. Reklam pohpohlama yönlendirme gibi kafa karıştırıcı faaliyetlerin etkisinde kalmış olabiliriz.

Biz tekrar Köse Kadı’yı bitirdiğimiz üniversite öğrencisi olduğumuz yetmiş sekiz kışına dönelim. O güne kadar böyle bir kitap okumadığım bugün bile unvanın onda olduğu gerçeğini teslim etmem gerekecek. Roman yerine kitap’ta ısrarımızın sebebi açık: Herhangi iyi bir romandan çok öte özelliklere sahip bir kitaptı o... Kurgu uslup ve cihanşumûl bir ruh.

İlk düşüncem şuydu: Bahaeddin Özkişi’nin yetmişler Türkiyesinde çalıştığı kütüphane rafları arasına gizlediği bir bilgisayarı vardı ya da o çok zengin özel bir arşive sahipti. Üçüncü ihtimal ise onun cümle ve kurgu üzerine oynadığı bir tür beyin/gönül dansıydı. Köse Kadı başka türlü yazılamazdı. O yıllarda bilgisayar olmadığını biliyorduk, üçüncü tesbitte ise hâlâ ısrarlıyız... İkinci şartın varlığıyla 1981’de karşılaştım. Teknik destek olarak nitelenebilecek arşiv zaten elinin altındaydı, Bahaeddin Bey kütüphane müdürüydü ve raflarda bir sürü eski kitap diziliydi. O münevver ilhamını bu istif zenginliğinden edinmekle birlikte Köse Kadı’yı aynı zamanda gerçekçi yapan birikime tek bir kaynaktan ulaşmıştı: S. Takats, Macaristan Türk Aleminden Çizgiler (çev. Sadettin Karatay), Kültür Bak.Yay. İstanbul-1973).

 Köse Kadı’yı okuduğumuz sırada Bahaeddin Özkişi’nin irtihalinin üzerinden üç yıl geçmişti. O kısa ömründe Bir Çınar Vardı Köse Kadı Ucdaki Adam Sokakta ve Göç Zamanı ve adlı beş kitaba imza atıp darü’l-beka eylemişti. Çok genç ve pek erken...

Köse Kadı ve Marat Bey (Ucdaki Adam) için iki şiir yazmıştım. Ayrıca S. Takats’ın kitabının kapağı için de başka bir şiir. Bahaeddin Bey ve kitaplarıyla aramızda adını koyamadığım manevi bir bağ var.

Köse Kadı’yla ilgili pek çok şey söylenebilir. Gariptir 12 Eylül cuntası da bir şeyler söyledi. Bir neslin imha edildiği Mamak -tağuti- mahkemelerinde kimi çilekeş delikanlılara ‘Köse Kadı neyin şifresi lan’ diye soruldu. Evet bu eserin içinde bir şifre barındırdığı gerçekti: Kişiliğimizin genetik kodları ve ruhumuzun anlam haritası... Aslında kötüler bin yıllık kimya-yı saadetimize epey yaklaşmış sayılırdı ama çözmeleri mümkün değildi (Kimileri sonradan gönüllü saf değiştirmek ve ebedi putun cazibesinde erimek üzere iyi dayandı!)

Bizce Bahaeddin Bey’in önceledikleri fedakarlık hoşgörü zeka birikim Allah rızası teşkilat takip kararlılık, ama en önemlisi ‘aşkınlık’tır. Üstün olmanın getirdiği sorumluluk idraki ve bir ömürlük teyakkuz! İ’la-yı kelimetullah, fenafi’l-devle (devletin varlığında erime) ve terkibi Kuran olan ruh haleti...

Bunu Köse Kadı’nın Marthali Matyas’ı uğurlarken söylediği şu sözde görüyoruz: Vazife gereği olarak değil gerçekten seveceksin!

Ve bir çarpıcı tesbit daha...

Yaşlı bilge oğlu Arşidük Karoli’nin kulağına Macaristan’ın o çağda düştüğü durumun sebep ve suçlusunu fısıldar: Kilise!

Bahaeddin Bey bu noktada bize günümüz Tc’de kiliseye tekabül eden kurumun hangisi olduğunu sezdirir. Bu elbette cami değildir. O yüzyıllık suçlu, kilise gibi kapalı devre kurumlaşmış büyük binalar ve öldürme aletlerini tasarruf eden bir varlıktır!

*

Dil-Tarih’te okuyor Yüksek Öğretmen Yurdu’nda kalıyorduk. Kitap kurdu Antakyalı bir yoldaşın elindeki Ötüken Neşriyat (İstanbul-1975) baskılı Köse Kadı elden ele odadan odaya gezdi ve yetmez oldu. Deli gibi okuyor ve üzerinde konuşuyorduk. Tavsiye ediyor ama kitapçılarda tükendiğini öğreniyorduk. Sonunda fahri üyesi olduğumuz gençlik teşkilatı hayırlı bir işe imza attı ve kitabın farklı kapaklı korsan baskısını çıkardı. Artık hepimizin pencere kenarı kütüphanesinde bir Köse Kadı vardı. Hemen Ucdaki Adam’ın ardına düştük. Ucdaki Adam Köse Kadı’nın devamıydı ve/fakat onun da baskısı tükenmişti. Yayınevi deposu ve evlerden bulup okuduk (Nedendir bilmem onun korsanı yapılmadı).

Ardından Sokakta’ya ulaştık ve Gülüm Abla için ağladık. Otuzlar Türkiyesi İstanbulunda bir Müslüman mahallesi ve bir sokağa -tam kalbimize- yönelmiş rejim terörü!    

Günlük yaşayışımıza manevi güç aşılayan Köse Kadı ve tarihi akıştan yakın geçmiş İstanbulu’na ve bu sefer ruhumuza batırılan kanlı mızrak uçlarına döndük. Mahremiyetimizi hedef almış sistemin milli muhafızları cellatlar şeytana tapanlar ve kötülüğü din edinmiş bir zihniyet karşısındaydık. Yetmişsekiz ile otuz’lar Türkiyesi arasında pek fazla bir fark olmadığı anlaşılıyordu. Az ama çok önemli fark ise Bahaeddin Özkişi’nin bunu romanlaştırmış olmasıydı. Ve bir de biz vardık. Sokağımız sahipsiz değildi! İşe sokağımızı temizleyerek başlayabilirdik.

Hele Gülüm...

Yıllar sonra -doksanlarda- ‘Bahaeddin Bey Gülüm’ü hikaye olarak nasıl yazardı’yla başlayan edebi bir küstahlık ilk meyvesini verdi: Saç ve Süpürge, ardından Gülüm adlı hikayeleri yazdım. 2004’e gelindiğinde bir şiir ve bir de hikaye kitabı telif etmiş öğrencimiz olan bir dostun yarı mahçup ısrarıyla üçüncü hikaye geldi: Gülüm’ü Ziyaret. Dördüncü bir gayret (ya da roman) ne derece isabetli ve başarılı olur bilemiyorum. Ama ben Bahaeddin Bey’in manevi kalem çıraklığı payesini acemi bir hırsız gibi sahiplenmiş bulunuyorum ve bu küstahlığın bedeli üzerine hiçbir fikrim yok!

Göç Zamanı’yla epey gecikmiş olarak Veli Can’ı uğurladığımız günlerde tanıştık. Tahkiyenin en zorunu başaran bir kalemle istiğna makamının zirvelerini zorladık: Kısa hikaye... Evet en zoru budur.

“İtiraf etmeliyim ki...” diye başlamak âdettendir, biz de öyle yapalım ve Bir Çınar Vardı’yı -henüz- okuyamadığımızı söyleyelim. Elinde bulunduran var mı yeni baskısı yapıldı mı? Bu soruların vefa denilen ve unutulmakla malul bir hissi harekete geçirmesi beklenir.

Eli kalem ve para tutan dostlar! Yeni baskı ve tanıtım için bir şeyler yapın. Habersizseniz okuyun ve bu satırların acizliğini görün, bakalım Köse Kadı size neler söyleyecek. Bu arada Bahaeddin Bey’in mirasçılarının tel’ifi zinhar ihmal edilmeye! Amel defterini açık unutup giden merhumun maket eski İstanbul evlerini bulup buluşturup bir sergi açılması ne güzel olur. Artık üstad denme vakti gelmiş İskender Pala’nın iş’ari ilgisi ve İstanbul Belediyesi’nin salonları (Turing’ten arındırılmış mekanlar olabilir) bu hizmete sunulsa, sergi satış veya devamı hedefleyen kurs açılsa bir koridora Bahaeddin Özkişi adı konsa. Biz haz ve heyecanlara gark’olsak. MEB’nın Yüz Temel Eser’i arasına giren Sokakta’yı yeni baskısıyla bir daha göreceğiz. Efendim ne devlet... Bahaeddin Bey maveradan irşadını sürdürüyor.

Genç dostlara bir önerim var:

Benim yıllar önce şiirdeki nazireye özenip Sokakta’dan miri malı misal yaptığım gibi Bahaeddin Bey’in eserlerinden sayfalarca parantez üretseler devam’lar yazsalar. Doç. prof. arkadaşlar lisans yüksek lisans ve doktora tezleri verse. Yayınevleri Bahaeddin Özkişi Armağanı hazırlasa, ödüllü hikaye ve roman yarışmaları açsa... Evinin bulunduğu sokağa adı verilse, bu satırları okuyanların ruhunda muharrik noktalar belirse, Köse Kadı Marthali Matyas Marat Bey Gülüm ve Bahaeddin Bey’in ruhlarına birer Fatiha okunsa. O zaman bu yazıdan umulan murad hasıl olmuş olacaktır.

Ve’s-selam...  

*

Bahaeddin Bey “Bahaeddin Özkişi 90 Yaşında” konulu Bâbıâli Enderun Sohbetleri’nde anılacak haberiyle sevindik. Allah da onu sevindirsin, yerini yüceltsin. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Ne ettin yaw Ne ettin yaw 09.11.2018 17:56

Beni 10 yıl evvele götürdün, hayatımın en önemli 2 romanı, Mario Puzo Baba(çocukken okudum çünkü) ve Köse Kadıdır. Uçtaki adam biraz ama Sokaktayı beğenemedim. Köse Kadı çıtayı dünya ortalamasının üzerine çıkarmış zira. Böyle bir hikaye ancak gerçek hikayedir, duyan-gören anlatmış ve yazılmıştır...

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 İstanbul Başakşehir 12 8 3 1 12 27
2 Galatasaray 12 7 2 3 8 23
3 Kasımpaşa 12 7 1 4 7 22
4 Yeni Malatyaspor 12 6 3 3 9 21
5 Antalyaspor 12 6 2 4 -2 20
6 MKE Ankaragücü 12 6 1 5 2 19
7 Beşiktaş 12 5 3 4 4 18
8 Göztepe 12 6 0 6 1 18
9 Atiker Konyaspor 12 4 5 3 3 17
10 Trabzonspor 12 4 4 4 1 16
11 Demir Grup Sivasspor 12 3 5 4 -4 14
12 Bursaspor 12 2 7 3 -1 13
13 Fenerbahçe 12 3 4 5 -4 13
14 Akhisarspor 12 3 3 6 -7 12
15 Kayserispor 12 3 3 6 -7 12
16 Aytemiz Alanyaspor 12 4 0 8 -12 12
17 Erzurum BB 12 2 5 5 -4 11
18 Çaykur Rizespor 12 1 5 6 -6 8
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Korfez SK 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 29 9 4 16 -13 31
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık