• 23 Ocak 2019, Çarşamba 18:58
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Şakülü Kaymış Toplum

Şakülü Kaymış Toplum

 

Önce bir aydın profili tarif ediyorlar.

Sonra bu profile uygun insan şekillendirme çalışmaları…

Batı; kilisenin skolastik ve insan sömüren zihniyetine aklı öne alarak karşı koydu.Söylencelerden ve mitolojik anlatımlardan mürekkep bir inanışın, akıl karşısında dayanacağı sağlam kaynakları yoktu.Ve bu yüzden 1500 yıllık saltanatından büyük bir güç kaybına uğradı.

Bölündü, parçalandı ve şekilden ibaret, Krallıkların varlıklarını sürdürmesi için çimento özelliğinden başka bir hususiyeti kalmayan hale evrildi.

İşte bilimi ve sermayeyi tanrılaştıran bu yeni seküler akımla beraber, girişte bahsettiğim aydın profili ortaya çıktı.

Bugünün top ve pop yıldızları gibi rol modeller henüz revaçta olmadığı zamanlarda bilhassa gelişmiş sanayi toplumlarına ait figürler, daha bir özenilen, benzemeye çalışılanlar oldular.

Bilhassa sanayi devrimini kaçıran bizim gibi toplumların önüne, Batı’nın görüntüde insani ama özünde hiçbir şeyle tatmin olmayan hedonist ruh hastalarını rol model olarak kakaladılar yıllarca.

Normlarımızı değiştirdiler.

Neredeyse insanlık tarihiyle başlayan bir milletin harsını, 1400 yıllık İslam diniyle oluşan müktesabatını bir çırpıda silip; onun yerine ne bünyesine ne ruhuna uymayan bir kültürün parçası olmak için adeta o klüplere yalvarır hale geldik.

Şakülümüz kaydı.

Ne Batılı ne Doğulu olduk.

Osmanlı İmparatorluğu kehkeşanları üzerine kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti klübesinin ceberrut yöneticileri kendi insanına, devlette çalışabilmek için, ticaret yapabilmek için, kısacası var olabilmek için yeni rota olarak işaret edilen Batı klübünün normlarını içselleştirmesini ve yaşamasını şart koştu.

Kabul edemeyenleri dışladı.

İtiraz edenleri cezalandırdı.

Seküler bir Türkiye oluşturamayacaklarına kani oldukları zamanda, kendi arzu ettikleri gibi bir dini eğitim modeli kurdular.

Toplumdaki normlar nasıl değişmişse, dini eğitimin normları da değiştirildi.

Batı’nın eleştirel ve sorgulayan bakışını, kaynakları sağlam bir dine de uyarlamaya kalkıştılar.

Bu zamanda tenakuz gibi gördükleri hadis ve ayetlerin fazlalığından, tarihselliğinden filan dem vuran sözde din adamları çıktı.

Bunun nedeni o hadis ve ayetlerin gerçekten zamanla uyuşması değil, onların normlarının islami bir hayatın normlarıyla uyuşmamasından.

Buna çok açmadan bir misal vermek istiyorum.

Ayet ve hadislerde esirlerle ilgili bir yasaklamanın olmayışı, bilakis onlara evin bir bireyi gibi davranılması hususunu eleştirerek(!) bugünün dünyasında böyle bir şeyin mümkün olmayışına dair eleştiriler.

Ama bugün bütün dünyada adıan ister komünizm, ister, sosyalizm, ister kapitalizm ya da her ne diyorsanız deyin, insanın sömürülmesi aynı vahşilikle devam ediyor.

Batı’nın kölelikten vaz geçmesinin bir sebebi belki bazılarının insani davranışları sebebiyle olmuş olsa da aslında yeni tip işçilik kölelikten işverene daha az sorumluluk vemaliyet getiriyor.Üstelik sözde hür olan bu yeni işçilikte herkes bir nevi gönüllü köle.

İşte bugün değişen sadece norm…

İslam ister adına köle densin, ister işçi densin, hatta isterse evdeki binek ya da yük hayvanı olsun; işkenceyi, kötü muameleyi, adaletsizliği, hakkının ödenmesini, ve aile bireyleri gibi haklarının korunmasını emrediyor.

Hangi modern sistemde böyle bir şey var?

İster dini ister ladini sahalarda olsun bugün bizim millet olarak sorunumuz normlarımızın değişmiş olmasıdır.

Batı teoloji okulları tarzı açtıkalrı okullardan mezun ettiklerine devlet imkanlarını yığdılar.

Devlette kadro, eğitimde paye verdiler.

Geleneksel eğitimden gelenler tu kaka edildi.

Üniversitelerde prof. yaptılar.

Prof yapıp sonra da Diyanet İşlerine başkan olarak atadılar.

Daha 10 yıl önceki bir Diyanet İşleri Başkanımız bile;

“Kuran’a bile eleştirel bakabilmeliyiz” diyecek kadar işte bahsettiğim norm değişikliğine uğramış talihsiz biriydi.

Kuran-ı Kerim vahiydir.

Vahyin eleştirel yaklaşımı mı olur?

Ya iman edersin ya da inkar!

Biz maalesef her alanda şakülü kaymış bir toplumuz…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Birisi Birisi 23.01.2019 19:29

Muhteşem!

m öztürk m öztürk 23.01.2019 21:24

Harabat diye memleketi Hor Görme Zakir abi, Defineye Malik Viraneler Var yakında abi inşaallah, defineler ortaya çıkar, islamın kılıcı oluruz biiznillah

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık