• 15 Ekim 2017, Pazar 15:25
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

SUNİ GÜNDEMLER TARİHİMİZ...

SUNİ GÜNDEMLER TARİHİMİZ…

Aslında Şeriatla yönetilirken “Şeriat isterük” diye yürüyerek başladı bizim absürt gündemle memleketi meşgul etme tarihimiz.

Enerjisini tüketme, insanları bir birine düşman edip bölüp ayrıştırma.

İşyerinde, kahvede, sokakta, okulda; bu ülke insanlarını bitmeyen, sonuca varamayan ve üstelik kin ve nifak tohumlarını daha fazla büyüten bu “Gereksiz meselelerle, suni problemlerle” memleketin enerjisini boşa akıtmak her kimin projesiyse inanın 100 yıldır kusursuz işliyor.

Dış düşmanların filan geyiğine girmek istemiyorum, dış düşmanlara alet olup bu tuzağa düşen ülkenin en elit, okumuş, münevver kesiminin bu girdaba kaptırıp kendini “alet” olmasına yok mu iki kelamınız yani!

Kolaycılığa kaç, “Hep dış güçlerin işi”…

Eve adamı alan orospuya iki laf etme, kıçını sallayan için eve gelen adamı öldüreceğim diye efelen..

Oh ne ala beyim…

Neyse; işte bizim “Lüzümsuz gündemle ülke yönetme” tarihimiz 1908 yılında Derviş Vahdeti ve avanesinin şeriat ülkesinde şeriat isterük diye yürümesiyle başladı.

Ayağında giymeye don olmayan, kışın soğukta mosmor olan ayağına bir yemeni bile alamayıp çarıkla gezen bir halkın kafasına 2 çift öküz parasına Yahudi tüccarın üretip sattığı şapkayı giymeyi mecbur ederek devam etti.

1000 senedir Müslüman olan, dini Mübin-i İslam’ın sancaktarlığını yapan bu memleketin insanlarına Ezan-ı Muhammedi’yi, “Tanrı Uludur” diye okuttular, dinlettiler.

Kuran okumayı, öğrenmeyi, öğretmeyi yasakladılar.

“Müesses nizama “ uymuyorlar diye bu ülkenin bugün bir vilayeti olan Dersim dağlarında ve köylerinde halkın üzerine gaz bombaları, olmadı makinalı tüfeklerle ölüm kustular.

Karılarını kızlarını anadan üryan vadilerde gezdirdiler.

Küçük kız çocuklarını halayık olarak subay ailelerine verdiler.

Çoğunu memleketin çeşitli yerlerine sürdüler…

Yahu pardon özür..Kemalist rejimin bunu yaptıkları öyle bir travma yaşadılar ki; şimdi Kemalizmin en yılmaz askeri oldular..

Bunları yanlış saydım…

Bunlar hani bahsedilir Amerika’da kölelik zamanı dışarıda çalışan köleler yanında bir de evde hizmet eden artık kendini evin bir parçası sayan, rengini bile unutmuş köleler var..

Bizim alevi vatandaşlarımız da aynen onlar gibi…

Yüzyıllardır savaşlarda bile kıtlık ve yokluk görmemiş, açlıktan ölmemiş Anadolu halkını savaşa girmeden aç sefil yaptılar.

“Allahu ekber” diye ezanı aslına döndüren, milletin kursağına ekmek girmesine sebeb olan, çarıktan kurtaran milletin seçtiklerini; “don, köpek, göbek” davası diyerek yargılayıp idam ettiler.

Bitti mi?

Nerde, keşke bu kadarla kalıp normalleşseydik.

Sağ/sol diye bir bela çıktı.

Birileri yurt dışından getirdiği silahları benim gibi gençlerin eline tutuşturup, komşunun oğluna sıktırdı.

En önde yürüyen sarkık bıyıklıyı davanın en kadim savaşcısı sanırdık meğer, “istihbarat” ın en yılmaz elemanı çıktı.

Durun yapmayın diyene kadar asker geldi tepemize çullandı.

Bir sağdan bir soldan asın buyurdu nitekim kumandan.

Astılar, adaletli oluyormuş öyle…

Kürtleri Diyarbakır cezaevinde her gün falakadan geçirdiler, ziyaretine gelen anası Türkçe konuşmuyor diye görüştürmediler.

Kürtçe şarkı söylemeyi bile yasakladılar.

Sonra başımıza PKK’yı bela ettiler.

Hala da uğraşıyoruz.

Okula başörtüsüyle giremezsin dediler.

Devlet dairesinde baş örtülü çalışamazsın.

Yıllarca tartıştık bunu…

Koca koca profesörler gencecik kızları ikna etmek için odalar kurdular üniversitelere.

Ulan şerefsiz herifler, yazık değil mi bu ülkenin onlarca yıllık enerjisini boşa akıtmaya, gündemini meşgul etmeye, zulüm ve eziyete.

N’oldu şimdi baş örtülü okula ve çalıştığı kuruma girince memleket elden mi gitti.

Ah garip memleketim benim…

Şimdi gündem nikahı müftü kıymalı mı/kıymamalı mı?

İnan gülüyorum…

Hırsımdan..

İçimden öyle pis küfürler ediyorum ki şurada birini yazsam sayfamı kapatırlar sanırım.

Bunların hepsi; bu lüzümsuz gündem tarihimizden akrtardıklarım, bir ülkenin kadükleşmesine, küçülmesine sebep olan amiller.

Ülke barışına, üretmeye, bir şeyleri keşfetmeye yarayan değil, bilakis bu çalışmaları baltalayan hususlar.

İmparator devletler, yani büyük olmayı kafaya koyan, çok anasırlı devletler büyük düşünen, küçük problemlerle enerjisini boşa harcamayan devletlerdir.

Osmanlı 600 sene bu toprakları idare etti.

Bugün 64 ülke olan 3 kıtada milyonlarca kilometre kare genişlikteki toprakları çok az bir güçle, yönetti.

Bugün 3 devlet, 2 tane devlet olmaya çalışan Kenan ilini yani Ürdün, Lübnan, İsrail ve iki Filistin yapısının olduğu toprakları bir tabur askerle dörtyüz elli sene idare etti.

Bugün bu iletişim çağında, bu kadar silah ve mühimmat, orduya rağmen huzuru temin edebilmiş değiller.

O devirde sadece Müslüman mı yaşıyordu o topraklarda?

Hayır…

Bugün ne kadar etnik dini ve milli yapı varsa o gün de vardı.

Osmanlı’nın nasıl idare ettiğini anlamak isteyen Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbulu feth ettikten sonra yayınladığı fermana baksınlar.

“Topraklarımız dahilinde yaşayan zımniler; ibadetlerinde ve muamelat(evlenme, boşanma, miras hukuku) gibi konularda Patrikliğe tabidirler”

Türkiye büyük devlet olmak istiyorsa; küçük meseleleri tartıştırmaya bile gerek olmadan anayasa maddesiyse millete götürerek, kanunsa Mecliste hallederek, Bakanlar Kurulu kararıysa Bakanlar kurulunda, yönerge ve tamimse ilgili bakanlıklarda meseleyi çözerek bir an önce normalleşip, bu suni gündemlerden kurtulmalıyız.

Yoksa denizi geçer, bir kaşık suda boğuluruz.

Vesselam…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık