• 27 Ağustos 2019, Salı 21:31
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Kişi adlarında tercih-2

KİŞİ ADLARINDA TERCİH MESELESİ-2

Kesinlik şerhi koymadan söylemek gerekirse bazı adların belli bir sosyolojiyi îma ettiği de öne sürülebilir. Gelenekli adlar altgelir seviyesinde (yoksul) yaygınken lâ-dini yeni ve farklı adların daha çok üstgelir seviyesine mensup zümrede (zenginler) konulması sanki zengin adı fakir adı gibi bir ayrım ya da mantık zorlamasına yol açıyor. Elbette adların kökeni anlamı yapısı için bu söylenemez fakat tercih sebebi ve belli bir kesimde yoğunlaşma dolayısıyla -sosyolojik açıdan- bu tür geçici bir tasnif algısından söz edilebilir, diyoruz!

Bu durum ve tesbiti “durmak” fiilinden türetme adlar üzerinden tartışmak mümkündür. “dura durak durmaz durdu durmuş dursen dursun duruş” gelenekli yapıda bulunan ve küçük yerleşimlerde yaygın bir ad iken “durgu duru durul” biçimi yenidir ve şehirli seçkin zümreye mensubiyet îma eder.

Bugün için (veya herhangi bir dönem) kaydıyla zengin/fakir zümre şu şu adları daha çok tercih etmektedir denebilir ama eğilim’den öte kesin kanaat belirtmek isabetli olmayacaktır; bu durum gayet izafidir. Zamana bağlı âmiller ve tercihe dayalı kabullerle ilgilidir. Kırk elli yıl sonra (II. nesilde) pekâlâ vazgeçme algı başkalaşması beğeni farkı değişme dışlama zıtlaşma vb. tavırlar ortaya çıkabilir.

Keza...

Günümüzde artık konmaz olan çekiciliğini yitirmiş ve hiçbir temsil yönü/yeteneği kalmamış yüz yıl öncenin ise “sosyetik” adları şunlardı:

behlül behiç bihter câbi fâiz feride fikret mâcit necip nüzhet peyâmî râik râtip suad şinâsî süreyyâ...

Kezalik...

27 Mayıs 1960 darbesine dair ad yoğunlaşması (yansıması) şöyledir: 1960 ve izleyen birkaç yılda doğan erkek çocuklara darbesever aileler tarafından katil general Cemal Gürsel’e atfen gürsel adı, darbe sözcüsü Alparslan Türkeş’e atfen ise türkeş adı verilmiştir.

12 Eylül 1980 darbesine dair ad yoğunlaşması (yansıması) şöyledir: 1980 ve izleyen birkaç yılda doğan çocuklara darbesever aileler tarafından katil general A. Kenan Evren’e atfen kenan ve evren adları verilmiştir.

Ayrıca izleyen (halef-selef) katil darbe aktörleriyle ilgili ad yoğunlaşması günümüzde dahi berdevamdır ki Rabbim kurtara!

 

Özenme/özenti üzerine...

Özenti’yi basit ve içsiz bir taklit olarak görmemek gerekir. Özenti, birinden birbirinden etkilenme yoluyla beğeni hoşlantı gıpta takdir ve öyleolma isteğine dair yön tutup gerçekleşen bir olgudur. Nitekim bunun en belirgin yansımasını kişi adlarında görmek mümkündür. Günümüz yaygın adlarında bu tavrın izi sürülebilir (bkz. aleyna berkecan büşra ecrin elif emre esra onur yâren...)

 

Ek bilgi

Ad ve gerçek kişiler arasında ontolojik ilgi ya da ilgisizlik meselesi üzerine kısa bir değerlendirme uygun düşer kanaatindeyiz.

Bunu sıradan iki örnek üzerinde görmeliyiz.

“gürgen”

Köyünün adı, evdeki kapının ahşap malzemesi ve karşı bayırdaki ağacın adı gürgen (veya çınar) olan köylü bir amcanın kendisinin çocuğunun ya da torunun adı “gürgen” değildir. Köyde ve yörede gürgen kişi adı olarak hiç düşünülmüş de değildir. Oysa İstanbul’da yaşayan ömründe hiç gürgen görmemiş bir aile çocuğuna bu adı verebilir, veriyor. Gürgen adı sosyolojik bir ayrım seçkinlik farklılık üstünlük iddiasının ifadesi halinde işlerlik kazanmış olabiliyor.

Buradaki ironiyi şu iki zıt mekanizma üzerinden anlamaya çalışabiliriz:

Kendi ürettiği tereyağını yemeyerek şehre götürüp satan ve yerine margarin alıp dönen köylü amcamız... Aynı köylünün eski diye sattığı halıyı kilimi eşeköldüye (ucuz) kapatarak getirip büro köşk ya da yalı salonuna seren seçkinci sosyoloji (sosyete)... Tabii bu örnekte köylünün margarin benzeri edindiği malzeme, fabrika dokuması kalitesiz halı olmaktadır.

“tuğçe”

Savaşta ölen kıratın kuyruğu kesilip sepilenir kargı ucuna iliştirilir otağ önüne dikilir ve rüzgârda savrulması beklenir. İşte bu tuğ’dur (tuğra/tura da tuğ ile ilgilidir). Bugünkü anlamda askeri flama/sancak benzeri bir işleve sahiptir. Bir iki üç tuğlu vezirler vardır. Padişah dokuz tuğludur. İşbu töre II.Mahmut döneminde sona ermiştir. Günümüzde kültür üretimine konu olmuş ve kız kişi adı olarak “tuğçe” (tuğcuk/küçük tuğ) biçiminde görünürlük kazanmıştır.

Kişi adlarında tercih mekanizması sanılandan daha karmaşık bir işleyişe sahiptir; nerdeyse her ad (veya belli tarz adlar) kendine özgü bir yolla kültüre eklemlenmektedir. Onu milli kültür unsuru kılan/kılacak olan şey ise benimsenme devamlılık ve yaygınlık olgusudur. Ve kültür de zaten böyle canlı bi varlık değil midir!

 

Yörelere göre yaygın adlar

Doğu’da                     : beyler bolubeyi üçler

Güneydoğu’da            : ejder ökkeş şehmus

Karadeniz’de              : dursun cemâl fadime hızır idris ilyas temel yunus

Orta bölgelerde          : bektaş hacı haydar

Balkanlar’da              : hüsmen ismail memiş

 

Yörelere göre karşılaştırma          

İstisnalar hariç bir İzmirli veya Urfalının adı temel ve yosma olmaz; bir Siirtli veya Konyalının adı hüsmen ve memiş olmaz; bir Edirneli veya Manisalının adı hacı şehmus ya da üçler olmaz!

Yörelere göre ad konduğu gibi (belli adlarda yoğunlaşma) belli meslek zümrelerinde de aynı ya da yaygın adlara rastlayabiliriz. Yukarıda değinildiği üzre fakir adı zengin adı biçiminde bir tasnif aşırı bir teşebbüs olarak değerlendirilebilir fakat belli adlardaki ısrara bakarak bazı sosyal tesbitlerde bulunmak mümkün gibi görünüyor. Halktan kopukluk ve milli kültüre yabancılaşmış gelir düzeyi yüksek (zengin) ve seçkinci zümreye (sosyete) göre bazı adlar (özellikle dinî) sanki köylü hizmetçi kapıcı vb. altgelir grubu (fakir) insanlara aitmiş gibi kabul edilmektedir. Böyle olduğu içindir ki zengin olup da oğluna ahmet mehmet, kızına ayşe fatma adı koyan çıkarsa bu durum hem kendi çevresi hem de halk tarafından hayretle karşılanır. Tersi bir durum fakir zümre için geçerlidir. Çocuğuna gelenekdışı lâ-dinî yeni ve farklı (zengin ve seçkinlerde görülen) bir ad koyan fakir aile yadırganır yargılanıp ayıplanır, haddini bilmemek özenti taklitçilik fakir kibri göstermek ve aşağılık kompleksine düşmekle suçlanır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Çetin koçak Çetin koçak 27.08.2019 23:17

Hocam yazı güzel ancak kısa geldi. Tadına varamadan bitiverdi. Elinize sağlık..

Sedat Kartal Sedat Kartal 07.09.2019 08:37

Elinize yüreğinize sağlık olsun hocam

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık