• 04 Mart 2018, Pazar 5:58
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Zordur Yerinden Yurdundan Ayrı Kalmak

 

Zordur Yerinden Yurdundan Ayrı Kalmak

 

Gece elimde kumanda kanallar arasında gezinirken, El-Cezire’de mübadil çocuklarının atalarının topraklarını ziyaretiyle ilgili bir programa denk geldim.

İngilizce altyazılı, Türkçe ve Rumca konuşmalı bir program.

Çatalca’ya yerleşmiş bir mübadil çocuğunun babasının Yunanistan’da ki köyü için söylediği;

“İnanamıyorum; babamın hep sözünü ettiği, neredeyse gözü açık gittiği topraklardayım” diye ağlayışı,

Türkiye’den göç eden Dimitrios Dayıoğlu isimli Rumun;

“Babaannem ölmeden az önce, ne olur beni Türkiye’deki doğduğum topraklara götürün, buralarda ölünmez.” Deyişini göz yaşları içinde anlatışlarını izledim, ben de onlarla beraber ağlayarak.

Ben doğduğun topraklardan, ata yurdundan ayrılmak ne bilirim çünkü.

Benim de dedelerimin, ninelerimin, atalarımın mezarları su altında şu an.

Çocukken kenarında güreştiğim, içinde yüzdüğüm, balık tuttuğum o Kızılırmak’ın kıyısındaki köy, baraj suları altında kaldı, artık yok.

O köyün insanları Türkiye’nin her yanına dağıldılar.

Gittikleri yerde hepsi kök saldı, evler yaptılar eski derme çatma evlerinden bin kat daha güzel.

Köydeyken bırak bir çift atı, dağdan odun getirecek eşeği olmayan insanlar bugün Mercedes, audi’lere biniyorlar.

Dün yamalı pantolon, ayaklarında kara lastikle gezenler, bugün dolapları kat kat elbiselerle dolu.

Ama hepsinin hala aklı fikri o yoksul ve yokluk içinde yaşadıkları, Bafra’ya 64 kilometre uzaklıkta ki dağ köyünde.

Her sene Türkiye’nin her yerine dağılmış insanlar bir araya gelmek amacıyla yapılan Bengü Yaylası Şenliklerine koşa koşa gidiyorlar.

Kıran’a çıkıp üzerinde balıkların gezdiği suyun altında ki o köye uzaktan son bir kez bakabilmek için binlerce kilometre yol tepiyorlar.

Doğduğun, büyüdüğün yerlerden ayrılmak nedir bilirim.

Hangi milletten, hangi dinden olursan ol bu değişmiyor.

1979 yılıydı sanırım; mibadele ile Yunanistan’a gönderilenlerden bazılarının çocukları Uluhavlu mahallesine gelmişti.

İçlerinde en yaşlı olan:

“Babam 96 yaşında öldü.Midres Gediği’ni anmadığı bir gün yoktu.Zaten Midres Gediği, Midres Gediği diye diye öldü.” Demişti. (Midres Gediği mübadele öncesi bizim köye bağlı Rum mahallesi.)

Zaten “Irmağın Kıyısındaki Köy Bengü” adlı romanımı yazarken Türk ve Rum ilişkilerini bu gözle irdelemiş, bazı yazarların yaptığı hamaset gözlüğüyle değil, yaşanan trajedi üzerinden ele almıştım.

Onların yaşadığının bir benzerini ben de hissediyordum çünkü.

Gerçi artık Dünya’da insanlar eskiye oranlara ulaşımın kolaylaşması ve gerek devlet ve gerekse özel sektör iş ve işveren durumları sebebiyle hep muhacir.

Ama hep bilirsiniz ki, orada uzakta bir köy var, gitmesek de, görmesek de…

Ama araya sınırlar, veya çeşitli engeller girerek bir daha asla göremeyeceğinizi ve dönemeyeceğinizi bilmek ne kadar kötü!

Mübadilleri imparatorluklar sonrası ulus devlet oluşturma çabasının karşılıklı bir ürünü, bizim köyün su altında kalmasını ise devletin enerji politikası sonucu yaşadık.

Ama Kuzeyimizde yaşanan savaşlar sonrası evlerini barklarını terketmek zorunda kalan 4 milyona yakın insana ne demeli.

Bir gün üzerinize bombalar, kurşunlar yağmaya başlıyor.

Çaresiz ihtiyarlar, bebeler ve tecavüze uğraması muhtemel kadınlarınızla, hiçbir şey alamadan yayan yapıldak bilmediğiniz topraklara doğru yola düşmek.

Sizi nasıl karşılayacağınızı bilmediğiniz insanlara sığınmak.

Aman kurşunda sıkmazlar, üzerimize bombada yağdırmazlar ya diye düşüyorlar yollara.

İlk geldiklerinde hiçbir şey yoktu.,

Eski oturduğum semte yakın Çobançeşme’de devlete ait fidanlığın içinde derme çatma çadır demeye bin şahit lazım bezin altında yattıkalrını görmüştüm.

Ne yerler, nasıl uyurlar, nerde yıkanırlar, üşüdüklerinde nasıl ısınırlar diye düşünmüştüm…

Velhasıl…

Zordur yerinden yurdundan ayrılmak…

Hele bir daha görmemecesine.

Biliyorum zor…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık