• 26 Mart 2018, Pazartesi 14:41
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Hayvanlar ve gübreleri...

 

Biz bir yazımızda “...kesin inançlıların hayatı keskin dönemeçle doludur” demiştik. Peki ya inancı kesin olmayanların durumu?

Güzel ve değerliyi çirkin’le bildirim Türk kültürünün çok ilgi çeken bir yönüdür. Bebekler nazar değmesin diye “aman ne çirkin şey” diye sevilir ve “çocuk” Eski Türkçede domuz yavrusu demektir (bkz. Divan). Bu cümleden olarak şu olumlu örneği vermemiz uygun düşecektir, sonra olumsuz olanlara ve asıl tesbitlerimize geçebiliriz.

Necip Fazıl’ın kendisini ziyarete gelen bir öğrenci topluluğuna “Siz bize bakmayın bizi örnek almayın biz sizin gibi değiliz biz sizler yetişesiniz diye gübrelik ediyoruz” dediği rivayet edilir. Üstad bu sözü kendisi gibi yaşlı hanımının başörtüsüzlüğü soru konusu edilince söylemiştir. Anlaşıldığına göre Üstad çirkinle örtüşen bir benzetme yapmış ve ancak onun verebileceği çarpıcı bir örnekleme ve elbette bir alçakgönüllülük ortaya koymuştur. Ama biz onu daha çok bir fedai atılgan pervasız bir yürek ve bir Allah adamı mücahit olarak tanıyor öyle biliyor ve onu çok seviyoruz.

Necip Fazıl bizim gibi dikenli ve henüz güzel kokmayan çiçeklere -gerçekten- hayatını adamıştı. Bizim ise bu adanmışlığa ne derece layık olduğumuz epey tartışılır. Bu hamur çok su kaldırır sözünü anmanın yeridir. Bu gidişle daha epey gübre kaldıracağımız da acı bir gerçek olup çıkmıştır.

Yukarıdakiler işin bizim’le ilgili olan yönü, bir de bizim dışımızda fakat benzer tarzda aynı mekanizmayla yetişen sözde çiçekler dikenler ayrıkotu gibi zararlı maddeler(!) vardır ve şimdi biz onların sosyo-psikolojik yapıları hakkında bir tahlil denemesinde bulunacağız.

Militanların beslendiği insani kaynak sempatizanlardır. Sempatizanların her türlü maddi manevi desteği ve bazen sadece varlıkları militanı/militarizmi besleyen biricik güçtür. Diğer gayrimeşru(!) destek konusunu açmaya gerek duymuyoruz, bunlar bildiğiniz standart her hainlik için gerekli sıradan şeylerdir!

Sempatizan desteğini çekerse sevgisini esirgerse militarizm çöker teşkilat (siyasi yapı) sarsılır. Sloganlarla sürdürülen sahte güç gösterileri de bir gün sona erer. Öyleyse teşkilatlı bir yapının vazgeçilmez önceliği sempatizanların varlığıdır, onların sevgi hammaddesidir. Bu ise tartışmasız olarak çok büyük bir güç kaynağını ve kesintisiz bir desteği ima eder.

Her ne kadar sevenler mesut olmaz denmişse de bu onların başkaları mutlu olsun diye çalışmasına engel sanılmamalıdır. Sevenler unutmaz sevenler yenilgiyi kabul etmez sevenler kolay vazgeçmez, bizzat sevgi ve seviyor olma hali onların hayat gayesidir. Bununla ilgili sayısız kültür malzemesinin varlığı bilinir. Çoğu zaman en güzel edebi eserler sevgi üzerine kaleme alınanlardır. Fakat bizim konu edindiğimiz sevgi ve bu sevginin yönü biraz değişik oluşlara gebedir.

Sevenler, muhatap ve iddialarından taviz vermez bir tavrın temsilcisidir. Tuhaf hatta dejenere bir adanmışlık sergilerler ve militanlardan daha köklü ve daha tehlikeli bir sosyo psikolojik yapıda oldukları gözlenir.

Militan vazgeçip dönebilir sempatizan asla dönmez! Militan için kesin inançlı aşırı müfrit adanmış asker fedai fanatik vb. sıfatlar kullanmak mümkündür. Kuran’da müşriklerin put sevgisiyle ilgili olarak Onları ilahları için hazırasker bulursun mealindeki ayeti hatırlamalıyız.

Militan dönebilir demiştik bu birkaç biçimde gerçekleşir:

Birincisi: Hayal kırıklığıyla karşılaşma durumudur. Bu gönüllü bir dönüş getirir. Böylelerine dönek itirafçı gammaz hain vb. unvan verilmesi âdettendir. Militan teşkilatta/ideolojide umduğunu bulamamıştır. Büyük bir tatminsizlik açlığı yaşar veya kandırıldığını sanır. Kimi zaman da bu sanı “anlama” biçiminde gerçekleşir.

İkincisi: Şahsi ve özel durumlardır. Bu başlıktakiler daha çok mecburiyet ve sorumlulukla ilgili bir dönüş yaşar. Sağlık sebepleri bir yakının kaybı yaşanan kaza bakıma muhtaç kardeşler her sabah açılmayı bekleyen bir dükkan sürülmesi gereken bir tarla... veya bu işleri bırakmazsa kendisiyle evlenmeyeceğini söyleyip duran bir hatun kişi.

Üçüncüsü: Bilgilenme bilinç kurma ve yeni tavır koyma gücü kazanma durumudur. Mevcut bilgilerin eksikliği yanlışlığı doğruluğu önemli değildir. Önemli olan bütün bunların militan için bir değer ve anlam ifade etmesidir. Burada bilenden bilgiden zarar gelmez anlayışını öne çıkarmalıyız, binaenaleyh su çatlağını bulur denmiştir. Bilmeyenler gerçekten çok saldırgan acımasız uzlaşma düşmanı ve ikna edilemez fanatik olabilir.

Dördüncüsü: Zamana bağlı âmillerdir. Uğruna ölünmüş öldürülmüş ideoloji veya teşkilat zamana yabancılaşıp marjinalleşebilir. Yeni buluş ve aletler karşısında savaş yüzünden veya barış sayesinde çökebilir. Bazen de diktatör/uluönder/führer/duçe’nin ölümü her şeyin sonu demektir.

Beşincisi: İfrat zıdtına tekâbül ile mâluldür denmiştir. İşte bazen de militan olanla yetinmez tatmin açlığı yaşar bulunduğu yere sığmaz olur ufuklar ve biçilen giysi ona dar gelir ve düşmanını (öteki’yi) tanımak bilmek ister, kimi zaman da farkında olmadan ona dönüşme sürecine girer. Bir de öteki’yi deneyeyim der (kendine başkalaşma). O değişme mikrobundan etkilenmeyeceğinden emindir ama kazın ayağı hiç de öyle değildir. Döndüğü an iş bitmiştir, yeniden asla eski konumuna geri dönemez. Adam olana bir defa döneklik etmek yeter zira.

Ve en dramatik dönüş biçimi ihanetteki şehvet ile gelendir.

Haa bu arada dönen ayrılan ya da pasifleşen militan sempatizan haline gelmez, başka bir şey olur!

Sempatizana göre daha üst bir tehlike standardını temsil eden militan, eğer bilgiye açıksa beynini kiraya vermediyse taassuba (kör inanç/fanatizm) saplanıp kalmamışsa ikna edilebilir kazanılabilir. Taassup doğru yanlış bütün teşkilatlar için aşılması öncelikli en tehlikeli cehalet duvarıdır. Taassup bilim ve hür düşünceye düşmanlık temeline oturmuş semirip duran bir köstebektir (Mutaassıp ise günümüz Türkçesinde dindar ve muhafazakar demektir).

Peki gübreler...

Onlar asla vazgeçmez. Onlar için dünya görüşü yalnızca iddia veya düşünce sistemi demek değildir. İşin sosyal yönü daha önemlidir. Çünkü onlar bütün hayatını o düşünce/ideoloji doğrultusunda biçimlendirmiştir. Teşkilat da sıradan hiyerarşik bir yapıdan çok dini bir mekanizma olarak algılanır. Sözkonusu ideoloji artık hayat tarzı varoluş gayesi kılınmıştır ve kendi içerisinde kapalı devre kurumlaşmıştır. Bilindiği üzre en güzel çiçek gübrenin en pisiyle yetiştirilir!

Hayat tarzı...

Bu şu demek: Aynı kafada biriyle evlenilmiştir benzer mesleklerde çalışılmaktadır uzak geçmiş (hısım akraba ve köylüler) ile ilişki kesilmiştir alkol su gibi akmaktadır muhtemelen üniversite yılları nostaljisi yaşatılmaktadır, tam bir ironi örneği olarak barış deniz özgür; halk adını taşıyan bir sitede oturulmaktadır, bunlar (halk hariç) aynı zamanda evdeki veletlerin de adıdır, köydeki (hacı nakşi alevi vs.) dededen utanmakla birlikte onun tek partisine oy verilmektedir. Bu arada irtica hep azmakta / artık iktidarda başörtülü kız sayısı da artmakta cumcum kazanımları tehdit/seccade altında inim inim inlemektedir / hakketen de öyledir (1950’den beri). Müslümanlar rejimi, bilgisayar cep telefonu gibi aletler ise ptt’yi tehdit etmektedir...

Sempatizanların şahsi veya grup hafızaları otuz kırk yıl kimi zaman bir ömür “o yol”da teşekkül etmiştir. Eşi arkadaşları aile dostları çilingirdekiler vd. hepsi o türlü bir mazinin seçkin sacayağıdır. Görüldüğü üzere yukarıdakiler vazgeçilmesi nerdeyse imkansız sosyal gerçeklerdir. Bu bir kişinin bütün hafızasını silmesi gibidir ki mümkün olmakla birlikte asıl mesele silinenin yerine konulacak şeyin nasıllık’ıdır. Geçmişi ve çevreyi inkar bağışlanmaz bir sosyal günahtır. Cezası da yalnızlığa itilme ve dışlanmadır. Sosyal statünün kaybı sanılandan daha şiddetli sapma ve tepki getirir. Aitlik’in (mensubiyet bilinci) kopması koparılması veya kurulamaması çok kötü sonuçlar doğuracaktır. Öyle ki kişinin selam vereni dahi kalmaz eşi komşulara çağrılmaz çocuklarıyla kimse oynamaz. Bu göze alınamaz bir son (risk) olarak değerlendirilir / hakketen de öyledir hatta daha fazla kötüdür.

Sevgi en büyük güçtür, yönü ne olursa olsun.

En büyük silah barabellum ya da magnum değildir en büyük silah sevgidir. Sapkın bir sevgi hamuruyla karılmış gübreler kötülüğün güç kaynağı/enerjisi olarak ve yine kötü ellerde kötülük tohumlarına yataklık edecektir.

Vurucu yıkıcı bozguncu bölücü sapık kötülüğe imanlı, iyilik güzellik düşmanı... yetiştiren gübreli yerler ve gübrelik kişilere gerçek bir gübre gibi davranmanın hiçbir aykırı yönünü göremiyoruz, gübreye gübre muamelesi yapmanın nesi ayıp!

Militan/müfrit anarşinin olduğu yerdedir, bizzat kendisi anarşinin hem sebebi hem de sonucudur. Gübrelerin belli bir mekanı yoktur, her zaman her yerde bulunabilir. Militan silah dokusundan gübre ise pis kokusundan tanınır. Biraz dikkatli hassas bir burna sahip olmak gübreler coğrafyası hakkında bilgi edinmek için yeterlidir. Militanlar korku yayarsa da gübreler koku yayar. Gübreler için bildik potansiyel tehlike sözünden ısrarla kaçındık çünkü tanımlamaya yetmiyordu.

Militan ve sempatizan davranış farkına örnek olmak üzere aşağıdaki metaforu tartışmak uygundur.

Batıda okumuş üflemiş tabakadan İslâmı seçenler çıktığı görülür ama seksen yaşında bir Dakotalı Hıristiyan çiftçi ölüme yakın asla Müslüman olmaz. Aynı durum yaşlı bir Müslüman hacı dede nine için de geçerlidir, o da ömrü sona ererken asla “Hadi bana münasip bir put getirin tapacağım” demez.

Bunca gübrenin nasıl ortaya çıktığına gelince, son yüzseksen yıllık siyasi tarihimizdeki onca eşinme ve tepinme hesaba katılırsa tatmin edici bir cevaba ulaşılabilir demekle yetinelim.

Hâmiş:

Churchill kafiri şöyle der: Fanatik, düşüncesini de konuyu da değiştiremeyen kişidir.

*

Gübreler için yakın tehlike manzarası şudur: Çocuklardan birinin veya ikisinin birden Müslümanlaşma ihtimali! (İki çocuk onlar için tam bir saplantıdır, bu vesileyle kendi nesillerini budama sapkınlığı yaşıyorlar ama farkında değiller; azalarak yok olma sürecindeler / tuhaf bir kader). Che Quevera posterli odalarında eski komünist militan annesi tarafından namaz kılarken yakalanan Özgür veya kızkardeşi Eylem...

Ne demiştik, gübrenin en pisiyle yetişir en güzel çiçekler!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık