• 16 Aralık 2017, Cumartesi 0:03
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

SUUDİ ARABİSTAN NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR

SUUDİ ARABİSTAN NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR

 

Katar krizi ardından oğlunu tahta geçirme çabası uğruna muhalif olma ihtimali olan prensleri tutuklama, onlardan alınan tekellüf karşısında bir kısmının salıverilmesi olayları, sonra 300 yıldır Suud ailesinin bayraktarlığını yaptığı Vehhabi görüşünü ılımlı İslam’a tevcih edeceğini açıklaması ister istemez herkeste Suudi Arabistan’da neler oluyor dedirtiyor.

18. asırda Muhammed B.Abdülvehhab denilen İngiliz ajanının Necd bölgesinde, bir kısım Ehl-i sünnet ulemanın o daire dışına çıktığını hatta bazıları daha ağır ithamlar ettiği İbn-i Teymiyye’ye dayandırdığı ve daha da sertleştirdiği görüşleri hızla o bölgede yayılmaya başladı.

Mezar yerinin belli olması, ziyareti ve türbe yapmak yasaktı, altın ve ipek haramdı.

Amel imandan cüz kabul edildiği için ibadetleri yapmayanların cezalandırılmaları ve katli caizdi.

Abdülvehhab ölünce yerine damadı Muhammed Bin Suud geçti.

1801 yılında torunu Abdullah İbn-i Suud isyan ederek Mekke ve Medine’ye saldırdı.

Bu mübarek beldeleri ele geçirip, Peygamberimizin türbesi hariç bütün türbeleri ve mezarları dümdüz ettiler.

Yıllarca hacc görevi yapılamadı.

Her şeye rağmen İslam memleketlerinden giden Sünni ve Şia hacılardan haber alınamadı.

19 yıl boyunca Mekke ve Medine’ye hakim oldular.

Osmanlı yeterince müdahale edecek gücü olmadığı için Mısır Valisi Kvalalı Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi.

O da oğlu İbrahim Paşa’yı o bölgeyi te’dip için görevlendirdi.

Uzun uğraşlar sonrası Tosun Paşa Abdullah İbn-i Suud ve yanındakileri yakalayıp İstanbul’a yolladı.

Beyazıt’ta Sultan 2.Mahmut’un huzurunda Bostancıbaşı Halil Ağa bir vuruşta bu zorbanın başını uçurdu.

Kellesi 2.Mahmud’un ayakları dibine düştü.

1932 yılına kadar bu fitne söndürülmüş oldu.

Ama bugün kelelsi Osmanlı tarafından alınan Abdullah İbn-i Suud’la aynı adı taşıyan Kral, yerine geçmesi için hazırlanan da dedesi Muhammed Bin Suud’un adını taşıyan veliaht…

Peki ne oldu da Suud ailesi yaymak için milyarlarca dolar harcadıkları bu “vehhabilik” adındaki katı islami (!) yorumdan şimdi vaz geçtiler.

Balkanlarda, Ortadoğu’da, Kafkaslar ve Türk Cumhuriyetlerinde yıllardır ihraç etmeye çalıştıkları fikirden niye vaz geçip, Amerika’nın her memlekette bir tane uygulayıcı bulduğu “Ilımlı İslam” a döndüler.

Aslında cevap basit.

Yani bütün totaliter ve faşizan rejimlerin nihai sonunu gördükleri için, kendilerine Amerikan’ın çizdiği yeni rolle ömürlerini uzatmayı amaçlıyorlar.

Önce İngilizlere, sonra Amerikalılara peşkeş çektikleri petrol düşük tuttukları fiyatıyla içeride kendilerine yetmemeye başladı.

1000’e yakın kraliyet ailesi mensubunun ve iktidarı paylaştığı diğer müttefiklerinin hanü iştihasını, Arabistan’ın kahır ekseriyetini varlık içinde yokluğa mahkum ederek nasıl karşılayabilecekti.

Onun için; Akabe Körfezi ve Kızıldeniz’de kurulacak olan Las Vegas vari “NEOM” projesi katı Vehahbi anlayışıyla ne kendi halkına, ne de dünya Müslümanlarına izah edemeyeceği bir şeydi.

Amerika her bölgede kendine bir düşman ülke baz alıyor.

Ve düşman ülkeye karşı bölgesel işbirliği yaptığı bir veya birkaç partner devlet oluyor.

Venezüela’yı hedef ülke yapıyor ve iş birliği yapacağı ülke olarak Kolombiya ve Peru gibi ülkeleri kullanıyor.

Uzak Doğu’da Kuzey Kore düşman ülke olarak kullanılıp, sonu gelmeyen atışmalar, bitmeyen askeri hareketlilikler ama arkası kiraz bahçesi.

Orta Doğu’da Rusya ile soğuk savaş bittikten sonra düşman Ülke İran.

İran İsrail’i vurdu vuracak, İran’a bitmeyen ambargolar, İran’ı gösterek Türkiye, ve diğer körfez ülklerine milyarca dolarlık silah satışları…

İnsanın diyesi geliyor; vuracaksan vur lan pezevenk…

Amacı vurmak değil ki; ezeli bir varoluş  kanunu hayata geçiriyor aslında.

“Her şey zıddıyla kaimdir”

Bölgeyi ürettiği düşmanlarla dizayn etmeye açlışıyor.

İran’la körfez ülkelerini, DAEŞ gibi nereden çıktığı, nereye gittiği belli olmayan 10 yıllık hayali örgütlerle İrak, Suriye ve Türkiye’yi şekillendirmeye çalışıyor.

Bu işe gönüllü şu an Suudi Arabistan kraliyet rejimi ve onunla beraber hareket eden BAE emirliği…

Katar krizinde Suud yerine Katar yanında olmayı tercih eden Türkiye’ye karşı Amerikan politikalarıyla beraber hareket etmeye, o doğrultuda uygulamalar yapamaya başladı.

Bunun en bariz örneği belki bazılarınızın gözünden kaçtı geçen günlerde yaşandı.

Suudi Arabistan Kandil’e Ukaz gazetesi muhabirini göndererek terörist Rıza Altun’la ropörtaj yaptırıp onu ;”PKK’nın Dış İşleri Bakanı” olarak lanse etti.

Aslında Suudi Arabistan, Mısır ve irili ufaklı Körfez şeyhlikleri kendi ailelerinin saltanatının devamı için bugün Amerika ekseninde, kendi arap sokağı hilafına politikalar izliyorlar ama eninde sonunda Amerika ile beraber kaybedecekler.

Zaten ikide bir Amerika ile “embedded” hareket eden bu ülkeler kendi halklarına karşı mahcup oluyorlar.

En son Kudüs meselesinde ve İİT toplantısındaki sönük davranışları Arap sokağında elbette not ediliyor.

Hele Erdoğan’ın o sokakta yankılanan davudi sesi kulaklarının zarını patlatıyor.

Amerika; bunca yıldır sömürdüğü ve her hareketini kendi ekseninde yapan Türkiye gibi uysal bir stratejik müttefike bu kazıkalrı atarak aslında halkın uyanmasına sebep oldu.

Türkiye gibi köklü bir geçmişi, bölgenin her ülkesiyle tarihi birlikteliği, öyle ya da böyle olumlu imajı olan bir ülke yerine, PYD gibi terör örgütünü ve bedevi alışkanlıklarını trilyonlarca dolarla kapatamamış devletleri kendine partner kabule ettikçe kaybetmeye mahkum.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık