• 03 Eylül 2018, Pazartesi 20:14
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Tasarruf Tedbirleri mi..Peh!

 

Tasarruf Tedbirlerimi..Peh!

 

Bugünlerde hem siyasilerin hem de halkın ağzında en çok dolaşan kelime, “tasarruf”.

Hele doların bu orantısız yükselişi dolaysıyla gelen zamlar insanların belini büküp, “Sen de biraz kemerini sık “ denilince insanların tepkileri farklı farklı oluyor.

Tabi vatandaş hep tasarrufun kendisinden beklenmesinden bıkmış ki; birazda devletin bu konuda kemer sıkmasını istiyor.

Mesela;

Devletin elinden çıkarmadığı lojmanlar, tatil köyleri, saltanat arabaları, görev yazılımları, bir kısım malum şirketlere havale edilen “konferans, çeşitli kurum içi organizasyonlar” filan konusunda vatandaş artık bir adım atılsın istiyor.

Araba saltanatı ayrı bir alem.

Belediyeler devletin tahsis etmediği araç işini en çok iş verdiği taşeronlar üzerinden hallediyor.

Maşallah her şube müdürünün altında bir kiralık araç.

Devlette ise müdür olduysan or-tomatik olarak şoför, araç ve sekreter tahsis ediliyor tabi.

Bir de nereye kime ait olduğunu bilmediğim emniyet şeridi düşkünü çakar/sirenli araçlar var.

Mahkeme başkanı, savcı veya emniyet amiri, koruma araçları; hangi kanunun kendilerine tanıdığı hakla o şeridi ihlal ediyorlar.

Dün gece İstanbul’un uzak bir ilçesinden gelirken (Pazar akşamı) olmasına rağmen çakarlı/sirenli bir sürü aracın insanın tepesine çıkacakmış gibi hareketler yapması mide bulandırıcı.

Mide bulandırıcı diyorum; pazar akşamı bu araçların içindeki pek muhterem “yetkililer” hangi göreve, hangi aceleyle yetişmek zorundaydı ki insanları taciz edebiliyor.

Ne kadar yönetmelik yayınlasanız, ne kadar tebliğ neşretseniz nafile.Bu araçları verdiğiniz adamların keyfi uygulamada aracı alıp makamdan da etmiyorsanız bunu engelleyemezsiniz.

Kamuda ki aşırı yığılmadan şikayet edenler, işsizliğe çözüm bulmak ve bazı ailelere gelir olsun diye 6-10 aylık İŞKUR vasıtasıyla yapılan yerleştirmelerde siyasilerin kapısında yatıyorlar.

Biz ikiyüzlü bir halkız.

Kimse kusura bakmasın.

Ayrıca; Batı ülkelerinde siyasilerin ve yerel yöneticilerin koruma orduları, asistan ve danışman sıfatlı bir sürü insan kalabalığıyla bir yere gitmesi söz konusu değil diye örnekler veririz.

Biz de niye böyle olmuyor diye hayıflanırız.

Ama bunun müsebbibi yine bizleriz kimse düşünmez.

Bu sene ramazan ayı biliyorsunuz seçim dönemindeydi.

Haliyle her iftar organizasyonu adayların görücüye çıktığı platform oldu tabi.

İftar davetlerinde adaylar masaları tek tek gezerek kendilerini tanıtıp insanlarla iletişim kurdular.

Her aday masaya gelmeden önce yanında ki birkaç partili filan masaya gelip “adayımız filan zat sizi ziyaret edecek..” diye ordaki toplumu hazırladı.

Ya da mahalle kahvesinde oturuyorsunuz.

İlçenizin kaymakamı özel kalem müdürüyle gelip;

“Ben kaymakam Erol…” diye elini uzattı.

101’de eli işlekle bitmiş olan Rıfkı emmi tam taşları işleyecekken araya giren münasebetsiz ele sinirlenip, gözlerindeki yakın gözlüğün üzerinden bu genç kaymakamım diyen şahsı süzüp;

“he yavrum he, ben de Yalova kaymakamıydım da, vilayet yaptılar, işsiz kaldık okey oynuyoruz” demez mi.

Ama o kaymakam, koruması, şoförü, özel kalem ve birkaç daire müdürüyle alay-ı vala ile o kahveye girse, kahvedeki tekmil müşteriler önlerini ilikleyip saygıyla; “hoş gelmişsen kaymakam bey” der.

Biz de bu şatafata ve gösterişe itibar etmek varken, devletlulerden tasarruf beklemek her halde kurbağanın dereye su gelecek diye beklemesinden daha zor.

Ne diyordu Hadis-i Şerif:

“Siz nasılsanız öyle idare edilirsiniz”

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Filiz Aksüyek Filiz Aksüyek 03.09.2018 20:54

Cok güzel bir yazı olmuş.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık