• 30 Haziran 2019, Pazar 14:36
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Türkiye'nin Çakallarla Dansı

 

Türkiye'nin Çakallarla Dansı

 

Türk Amerikan ilişkileri 2. dünya savaşı sonrası Batı blokunda kalmamızla artarak devam etti.

Uluslar arası ve ikili anlaşmalarla her alanda Türkiye Amerika'nın peyki durumuna getirildi.

Hatta bazı siyasilerimiz "küçük Amerika" olmakla övünür olmuşlardı.

Askeri, ticari, uluslararası ilişkiler velhasıl tüm alanlarda Amerika'nın gözünün içine baktı.

1820 yılında gelen ve daha sonra bütün Osmanlı coğrafyasını köy köy kasaba kasaba ağ gibi ören Protestan okul ve çeşitli kurumlarıyla beyinleri yıkanan nesiller, kendi örf ve adetlerine dinlerine düşman gençler yetiştirmekle kalmayıp, Amerika ve Batı hayranı nesiller yetişmesine imkan sağladı.

Genç Cumhuriyeti kuran bu Batı tipi yeni aydın müsveddeleri, elbette, İmparatorluk külleri üzerinde kurulan gecekondu devletin yönünü, yörüngesini kayıtsız şartsız, koşulsuz Batı'ya yönelttiler.

Ve bedeli her alanda onların köleliği oldu.

Zaman zaman bu topraklardan yetişip siyaseten ya da bürokratik olarak belirli makamlara gelip, bu gidişe çomak sokmaya kalkışanlara içerideki "our boys"larca ya sabotaj, faili mechule giden suikast , olmadı darbeler yapıldı.

Yıllarca savunma sanayi alanında kendi üretimi bir mermi bile yapmayan bu ülkenin yetişmiş yerli ve milli çocukları son yıllarda yaptıkları ataklarla, 90 yılda yapılmayı bırak hayal bile edilmeyen yere getirdiler ülkeyi.

Ama dediğimiz gibi; bir zamanlar atçılığıyla övünen bir milletin 1940-50'li yıllarda kullandığı atlı birlikler için gerekli olan koşum takımlarını bile Amerika'dan alır hale gelen devletin bugün Savunma Sanayindeki yerlilik oranı %65'lere çıkabilmişse bu çok büyük başarıdır.

Ama daha Türkiye'nin çok yolu var.

Nükleere ihtiyacı var.

Kıtalar arası balistik füzeye ihtiyacı var.

Yoksa bunlara sahip haydut devletlerin tehditlerine boyun eğmek zorunda kalırsın.

Senden 10 bin km uzaklıktaki devlete verebileceğin hiç bir zarar yok.

,Ama o Akdeniz'e soktuğu onlarca savaş ve uçak gemileriyle senin topraklarını harabeye çevirme imkanına sahip...

Uluslar arası diplomatları güçlü kılan devletlerin elindeki gerçek güçtür.

Türkiye bir yanda güvenilmez komşusu Rusya, diğer yanda hep bizi kazıklayan "stratejik ortağımız" Amerika arasında konjöktürel siyaset güderek yürüyüşünü tamamlamaya çalışıyor.

Suriye'de PYD, Akdeniz'de münhasır ekonomik bölge tartışmaları içerisinde bize dost olan el yok.

68 ülke Suriye'de koalisyonda.

Bizim tek dostumuz yok.

Akdeniz enerji sahasında 9 devlet+AB ülkeleri beraber, biz tek başımıza.

60-70'li, yıllarda Türk solunun Amerika ve kapitalizm karşıtı söylemleri hilafına, Batı ve bilhassa Amerika hayranlığı şahikalara yükselen sol ve liberal takımın, Osaka zirvesinde Trump-Erdoğan arasındaki yakınlaşmadan acaip rahatsız oldukları görülüyor.

Sanki Türkiye'yi göbekten Batı Blokuna bağlayan Erdoğanmış gibi, Perezvari niye başkaldırmadın diye aklı sıra ta..ak geçiyorlar.

Önce emeklemeden bir kurtul aslanım, sonra kükrersin...

Anladın mı!

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık