• 08 Temmuz 2019, Pazartesi 11:27
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

CHP siparişi sözde edebiyat!

CUMCUM/chape DÖNEMİ EDEBİYATINDA “ÇOCUK NEFRETİ”NE GİRİŞ-II

-ya yaba yaban yabancı yabancılaşma yabancılaşanlar ve halka karşı tabancalaşanlar-

*

Gizem Sevinç “yaban”ı okumuş ve bi yerlerden alıntılama yaparaktan şöyle demiş:

Yaban romanı realizmle naturalizm etkisinde yazılmış bir romandır. Çanakkale savaşında kolunu kaybetmiş Ahmet Celâl’in, Eskişehir’de bir köye yerleşmesiyle başlar. Burada yaşadığı olaylar psikolojik çöküntüler onu biraz olsun tanımamızı sağlıyor. Karamsar ama bir o kadar da milli mücadeleye duyarlı bir bireydir. Aydın tipini simgeler. Cahil halk ve aydın arasındaki çatışmayı çok net görürüz. Ahmet Celâl emireri Mehmet Ali’nin daveti üzerine onun köyüne gider yerleşir, köyde herkes ona yabancı olduğundan yaban lakabını verir. Emine adında bir kıza âşık olur ama Emine, Mehmet Ali’nin kardeşi İsmail ile evlenir. Yunan ordusu köyü işgal eder yakıp yıkar. Emine ve Ahmet köyden kaçmaya karar verirler. İkisi de kaçarken vurulurlar, Emine ölür. Roman Ahmet Celal’in sevdiği kız olan Emine’nin ölümü ile sonlanır. En sonda Ahmet Celâl tuttuğu anı defterini Emine’nin yanına bırakıp köye veda eder ve uzaklara doğru yol alır.

x

*Eskişehir’de bir köye yerleşmesiyle (Çanakkale.de emrinde ezdiği askerlerden birinin köyü)

*Burada yaşadığı olaylar (ilk defa bir köye gitmiştir Müslüman köylüler görmektedir eh yani öyle birisi için az olaylar değildir)

*milli mücadeleye duyarlı bir bireydir (hmm kimse ondan insani duyarlık beklemiyor zaten)

*Aydın tipini simgeler (nasıl bi aydın.. Dinsiz sapkın dünyadışı ve halkına yabancılaşmış ve halkından nefret eden bir aydın / aydın yerine kaydın ya da karandın demek daha uygundu)

*Cahil halk ve aydın arasındaki çatışmayı (eh Müslüman dediğin kuran’a inandığı’çün zaten hep cahil olur ve n’apsalar da asla dinsiz aydınları anlayamaz nitekim 1oo yıldır anlamamakta direnmektedir)

*Mehmet Ali’nin daveti üzerine (hayır efenim zorla emr-i vaki/de-facto yaparak o köye çömer)

*herkes ona yabancı olduğundan yaban lakabını verir (gerçekten yabancı/dinsiz yabancılaşmış kendini sömürgeleştirmiş biri olduğu için ona yaban denir filhakika romandaki tek doğru/isabetli tanımlama da budur. Asla selamünaleyküm demez camiye girmez oruç tutmaz namaz niyaz bilmez cenabet gezer bi’kerecik bile ağzından allah sözü duyulmaz)

*Emine adında bir kıza âşık olur (bizim köyde ona aşk demiyorlar cânım)

*Emine, Mehmet Ali’nin kardeşi İsmail ile evlenir (ee bu ne demek / arzuladığı karı ile aynı avlu yanyana odada yaşama demek / többe..)

*Yunan ordusu köyü işgal eder yakıp yıkar (vay.. Kahr’ol düşman e-mi)

*Emine ve Ahmet köyden kaçmaya karar verirler (aa ne güzel bi karar o öyle ve elin karısıyla kaçmalar falan ne acayip çağdaş anlayış ve cesur uygulamalar)

*Ahmet Celal’in sevdiği kız olan Emine’nin (nası yani Emine hâlâ kız mı)

*Ahmet Celâl tuttuğu anı defterini Emine’nin yanına bırakıp (roman milleti arasında bu tür “son” yazma tarzı ve kurgulamaya hezeyan denir hatta başkişiye ceset yanına afiş pankart bıraktırtanlar da vardır / ah cânım kaliteteyzemiz geliniz de görünüz eser-i cedidinizi-ceddinizi)

*ve uzaklara doğru yol alır (sadece “uzaklaşır” dense sanki daha Türkçe olurdu)

Vee

bilsen uzaklarda kimler ağlıyor

gelemem sevgilim kader bağlıyor

(bkz. Ferdi Tayfur Turanbayburt, adana yöresi arabesk ürünlerinden)

xx

Gelelim sadede..

“yaban” chape roman yarışması birincisi (1932) sipariş/iş aynen m.akif.le becerdikleri ısmarlama liberty-march gibi hepsi aynı çanağın çorbası. Hmm yaban roman olarak onpara etmez chape edebi/deccali zevkine(!) hitap eden bi'şeyler. Hmm nedir onlar / şudur onlar: eşeklerle aynı karpuz kabuğunu dişleyen pis iğrenç yaratık müslüman çocuklar ve elbette hepsi kepçekulak kör sakat çirkin kırık dişler dökülen kılık en kötüsü de bütün köylü gibi allah.a inanan müslüman bebeler olması. Ve salyalı şeyhbozması.. A.celal dinsizi (yazarın kendisi) emrivaki ile sığındığı (çöktüğü) evin geliniyle mercimekfırında oynar. Hâşâ hz. İsa gibi kısa kır gezilerine çıkar hz. İsa gibi o çobandır köylü pislikler koyun. Romanda mizanpaj/kurgu incil.e göredir. Sebep / Galiba o dönem y.kadri kafiri yoldaşı şahabettin süleyman ile birlikte tanassur ettiği (hıristiyan olduğu) isviçre.den yeni dönmüştü. Kendisi müslüman doğmuş büyüyünce ispatiyeci/pozitivist/dinsiz olmuş sonra tanassur etmiş kıymetli bir cenneth watan evladı idi. Ş.süleyman kafiri tedavi için bulundukları sanatoryumda gebermiş orayacak gömülmüş idi. Y.kadri ise -çekeceğimiz çile/esaretimiz henüz bitmediği ve hatta yeni başladığı için- yeniden -ve teveccühen- cenneth watan topraklarına dönmüş idi. Bilahare yeniden ateist oldu ve galiba tamkafir halinde geberdi (ekbilgi: karşılaştırmacı edebiyat prof.u maocu murat belge.nin de dayısı idi).

xxx

Yaban ilk baskı her bölüm başına incil.den sözler vardı sonrakilerde utanç mıdır cüret kaybı mıdır bunlar kaldırıldı. Roman boyu -günümüz çoğu tv dizisi gibi- ezan sesi duyulmaz (ki alevi köyü de değildir) ramazan gelmez. İroni o ki.. İlk baskıda eşeğe geviş getirten yazar roman sonunda bir eskişehirli olan oynaş karıyı (emine?) erzurum ağzıyla konuşturarak edebi manyaklaşmada doruk sınırlarını zorlar (bkz. “dayanamirem.. dayanamirem). Zavallı yaralı karının yalvarışına aldırmadan ona okkalı bi “a citroën be” çekerek olay yerini (cinayet mahallini) terk etmesi (aman da aman ne erdemli merhametli etli butlu putlu aydın bi amca türü imiş) ise bil-cümle ayartıcı/baştançıkarıcı erkekimsi rejimseverlere biricik örnek olagelmiştir.

Ekbilgi: “yeşilyurt purocesi” içün nev-zealand veya madegaskar.ı (bkz. ikisi de ingiliz torpagı) düşünen/düşleyen sapkın aydın topluluğu en son y.kadri.nin manisa.daki çiftliğinde karar kılmış idi (veya hüseyin kazım’ınki ya da dr.esat paşa’nın ankara’daki çiftliği / artık her ne halt ise) ki gerek kalmadı zira tc kuruldu kestikleri umutlar ikbal ve istikbal olarak onlara geri dönmüştü hepsi böyük şair-yazar vekil bakan gn.müdür rece(rs)-müdürü elçi patron vali kahreman jeneral oldu yarı-tanrılık ettiler zira tamtanrı.lık makamı işgal/uhde altında idi.. Devamına ne gerek malum zaten belletilen (anaokulundan itibaren) hikaye. Hani dayısıgilin mübârek marihuâna tarlâsında hangi renk kargâ kışkışkırdığı bile bilinmek zorundadır yoksa küllüm ederler adamı!

xxxx

Ekbilgi: koskoca necip fazıl daha öyle olmadan küfür yollarında cüce adımlarla ilerlerken yazdığı (paris-1928) “kaldırımlar-I,II,III” y.kadri dinsizine ithaftır. Ateist z.gökalp’ın “yeni hayat” diye tanımlayıp aynı adla kitap yazdığı yeni rejimin (yani yenidin) parlayan yıldızı n.fazıl üç yıl sonra (1931) a.arvasi ile tanışacak ve tecdid-i iman eyleyecektir ki mevzu-yu dîger olsun.

xxxxx

Hâ bu arada.. Tc’de lise okuyan her memelicanlıya mutlaka yaban hatmettirilir yoksa memeden emdiği süt burnundan getirttirilir. Benzer bi iftiraya göre ise tc edebiyat fakültelerinde de aynı ayin/ritüel/tapınç yapılmadan mezuniyet nanaymış. Öteki ibadet şekli içinse osmanlı dönemi yazılmış sonradan tc.lileştirilmiş çalıkuşu’na (yolu Müslüman köyüne düşen heyecanlı bir rahibenin misyoner maceraları) tapma imiş / derler / erenler

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Aggressiverabbit Aggressiverabbit 08.07.2019 12:53

Üstad ,mükemmel bir yazı

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık