• 26 Nisan 2018, Perşembe 11:30
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Seçim Borsası mı, Tahtakale Döviz Borsası mı?

Seçim Borsası mı, Tahtakale Döviz Borsası mı?

Ankara’da ki siyaset borsası, Tahtakale döviz borsasından hızlı iniş çıkış seyrediyor bugünlerde.

Siyasi partilerin bir yanda cumhurbaşkanı adayı tespit etme ile ilgili görüşmeleri, bir yanda da daha zaman var denilerek ertelenmiş milletvekili adaylarını tespit derdi var.

AK Parti ve MHP cumhurbaşkanı adaylarını tespit ettikleri için hemen hemen bütün enerjilerini aday tespitine verebiliyorlar.

Ama diğer muhalefet bir türlü birlik ve beraberlik sağlayamıyor.

Bunda siyasi görüş ayrılıklarından ziyade seçimlere bakış tarzı daha etkili.

Meral Akşener ayrı ayrı adaylarla, bütün seçmenlerden oy alarak ilk turda Erdoğan’ın seçilmesinin engelleneceğini ve 2. Turda zaten mecburi bir çatı aday etrafında bütün muhalefetin birleşeceğini savunuyor.

Kemal Kılıçdaroğlu ve Temel Karamollaoğlu ise; ayrı ayrı aday çıkarma durumunda Erdoğan’ın ilk turda ipi göğüsleyeceğini iddia ediyorlar.

Bu yüzden de dün, Akşener-Kılıçdaroğlu görüşmesi sonrası yapılan açıklamayı okursak İP Başkanının adaylıkta ısrar ettiğini anlıyoruz.

Nitekim:

“Ben 100 imza ile aday olmak istiyorum” açıklaması; emanete verilen 15 koyunla (pardon vekil) tehdit edildiği, bu vekillerle mecliste kurduğu grubun düşeceği ve imza vermezlerse aday olamayacağı söylendik ki böyle bir açıklama yaptı.

Peki Akşener 1 haftada 100 bin imza toplayabilir mi?

Bana göre biraz zor.

İzah edeyim.

Türkiye’de 81 il ve 921 ilçe var.

Toplamı 1001 eder.

Her ilçeden 100 kişi ilçe seçim kurullarına gidip benim adayım Meral Akşener diye imza verecek.

Bugün en baba şehirlerde ki benim memleketim olan Bafra’da bile 100 kişiyle gidip bu işlemi yapmaları zor.

Ayrıntıyı bilmiyorum ama, başka bir partiye üye olanlar veremiyorsa bu imza 1 haftada toplanmaz.

15 CHP’li de imza vermezse aday bile olması zor.

Tabi bu arada çatı aday olarak ismi geçen Abdullah Gül konusunda çeşitli sıkıntılar çıktı.

Prensipte peki dediği ama partilerin bu konularda anlaşamadığı söyleniyor.

Yapısı gereği her zaman tarafını ve tarzını keskin dille belirtmekten imtina etmiş olan Gül’ün sağlamcılığı da siyasi kariyeri boyunca gözlemlenen bir gerçek.

İşte bu yüzden bütün muhalefetin ortak çatı adayı kabul etmesine rağmen, Akşener’in yukarıda izah ettiğimiz bakışı ve tavrı sebebiyle çatlak çıktı.

Ayrıca; başta Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi hanım olmak üzere açıkça “Gül aday oly-ursa Erdoğan’a oy veririm” açıklamaları, bir nevi kazan kaldırmalar CHP içinde de bölünmelere yol açtı.

Dün iki buçuk saat süren Karamollaoğlu-Gül görüşmesi işte muhalefetin içinde bulunduğu bu durum muvacehesinde yapıldı.

Büyük ihtimal Gül, bütün muhalefetin konsensus sağlamadığı takdirde aday olmayacağını beyan etti ki Temel Bey hırsla ve hışımla, hiçbir açıklama yapmadan görüşme sonrası gitti.

Geriye kalan şu son haftada görünen ve eldeki verilere göre durum şunu gösteriyor.

CHP’de kendi adayını tespit edecek.

Bu büyük ihtimal birileri tarafından kulağına hazırlanması fısıldanan (birilerini siz bilirsiniz) ve 60 senedir bu topraklarda yaşamasına rağmen, sözde sağ siyasetçilerin damadı da olduğu halde Kuran öğrenmeyen kişi şimdi Kuran ve Zaza’ca öğrenmeye başlamış.

Hadi hidayete ermiş Kuran öğreniyor diyelim, Zaza’caya niye merak sardı bilemiyorum.

Muharrem İnce’yi aday göstereceklerini sanmam.

Büyük ihtimal geriye İlhan Kesici kaldı.

HDP’nin adayı belli.

Demirtaş.

Meral Akşener için o 15 vekil imza verir mi bu saatten sonra bilemiyorum.

Verirlerse aday olmasının önünde engel yok.

100 bin imza işi biraz zorlar.

Onu da 6 Mayıs’da göreceğiz.

Bahsi geçen isimlerle ilk tura girer ve cumhurbaşkanı seçilmezse zaten 2. Turda en yüksek oyu alan iki aday yarışacak.

Tabi bu arada Sayın Erdoğan’ın dile getirdiği “acaip kumpaslar” dönüyor dediği Ankara’da neler olur o güne kadar bilinmez.

Muhalefetin en yüksek oyu alan adayı başka bir isim lehine yarıştan çekilecek deniliyor.

Onu da bekleyip göreceğiz.

Ha bu bir hafta içinde birileri ya da bir merkez, darmadağın olmuş bu muhalefet liderlerini toplayıp kulaklarına bir isim süfle ederlerse de hiç şaşırmam.

Burası Türkiye.

100 senedir bizim bazı siyasilerimiz ve aydınlarımız uzaktan kumandalı kurşun asker gibidir…

Ha bu arada Abdullah Gül için iki laf demezsem şişerim.

Elbette geçmişte beraber olduğu insanlarla ömrünün sonuna kadar yapışık ikiz gibi olması beklenemez.

Ama kurucusu olduğu ve kendisini Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en yüksek payelerine çıkarmış olan AK Parti felsefesine ve duruşuna taviz getirecek duruşlar sergilememesi beklenirdi.

Hakkında olmadık sözler edilen Bülent Arınç’ın bie; “Ben Ak Part’iliyim ve partimin adayını desteklerim” şeklinde ki açıklaması üzerine, ona söz etmiş olan bir sürü insan acaba fazla mı ileri gittik dedi.

Ama Gül’ün gezi olaylarından beri muğlak ve Ak Parti görüşleri hilafına tutum sergilemesi, 16 nisan referandumunda “Hayır “ cephesinde yer alması gönülleri kırdı.

En son adaylık sürecinde, dünürcü kızıştıran gelin adayı pozları sergilemesi, muğlak duruşu, işin tuzu biberi oldu.

"Ben hiç adayım dedim mi " dese bile çıkıp; “şüyuu vukuundan beter” bir hal üzere olmanız sizi daha fena bir duruma soktu deriz elbette.

Velhasıl; Gül defteri bundan sonra benim için kapanmıştır.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık