• 20 Temmuz 2017, Perşembe 6:21
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

ÜMİTLERİNİ KIRMADAN ÖRGÜTÜ DAĞITAMAZSIN

ÜMİTLERİNİ KIRMADAN ÖRGÜTÜ DAĞITAMAZSIN

Pamukkale Üniversitesi’nin eski rektörü Hüseyin Bağcı 58 yaşında bir meslekten atılmış Profesör.

Geçen yıl Ağustos ayında Pamukkale Üniversitesinde yapılan Fetö operasyonu nedeniyle 71 akademisyen ve çalışanla gözaltına alınıyor.

Ve “etkin pişmanlık yasasından” yararlanmak istediğini söyleyerek Üniversitedeki Fetö’cü yapılanmayla ilgili bilgiler veriyor.

Ve 1 yıla yakın süre sonra ifadelerinin baskı altında alındığını ifade ederek her şeyi inkar ediyor.

Yani bile bile tutuklanmayı istiyor.

58 yaşında, artık prostatını bile tutamayacağı yaşlarda etkin pişmanlıktan faydalanmaktan vazgeçip tutuklanmaya razı oluyor.

Bu da gösteriyor ki, Fetö örgütünün güvendiği bir dağ var.

Veya onlara nasıl bir motivasyon veriliyorsa; Tahran Kalesinden atlayan Bahai müritleri, ya da yapılan bütün işkencelere rağmen “dönmezem, ben bu yoldan dönmezem” diyen Kurret-ul ayn gibi kendilerini ateşe atmaktan çekinmiyorlar.

Pensilvania’da ki troidli elebaşının her fırsatta onlara yolladığı sözlü ve görsel mesajları, dini tevillerle anlamlandırarak, “mehdi”nin illaki kendilerini kurtaracağını vehmediyorlar.

Devleti yöneten kadroların 1 yıllık Fetö ile mücadelesinde gelinen nokta sadece tutuklama ve cezalandırma üzerine oldu.

Türkiye şartlarında tuğgeneral olmuş yani kaydı hayat şartıyla lüks içinde yaşayacak birini gözü dönmüş bir intihar bombacısına dönüştüren bu örgütün retoriklerini irdeleyip ona göre bu direnci kıracak çalışmalar yapmaması büyük eksikliğidir.

Tahran kalesinde yanarken bile ben dönmezem diye bağıran Kurret-ul ayn gibi bugün bir “abla” bebek kordonuyla mahkeme kapılarında olmayı göze alıyorsa, esas hedef alınması gereken yer burasıdır.

Bunun kırılması esastır.

Edindiğimiz bilgilere göre itirafçılarda ciddi sayıda olmasına rağmen yine de yeetrli değildir.Tutuklular arasında hala ciddi bir direnç gözlemleniyor.Ayrıca, tutuklanmış ama meslekten ihraç edilen, veya insanlarca örgüte yakınlığıyla bilinenlerin çözülmemesi, bağlılıklarının devam etmesi işte bu tarzda çalışmaların eksikliğindendir.

Öncelikle; Pensilvania’da ki mehdi bozuntusunun onları kurtaramayacağı fikri örgüte yerleştirilmelidir.Bu elbette cezalar kesinleşip, yargı yolları tükendikçe olmaya başlayacaktır.

İç yargı yolları tükendikçe, uluslar arası arenadan yani AİHM’den Türkiye’yi zora sokacak, hatta ağır tazminatlarla mevcut davada tutuklu olanların salıverileceği inancı hakim.

Bunun kırılması,  siz ne derseniz deyin zamana bağlı.

Ama meslekten ihraç edilmiş veya tutuksuz yargılanan büyük bir kesimdeki psikolojik direnci kıracak adımların bir an önce atılması gerekmektedir.

Bunun yolu içeride ve dışarıda alınacak bir kısım eylemlerden geçiyor.

Adli mücadele yanında; İslam tarihinin en karanlık örgütüyle mücadelenin bir yolu da dini retorikleriyle bu hareketi doğuran kaynakların çürütülmesidir.

Esas eksik kalan yön bu.

Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığının 15 Temmuz 2016 yani darbe kalkışmasından 20 gün sonra topladığı “Din İşleri Yüksek Kurulu” toplantısından çıkan “dindışı” söylemi dışında hiçbir eylem yapılmamıştır.

Başta Diyanet kurumu olmak üzere bir çok bakanlıktaki “dinler arası diyalog” masaları daha düne kadar aktifti.

Ayrıca; siyaset kurumu içindeki aktörlerin ki bilhassa CHP lideri ve sözcülerinin yapmış oldukları açıklamalar hem uluslar arası sahada bu örgütle yapılan mücadeleyi akamete uğratıyor, hem de örgüte moral ve doküman destek oluyor.

Stokholm CF diye örgütün kurmuş olduğu sözde “Think-thank” kuruluşu hazırladığı raporlarında bütün atıflarını CHP kadrolarının söylemlerine dayandırıyor.

Yani CHP bir nevi Türkiye aleyhine yürütülen kampanyanın veri üretim merkezi gibi çalışıyor.

Milli Güvenlik sorunu olarak, gerekirse, Milli Güvenlik Toplantısına CHP liderinin davet edilerek konunun ehemmiyeti anlatılmalı ve gerekirse MİT ve Askeri istihbaratça uyarılmalıdır.

Kısaca toparlarsak; Fetö ile adli mücadele yanında, siyasi, uluslar arası alan ve dini sahada mücadele aynı paralellikte yürütülmelidir.

Yoksa kabak lastikle patinaj yapan traktör gibi çamur sıçratmaktan başka bir şey yapmış olmayız…

Derdimiz çamur sıçratmak değil, tarlayı sürmek olmalı…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık