• 22 Kasım 2017, Çarşamba 20:07
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

SURİYE'DE GELİNEN SON NOKTA; BAŞA DÖNMEK

SURİYE’DE GELİNEN SON NOKTA, BAŞA DÖNMEK

Bugün Soçi’de bir araya gelen Rusya, Türkiye ve İran Devlet başkanları yeni yol haritasını kararlaştırdılar.

Liderler tarafından açıklanan maddeleri görünce acı acı gülümsedim.

15 Mart 2011 yılından bu yana tahrip edilen şehirler, öldürülen milyonlar, evsiz barksız kalan insanlar, yurdundan kaçmak zorunda kalmış milyonlarca halk, anne babasını yitirmiş yüz binlerce çocuk…

Günahları neydi?

Neyin bedelini ödediler…

Ruhani’nin açıkladığı madde:

Suriyede en kısa zamanda adil ve şeffaf bir seçim yapılacak!

Tamam da kardeşim 7 sene önce Türkiye bunu Esed’e defalarca dikte etmedi mi?

Geldiğimiz nokta da harap edilen Suriye’den sonra 6 yıl önceki söylenenleri yapacaksanız niye bunca zulüm çekildi peki demezler mi?

Şimdi şöyle bir geriye dönüp neler oldu bir hatırlayalım.

Arap baharı bütün gücüyle eserken Fas, Tunus ve Mısır liderleri birer birer devrilirken Suriye’de Esed ve Suudi Arabistan’da Kral Selman’ı da bir korku aldı.

Ve bu ateşin topraklarına sıçramasından endişe etmeye başladılar.

İşte Mısır baharı sırasında Suriye’nin Dera şehrinde ki iki doktor kadın telefonda “Mısır’da Mübarek devrilmiş, darısı bizimkine” diye konuşurlar.

Tabi bu konuşma istihbaratın ağına takılır ve iki kadın tutuklanır ve saçları sıfıra vurulur.

12 yaşlarında ki bir kısım çocuk duvara bunu protesto eden bir sloga yazarlar.

Bu çocuklar tutuklanır.

Dera aşiret liderleri tutuklanan çocukların serbest bırakılması için yetkililere gittiklerinde ret edilirler ve kovulurlar.

Dera 1980’li yıllarda baba Esed’inde katliam yaptığı, Suriye’de Ehl-i Beyt ailesinden çok sayıda seyyid’in yaşadığı şehirlerden biri.

Ve Cuma namazı sonrası halk bu yaşananaarı protesto etmeye başladığında rejim güçleri tarafından ateş açılır.

Tabi o günlere gelmeden önce Türkiye ve Suriye hükümetleri ortak bakanlar kurulu tertipleyecek, Esed ailesi Erdoğan ailesiyle ortak tatil yapacak kadar yakınlaşmıştır.

Bu arada Suriye’de ortalık karışmaya başladığında Amerika’nın beraber müdahale edelim teklifine “ Esed’i sakinleştiririm ümidiyle”girişimlerde bulunmayı teklif eder.

Bu arada o günün Dış İşleri Bakanı Davutoğlu, defalarca ki (bu 6 ay içinde 29 defa ) Şam yönetimiyle görüşmeye gider.

Türkiye’nin teklifi; seçimlerin tarafsız gözlemcileri gözetiminde adil bir şekilde yapılması, temel hak ve özgürlükler konusunda esnek davranılıp tedrici olarak verilmesi gibi önerilerdir.

Bunlardan biri vatandaş olarak bile tanımlanmayan Kürtlere nüfus kağıdı verilmesi ve seçimlere iştiraklerine izin verilmesi gibi.

İşin tabi bu arada başka bir  ayağı da vardır.

Katar doğalgazı’nın Türkiye üzerinden Avrupa’ya ihracı gündemdedir o günlerde.

Ama bu projenin gerçekleşmesinden rahatsız olacak iki devlet vardır.

Rusya ve İran.

Rusya Avrupa pazarındaki tekel durumunun zedelenmesini istememektedir.

Bunun için Katar gazının geçiş yolunda olan Suriye’nin Türkiye ile olan yakınlığının sabote edilmesi gerekmektedir.

Ve Rejimi olayları sert şekilde bastırması için gereken desteği verir.

Ayrıca Suriye’de Tardus’da bulunan üssünün de elden gitmesine rıza göstermeyecektir.

Bu arada İran’da Lübnan Hizbullahın arka bahçesi Suriye’de bu fırsattan daha etkili olmayı arzu etmektedir.

Nusayri Esed ailesi aslında seküler bir hayat sürmekte ve uygulamaktadır Ülke’de.

Nusayri’likle Şia arasında ki yakınlık İslam ve Hristiyanlık arasında ki yakınlık ne kadarsa o kadar diyebiliriz ama mezhep yakınlığı bahanesiyle oda Rejime destek verir.

Suriye’den kaçanların ve geride kalanların örgütlenmesi başlar Amerika tarafından.

İlk etapta Türkiye sadece rejimden kaçan halkı kabul eder sadece.

Ama zamanla rejimin katliama dönüşen baskısı ve Esed’in kendisine sırt çevirmesi üzerine Amerika, Katar ve Suudi Arabistan’ın muhalifleri silahlandırmasına destek verir.

Bu arada Rusya ve İran’ın teknik ve taktik destekleriyle güçlenen rejim karşısında muhalifler vardır.

Bu arada Amerika, azınlıkta olan Kürt muhalifleri, saha deneyimli PKK’dan devşirdiği militanlarla örgütleyerek PYD diye bir güç oluşturdu.

Tabi Irak’ta bundan az önce El-Kaide’den kopma İŞID diye bir selefi örgüt peydah olmuştu.

Son model silahlar, son model sıra pikaplar, orduları korkutup kaçan “mücahitleri” vardı.

İşgal ettikleri petrol sahalarından ürettikleri petrolü tanker tanker alan devletler vardı ama kimse kimin aldığını 10 yılda asla öğrenemedi ne hikmetse.

İngiltere büyüklüğünde bir kara parçasına hükmediyorlardı ama bu uluslar arası güçlerin “terörist” ilan ettiği, ve 68 ülkenin mücadele için konsorsiyum oluşturduğu örgütün, elektriği suyu kesilmiyor asla, her türlü gıda ve ihtiyaç hatta lüx maddeleri bile girişine kimse sesini çıkmarmıyordu.

İşte bu örgüt bir yere saldırıyor, Suriye rejim ordusu ve Irak güçleri silahları bile atarak kaçıyor, ama 100 tane kahraman(!) YPG askeri gidip bunları kovalıyor şehrin hakimi oluyordu.

Bu tiyatroyu 10 senedir o coğrafyada oynayıp dünyaya da yedirdiler.

Ve sonunda….

Irak İçişleri Baklanı:

“Irak topraklarında DAEŞ’in kontrol ettiği bir yer kalmamaıştır” diyor, hemen onun peşinden İran’ın sahadaki en büyük koutanı da İran Dini Liderine yazdığı mektupla:

“Suriye toprakalrından DAEŞ militanlarını temizledik” diyerek yazıyordu.

Yani işin aslı şuydu:

O militanları oraya konuşlandıranlar, görevlerinin bittiğini söylerek geri çekmişlerdi.

Biz de bunu yedik!

Ve bugün; Kürtler neredeyse bir devlete sahip, Ülkenin her tarafı yakılmış yıkılmış, insanları sağda solda heder edilmiş, denilen şu:

“Adil ve düzgün seçim yapılacak”

6 sene önce de Türkiye Esed’e bunu demişti!

Ey dünya…

Ey sahtekar emperyalist pislikler.

Ey Rusya, Amerika, İngiltere, Fransa, Kanada, Almanya, Suudi Arabia ve ismini sayamadığım 70 devlet.

Küçücük Suriye’de ve halkı üzerinde iktidarda kalabilmek için gözünü hırs bürümüş bir diktatör sayesinde her türlü silahınızı test ettiniz.

Her tür Uçağınızı, kimyasallarını denediniz.

Askeri taktikleri, gerilla savaşı taktiklerini geliştirdiniz.

Tüh sizin adalet, medeniyet ve erdem maskeli o iğrenç yüzlerinize.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık