• 19 Temmuz 2018, Perşembe 10:17
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

"Bazı" eski dostlara dair...

“BAZI” ESKİ DOSTLARA DAİR İÇİ RİSK/SİRİŞK DOLU TETEBBU

Merhum Adnan Şenses Bey’in pek içli okuduğu (bkz. beste Gültekin Çeki, güfte Hayri Mumcu) Eski Dostlar adlı rast şarkı ortayaşlı herkesin bi zamanlar dilindeydi şu an ise kaderinde olmalı!

unutulmuş birer birer

eski dostlar eski dostlar

ne bir selam ne bir haber

eski dostlar eski dostlar

*

Mevzu keşke bu kadarcık bir siteme endexli olaydı / katlanabilirdik. Hatta normal unutma uzaklaşma silme görmezdengelme arayıp sormama da -bi yere kadar- dayanılır derttir. Lakin bizim sıkıntımız pek derin çok acayip ve müthiş manyak unsurlar içeriyor.

Eskiler bu tür sapışa inhiraf, sapma yapana da münharif/sapıtık der imiş.

Efenim mevzubahs dert herhangi bir çıkara yukara fukâra (fikirler/efkâr) vb. dayanmıyor. İkbal makam mevki para rütbe karı ün şöhret han hamam saygınlık cennet vaadi vb. “normal sapma” unsurlarından hiçbiri yok. Bu çok değişik ve diğer ümmetlerde -herhalde- görülmemiş bir durum.

Ve anlamsız ve saçma ve absurdumo!

“Düşmanına benzemek” desen o da değil. Zira aradan nerdeyse kırk elli yıl geçmiş (bkz. yakıngeçmiş: 1970/1980-2018; uzakgeçmiş: 1920-2018). Benzeşse o zaman benzeşilirdi. Hani tek tük olmadı da değil: Karşı taraftan birine aşık olma taraf değiştirme hayal kırıklığı vb. (bkz. Abdurrezzak/Divan ed. mazmunu; Taras Bulba/sinema filmi-1962).

İhaneti bile -yerine göre- anlamak mümkündür!

İhanet nasıl gelir / Şöyle gelir:

En başta şunu bi belirtelim: En dramatik hainlik biçimi ihanetteki şehvet ile gelendir.

Yukarıda geçen hayal kırıklığıyla karşılaşma, gönüllü bir dönüş getirir. Böylelerine dönek itirafçı gammaz hain vb. ünvan verilir. Militan teşkilatta/ideolojide umduğunu bulamamıştır. Büyük bir tatminsizlik açlığı yaşar veya kandırıldığını sanır. Kimi zaman da bu sanı “anlama” biçiminde gerçekleşir.

Şahsi ve özel durumlar ise daha çok mecburiyet ve sorumlulukla ilgilidir: Sağlık sebepleri bir yakının kaybı yaşanan kaza bakıma muhtaç kardeşler her sabah açılmayı bekleyen bir dükkan sürülmesi gereken bir tarla... veya “buişleri “bırakmazsa kendisiyle evlenmeyeceğini söyleyen bir hatun kişi.

Bilgilenme bilinç kurma ve yeni tavır koyma gücü kazanma durumu da ihanete kapı aralar. Mevcut bilgilerin eksikliği yanlışlığı doğruluğu önemli değildir. Önemli olan bütün bunların kişi için bir değer ve anlam ifade etmesidir.

Zamana bağlı âmiller çok önemlidir! Uğruna ölünmüş öldürülmüş ideoloji veya teşkilat zamana yabancılaşıp marjinalleşebilir. Yıkılabilir. Kendini feshedebilir. Yeni buluş ve aletler seri cinayetler karşısında savaş yüzünden veya barış sayesinde çökebilir. Bazen de diktatör/uluönder/führer/duçe’nin ölümü her şeyin sonu demektir.

Ez-cümle.. İfrat zıdtına tekâbül ile mâluldür denmiştir. Kişi bazen “olan” ile yetinmez tatmin açlığı yaşar bulunduğu yere sığmaz olur ufuklar ve biçilen giysi ona dar gelir ve düşmanını (yani öteki’yi) tanımak bilmek ister, kimi zaman da farkında olmadan ona dönüşme sürecine girer. Bir de öteki’yi deneyeyim der (kendine başkalaşma). O değişme mikrobundan etkilenmeyeceğinden emindir ama kazın ayağı hiç de öyle değildir. Döndüğü an iş bitmiştir, yeniden asla eski konumuna geri dönemez. Adam olana bir defa döneklik etmek yeter zira.

Hâ bu arada dönen ayrılan ya da pasifleşen “militan” sempatizan haline gelmez, başka bir şey olur.

 

 

Eveet bütün bunlar anlaşılır yanlış da olsa belli mantık’ı bulunan açıklama gayreti.

Lakin “benim” anlatmak istedikim’e hiç uygun değil! Çünkü yukarıdaki tasnif ihanet veya dönüş üzerinden çalışılmış. Bizim amcalarda ise o “hainlik tıpası”ndan yok, ihanete konu olacak bir gerçeklik de yok. Kırk elli yıl önce olsa ihanet sınıfına girebilecek “şeyler” bugün için anlamsız ve hepsi zamanaşımına uğramış bulunuyor.

*

Günümüz sapkın eski dostlarında öne çıkan ortak özellikler:

Evvelemirde hepsi ellibeş-altmışbeş yaş arası ve çoğu da dede (Nineler mevzu-yu dîger olsun). Hepsi dindar beşvaktinde ve haccetmiş daha olmadı umre’tmiş içi dışı “ölümcül” hatıra dolu kişi.

Vee acayip bir özgüven, kararlılık, kavgayahazır’lık, kibir, defterden (tlf.dan İnt.ten) silme, küsme, kesip biçme, bi yudum su niyetine içme, kötü’ye/kötülere meyletme, kafire tabasbus ile kendinden geçme, put’a/putlara (regime putu) perestij etme, köprüleri atma, bi kağıt parçası gibi buruşturup atma, o kadar şereftaşar denmese de samimiyetle örülmüş (öyle görülmüş) maziyi üç otuz paraya satma..

En beteri de aşırı tahammülsüzlük.. Put aşkına ânında sizinle bozuşabilir sövüşebilir dövüşebilir, masanızdan kalkabilir, patkapı evinizden çıkabilir, ölüme dirime gelme diyebilir, bildiği bir sırrınız varsa ortalığa serebilir.. Kısaca her haltı yiyebilir, put yolunda!

Neden böyleler niçin böyle yapıyorlar.. kafayı mı yediler?

El-hak öyle!

Misaller..

-Bi zamanların gariban üniversitelisi beşvaktinde’si (Ed. hocası) Fatsalı Nurisi.. Günümüzde YılmazÖzdil hayranı. Hani KemalTahir falan olsa bi şekilde anlamak mümkün de Y.Özdil E.Çölaşan MetinUc, RehaMuhtar UğurDündar seviyesi.. İnsanın içi kalkıyor.

-Yine bi Ed. hocası beşvaktinde Eşref.. Asanların bile (Cehape hariç) tarihten özür dilediği merhum Adnan Menderes için karı koca birağız edip yüzüme karşı “bugün de olsa asmak lazımdı” diyebilmesi.. ki onüç yaşından beri ol katillere söven birisi iken.. Bu duruma dönmek/düşmek! Anlamak mümkün değil. Hani bunun maddi/manevi bi karşılığı da yok (Öbür dünyada hiç yok). Bu vadide iğrenç içyüzünü hatıralarında serbestçe dile getiren ve herkese tam bir hayalyıkımı yaşatan A.Hamdi Tanpınar akla geliyor. Mesela o asılan bir başbakan ve iki bakanı yeterli görmeyip 100 idam bekliyordu (bkz. Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Başbaşa, Dergah Yay. İstanbul-2013)

-Em. motor meslek hocası ve hacı Afyonlu İsmail.. (Ulucanlar’da birlikte yatmışlığımız var). Varsa yoksa rejim putu ve dinî değerleri hafifseme aşağılama. Peki neden Kabe’ye gittin ki! Face hesabına girip bakmaya sağlam iman ister yani öle böle diğil.

-Yusuf ise em. ilkokul örtmeni Mhape geçmişli ve günümüzde putçununöndegideni ve haliyle Tayyip düşmanı.

-İrfan.. yetim olarak yurtlarda büyümüş em. tarih örtmeni. Face.sinde ite puta dair her övgü ve uyaran dostlara acayip hakaret.

Bazı Eski Dostların çoğunun örtmen oluşu bi tesadüf mü yoksa benim çevrem mi “onlar”la sınırlı/çevrili, bilemîcem.

-Başka bi gene beşvaktine üç daha ekleyen tanıdığım bi m.eğt.müdürü çoğu yetersiz (dışardan lisans tamamlama) köktendinsiz örtmen ve yönetici yığılı bi okulu durduk yere fen lisesine çevirip kafir amcaları/karıları şaşırtmıştı. Hatta kimisi ilk elde bunu içi tuzak dolu bürokratique bir oyun sanıp istemezük çekmiş sonradan oluştaki manyaklığa şaşmayı hiç bırakmadan kendilerince acayip “meslekî şehvet” yaşamıştı. Tabii şehrin AkParti yönetimi ve birkaç ruhsağlıyerinde basiretten nasipli hocanın cılız itirazı işe yaramamıştı hatta yapılan işbu sapıklıkta boncuk arayanlar dahi görülmüştü ki önceki ümmetlerde görülmemiştir.

Ad üzerinden bu kadar örnekleme yeterli, daha çoğunu mide kaldırmaz.

Günümüzde Feto dini müntesiplerine acımaya yeltenen sapkınacıma sahibi tiplere de amman dikkat (..ve dövün) diyorum.

*

Yukarıdaki portresi çizilen tipitiplerin ortak özelliği başta yaş olmak üzere milliduyarlık sahibi muhafazakar ve dindar bir resim vermeleridir. Ayrıca vaktiyle (üniversite yılları/70 sonları) bedenî bedel ödemiş olmaları (komünistlerden dayak karakola düşme işkence hapis yatma yaralanma arkadaş ölümleri ve 12 Eylül katil dinsiz generallerin astığı gönüldaşlar/yoldaşlar vs.) Çok garip dîğ mi / Öyle..

Bu kısa örneklemeye ek olarak 12 Eylül’den-15 Temmuz’a kadarki Mhape (Şimdi toparlanmış görünüyor) ve 24 Haziran seçimlerindeki Saadet’teki akıldışı edepdışı içinindışı herşeyindışı siyasi manyaklaşma, alanında uzman tabiplerce ayrıca değerlendirilmelidir. Keza YeniAsyacı ve Süleymancı güruh da ihmal edilmemeli, gelişmiş tıbbın imkanlarından yararlandırılmalıdır!

*

İzninizle biraz aşırı gidip/haddi aşıp şu tahlilde bulunmadan edemeyeceğim:

Malum (ki günümüz gençleri için hiç de öyle değil) electra putu (kısaca: Elektrik) işkencesinde insan vücudu çarmıha (câri-mıh/dört çivi) gerilmiş ve suyla ıslatılmış halde iken anot-katot (artı-eksi) kutupları kulak memesi ve üreme aletine (kısaca: Malafat) mandallanır; ayak tabanları da o biçiminden nallanır. Ondan sonra gelsin mûtad kasılma ve çığlıklar.. İşkencenin elektrikli standartı üç aşağı beş yukarı Tc şartlarında bu kadarcıktı. Elektrik’in bir huyu da verildiği yeri hafifçik(!) yakmasıdır. İşte imdii cümle başında sizden niye izin istediğim yere gelmiş bulunuyoruz  / şudur o: İşkence mişkence hapisâne falan sağ kalıp kurtulup evlenip barklanan eskiülkücü eskitürkücü eskimülkücü (Mülkiye?)  arkadaşın sevgili evdeşinin şeriat/nikah çerçevesinde -muhtemeldir ki- ol üreme organındaki işkence lekelerini görmüş olduğu varsayılır (affınıza mağruren teşbihte hata payına sığınarak konuştuğumu ltf. unutmuyoruz / yahu ne zor mevzu imiş bu be). Ee günümüz itibariyle sapıtık bir tablo ortaya seren ve işbu yazının konumankeni olan kişilerin karılarını -tam bu noktada- belki suçlama değil ama sorumlu addetme durumunda hissediyoruz! A-be zalim/gafil yengeler siz bâri uyarın şu şapşalları malum izleri hatırlatarak! (Többe .. töbe).

*

Neyse gelelim sadede..

Tamam sapıttılar bu saatten/yaştan sonra çare yok ve hasta tedaviyi reddediyor hatta size acıyıp her namaz sonrası el açıp “Filanca gafil cahil kardeşimi de putsever eyle Yârabbi” diye dua ediyorlar kim bu savruluş karşısında Arş-ı âlâ titrer!

Bırakalım öyle kalsınlar çürüsünler binaenaleyh şeytan azapta gerek.

Esas mevzu şu:

Karşıtarafın/kötülerin bu duruma/bunlara karşı tutumu ne?

Kefere taifesi ilkbaş haliyle inanamıyor bi anlam veremiyor. Bakıyorlar ki bizim amcalar hakketen samimi, dalgalarını geçiyorlar, hayret makamına geçiyorlar lakin hiç gayret etmiyorlar (bkz. Hüsn ü Aşk).

Eh bununla atbaşı giden insansı tavır ise şaşkınlık.. ve giderek kabulleniyorlar lakin şu soru olmayan beyinlerini hep kemiriyor: Ömrü bize muhalefet ile geçmiş astığımız kestiğimiz vurup öldürdüğümüz dinine sövdüğümüz işbu okumuş Müslümanlara n’oldu da bir talebimiz/beklentimiz olmamasına rağmen bize yaklaşıyor yaltaklanıyor kaltaklanıyor yançalaşıyor yanaşıyor cıvışıyor yardım ediyor dahası bizi seviyor (ne bu samimiyet amcası?)

Pek çok’u içinden ikinci soru da şu:

Dinsizler olarak tarih huzurunda kaybetmemize rağmen bütün ülkelerde mahkum ve dışlanmış haldeyken.. Neyse en önemlisi de şu: Dinsizlikten hiç taviz vermeksizin hâlâ İslama ve Müslümanlara söver haldeyken nasıl oluyor da bi zamanların bize karşı savaşmış sakat kalmış can vermiş okumuş üflemiş kerli ferli aydın Müslümanlar bizim safa/sipere geçebiliyor hâ nasıl?

Onlara verecek madalyamız da yok, ki vâdetmiş de değiliz.

Vee bu dünya neyse de inandıkları öbür dünyada işbu Müslüman tipolojisi Allah’a nasıl hesap verecek? Eh biz malum olduğu üzre şöyle diyeceğiz: “Allahım biliyorsun biz senin kafir kullarındık hesapgününü de yalanlardık walla senin el’an zebaniler elinde kıvrım kıynış yamulmuş şu sözde Müslüman kulların niye bize yanaştı o zaman da anlamamıştık şimdi hiç anlamıyoruz kendilerini tanımıyoruz şeytan kardeşin de az önce belirttiği gibi bu işte bizim bi dahlimiz yoktur bilakis dünyada yanımıza sokularak (ki kokularından bile hazzetmezdik) bizi rahatsız etmeleri yetmezmiş gibi bu dünyada da onları yanımızda/cehennemde istemezük kendilerine münasip başka bi azapyeri arasınlar”.

*

Hani var ya böyle bir sapıtış karşısında insanın stockholm syndrome veya celladına âşık olmayı ya da Katilimi seviyorum’u (bkz. Vasili Vasilikos) anlayası/arayası geliyor! Orada en azından güç’e tapınç var. Bizim hastalarda ise kaybetmiş bitmiş zayıf düşmüş çaptan düşmüş çürümeye yüz tutmuş put ve putçulara perestij.. Rabbim soyumuzu koruya / âmin.

*

Kırkından sonra azanı teneşir paklar / Kırkından sonra saza başlayan mezarda çalar.

Hmm demek var bi yaşortalamayükselmesi ki bizim Bazı Eski Dostlar altmışından sonra putsever oldu. Tevekkeli bu işin içinde bi iş var diyordum, kuşkum boşa değilmiş!

*

Neyse salaklaşma tamam da hiç “toplusalaklaşma” duydunuz mu / Hani toplukatliam toplu intihar toplutaşıma vb. gibi / Hmm tmm hatırladınız!

İşte bu da onlardan biri. Bu çirkin ve pis bir hastalanma hali.

Merhum Ayhan Songar kendisine getirilen iflas etmiş kafayıyemiş bir işadamına dair şunu söyler: Meğer amca işi tıkırında geliri yüksek bir şirketi yönetip dururken bi gün niyeti bozup İstanbul’daki bütün hurda gemi telsizlerini satın almış. Şirket kasasında/hesaplarında tek kuruş bırakmamış. Üst yöneticiler bunu -hikmeti kendinden menkul- ticari bir girişim sanmış sonra iş işten geçmiş müdahale içinse çok geç kalınmış. Meğer patron delirmişmiş!

Evet benzer bir delirme hali gözlemleniyor. Bırak boncuk aramayı, sözkonusu eski dostlar derhal deligömleği giydirilerek derdest/enterne/kargatulumba edilerek tıbbî korumaya alınmalı.

Yoksa ne mi / Allah belalarını vere!

Bi’l-münasebe:

hayal meyal düşler gibi

uçup giden kuşlar gibi

yosun tutan taşlar gibi

eski dostlar eski dostlar

*

İlk başıma gelende hayalkırıklığı yaşamış ve onlar adına üzünç duymuştum. Artık acımayı bıraktım öfkeliyim eğer varsa hakkımı helal etmiyorum!

*

Oysa..

Bazı Eski Dostlar ile torun torba toplanıp mabbetler edip helal yemekler yiyip şifalı sular içip (Tansiyon şeker kalp böbrek purostat ilaçlar göbüşler dökük saçlar takmadişler aksayan inceişler bi yana bırakıp) eski wahşi günlere geri gidip ömrünün baharında göçüp giden yoldaşlara rahmet şehitlerden şefaat dileyip kötülerin çürüyüşünü seyredip halimize şükredip gülüş cümbüş eğlenecektik / erken kalkanlar için ise daha karpuz kesçektik diyecektik

Olmadı..

 

EK BİLGİ

“put” Farsça “büt”ten geliyor, heykel ve sanem/senem  ise Arapça. Putçuluk terminolojisinde fetiş idol ikon kült pagan tabu totem diye başlayan Bantu, Amerikan yerli dilleri ve Latin kökenli epey zengin bir külliyat dikkat çeker.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık