• 21 Ağustos 2017, Pazartesi 23:40
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

SENDİKASIZ SENDİKACILIĞIMIZ

SENDİKASIZ SENDİKACILIĞIMIZ…

Yıllar önce çok uluslu bir şirketin Türkiye yönetim kurulu üyesiyle sohbet ederken yaşadıkları bir deneyimi paylaşmıştı.

Bunlar Türkiye’ye girdiklerinde iş yeri sendikası olarak yeterliliği DİSK’in o iş kolundaki sendikası almış.

Toplu iş görüşmeleri vakti geldiğinde masaya oturmuşlar.

O yıllarda bu firma çalışanlarının şartlarını iyileştirmek için bir dizi karar almış.

O kişinin ağzından anlatayım devamını:

“Oturduk masaya.

Sendika temsilcileri ve işveren olarak bizler.

Hal hatır sormaları sonrası sendikaya ne istediklerini sorduk.

İstedikleri artışı söylediler.

Bu bizim vermeyi düşündüğümüzün bile altındaydı.

Tabi bizim Alman genel müdür “Tamam, okey” dedi.

Sendikacılar şaşkın bir yüz ifadesiyle önce bir birlerine baktılar.

Sonra sendikal faaliyetlerden ve personelden sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak bana özel görüşmek istediklerini söylediler.

Toplantıdan çıktık; “Böyle olmaz, biz isteyeceğiz siz olmaz diyeceksiniz ve bu basına yansıyacak, iyice gerginleşecek ortalık sonra, sendikanın istediklerini kabul ettik diyeceksiniz ve el sıkışıp anlaşacağız” dediler.

Ben bu tarzı bizim Alman yönetim kurulu başkanına anlatana kadar zaten bir ay geçti.

Bu arada sert atışmlar oldu basın yoluyla, ama içeride kahkalarla okuyup gülüyorduk.

Ve anlaştık tabi.”

İşte bizim ülkemizde sendikacılık böyle yapılır.

İster sol sendika ister sağ sendika olsun hiç fark etmez.

Ha 1970 öncesi sendikacılık, hele sol sendikacılık tamamen yabancı güçlerin kontrolü altında yürüyordu.

Tabi bir çok badire yaşayan Türk devleti sendikaları da kontrol etmeyi, onların radikalleşmesini önlemeyi başardı.

Kapitalist sistemde işveren ister devlet ister özel sektör olsun, emekçiyi koruyacak olan sendikadır.

Ama ne yazık ki, bizim her şeyimizi manipüle ettikleri gibi sendikalarımızı da kontrol altına alıp işçi haklarından çok, ülkenin huzurunu ve istikrarını bozmaya matuf icraatların planlanıp uygulandığı merkezler haline geldiğini ne yazık ki geçmişte gördük.

Geçmişte bakın bütün sendika başkanları kendi fikirlerine yakın partilerden milletvekili olmuştur.

Neredeyse sendika başkanı olmak, milletvekili olmanın ön koşulu haline gelmiştir.

Sendika başkanlarının yine geçmişte nasıl yaşadıkları, işci kesintileriyle dolan kasaları nasıl boşalttıkalrına ilişkin hafızalarımızda ve mahkeme kayıtlarında belgeler duruyor.

DİSK genel başkanlarından birinin Ermenegildo Zegna gibi her takımı bir servet eden firmaya, yılda kaç takım sipariş ettiklerini biliriz.

Ha şimdi durup dururken bunları niye yazdım diyebilirsiniz.

Bugünlerde devlet memurlara verilecek zam için memur sendikalarıyla görüşmeler yapıyor.

Görüşmelerde yetkili sendikanın başkanını seyrederken aklıma o anekdot geldi.

Makul ve mantıklı sendikalardan rahatsız mıyım, yok asla.

Çeşitli hesapları olan, bilinen veya bilinmeyen odakların maşası sendika başkanları olacağına, devletini seven, milletini seven, ülkesinin kaosa düşmesini asla isytemeyen sendikacılar da başımın tacı.

Sadece ben bu işlere biraz tiyatro diye bakıyotum sadece onu demek istedim.

Ciddi ciddi sendikacı ağabeylerimiz beni eleştirebilir de, 1977’lerin MİSK temsilcisi biri olarak sendikacılığımız 40 yıllık unutulmasın:…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık