• 23 Mayıs 2019, Perşembe 14:41
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Bülbülün çılgınlığı...

BÜLBÜLÜN ÇILGINLIĞI ÜZERİNE

hicran artık hüzün vermiyor

yeni dertler edindim

*

Ötelerden öte/beri bir duyum var:

Bülbül asırlar süren yalvarışını bıraktı.

Gül buna seviniyor. Belki de beklediği hep buydu. Hal dilince anlatmaya çabaladığı biricik sır ve nazı bunun içindi yüz vermezliği ondandı. Ama bülbül asırlar süren bu uykudan uyanmışlığın getirdiği/ getireceği mahmurluktan çok uzak. Gül de mağrur değil hiç de ayrılmadılar. Kemale ermiş bir ulu sevdanın yüküyle ikisi de hemdert.

Gül Leyla olarak Şirin halinde nice kutlu müjdeyle bülbülü kucakladı. Bir nebze de olsa cimri olmadığını ispatladı. Bülbül bunu biliyor şeydalığı boşa çıkmadı ama yüz bulmuş gibi değil şımararak değil. Asırların beslediği aşk bilinci buna engel. Nefsine uyup şenlenme zevklenme vb. gayet sufli şeyler onun gönlünde yer bulamaz. Saman alevleri korsuz olur közleşmiş bir yürek buna tenezzül mü eder.

Bu acılı sevgide kan irin alçalış ve arabesk de yok, sufli şeylerden uzaktır o. Bedii bir seçkinlik demek de yanlış olur yetmez. Tikeni gübresiyle ve günü gelince solan rengiyle o hep bir insan olageldi.

Bu iki seçkin varlık belki de hep bu kutlu sonuç için bilinen serenadı yaşadı kemale ermek için. Bu oluşla artık hazırız diyebilirler.

Erken mi hayır. Kıyamet kopmadıkça bu vetire (süreç) bitmez sonra ruhsuz kalırlar. Kazanılacak basit bir mevzi için mi bunca çile yaşandı!

Kazanılan olgunluk ve hızla daha geniş ufuklara merhaba denilebilir. Enginler ummanlar şahikalar tutulabilir. Ama gerçek vuslat mahşerdedir. O ebedi saadet için anlık iştihalara meyledilir mi?

Bahçıvan mı (Ona bağban de derler)... Onun durumu kâh bir mürebbiye kâh arsız bir fırsatçıya bazen de bir sevgi budalasına benzer, arı baldan ne anlar ki.

ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler

Su için şiir yazan balık görülmemiştir.

Gülün otluğu tasavvurundan öte ufku olmayan bir bahçıvanın damarlarında sadece kan vardır kalbi de et ve sinirden teşekkül etmiştir gözlerinde ayna...

masal değil onu benden yarattığın mevlâ

içimde koptuğu yer sızlamaktadır hâlâ diyen Arif Nihat, kadının erkek eye kemiğinden yaratılmasına telmih ederek fıtri bir yakınlığı anlatıyordu. Ney’den yayılan acı ezgiler kopup getirildiği bataklığın hasretine ağıttı. Ferhat’ın dağlardaki hali Şirin’in gönlüne giden yolu bulma telaşıydı. Mecnun ise çöllerde yitip gitmiş ab-ı aşk iksirinin arayışındadır.

Utanç ayıp çirkinlik ve müstehcenlik tortulu habis nesneler gül ile bülbülün aşk ikliminde yer bulamamıştır. Sufliyet bu samimiyete yaklaşamaz bile ama ulviyetten olan yansımaları hemen hissedersiniz.

Gül risalet güneşinin terinden neşet ettiğinde bütün bir alem güzel kokulara büründü. O insanların en yücesinin iltifatına mazhar oldu. Madden olmasa da (bilinmez ya) manen hem seyitliği hem de şerifliği uhdesinde topladı. Bülbülünki kolay cüret midir bu ne acip bir niyettir bu ne gözükara bir istektir! Bülbül hazır olmasa hiç bu zora kalkışır mıydı muhlis olmasaydı ötüşlerine tenezzül mü olunurdu.

Gül oluş yönüyle kutlu bülbül kutluya tevessülüyle sevda müridi.

Bülbüle Rasul-ü zişan’ın tavassutu olmasaydı böylesine ulvi neşeler bulabilir miydi? Belki de vuslatı çokça arzulamaması ve hicran ile hoşnut kalması bu kutlu hoşgörüye muhatap kılınmasındandır!

aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib diyen şair bu nebevi rabıtayı hissetmişti.

Şu Tokat türküsü de aynı duyguyu söylüyor:

el çek tabib el çek yaram üstünden

sen benim derdime deva bilmezsin

lokman hekim gelse bulunmaz çâre

yaram yürektedir sarabilmezsin

*

Bülbül artık yeni bir vakte kadar kemale ermiştir. Aldığı icazetle pek çok ulu işin tahakkukunda görevlidir. Ebedi ertelenmiş vuslat’a kadar hep çırpınacak. Mutsuzluğa mut basitliğe kut olacak. Ona Hızır’dan yana ünsiyet verilmiştir Lokman’dan deva ilham edilmiştir ve Rasul-ü kibriyâ’dan dua öğretilmiştir.

Bülbül artık umulmaz yardımlar onmaz yaralar ertelenmiş sevinçler yakıcı ayrılıklar ve geciken kavuşmalar için görevlidir.

İşte bülbül bu yüzden gülü -şimdilik- bıraktı.

Bir sabah seherinde onun ötüşüyle uyanın. Bir işveli gülüşte yalnız akşamların derinliğinde siperlenmiş bir kuytuda bazen başucunda bazen namlu ucunda... onu size selam eder bulacaksınız. Ve namütenahi hazlar tadacaksınız.

Bütün bu söylenenleri ve bir kafeste tutsak edilmiş küçücük bir yüreği düşünün. Bu niyetlerle dolu ola­rak o daracık mekanda tükenen gönlün haykırışları kanınızı dondurmaya yeter. Ve gülün ömrü az olur diyen türkünün neyi an­lattığına bakın. hiç güzel olmasaydı ölür müydü pey­gamber mısrasında bu sırrı yakalamaya çalışın.

*

Ha bülbül-i şeydâ ne demek / çılgın-deli bülbül demek


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık