• 30 Kasım 2017, Perşembe 11:24
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

KISA KISA BEŞ KISSA

 

şeyh uçmaz müridân uçurur imiş

sâkiya aşk şarabından içirir imiş

*

Musa (as) ile Kasap’a dair

Hz. Musa cennetteki komşusunu merak eder ve Allah’a ilticada bulunur, cennette kendisine kimin komşu olacağını bilmek ister. Allah (cc) tarafından bildirilir: “Ey Musa, senin cennetteki komşun falan yerdeki şu kasaptır”. Musa (as) doğru o kasabaya gider o kasapla tanışır kendisine misafir olmak istediğini söyler. Kasap Hz. Musa'yı evine davet eder. Yemek vakti geldikte kasap Hz. Musa’ya “Siz buyrun” diyerek kalkar tavana asılı hamaktan bir deri iki kemik kalmış bir ninecik indirir. İlk önce onu doyurur. Kadıncağız ancak fısıltıyla her akşamki duasından eder. Hz. Musa sorunca ol kasap “O hamaktaki benim anamdır çok yaşlı ve hastadır. Ben her akşam gelip onun hizmetini eder temizliğini yaparım. Haşarat zarar vermesin deyu onu yukarı kaldırırım. Ola ki karım anama bakmaz etmez diye de bu yaşa dek evlenmedim. Anam bana her defasında “Yârabbim oğlumu cennette Musa’ya komşu eyle” diye dua eder ben de âmin derim ama ben kim Musa’ya komşuluk etmek ne!

*

Hızır’a (as) dair

Bir gün Hızır (as) hamamda kendi kendine yıkanan bir ihtiyarın yanına yaklaştı.

-Ey ihtiyar gençken yaşlılara yardım etseydin şimdi de sana yardım edilirdi.

-Ben gençliğimde yaşlılara yardım ederdim ama zamane gençliği şimdilerde yardım etmez olmuş.

Hızır (as) bir taraftan ihtiyar adamın sırtını keselerken bir taraftan da konuşmaya devam etti.

-Demek yardımları içinden gelerek yapmamışsın, Allah’ın sevgisini kazanamamışsın yoksa ettiğin o hayrı neden görmeyesin ki?

-Eğer yaptığımı Allah için yapmasaydım O’nun sevgisini kazanmasaydım, Allah bugün benim sırtımı Hızır’a keseletir miydi?

Hızır (as) duydukları karşısında çok şaşırdı.

-Allahım dedi, bana verdiğin Seni sevenler arasında bu ihtiyarın adı yok, bu nasıl olur?

Yüce Allah şöyle buyurdu: “Ey Hızır biz, bizi sevenlerin adını sana verdik ancak bizim sevdiklerimizin adları bizim yanımızdadır”.

*

Aziz Mahmud Hüdâyî’ye dair

Eskiden ekabirden idi sonra seyr-i süluka girdi. Nefsi terbiye için musluk temizlikçisi yapıldı ve tek bir süpürgesi vardı. Gün geldi elinde ne bez ne süpürge kaldı. O da abdest alınan taşlığı uzayan sakalıyla silmeye başladı. Bu, gerçekten nefsini yendiğine işaretti, hocası onu âzad etti (icazet verdi). Şeyh Üftâde yanılmamıştı. Aziz Mahmud Hüdâyî manevi mertebece çok ilerledi. Sekiz hakana kılıç kuşandırdı. Duası makbuldü, kerametleri görüldü. Boğaz’da Hüdâyî Yolu, gönül gözü açıklara erim/menzil oldu. Kabrine uğrayıp Fâtiha okuyanlara “Açlık bilmesin denizde boğulmasın ve öleceklerini bildirsinler” diye dua kıldı. Yolunda gidenler ve sevenlerinde bu üç hâl görülür oldu.

*

Aziz Mahmud Hüdâyî bir gün Sultan Ahmed’le sarayda sohbet ediyordu. Bir ara abdest almak istedi. İbrik ve leğen getirildi. Padişah, saygı ile ibriği aldı ve abdest suyunu dökmeye durdu. Valide sultan da elinde havlu heman yanıbaşunda bekliyordu. Bir ara Valide sultan içinden “Hüdayî’nin bir kerametini görsem gerek” deyu geçirdi. Ol dem Valide sultanın gönlünden ne geçtğini sezen Hüdayî, onlara dönerek şu sözleri eyitdi: “Hayrettir kimi kişiler bizden keramet görmek ister. El-insaf yâhu baka koca Osmanlı sultanı ve İslam halifesi elimize su döküpdurur dahi muhterem valideleri de yanında dikilüp havlu tutupdurur pes bundan daha büyük keramet mi ola!”

*

Çiçeklidede’ye dair

Uzak bir kasabada Çiçeklidede derler 270 yıl önce göçmüş Allah yakını (veli) bir eren ruhuna okutulan ve aş dağıtılan bir mevlide katılmış idik.  Âdettendir, bir ara echel taifeden olduğunu sonradan anlayacağımız hocanın teki sözde vaaza başladı. Şom ağızlık edip türbe/mezar ziyareti aleyhinde konuştu. Oysa bizzat türbe yanında ve mevlit için toplanılmıştı. Eh orası kalp kırma cahil terbiye etme yeri olmadığından sözüne itiraz eden reddiye koyan çıkmadı. Lakin bize durmak yakışmayacağından olsa gerek(!) aldık mikrofonu elimize ve şöyle dedik: Az önceki vaiz amca meramını tam anlatamadı ben tamamlayayım. İşbu küçük tepecikte yatan Mustafa Münip Efendi yani nâm-ı dîger Çiçeklidede tee iki yüz altmış küsur yıl önce ölmüş, bugün mezarı başına şu kadar kişi toplayıp Kuran ve mevlit okutur bilvesile karı kızana çoluk çocuğa pilav ayran yedirir... Ee bundan özge keramet mi olur. Biz ya da az önceki vaiz kişisi ölse üç beş güne kalmaz unutulup gideriz de mezarımıza dönüp bakan olmaz be


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık