• 19 Ağustos 2019, Pazartesi 11:18
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Kişi adlarında tercih

KİŞİ ADLARINDA TERCİH MESELESİ-1

İnsanlar akılda kalan söylenmesi kolay yaygın ve benimsenmiş adları daha çok seçer. Gelenek de bu konuda onlara pek cömert davranır. Sosyal çevrede bu özellikte ad bulmakta zorlanılmaz.

Kimi insanlar da yapı olarak farklı ve az olana eğilimlidir. Onun için ad konusunda titiz ve seçici davranırlar. Eğer bilinçli iseler ortaya güzel örnekler de çıkabilir. Ama yalnızca değişiklik saikiyle hareket edenlerde tuhaflığa varan absurd adlarla karşılaşabiliriz. Ölçüyü kaçırıp egzantrik davranış sergiliyenlere -az da olsa-  rastlanır. Ana-baba adı veya hecelerini harman edip yeni ve fazla orijinal kişi adı türetenler de vardır:

aylâ ve recâî’den ayre; ayşe ve hasan’dan aysan; haydar ve seval’dan haysev; orhan ve aysel’den oray... (Bir kişi adına dair şekil ve köken (etimoloji) incelemesinin bittiği yerde hece devşirme düşünülmelidir).

Daha çok ideolojik sebeplerle üç beş adta takılıp kalan ve bunları tekrarlayan çevreler de vardır. Öyle ki iki aile birbirine konuk olduğunda istenen çocuğu çağırmak ve kime seslenildiğini belli etmek neredeyse imkansızlaşır çünkü yan oda veya ev önünde oynayan sevimli yavrucakların çoğunun adı -ailenin dünya görüşüne göre- ya “barış deniz evrim özgür ulaş” ya “alper kürşat oğuz ülkü” ya da “büşra elif enes merve tûba”dır.

Ünlü biriyle aynı adı taşımak yerine göre (adamına göre!) övünç ya da üzünç duydurabilir utanç veya ikbal getirebilir.

Kimi aileler de çocuğuna aynı soyadlı bir ünlünün (sanatçı siyasetçi vb.) adını vererek onunla ad ve soyad benzeşmesi kurmak ister. Misal: “arkın” soyadlı bir aile çocuğuna “cüneyt” adını vererek “cüneyt arkın” terkibini elde eder. İroni o ki aslında bu bir müstear isimdir! Aynı şekilde ad soyad benzerliğinden hoşlanmayan rahatsızlık duyan yakınan utananlar da görülür.

Tutkunu ve uslanmaz taraftarı olduğu takımın belli dönemdeki ünlü bir oyuncusunun adını çocuğuna veren kişi onun daha çok parayı görünce rakip takıma geçmesi karşısında oğluna bakıp bakıp içindeki adranalin dengesizliğiyle hıncını ve öcünü zavallı masum sabiye tevcih edebilmektedir. Ad değiştirme girişimleri ev içindeki huzursuzluk dede ve ninenin boşuna çabası ve olanları bir türlü çözemeyen güzelim yavrucak...

Belki vakti geldiğinde yaşanacak sürpriz bir transfer taraftarlığı hastalık derecesindeki babanın ruhi dengesini düzeltebilir, olmazsa transferlere endeksli bir “iç hayat” yaşanacaktır. Bu arada çocuğumuz da büyümüş olacaktır vs. (Fenerbahçe spor kulübü tutkunu Adnan Orçan (Maraş, Türkoğlu) iki oğluna futbolcular Alex de Souza ve Moussa Sow’a atfen hanefi alex ve musa sow” adını vermiştir (Türkiye, 15.02.2017, s.24).

Futbolcu veya aktrist adı -ki çoğu mahlastır- sayesinde dine uzak yaşayış süren bazı evlere mübarek adların girme ihtimali de vardır. Kimi zaman da tam tersi olmakta ve bu yüzden pek çok dindar ailede tuhaf oyuncu şarkıcı adları arz-ı endam etmektedir. abdulkerim Dede ve hayriye Nine’nin yanıbaşında cüneyt emel müjde perihan sibel adlı sevimli yumurcaklar koşturmaya oynayıp zıplamaya harçlık istemeye başlayıvermektedir.

Burada dinî adlardan belli bir kaçınma göze çarpıyor. Bu türlü bir tesbiti aşırı görenlere göre ise anılan tutumda kolaycılık yeğlenmektedir. Ezber akılda kalıcılık ve adın çekiciliği... Bu görüşlerin hepsinde bir haklılık payı bulunduğunu düşünüyoruz, insanlara tv kültürü(!) reklam ve tekrarlı dayatma (propaganda) karşısında pek fazla seçenek kalmıyor gibi.

Hele bu adlara altgelir seviyesindeki ailelerde sık rastlanışı tam bir karamizah örneğidir. Bunun ad seçme özgürlük’ü ile bir ilgisi yok, her insanın adı (kafir mahiyet şiddet ve ayıplık dışında) saygıdeğerdir. Biz psiko-sosyal bir tezattan söz ediyoruz. Burada taklit özenç “öyle olabilme” tutkusunun ağır bastığı söylenebilir. Bilindiği üzre bu tuhaf ülkede günümüzde en çok parayı yukarıda anılan sektörlerdeki kişiler kazanmaktadır (Kendi gibi olmayana -düşman kafir zalim bile olsa- özenme eğilimi yalnızca ad vermeyle sınırlı değildir ve Tc yakın siyasi tarihi bunun yüz ağartmayan seçkin örnekleriyle doludur). Altgelir seviyesi yanında “alt-uzak” iller ve köyler gerçeği ise mizah yönü atılırsa akademik tez konusu olmaya aday bir durumdur (Bazı adların belli yörelerde yoğunlaşmasının tarihi dini moral ve sosyo-psikolojik sebeplerinin ayrıca araştırılması gerekir).

Nasıl mı şöyle

Bayburtlu ilkin, Cizreli tarkan (Şaka gibi ama Cizre’de bu ad belirlendi), Çankırılı çisem, Erzincanlı sibel, Kilisli doğa, Niğdeli orçun, Sivaslı tülin, Yozgatlı ajda...

Bu durum -eğer abartı sayılmazsa- adı beyzâ (beyaz) olan bir Zencinin yaşayacağı ruh haletinde kendine benzerlik arayabilir! Yine beyaz tenli olduğu halde “yağız” ya da kara, esmer anlamındaki “semra” veya “sevda” adı taşıyan kişilerin durumu da böyledir.

Yukarıdaki tesbitin tam tersi bir tavırdan da söz etmek mümkündür. Bazı adların seçkin zümre tarafından ağızlardaki söyleniş biçimiyle konulmaya başlanması yeni, beklenmeyen ve epey değişik bir durumdur. Bu adların özellikle kadın adı olması ise dikkat çekicidir:

asiye yerine asya, raziye/zühre yerine ezo (İlk örnek olarak ezo 70’li yıllarda görünür oldu; Yeşilçam etkisi), zeliha yerine zeliş (betül’e betüş, tûba’ya tubiş denmesi de gözlenebilir bir durumdur fakat yazılı kayıt belirlenmedi).

“asya” adı üzerinden bir okuma denemesi:

asiye” vb. adlar yöre ağızlarından şehirli/aydın kesime ve bir tür bypas ile -köy-kasaba ilişkisini atlayarak- büyükşehir ve seçkinci çevrelerde asya biçimiyle konuyor. asiye tercih edilmiyor hatta asiye, köylü cahil kesime özgü bir yapı olarak görülüyor! Burada tuhaf bir yansıma psikolojisiyle muhatabız. İroni: Köylerde asya adı terk edilmiş ve yerine (ayşe fatma zehra vb. yerine) cansel gamze sibel vb. konurken (erkek adlarında da durum aynıdır) şehirlerde asya vb. adların revaç bulması ilgi çekicidir. asya’nın kıta adı Asya (asia) ile sesteş benzerlik göstermesi de etkileyici unsur olarak düşünülür.

Aynı seçkinci sosyolojik yapının (sosyete) evinde şark köşesi düzenlemesi yere yırtık kilim sermesi duvara eskiyazı çerçeve (misal: Padişah fermanı) asması başörtüsünü başına değil de boynuna ve kalçasına dolaması organik meyve sebze ardına düşmesi köy yumurtası tedariki “halk”oyunları ekibi seyretmesi umreye gidişini Cannes ve Miami tatiline benzetmesi vb. zincirleme marjinal tavır sergilemesi de ayrıca ele alınıp incelenmelidir. Bu konuda kısaca şu söylenebilir: Anılan tutum tam bir oryantalist (müsteşrik) yansımadır. Yoksa milli kültür kodlarını yeniden keşif veya kültür üretimine katkı ve dini adların ihya endişesi değildir; keşke olaydı!

Şu da düşünülebilir:

Yabancılaşmış aydın yüzseksen yıldır hayvan yerine koyduğu (hayvan yerine bile koymadığı) halkla bi’şekilde temas kurmak istemiş ve bunu da ne yazık -niyet bozukluğundan ötürü- başaramamıştır. İnkar ettiği İslam ve onun kültür kodlarını yanlış okumuştur. Hep olduğu gibi kişi adlarındaki ironik manzara böyle ortaya çıkmıştır.

Keza yâren adı da böyledir. “yâr” yakın arkadaş sağdıç; sevgili anlamında Farsça bir kelimedir (yâren ise yâr’ın çokluk biçimidir ve yârlar; arkadaşlar, sevgililer demektir yani galat kullanımdır). Birkaç uzak köy ve eski üç beş türküye sıkışıp kalmışken günümüz şehir kültürü, genç aydınlar ve seçkinler arasında yeniden dirilmiş ünlenmiş benimsenmiş sevilmiş ve şarkılarda (pop müzik) görünürlük kazanmıştır. Artık adı yâren olan yirmili yaş süren pek çok kızımız var.

*

(Devam edecek)

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Çetin koçak Çetin koçak 20.08.2019 13:04

Lütfen devam etsin. Çok hoş ve iyi bir analiz. Okumasıda zevkli dusunmeside.etrafimizda neler var neler kızının adını dini isim bulma gayretinde ki bilinçsiz müslümanın farklı olma çabası içinde Hira koymasından tutun da neler neler. Bekliyoruz efendim.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık