• 04 Haziran 2018, Pazartesi 13:20
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Ucuz Politikacılar
Ucuz Politikacılar
 
1970'ler de sağ/sol çatışması vardı malum.Türkiye ikiye bölünmüş gibiydi adeta.
Sokaklar, caddeler, mahalleler hatta kurtarılmış şehirler vardı.
Ben de işte o yılların anaforunda kaybolan gençlerinden biriydim.
Onlar bize faşist der biz onlara komünist derdik.
Fikri ayrılıklarımız derinden de olsa, tuttuğumuz yolların ne fikrimize ne ülkemize bir faydası yoktu.
Ama bir kör döğüşün içinde olduğunda artık kavganın gereksizliğini tartışmak bile mümkün olamıyordu.
Daha fazla kurtarılmış bölgeler, daha fazla yandaş devşirme kaygısıyla kıyasıya bir birimize kurşun sıktık.
Vurduk vurulduk.
Kimi mapushanelere düştü yıllarca eziyetler çekti, kimi gencecik bedenler mezara.
Sevdikleri onlara hasret ömür tüketti.
Bu neslin bir kısmı okurdu.
Her iki tarafta da...
Ama okumayan sadece sloganlarla yaşayanlarımız da az değildi.
L şeklinde favori bırakıp komünist, malum bıyık bırakıp Ülkücü olan çoktu.
Bunlar ne Das Kapital bilirdi ne 9 Işık.
Ne Nazım'dan bir dize ne de Necip Fazıl'dan iki mısra.
Ama en çok konuşan, mangalda kül bırakmayan da bu tiplerdi.
Rakı sofralarında sarhoş beyinle dile dolanan 3-5 cümleyle en hızlı komünist olduklarına kalıbınızı basardınız.
Bunlar kavgada da pısırıktı.
Hiç unutmuyorum; "Güneş ne zaman doğacak" filmini seyredelim diye gittiğimiz sinemayı 40 kişilik bir grup basmıştı.
Baktık pabuç pahalı çektik piştovu.
Maksat vurmak değil, korkutmak, dayak yemeden kurtulmak.
Bir arkadaş, işte bu tiplerden, el yapımı bir Fransız onlusunu çekmiş elleri titreyerek bana uzatıyor.
"Ben ateş edemem al sen" diye..
Ben aldım çifte tabancalı kovboy misali, havaya bir kaç el ateş, badireyi dayak yemeden atlattık.
12 Eylül sonrası işte bu tipler içeri girmediler, ama parsayı da bunlar topladı.
Bilhassa solcuların eylemcisi, kafası çalışanı içeride yattı yıllarca.
Boş teneke gibi çok ses çıkaranlarından becerikli olanları ya reklamcı ya siyasetçi olup, bir elleri yağda bir elleri balda yaşadılar.
Şimdi meydanda ki Muharrem İnce ve Meral Akşener'e bakınca ister istemez o yılları anımsadım.
İkisi de belli aidiyetleri olduğunu söyleyen, ama ne fikri derinliği, ne kendilerini yetiştirmişlikleri olmayan sığ politikacı.
3-5 sloganla solculuk ya da ülkücülük taslayan, ama oturduklarında mangalda kül bırakmayan küçük kasaba siyasetçileri.
Küçük kasabaları hor gördüğüm düşünülmesin.
Ama o kasabaların makus bir talihi vardır.
Kendi kasabaları kadar küçük görür dünyayı ve günlük politikanın dedikodu çarkında döner dururlar.
Ne ülke için bir vizyon, ne de konjöktür okuma vardır.
Ağızlarında satacağız/asacağız/soracağız'dan başka bir söz duyamazsınız.
Bu Ülke böylesi siyasetçileri hak etmiyor.
Gelecekte Büyük ve Güçlü bir Türkiye istiyorsak...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Yağız Yağız 06.06.2018 00:45

Kalemine sağlık abi, çok güzel bir analiz, o günleri sizler gibi yaşamasak ta sıkı takipçiydik, yaşca küçük olmamız dezavantajımız oldu, saygılar.

Mehmet Milayım Mehmet Milayım 06.06.2018 01:00

bu milleti birbirine kıydırdılar ..... davası uğruna çilesini çekenler harcandı .... birileride ucuz kahramanlık yapıp ekmeğini yedi

Hayrettin şahin Hayrettin şahin 06.06.2018 04:46

Ağzınıza sağlık

Dursun öztürk Dursun öztürk 06.06.2018 10:51

Doğru tespit etmişsin kardeşim

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık