• 30 Aralık 2018, Pazar 9:25
OSMAN KİBAR

OSMAN KİBAR

Ana, baba, bebe, dede...

“ANA BABA BEBE DEDE” vd. KISA BİR BAKIŞ

I.

Önce “döl soy sop ev od ocak oba oymak; aile hısım akraba” vb. ne demek ona bir bakmalıyız.

boy (Kavim, millet, millet bölümü; topluluk), döl<töl (Dölleme yapan erkek suyu; yavru),

oba (boy bölümü), ocak<oçak (bkz. “od ocak” ateş yanan yer/aile/ev), oymak (Sülale, aşiret), soy (Kök, ırk, millet), soy sop (Kökene dair ikileme), uruk (Irk/lar; ait olunan soy), uyruk (Uyan, bağlı/tâbî olan; uyruk/k-uyruk?)

Yakınlık/akrabalık bildiren ilgili terimlere bir göz atarsak...

Aile, Arapça bir kelimedir ve ocak; âl, ehl-i beyt, hânedân, iyâl; familya anlamındadır. Eşler (ana baba) ve çocuklardan oluşan en küçük sosyal yapı olarak tanımlanır. Bazen sadece kadın/eş karşılığı kullanılır (Kadın yoksa aile de yoktur!) Evli bir erkek karısına atfen “ailem” der. Geniş anlamda aile tanımına dede nine amca/lar da girer.

Sülale de Arapça bir kelimedir ve “soy” anlamına gelir.[1] Çocuklar ve torunlar sülb ile ilgilidir, eş anlamlısı zürriyet’tir. Sülale, kısaca “dede, dedenin kardeşleri, baba, kardeşler; amcalar ve yeğenlerden (kardeş çocukları)” oluşan bir sosyal yapıdır.

Aşiret (aşr) Arapça ve aynı soydan onlarca/yüzlerce kişi; boy demektir.

Kabile (kabila) Arapça boy, topluluk/klan demektir.

Soyca yakınlık bildiren Arapça akraba (kurb/karib) ve aynı anlamdaki hısım (hısm/kısım?) da TT’de (Türkiye Türkçesi) işlektir.

Peki “ev”?

Ev, oturulan yerdir, yerine göre küçük bi yurt’tur (bkz. yurtluk/otağ/çadır).[2] Farsça yer bildiren hâne (hâna) de benzer anlamdadır; hânedân’ı ise köklü geniş sürüpgiden aile/sülale diye anlamak yerinde olur.

 

II.

*abba/appa üzerine kısa bi tetebbu ile başlayalım.

Şu Köktürk metnine bi bkz.: “kişi oglında üze eçüm apam bumın kagan istemi kagan olurmış olurupan türk budunuñ ilin törüsin tuta-birmiş”.[3]

Hâ ne mi diyor / şunu diyor: Kişioğlu üzerine eçim atam bumin kağan ve istemi kağan tahta oturmuş oturarak türk milletini, devletini ve töreyi ele alıp yeniden düzenlemiş.

Buradaki “apam” (apa-m: İyelik 1.tk) ile bizim “appa” aynı kelimedir. “p”de ünsüz ikizleşmesi (pp) görülür keza abba’da da öyle (“bb”). Eh bu durumda “appa” ata dede büyükbaba demek olur ki günümüzde dahi göçmen ağızlarında aynı görevde işlektir.

Diğer şivelerde apa/abla (Kazak), apake/anneciğim (Kazak, Kırgız), kayın apa/görümce (Kazak), apa/teyze (Tatar) vb. hep adıgeçen “abba/appa”dır.

*

“aba/apa/apo” aynı kelimedir (abdullah’tan kısaltma apo ile sesteş benzerlik vardır). “apa>apo” TT ağızlarında baba amca dede ağabey veya büyük/saygın anlamındadır. ET biçimi apa’dır (dede). Abdullah’tan kısaltma gibi görünse de yaygınlık sebebi ET’den beri ünvan adı olarak kullanılmış olmasıdır diye düşünülür. apa/apo arasındaki sesteş benzerlik durumu belli bir tesbitte bulunmayı güçleştiriyor.

Ve... *eçi?

Hmm ET biçimi “eçe/eçü”.

Yukarıdaki “eçü” bizim “eçi” olmalıdır yani “büyük dede/ata” demektir ve ünvan adıdır. Elbette “ece” de aynı yerden geliyor. Köktürkçe “eçü”nün TT’de “eçi” olması beklenir. Ayrıca akrabalık ünvanlarının saygı ifadesi olarak kullanılması da sık görülür yani tanımadığımız bir yaşlıya bile hemen âbi amca dayı dede emmi; abla teyze[4] anne deriz mi? Küçüğümüze ise çocuğum oğlum kızım bacım yavrum ilh. Akranlar ise birbirine kardeş kardeşim birader der.

Tabii “ece/eci” vb. abla, büyük hala, kocanine anlamında kullanılır ve “bice” biçimi de vardır. “bibi” ve “ebe” de öyle.

Günümüz TT’de “eçi” lakap, yer (mevki) ve köy adı olarak görülür.

Peki “ede”?

Maraş ve Antep yöresinin aga/âbi yerine kullanmayı pek sevdiği bir ünvan sıfatı olan “ede” sanki “dede”den bir önses düşmesi (d->ø) ile ortaya çıkmış gibi görünse de ET tanrı[5] sıfatı “iti/idi” ile ilgili olmalı diye düşünülür: ede<idi? Benzer bir durum “teñri” kelimesinin aynı zamanda çocuk sevmede hitap olarak görülmesidir. Misal: Kazak bir anne oğlunu “teñrim” diyerek bağrına (bavır) basabilir!

*

Efenim, bu tür akraba/ünvan adlarının kaynağı/kökeni bütün dillerde “bebek/çocuk dili”dir.

Örnek: Türk bebeleri yediği gıdaya “mama” (mam mam yapmak) derken Hint-avrupa ailesi çocukları (âh o masum yavrucaklar) kendine süt verene/mama yedirene (yani anne’ye) “mam/mama/mami” der. Eh haliyle mama ile meme de aynı şeydir! (bkz. “emmek” fiili).

Binaen-aleyh bebek/çocuk diline kısa bi bakış, bizi aşağıdaki örneklemelere götürür:

aba (a..ba) abı (a..bı) abu (a..bu)

âbi âbe âbey (ağa+bey)

aga ağa ağababa aka

ana anay aney anne (ünsüz ikizleşmesi “nn”)

ata (at..ta)

baba babey babi babiş babişko babo bıba buba wıva uva (ba..ba)

bala balak aybala (bal..la)

bebe[6] bebek bebiş bebişko (be..be)

bibi (bi..bi)

dada[7] dadak dadaş dadiş (da..da)

dadı (da..dı)

dede dedi dediş dedo (de..de)

ebe (eb..be)[8]

ece (ec..ce) eci (ec..ci) bice (bic..ce)

ede (ed..de) edi (ed..di)

eme (em..me)

esi (es..si)

eze (ez..ze)

nine (ni..ne) nene (ne..ne) nina (ni..na)[9]

*

bebi beybi

bin bint binti ibn

dadi daddy

eb ebâ ebi ebu

emmi emice emmice

beni ibni

mam mama mami mamiş mamma mayma mayka mom momi

papa papi

ümmi ümmü... vd. köken olarak nerdeyse bütün dünya dillerinde aynıdır

 

III.

Kökenbilim’e dair (etimolojik/ironik) bi’kaç tahkiye denemesi

Farsça/ingilizce ortak kelime olan “mader/meydır/mother, peder/fader/father”in yapısı azbuçuk değişiktir.

Şöyle ki: mey(içecek)+der(yapan eden, açan)=mader. Bebeğe bi’şey içiren yani bebeğe süt ile besleyen/emziren kişi yani “ana”.

Hmm peki “peder”?

(ayak)+der(açan)=pader/peder yani çocuğun ayaklarını açan yani elinden tutup adımlatan yürüten kişi yani “baba”.

Haa bu arada Hint-avrupa dillerinde “papa” baba, “papa-z” babacık/küçük baba gibi bi anlama gelir. Dini terim olarak ise şöyledir: Bir hıristiyan papa/baba derken Tanrı ve Hz. İsa’yı kastetmiş olur (hâşâ!). Bu durumda “papaz” ise baba/tanrı vekili küçük/yedek tanrıcık demek olur / Többe! (bkz. Vatikan’daki papa). Adamlarda “baba-oğul-kutsalruh” diye üçleme (teslis/trinity) inancı var yani -hâşâ- “tanrı-isa-cebrail”? Eh adamların dini imanı böyle. 2.5 milyar insan buna inanıyor, n’apılır!

Bir de Farsça kızkardeş demek olan hemşire’ye bi bakalım (bacı da kızkardeştir).

hem” aynılık türdeşlik bildirir (bkz. hemşehri/aynı şehirden). “şıra” ise süt demek. Ee bu durumda hemşire<hem+şıra bizi aynı sütü emen kardeş’e götürür, süttaş da dense uyar. Farsî telakki kızkardeş’i (sütkardeş’i değil) böyle tanımlamış. Bu Kazak şivesindeki kardeş’e “bavır” (bağır/göğüs) denme tercihini andırıyor yani aynı bağır’dan (meme) süt emenler.

Yine Farsça oğul karşılığı zâde ile amcazâde, dayızâde görülür; ayrıca beyzâde (beyoğlu, beyfendi) keza mirza<mir-i zâde de aynı anlamdadır.

*dede inanışı

Dede geleneği ve etrafında şekillenen kabuller dünyası, kaynağını eski Türk inanışı ve İslam tasavvufundan alır. Mevlevi ve Alevi-Kızılbaş gelenekte dede, saygın ve ehl-i tasarruf bir kişiliktir. Mevlevilikte sıradan dergah yöneticisi (postnişin) iken Alevilikte daha bâtınî bir kabul ve sulta söz konusudur, ırsîdir. Dedelik kurumu köken yönüyle kök-teñri inanışıyla da bağlantılıdır.[10] İslâmı kabul eden Türk toplulukları baksı kam ozan yerine dede’yi koymuştur.[11] Bunun erken dönem Müslüman Türkler için dinî kurumlaşma anlamında bütüncül bir işlev gördüğü de söylenebilir. Sünni ve Alevi gelenekte dede kabulü devam etmekle birlikte tekke kurumunda daha çok eren ermiş; velî, mürşit şeyh terimlerinin öne çıktığı görülür. Yine de Mevlevilikte dede terimi yerini korumuş ve günümüze kadar da ulaşmıştır. Alevi kültüründe ise dedeliğin hâlâ sosyal ve mistik bir karşılığı vardır.[12]

Tasavvuf geleneğinde takma ad (lakap, ünvan) öne çıkarılır. Lakap ve nispet bilgileri isteğe bağlı veya tabiî halde değişebilir, soy yanında yer’e (şehir) nispet edilir. Lakaplar zamanla adın yerini alır ve yalnız başlarına kullanılır: bağdadî, bursavî, konevî, silistrevî, yesevî vb.

Mansıp uhde mertebe ve ünvan sınıfındaki bilgi-ad’lar hitap ve lakaptan farklıdır. Bunlar meslekî geçici adlandırmadır, nezaket ve itibârî benzetmelere dayanan ünvanlar gibi değildir. Bunun yanında hacı hafız hoca gibi istek veya çalışmayla sahip olunan ünvanlar da vardır.

Türk kültüründe bölge veya şehri bir veli ile ilişkilendirme, mistik yükleme yapma bilinen yaygın bir konudur:

İstanbul (Eyüp Sultan/Eyyûb el-Ensârî), Konya (Mevlânâ), Bursa (Emir Sultan ve Geyikli Baba), Ankara (Hacı Bayram-ı Velî), Bağdat (Ebu Hanîfe ve Halid-i Bağdâdî), Türkistan (Ahmet Yesevî, Arslan Baba), Balkanlar (Saru Saltuk, Otman Baba, Gül Baba).

Ayrıca Yunus Emre’nin on altı değişik yerde mezarı olduğunu da belirtelim.[13]

Yaşayan dede kabulü günümüz için Mevlevi ve Alevilikte, ölmüş dede kabulü ise daha çok Sünni gelenekte ve türbe olarak değil de makam (merkad) şeklinde sürmektedir.

Dede, TT’de eren ermiş erişmiş yatır velî (yakınlık/dost) karşılığı veren mistik bir terimdir. Akrabalık ünvanı olarak kullanılması ise yüz yıl öncesine dayanır. Buradaki sosyokültürel okuma çok ilgi çekicidir. Büyükbabasına dede diyen bir çocuk, bir tasavvuf terimine akraba ünvanlığı yüklemektedir. Bu durum anlam yüklemesinden çok yüceltme tutumuyla ilgi görülmelidir. Keza “katuñ” (kağan eşi) kelimesinin “hatun” biçimiyle Türk kadınına ünvan olması da aynı yüceltme eğilimine örnek gösterilebilir.

Gelenekli yapıda “dede”, köy yakınında yüksekçe bir tepe üzerinde gömülü türbesiz ama mezar yeri belli ermiş’in adıdır. Kimliği açık değildir adıyla anılmaz ölüm tarihi bilinmez. Bunlar -zaten- gerekli de değildir. Dede hem ölüye hem de mezar yerine bir atıf olarak kullanılır. Orada gerçekten mezar olması gerekmez. Yer dede makamı olmaya uygunsa kabul için bu yeterlidir. Bazen gerçekten de söz konusu yerde Müslüman mezar(lar)ı vardır. Bu durumda ortada veya yüksekteki dede kabri olarak kabul edilir. Aynı dedeyi birkaç köy birden sahiplenebilir. Dede için mevlit okutma ve kurban kesme âdeti yoktur. Dede köy veya yörenin manevi koruyucusudur. Dede kültünün bu kadar önemsenmesine karşılık, dede’ye kişi adı olarak rastlanmaz.[14] XV.yy’da yazıya aktarılmış Dede Korkut destansı hikayelerindeki “dede” adı üzerinde ayrıca düşünülmelidir.

Dede makamı

Tepede coğrafi yapıya göre ya ulu meşe ya da çam ağacı bulunur. Bu ağaçlar kesilmez, tasarruf edilemez. Toprağı ve suyu şifalıdır. Çocuklar yıkanır, toprağı yaralara bağlanır. Yanına gelen veya yakınından geçen bir Elham (Fâtiha) üç Kulhü (İhlas) okur. Dilek için çevresindeki ağaç dallarına bez (çember mendil peşkir) asılır. Gömülü kişinin ermiş (veliyullah: Allah dostu) olduğuna inanılır. Dede güç durumdakilere Hızır gibi yetişir. Çocuğu olmayan kadınlar, hayırlı kısmet uman kızlar abdestli olarak dede’ye gider âyet okur dua eder mezar yerinden azıcık toprak alarak çemberinin ucuna düğümler. Yaşlılar vaktiyle dedenin geceleyin kandille dolaştığını söyler. Dede bazen yaşayan bir zaman gezginidir. Makamının yakınında harman yeri abdest aldığı ibrik kaynak veya çeşme, altında namaz kıldığı belli bir ağaç vardır. Dede yeri bu yönüyle mezardan çok makam şeklinde algılanır. Ziyaret için gün belirlenmemiştir ve ritüele tabî değildir. Cazibe merkezi olarak kadınlar daha çok ilgi gösterir. Hıdrellez ve köy hayırlarında geleni gideni çok olur.

*boba

“boba<b-oba”. Bazı yörelerde dede makamı için “baba/boba” kullanılır. “boba” ilk elde “baba” ile ilgili sanılsa da öyle değildir! Yaşayan Kızılbaş/alevî/bektaşî kültüründe ise baba da dede gibi mistik bir unsurdur (bkz. “baba+erenler”).

 

“baba”ya dair

“baba” ile “boba” arasındaki ilgiye dair bobaç (boba-ç/erkek ördek) örneği tartışılabilir. Burada sesteş benzerlik yoluyla bir anlam geçişmesi ortaya çıktığı düşünülebilir. Bu durumda baba ile boba anlamca birleşir! Uydurukçası elazığ olan Elaziz’de nerdeyse her sokakta bir baba türbesi görülür keza Eski Baba (Babaeski) Munzurbaba Oruçbaba Sakarbaba Serseribaba Tellibaba vd. örnekler “baba-boba” ilişkisine dair türlü ipucu sunar.

Ama biz boba’nın baba kelimesinden değişik bir kökene sahip olduğunu düşünüyoruz. Kökenbilim (etimoloji) yönünden boba “oba” ile ilgilidir ve oba’nın anlamdaş karşılığı höyük’tür (öyük/tepe/tümsek). Bu durumda dede makamı tanımıyla höyük aynı anlamda birleşir. Oba ET’den günümüze Altay bölgesinden Balkan uçlarına kadar höyük’le aynı görevde kullanılagelmiştir. “b-” ön ses türemesi gösteren oba “b-oba>boba” biçimine bürünmüştür. Yine boba, dede yerine kullanılmak yanında daha çok makam yerine bir atıftır.

TT’de oba aynı zamanda köyden küçük yerleşim birimi (mezra, kom, kon) ve göçebe çadırı, Yörük konma yeri bildiren bir görevdedir.

Oba ile ilgili gördüğümüz diğer bir kelime de “uva”dır. uva “ev önü, ev bahçesi, ev dışı” ve bazen de “sokak” karşılığı kullanılır. Genel anlamda ise uva, TT’de evin dışını (sokak) belirtir. Mesela çocuklar uva’da oyun oynar; uva’ya “kır” da denir.

*

Sistemin/rejimin baba ve dede’ye bakışına gelince...

Ata dede mezarı türbe ve camilerinin imhasına[15] ek olarak adlarına da yasak konmuştur. Bu bir suç utanç ve trajedi olmak yanında tam bir ironi (karamizah) örneğidir!

Tc’de 21.06.1934 yılında çıkarılan 2258 sayılı yasa ile ağa bey beyefendi efendi hacı hafız hanım hanımefendi hazret hoca molla efendi paşa yanında, öncesi (30.11.1925) çelebi derviş şeyh seyit; dede ve baba ünvanlarını bulundurmak taşımak kullanmak yasaklanmıştı.[16] Bu teşebbüs tarih biliminin kaydettiği birkaç “en gözükara” ve “köktenimha” (radikal) cüret türünden biri olarak bilinir.[17] İnsanlık tarihi boyunca -meslek/zümre belki ama- bir halkın birbirine nasıl hitap edeceğine dair düzenleme/kısıtlama getirmek görülmüş işitilmiş şey değildir zira. Hâ bu arada sistemin amca dayı hala teyze yavrum canım cicim gülüm vb. hitapları es geçmesi görmezden gelmesi onun ne ölçü anlayış hoşgörü müsamaha kaynağı ve tahammül pınarı olduğuna en parlak delil olarak değerlendirilmelidir. Bu işin (acı gerçeğin) benzerine herhangi bir absurd roman ya da filimde rastlamaya uğraşmak ise imkansıza yakın zordur.

 

IV.

“oğul”a dair

ET “ogul/oglı” (oğul<ogıl<ok-ıl?) Köktürk metinlerinde çocuk/yavru karşılığı geçer hem oğlan hem kız için kullanıldığı görülür: “irkek ogıl, kız ogıl”. abbaoğlu (amca) amcaoğlu babaoğlu (kardeş) dayıoğlu dedeoğlu (amca) halaoğlu tetenoğlu teyzeoğlu... (bkz. arılar bile “oğul verir”).

Hmm “çocuk” mu ne demek?

Sözbaşı olarak “çocuk”un domuz yavrusu[18] demek olduğunu bi söyleyelim, gerisi şöyle gelir:

Çocuk sevme

Türk kültüründe sevgi bildiriminde bir “zıtlık ilkesi”nden söz edilebilir. Nazar değmesin diye bebeklerin çepiş çilli çirkin b.klı sıçıklı sidikli diye sevilmesi annenin bebeğine “anneciğim”[19] biçimindeki hitabı, ablanın kardeşine “ablacığım” veya “ablası” demesi buna örnek verilebilir. Ayrıca kadının kocasından söz ederken “babamız” ifadesi de bu cümledendir. Babanın da çocuğuna -seslenme ve rica amaçlı- “babacığım” diye hitap ettiği gözlenebilir.

Çoğu yetişkin (baba dede ağabey amca dayı abla hala teyze) çocuk (kardeş torun yeğen) severken zıtlık durumumun en uç örneklerini sergiler ve çocuğa gel bakalım dürzü, seni kerata seni, seni gidi zilli, seni şırfıntı seni vb. biçimde hitap eder. Yetişkin birine karşı kullanıldığında kaba kaçacak tepki çekecek bu tür argo/müstehcen ifadeler dede torun, dayı yeğen arasında sevgi bildirimidir.

İşte bu yolla/amaçla TT’de çocuğa “nazar değmesin diye” domuz yavrusu anlamında “çocuk” denmektedir. Yeniyetme/gürbüz erkek çocuklara ise yine domuz yavrusu demek olan “moza/mozak” diye hitap edilir (moruk ise yaşlı domuz demektir). Keza bi domuzu eksik, evi önünde bi domuzu bağlı değil vb. deyimler de aynı zıt tavrın yansımasıdır.

*

TT ağızlarında çocuk: bala bebe böbek cıba çağa çoccak çona çoni dada kızan[20] körpe küçük panta uşak[21] yaş yavru...

Çocuğun tanımlanması: “Abdullah’tan olma Emine’den doğma”

 

V.

AKRABALIK UNVAN ADLARI (TERİMLER)

aba<apa/apa-y : Büyük kızkardeş

abalık<abla-lık: Gelin veya güveye göre birbirinin ablası

abamgil[22] : Abla(m), ablam(lar)

abba(m) oğlu : Amca(m)

âbi<aga+bey : Ağabey

âbi çocuğu : Yeğen

âbi kızanı : Yeğen

âbi kızı : Yeğen

abla<a-bula? / bula? ağa+bala?[23] : Büyük kızkardeş

abla çocuğu : Yeğen

abla kızanı : bkz. “abla çocuğu”

abla kızı : Yeğen

ablalık : bkz. “abalık”

ablamgil : bkz. “abamgil”

abu kızanı : Abla çocuğu, yeğen

abu : Abla

aça : Anne yerine yaşlı kadın

aga kızanı : Âbi çocuğu, yeğen

aga : Âbi, ağabey

aga(m) kızı : Yeğen

aga(m) oğlu : Yeğen

agalık : Gelin ve güveye göre birbirinin ağabeyi; üvey âbi

ağa<aga<aka[24] : Âbi, ağabey

ağababa<ağa+baba : Büyükbaba/dede

ağabey<ağa+bey : Büyük erkek kardeş

aka : Âbi, ağabey

alamgil : Hala(m), halam(lar)

amca(m) kızı : Yeğen

amca(m) oğlu : Yeğen

amcam oğlu : Amca oğlu, yeğen

amcamgil : Amca(m), amcam(lar)

ana : Çocuğu doğuran kadın

ana dede : Annenin babasının babası/annenin dedesi

analık<ana-lık : Üvey ana; kaynana

anamgil : Anne(m), annem(ler)

aney : Anne

anneanne : Annenin annesi/nine

anne : Çocuğu doğuran kadın

anne nine : Annenin annesinin annesi/annenin büyükannesi

baba : Çocuğun olduğu erkek

babaanne . Babanın annesi/nine

baba dede : Babanın babasının babası/babanın dedesi

babalık<baba-lık : Üvey baba; kaynata

babam oğlu : Kardeş

babamgil : Baba(m), babam(lar)

babey : Baba

bacanak<bacı+nâk/bacı-lı : Kızkardeşle evli olan erkekler

bacı[25] : Kızkardeş; abla

bala : Bebek, çocuk

baldız<baltır/baltız<bala+tur?: Güveye göre gelinin kızkardeşi

ballı<bal-tı(r)/bal-tu[26] : Nine

bey<beg<bek : Kadına göre kocası

bıba : Baba

bibi : Hanım; hala, nine; kocakarı

bice : Nine, hala (bkz. “ece”)

buba : Baba

bubalık : bkz. “babalık”

bubam oğlu : bkz. “babam oğlu”

bubamgil : bkz. “babamgil”

büyükanne<büyük+anne : Nine

büyükbaba<büyük+baba : Dede

büyük dede : Anne veya babanın dedesi

büyük hala : Anne veya babanın halası/koca hala

büyük teyze : Anne veya babanın teyze/koca teyze

büyük amca : Anne veya babanın amcası/koca amca

büyük dayı : Anne veya babanın dayısı/koca dayı

büyük nine : Anne veya babanın ninesi

büyük yenge : Amca/dayı karısı

cici ana : Üvey ana

cici anne : Üvey anne/kendinden küçük üvey anne

cici baba : Üvey baba/kendinden küçük üvey baba

cici dede : Üvey dede/kendinden küçük üvey dede

cici nine : Üvey nine/kendinden küçük üvey nine

çoluk çocuk : Çocuklar; anne ve çocuklar

dayı kızanı : Dayı çocuğu, yeğen

dayı(m) kızı : Yeğen

dayı(m) oğlu : Yeğen

dayı<tayı/tagay : Çocuğa göre annenin erkek kardeşi

dayımgil : Dayı(m), dayım(lar)

dedemgil : Dede(m), dedem(ler)

ebe<epe[27] : Anne, büyükanne, nine

eçe : bkz. “aça”

eme : Hala/teyze[28]

enişte<ini-iste/iñiste // (y)inge-teg?[29] : Çocuğa göre ablanın kocası

erkek çocuk : Erkek oğul

erkek kardeş : Oğlan kardeş

esi : Ede, âbi

eş : Evli karı kocaya göre her biri

gelin<gel-in : Kocaya göre karısı[30]

güvey<güweyi<gügeygü[31] : Geline göre kocası

hacı ana : Hacca gitmiş anne

hacı anne : Hacca gitmiş “nine”[32]

hacı baba : Hacca gitmiş baba[33]

hacı dede : Hacca gitmiş dede

hacı nine : Hacca gitmiş nine

hala kızanı : Hala çocuğu, yeğen

hala(m) kızı : Yeğen

hala(m) oğlu : Yeğen

hazır çocuk : Hazır çocuk; evlatlık, üvey çocuk

içgüvey : Karısının evine evlenen erkek

ikiz eşi : İkiz kardeşten her biri

ikiz : Aynı anda doğmuş kardeşler

inge : Yenge

ini[34] : Kayınço, kayın birader

kadın<katuñ : Kız olmayan; erkeğe göre karısı

kardaş çocuğu : Kardeş çocuğu, yeğen

kardaş kızanı : bkz. “kardaş çocuğu”

kardaş kızanının kızanı: Uzak yeğen

kardaş<karın-daş : Kardeş

kardeş kızı : Yeğen

kardeş oğlu : Yeğen

kardeş : Anabir bababir çocuklar

kardeşlik : Üvey kardeş

karı kızan : Anne ve çocuklar; aile, ailecek

karı koca : Evli durumdaki kadın ile erkek

karı nene : Yaşlı nine

karı : Yaşlı, ihtiyar (ET “karı-”); erkeğin eşi; kadın

kayın[35] : Gelin veya güveye göre erkek kardeş

kayın ana : Kaynana

kayın anne : bkz. “kayın ana”

kayın baba : Kaynata

kayın birader : Gelin ve güveye göre birbirinin erkek kardeşi / kayınço

kayın hala : Gelin ve güveye göre birbirinin halası

kayın peder : Gelin ve güveye göre birbirinin babası

kayın teyze : Gelin ve güveye göre birbirinin teyzesi

kayın valide : Gelin ve güveye göre birbirinin annesi

kayınço<kayın+eçe<kayın-çe? : bkz. “kayın”

kaynamgil : Kaynana(m)

kaynana<kayın+ana : Gelin veya güveye göre anneleri

kaynata<kayın+ata : Gelin veya güveye göre babaları

kenç : Bebek/genç

kız çocuğu : Kız oğlan

kız oğul<kız oğlan : Kız çocuğu (bkz. “kız oğlan kız”)

kız<kıt/kıs : Kız çocuğu

kızanının kızanı : Torun

kızçe<kız-çe : Sevgili, sevimli kızım (hitap/sevgi bildirimi)

kızkardaş<kız+kardaş : Kızkardeş

koca abba : Anne veya babanın dedesi

koca amca : Büyük amca (anne veya babanın amcası)

koca anne : Anne veya babanın ninesi

koca dayı : Büyük dayı (anne veya babanın dayısı)

koca dede : Anne veya babanın dedesi

koca emmi : Büyük amca (anne veya babanın amcası)

koca hala : Büyük hala (anne veya babanın halası)

koca nine : Büyük nine; anne veya babanın ninesi

koca tete : Büyük teyze (anne veya babanın teyzesi)

koca teyze : Büyük teyze (anne veya babanın teyzesi)

koca yenge : Amca/dayı karısı

koca : Kadına göre evli olduğu erkek

küçük amca : Kendinden küçük dede oğlu (babadededen)

küçük anne : Anne[36]

küçük dayı : Kendinden küçük dede oğlu (annedededen)

küçük hala : Kendinden küçük dede kızı (babadededen)

küçük teyze : Kendinden küçük dede kızı (annedededen)

küçük yeğen<ini+yigen : Çocuğa göre küçük yaştaki yeğenler

nene : Nine

oğlan<oğul-an : Erkek çocuk

oğlan kardeş : Erkek kardeş

oğul<ogul<ok-ıl? : Erkek çocuk (bkz. irkek ogıl/irkek oğlan)

ök<ög/öğ/öw : Ana (bkz. öksüz/annesiz/annesi ölmüş)

öz : Öz kardeş

öz kardeş : Ana ve bababir kardeş olanlar

süt abba : Süt dede

süt âbi : Süt ağabey (sütkardeşin ağabeyi)

süt abla : Süt abla (sütkardeşin ablası)

süt aga : Süt aga (sütkardeşin ağabeyi)

süt dede : Süt dede

süt nene/nine : Süt nine (Zıtlaşma: sütanne)

sütanne : Süt anne (Zıtlaşma: sütnine)

sütbaba : Süt baba

sütkardaş : Sütkardeş

tete[37] : Büyük teyze (çocuğa göre anne veya babanın teyzesi)

tetenoğlu : Teyze oğlu, yeğen

teyze kızanı : Teyze çocuğu, yeğen

teyze(m) kızı : Yeğen

teyze(m) oğlu : Yeğen

teyze<taya+eze-si[38] : Teyze

teyzemgil : Teyze(m), teyzem(ler)

torun<tor<tor-n<tor-(u)n : Torun; torum” (deve yavrusu)

torunçe<torun-çe : Sevgili, sevimli torunum (hitap/sevgi bildirimi)

uşak : Bebek, çocuk

uzak anne : Anneanne

üvey aba : bkz. “üvey”

üvey abba :

üvey âbi :

üvey abla :

üvey amca :

üvey ana :

üvey baba :

üvey çocuk :

üvey dayı :

üvey dayı :

üvey dede :

üvey hala :

üvey kardeş :

üvey nine :

üvey teyze :

üvey<öwey<ögey/ök-ey : Başka anadan veya babadan doğan/olan

yakın anne : Babaanne

yavru<yawrı<yawrug : Anne babaya göre çocuklar

yeğen<yigen : Yakın akraba çocukları

yenge<y-inge<ini-gey? : Çocuğa göre büyüklerin karısı

yinge : Yenge

*

  1. ıyâl (Ar.) : Kocaya göre karısı

amca<emmi-ce (Ar.) : Babanın erkek kardeşi

  1. avret (Ar.) : Ayıp; vücutta ayıp/yasaklı yer; kocanın eşi
  2. biradar (Far.) : Erkek kardeş
  3. ebu+veyn (Ar.) : Ana ve baba (İkilemeli bildirim)
  4. evlad<velede (Ar.) : Çocuk(lar),[39] kardeşler

evlatlık<evlad-lık : Evlat edinilmiş çocuk; üvey evlat

damat<damad (Far.) : Güvey

emice<emmi-ce/aba+eçe-si? : Amca

emmi : Amca

emmi oğlu : Amca oğlu, yeğen

  1. hala (Ar.) : Babanın ablası; aslında “teyze”[40] demektir
  2. hem+şira (Far.) : Öz kardeş olanlar (sütdaş?); kızkardeş
  3. kerem (Ar.) : Büyük, yüce; kız çocuğu

lieb : Bababir kardeş

mahdum/hadim/hizmetçi (Ar.): Erkek oğul

  1. pâdar/pidar (Far.) : Baba
  2. rafik (Ar.) : Kocaya göre karısı
  3. velede (Ar.) : Doğuran; anne
  4. veled (Ar.) : Doğmuş olan; çocuk
  5. zevca (Ar.) : Kocaya göre karısı

 

VI.

EK BİLGİ

Çocuk ana babası akrabalarına (II.derece) nasıl hitap ediyorsa aynı biçimde davranır. Yani ana babanın amcası dayısı halası teyzesi çocuk için de öyledir.

Aşağıda ünvan/hitap özelliği gösteren ve örfî statü bildiren birkaç örnek verildi. Akrabalık hukuku dışında ve/fakat ona yakın seyreden yaptırım/etki gücü olan sosyal rollere dair terimler günlük akışta epey işlektir. Misal: “kirve” akrabalık ünvanı değildir ama yetişkin bir erkek bir akraba ya da arkadaş çocuğu sünnetinde kirvelik yapabilir. Böylece aynen “sağdıç” ve “ahretlik” gibi etki gücü çok yüksek bir sosyal kabul ortaya çıkar.

besleme : Evlatlık

bey : Kadına göre kocası

büyütme : bkz. “besleme”

dadı<dadu ET : Farsçaya dâdu biçiminde geçtiği düşünülür?

dul : Eşi ölmüş ya da boşanmış erkek/kadın

dul erkek : karısı ölmüş erkek

dulkarı : Kocası ölmüş kadın

dünür aba : Dünür abla

dünür abu : Dünür abla

dünür aga : Dünür âbi

dünür anne : Çocuğa göre âbi veya ablanın kaynanası

dünür buba : Çocuğa göre âbi veya ablanın kaynatası

dünür : Birbirine kız vermiş veya gelin almış anne baba

dünürşe<dünür-çe : Kadın dünür

elti<ilte<il-ti // “il/el” : Yabancı, başka, uzak; kardeşlerle evli kadınlar

görümce<görümcü<körümçi : Geline göre güveyin kızkardeşi

hatun<katuñ : Kağan eşi; kadın; güzel

kadın<katuñ : bkz. “hatun”

kankardeş : Ahretlik ve sağdıç benzeri yakın arkadaşlık ünvanı (kanka/kanki?)

kocakarı<koca+karı : Yaşlı karı

komşu anne : Çocuğa göre komşu kadınlar

kuma : İkinci eş

ortak : bkz. “kuma”

sağdıç<sagtuç<sagıt-ıç? : Yakın arkadaş; ahretlik

sözlü<söz-lü : Evlenmek üzere sözlenmiş erkek/kız

yavuklu<yaguk-lu : Yakın arkadaş (sevgili/âşık?) erkek/kız

*

  1. âdem (Ar.) : Erkek kişi

ahretlik<âhiret-lik : Yakın arkadaş, sağdıç; evlatlık

  1. cuft/cift (Far.) : İki, ikili halde;[41] eş; karıkoca

efendi<eftentos (Yu.) : Kadına göre kocası

  1. hâref (Ar.) : Arkadaş; kadına göre kocası
  2. horanda (Far.) : Çocuk(lar); kadın

kirve<kurbî/kurb/karib (Ar.) : Çocuğun sünnet işini üstlenen kişi

namahrem<nâ+mahrem (Far.+Ar.) : Evlenilmesi haram olmayan erkek/kadın

nikahlı<nigeh (Far.) / nikâh (Ar.)? : Evli erkek/kadın

nişanlı<nişan-lı (Far.) : Evlilik öncesi erkek/kız

*

“anacığım/anneciğim” TT ana-cık-ım (ad+küçültme/sevgi eki+iyelik 1.tk)

anacan (Azeri), esekeyim (Başkurt), apake (Kazak), apake (Kırgız), ayican (Özbek), enkey (Tatar), ececan (Türkmen), apican (Uygur)

“babacığım” TT baba-cık-ım (ad+küçültme/sevgi eki+iyelik 1.tk)

atacan (Azeri), atay (Başkurt), ata (Kazak), atake (Kırgız), dedecan (Özbek), ati (Tatar), keka (Türkmen), dada (Uygur)

Vee ET’de “kan” baba demektir “kansız” da babasız yani yetim. Aynı kelime günümüz TT’de kayma göstermiş olup kalleş ve neseb-i gayrısahih/veled-i zina anlamında kullanılmaktadır.

Ve “kardeş”ler:

anabir kardeş, bababir kardeş, büyük kardeş, erkek kardeş, ikiz kardeş, kankardeş (kanka/kanki/kankiş), kardeşlik, kızkardeş, küçük kardeş, oğlan kardeş, ortanca kardeş, öz kardeş, üvey kardeş; kardaş, karındaş; gardaş; birader; canyarısı

Mecazlar/mecazî ünvanlar

ana’ya mecaz vb.

adana anaâhı anaakım anane ananit anaarı anaavrat anababagünü anabilimdalı anabir anaboru anacadde anacı anacık anacıl anaç anadamar anadan anadandoğma anadanüryan anadava anadeniz anadil anadolu anadosya anaduası anaerkil anafikir anafor anagibiyâr anagiriş anahaber anahakkı anahat anahtar anakadın anakapı anakara anakız anakitap[42] anakonda anakronizm anale analı analıkızlı analitiq analjezi anakonda anakucağı anakuzusu analoji anamadde anamal anamgil anamız anamur ananas anaokulu anapara anaparası anarı[43] anarşi anası anasınıngözü anasınınkızı anasız anason anasütü anatolia anatomi anavana anavatan anayarısı anayasa anayemek anayerine anayol anayurt anayüreği aney; badana banana canavar (többe) ciciana çatana çocukanası dana denizanası fatmaana gana hacıana havana havvaana haymeana kanata kanaviçe karavana katana kayınana lahana liliana (lili) mana meryemana rana sütana vana; anneanne annecik annelergünü anniş büyükanne çocukanne cicianne damatannesi gelinannesi kaççocukannesi kızanası kocaanne küçükanne sütanne taşıyıcıanne

baba’ya mecaz vb.

adembaba ağababa ailebabası akbaba alibaba arslanbaba babaadam babaayı bababey bababir babaca babacan babacı babacık babacıl babaç babadankalma babadur babaerkil babaeski babahakkı babaî babak babako babalar babalarbabası babalargünü babaları babalı babalık babam babamgil babamız baban babanınbabası babanız babaparası babası babasız babat babayâni babayiğit babba babey babiş babişko babo; beybaba bıba ballıbaba birbabahindi biyolojikbaba boba buba büyükbaba cicibaba çakmababa damatbabası dervişbaba devletbaba durbaba dünürbaba evbabası fakıbaba gelinbabası gerçekbaba gülbaba hacıbaba ilkbaba isimbabası iskelebabası kaççocukbabası karababa kızbabası konbaba mafyababası munzurbaba müdürbaba nurbaba oğlanbabası oruçbaba otmanbaba özbaba parababası sahtebaba sarıbaba sofubaba somuncubaba sonbaba şambaba taşıyıcıbaba[44] tellibaba tıkandıbaba uva üveybaba vıva zorbaba

Diğerleri

aksakallıdede (masal ve rüya kişisi, bilge), aydede (bildiğin Ay), dedecik (çok yaşlı düşkün dede), dedekorkut (destan kişisi), dediş (torunun dedeye hitabı), denizkızı (uyduruk yaratık adı), kızoğlankız (bakire), ninecik (çok yaşlı düşkün nine), pamukdede (sakalı ak sevecen dede), tontondede (sevecen dede)

Çocuklara hitap/takdim

akıllı altıntop anasıkılıklı arakurdu babacan bebeğim bubasınınyerine becerikli bizimküçük bizimyaramaz b.ktargası b.klu büyümüşdeküçülmüş canparçası ciğerpâre canşenliği çalıkirpikli çekelez[45] çoccak çocuk çocukkızanı çokadam dudu dudum ellerindenöperamcası êrkek eşşeksıpası eşşeôlubeşkulak evindireği evinerkeği fındıkburunnu gecebereketi g.tüb.klu gülüm hıkdemiş ifaklık insankusuru kadam kadamım kerata kıçıb.klu kırklık kızan kızancık kızkızanı kızçe kuzu kuzudişli küçükadam panta sabî sıçıklı sıpa sîdikli şekerli taşaklı taşmaklı tatlıdilli teknekazıntısı torunçe ufaklık yaramaz yaşındanbüyük yavru yorgansız zulum[46]...

Erkeğin karısına hitap biçimleri/ünvanlandırma

akrepsultan alyanak arvat avrat ayaklıgaste ayal ayrankarıştıran babamıngelini bacımıngörümü bahtiyar baldırıçıplak başbelası bebeğim beddan besleme bitanem bizimavrat bizimki bizimköznük bizimpaşa boğazortağım bülbülüm canaşı canım canyoldaşı cebidelik ceylangözlüm cıngıllı cilceli cilveli cilvenaz çakırtiken çavuş çiçeğim çocukanası çorbacı çoluk dahiliyenazırı dendişi dilber dırdırmakinesi dünyamalı eksiketek evbekçisi evdireği evinkarısı evsahibi evuşağı evyıkan familyam fedda fıstığım gecco geliningil gırcır goncam gözağrısı gülüm hacı hacivat hanım haremim hatun hatunum hayatarkadaşım hazırakonan hazırcı hazıryiyen hemşirengil hısım horanta horhoş hoyrat höllükseren ışığım içağrısı içişleribakanı kadın kadınım kalıkağız kalitman kanaryam kanayaklı karakız karı karım karıcığım kasadar karınağrısı kaşıkdüşmanı kaynamınkızı kaynatamınkızı kedicik kekliğim kendigelen kepçetutan kerona kıraliçem kilardan kız kocakarı kokoç koryantırı kömürgözlüm köroğlu körtümüş kösnük köylü kuyrukoynatan küldöken küntyiyen leçeyim lepeci leyla malıharap malyiyen maldüşmanı meleğim meydan mikraktannoksan mişmiş moruk muhtar müdür nazlım ninnidiyen nurum nuruaynım ocakbatıran ocaksöndüren okuntuoğlağı ordubozan oynadan ömürsöken ömürtörpüsü paradüşmanı patron pülpülüm püsküllübela saçıuzun saçıuzunaklıkısa saadetim şariatan şekerim sirkelibaş sıfatdüşkünü sösüret sultan sultanım taksimamiri teşim tombulum tongo tontoşum totoş türkmenkızı ulaşıklım uşaklarınanası uyanta uzunsaçlı varyiyen yavrukuş yavrum yavuklum yermeleği yiyici; zavallı zenne zevcem zubunum

Kadının kocasına hitap biçimleri/ünvanlandırma

adam ağa ağam ağamız aşkım aşkitom aşkoşum babakartal babamız bebeğim bebişim bey beyim bitanem bizimki böceğim böcüğüm canım caniş cicim çocuğumunbabası dünyam efendi erkeğim eş eşim evimindireği evinadamı geleceğim gölgesiyeten güzelliğim hacı hacım hayatım hayatımıadadığım hayatımınmanası herif ihtiyar irili kalbiminsahibi kanatgeren kıralım koca kocam kocabebek kocacım kocişim kuşum kuzum lilili minnoşum ömrüm pamukşekerim paşam pirensim roflol serserim sevdiceğim sevdiğim sevgilim vazgeçemediğim vazgeçilmezim yakışıklım yavrukartalım yavrum yiğidim yüreklim

*

Akraba ünvanlarının kişi adı olarak verilmesi

Birinci dereceden akraba ünvanları az da olsa kişi adı olarak verilmektedir. “âbi abla amca anne bebe bebek bibi dayı ebe enişte hala kardeş nine (“nene” biçimi var) teyze torun yeğen yenge” ile kurulan kişi adı görülmez.

ağabey : ağabey

ana : anakadın anakız; ayşana[47] fatmaana[48] havaana

ata[49] : ata atahan atakan ataman;[50] atacan

baba : babacan babahan; oruçbaba[51]

bala : aybala

dede : dede dedebey[52]

ece : ece ecem

ede : edebalı (bkz. Şeyh Edebalı)

oğul : oğulcan; namoğlum

nene : nenehatun

*

Akraba ünvanlarında argo

ballıbaba : Zengin cömert enayi karşılığı

hacıağa : Zengin cömert enayi görgüsüz cahil karşılığı

hacıana : Düşmüşkadın çalıştırıcısı karı karşılığı

hıyarağası : Aptal beceriksiz karşılığı

şambabası : Alay konusu yaşlı/bunak/zengin erkek karşılığı

 

VII.

ŞİVELERARASI KARŞILAŞTIRMALAR

aba/abla/abu TT

büyük bacı Azeri

olo[53] apay Başkurt

apa Kazak

ece/eceke Kırgız

ape Özbek

olı apa Tatar

eceke Türkmen

aça/agıça Uygur

*

âbi/ağabey TT

böyük gardaş

agay

aga

aga

aga/eke

abıy

ega

aka

*

aga/ağa TT

aga

il agahı

iye/ege

kocoyun

aga

hocayin

il agası

hocayın/aka

*

amca TT

emi (emmi)

agay

agay/ekay

ake/aga/bayke

emeki/taga

abıy

ega

çoñ/[54] dada

*

ana/anne TT

ana

ese/iney

ana/şeşe

ene/apa

ane

eni/ina

ece/ene

ana/apa

*

baba TT

ata

ata/atay

ata/eke

eke/ata (çocuk dili: papa)

ata/ate/dada

ata/eti

keka

ata/dada

*

 

 

 

 

babaanne TT

nene

olesey/ebiy/kartıy

eje/apa

çoñ ene

mama/buvi

ebi/dev eni/kartıy


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YUSUF İNAL YUSUF İNAL 30.12.2018 10:21

Babamın kendi dedesine "dede" diyerek hitap ettiğini hiç işitmedim. rahmetlik babam "dedesine" hep "appa" diyerek hitap ederdi.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık