• 02 Şubat 2018, Cuma 19:21
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

YOK EDEMİYORSAN TAHRİF ET

YOK EDEMİYORSAN TAHRİF ET

 

Bir zamanlar Galiçya ve Litvanya’da Slav ırkından Ruthenes’ler yaşıyordu.

Rus’lar la aynı ırktan olmalarına rağmen Ortodks’lardan farklıydı inançları ve bu Moskova Patrikliğinin ve onun etkisinde ki Çar’ın çok canını sıkıyordu.

Uzun toplantılar yapıldı.

Ortodoks olmaları için teklif edelim, kabul ederlerse ne ala, etmezlerse sürelim dediler.

Baskı uygulayalım, din adamlarını, papazlarını asalım, kiliselerini kapatalım, kitaplarını okumayı yasak edelim dediler.

Bazıları hızını alamadı; asalım, yakalım, öldürelim dediler.

Çar hepsini dinledi.

Sonra Patrik’le kafa kafaya verip uygulamaya geçtiler.

Rüthen’lerin din adamı yetiştiren okullarına onların dinine inanmayan adamlar atadılar.

O okullardan mezun olanlara unvan verip devlette yer almalarını sağladılar.

Ruthenes kiliselerinde papaz olmak için  bu okullarda eğitim alma şartını koydular.

Ve çok geçmeden Ruthenes diye bir inanca sahip kimse kalmadı.

Hepsi Ortodoks oldu.

Osmanlı enkazı üzerine yeni cumhuriyeti kuran idare önce memlekete hakim oldu.

Önce saltanatı, sonra hilafeti kaldırdı.

Sonra dergah, zaviye ve tekkeler kapatıldı.

İstiklal mahkemelerinde din adamları sallandırıldı.

Ama mason şeyhlerin Özbekler tekkesiyle, alevi cem evleri istisna tutuldu.

Şeri kanunların uygulamasından Avrupa’nın 4 ülkesinden devşirilmiş hukuk uygulanmasına geçildi.

Kılık kıyafetimiz Batı’lı olma mecburiyeti getirildi.

Latin harfleri kabul edildi.

Ve 1932’den sonra da dini hayata dair izler yok edilmeye başlandı.

Dini eğitim verilmesi yasaklandı.

Kitap basımına izin verilmedi.

Camiler kapatıldı, fethin sembolü Ayasofya, küçük olanı bile kapatılıp müze yapıldı.

Ezan ve ibadet dili Türkçe olma mecburiyeti getirildi.

17 sene ceberrut bir dini baskı dönemi uygulandı.

Köylerde namaz kıldıracak değil, %98’i Müslüman olan ülkede cenaze yıkayıp kıldıracak adam kalmadı neredeyse.

Din eğitimi ve Kuran öğretimi yer altına indi.

Bilhassa Batı ve Trakya bölgelerinde din eğitimi ve gizlide olsa bazı şeyleri öğretecek kimse kalmadı.

Ama dini yok edemediler.

Sadece yer altına inmesini sağladılar.

Sonra kim akıl verdiyse; hem gittikçe artan din adamı ihtiyacını temin için devlet din adamı yetiştiren okul açmaya karar verdi.

1932 yılında kapattığı İmam-hatip eğitimi ve İlahiyat Fakultesi projesine start verdi.

Yani;  “ yok edemiyorsan tahrif et “ formülünü uygulamaya koydu.

Hangi Çar(!) verdi bu aklı bilmem ama, bugün Türkiye’de yaşananlar maalesef işte “Rutheneslerin” yüzyıllar önce yaşadıklarıyla birebir örtüşür durumda.

Bugün Hristiyan Batı müsteşriklerinin etkisinde kalmış, Kilisenin ceberrut ve akıl dışı söylemlerine karşı ayaklanmış Aydınlanma çağı Luter’yenlerinin diliyle İslam’ı anlatmaya ve yorumlamaya çalışan İlahiyat Profları ortalıkta cirit atıyor.

İslam’a düşman ama isimleri Müslüman ismi olan bu kişiler; Ankara İlahiyat’ta din alimi değil, din yorumlayan ve büyük ekseriyeti bir dine mensup olmanın olmazsa olmaz ritüellerini bile yerine getirmeyen, inkar eden, sabeteyist ve mason adamlarca yetiştirildiler.

Vaiz, vaize ve din din dersi hocası oldular.

Müftü oldular.

Hatta 6 tanesi Diyanet İşleri Başkanı oldu.

Evet, sonunda dini bu Ülke’den yok edemediler.

Ama beyinlerini iğfal ettikleri bir sürü sözde din adamı sayesinde ciddi bir yozlaşma yaşattılar. 

Ve devam ediyorlar maalesef.

 

Kaynak:Liberte Civil-Jules Simon s.325


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık