• 11 Eylül 2018, Salı 1:02
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Ülkücü Gençlik Üzerine Oyun Oynatmayın

Ülkücü Gençlik Üzerine Oyun Oynatmayın

Zaman zaman yaşadıklarım üzerinden güncele gönderme yapıyorum malum.

Yaş aldıkça yaşanmışlıklarda çok oluyor haliyle.

12 Eylül darbesine bir ülkücü olarak maruz kaldım ve 1 yıl kaçarak Düzce'de bir fırında sabah 5 akşam 9 fare gibi çıkmadan yaşadım.

78’ler kuşağının ülkücü cenahında bulunmuş olmaktan da inanın hayatım boyu hiç pişman olmadım.Rahmetli Seyyid Ahmet Arvasi Bey’in MHP içinde fiili olarak yer alması, genç bir İmam-Hatip’li olarak yolumuza rehber oluşu sebebiyle kendisine ömrümüz oldukça şükran duyacağız elbette.

Ayrıca fikri yapımızı şekillendiren, Kadir Mısıroğlu, Dündar Taşer, Mustafa Müftüoğlu, Ömer Okçu, Sezai Karakoç, Ahmet Kabaklı ve tabi ki Necip Fazıl Kısakürek’leri de yad etmeden olmaz.

1970’li yıllar hepinizin malumu olduğu üzere gençlik üzerine oynanan oyunlarla geçti.Bir yanda komünizm, bir yanda selefi-mezhepsiz görüş, bir yanda ülkücü gençliğin vatan müdafası eksenli duruşu.

Milli görüş aslında din ve ümmet kaygısıyla hareket eden temiz Anadolu çocuklarının toplandığı bir siyasi yapıydı.

Ama ne yazık ki, bilhassa Mısır çıkışlı, Mevdudi, Seyyid Kutup, Kardavi, Muhammed İkbal ve Ali Şeriati gibi mezhepsiz ve selefi bakışlı yazarların ve fikir adamlarının neşvü nema bulduğu yapılar oldu.Mahut şahısların kitapları alel acele tercüme edilip bilhassa bu yapı içinde ve İmam-Hatip Okulalrında peynir ekmek gibi satıldı, dağıtıldı.

Kendi mezhep büyüklerini tanımadan bilmeden, aldıkları kadük usule giriş dersleriyle allame sanarak bir kısım gençlerimizi bu akıma kaptırdık.En çok taraftarıda maalesef Milli Görüş içinde buldular.

İşte bu hengame içinde yukarıda saydığım şahıslar sebebiyle biz ülkücü hareketin içinde bir İmam-Hatip’li olarak bu rüzgara kapılmadık.Kapılmayışımızda ki en büyük etkende yukarıda isimlerini saydığım ehli sünnet yoluna tabi ilim ve fikir adamları sayesinde oldu.

Tabi bu arada tarlayı tersten sürmeye çalışanlarda vardı.

Kendine çıkış olarak MHP’yi seçen ve “Hadislerde Türkler” isimli konferanslarıyla MHP teşkilatlarını gezen o dönem henüz doçent olan Zekeriya Beyaz’a, bir öğrenci olarak Boyabat Ülkü Ocaklarını dar etmiştim.

Bizim bu tür adamlara karşı duruşumuz dünde öyleydi bugünde öyle elhamdülillah.

Ama sonra çok sular aktı.

Ben siyasetten iyice soğudum ve uzaklaştım.

Bu arada MHP içinde Kemalizm çok fazla yer bulmaya başladı ve dini söylem adeta unutuldu.

Sadece “Tanrı Dağı kadar Türk” kısmı kalıp, “Hira Dağı kadar Müslüman “ olduğumuz söylenmez oldu.

CHP'li bir gençle ülkücü genç arasında neredeyse hiç bir fark kalmadı.Her ikisininde "İzmir Marşıyla" gözleri dolup göğüsleri daralır oldu zira.

Ben de soğudum.

Aşırı milli ve ırki söylemlerin bizi bölmekten başka işe yaramayacağını, imparatorluklar bakıyesi bir devlet olarak “ötekileştirmeden” bir arada yaşamanın yollarını bulmak gerektiğine inandım.

Ve tabi bir sürü farklı bakış.

Zaman zaman bu konuda eski yoldaşlarımla istişareler yaptımsa da maalesef uzun zaman bir iyileşme görmedim.

Lakin 15 Temmuz öncesi başlayan Erdoğan- Bahçeli ittifakı Türk Devleti’ni bir tercihe zorlamaktan kaynaklandı.

Ve “Devletin beka sorunu” ortaya çıktı.

Bu bekaa meselesi aynı zamanda ülkeyi tehdit eden dış düşmanlar ve içimizde ki yerli işbirlikçilerinden daha beter bir duruma karşı yöntem tespitini de gerektirdi.

Düşman devletler ve örgütler sizi yorar, zarar verebilir, hatta yenebilirler ama yok edemezler.

Ama siz; sizi Türk ve Müslüman olarak 1200 yıldır bu coğrafyada var eden değerlerinizi kaybederseniz işte o zaman yok olursunuz.

Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar olarak sizi siz yapan ruh, elbette vakur Türk milleti olduğunuz kadar, Gazi ve şehit Sultan Alparslan’ın dediği gibi; “Bid’at bilmeyen temiz Müslüman” oluşunuzdur.

Yani, Ehl-i Sünnet diye tabir edilen orta yolda olmaktandır.

İşte bugün Türkiye’yi tehdit eden en büyük unsur; Radikal Selefilik ve Kuran İslam’ı tabir edilen dinin sabitelerine saldırarak 1400 yıllık müktesabatı yok sayan anlayışlardır.

İşte Kemalizm diye kof bir ideoloji bataklığına itilmiş ülkücü gençliği yeniden öz benliğine çevirmek gerekiyor.

Ülkücü gençlik bu ülkenin öz damarıdır.Onu yok saymak, başkalarına yem etmek bu vatana yapılacak en büyük kötülüktür.

Maalesef geçmişte nasıl Milli Görüş içindeki bir kısım gençleri mezhepsizlerin fikirleriyle zehirledilerse, bugün bazı müsteşriklerin yerli versiyonu modernist ilahiyatçılar da, “akılcı Maturidilik” diyerek Ehl-i Sünnet yolunu sulandırmaya, olayı saptırmaya çalışıyorlar.

Ve bu şahıslar maalesef MHP içinde kendilerine yer bulmaya çalışıyorlar.

MHP yönetimine düşen; 1400 yıllık İdslam müktesabatını yok sayan bu sözde ilahiyatçılara Ülkücü gençleri iğfal ettirmemeleridir.

Bu yönde bazı işaretler alıyor ve üzülüyoruz.

Yine Sayın Devlet Bahçeli’nin Hanefi/Maturidi çizginin savunucusu bir değere bazı görevler vereceğine ilişkin aldığımız haberlerde yüreğimizi soğutuyor.

Ülkücü gençlik öyle ya da böyle yanlış ellere bırakılmayacak kadar bu ülkenin öz değerlerindendir.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık