• 20 Şubat 2019, Çarşamba 20:59
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Papa üzülür diye mi!

Papa üzülür diye mi!

 

Türkiye 1962 yılında ilk olarak Almanya’ya işçi yolladı.

Daha sonra bu göçler devam etti.

Almanya’yı diğer Avrupa ülkeleri takip etti.

Onlar akrabalarını, çocuklarını, eşini dostunu yanlarına alarak bugün Avrupa’da hatırı sayılır br Müslüman-Türk nüfusu oldu.

Dünya’nın bütün devletleri, ister laik, ister bir dini resmi olarak kabul etmiş olsun, vatandaşlarının temel dini ihtiyaçlarını görürler.

Bu onlar için yapması gereken sosyal devletin gereği olduğu gibi, aynı zamanda belirli sınırlar içinde bir millet olmanın ve devlete sahip çıkmanın sonucudur.

Din; her devletin kullandığı bir katalizör olmuştur daima.

Ama ne yazık ki; 1923-50 arası Türkiye’yi yönetenler bırakın dinin toplumu kaynaştıran özelliğinden istifade etmeyi, dini sosyal hayattan silmek istemişler, seküler/pozitivist bir anlayışla jakoben bir laisizm uygulamışlardır.

Ama bu süreçte yine de, Diyanet İşleri Başkanlığıuna dokunmamış, hele onun 1200 yıllık Türke ruh veren Ehl-i sünnet akidesine hiç karışmamıştır.

Daha sonra dini toplumdan silemeyeceğini anlayan muktedirler, dine istedikleri şekli vermeye kalkışmışlar, ve dini tedrisatı, dini yönetimi devlet uhdesinde kontrole gitmişlerdir.

Bunların neticesinde Türkiye’de kısmı serbestlikler oluşmuş, bundan dini her yapı istifade etmiştir.

Türkiye’de halkın dini hayatta ihtiyacı olan her tür ihtiyacına Diyanet eliyle karşılık vermeye gayret edilmiş, bu konuda bütçeden de ciddi bir miktar her yıl ayrılmış, ayrılmaktadır.

Misyonerler Dünyanın her ülkesinde kendi dini anlayışlarını empoze etmek için gece gündüz durmaksızın çalışmışlar, halen de bu garetlerini sürdürmektedir.

1962 yılında ilk olarak Almanya’ya, daha sonra bütün Avrupa ülkelerine giden işçilerimizin ve onların 3. Kuşak çocukları işte bu misyonerlerin hedefinde oldu hep.

Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli cemiyet/cemaat ve dernekler geç de olsa bu vatandaşlarımızın dini ihtiyaçlarını görecek çalışmaları başlattılar.

İlk nesil gidenlerden zayiatımız olmadı denilecek kadar azdır.

Onlar Anadolu’nun kırsalındandı daha çok.

Köylü çocuklarıydılar.

Gizli aşikar bir hocanın önünde diz çökmüş, belirli sureleri ve namaz kılmayı öğrenmişlerdi.

Ama sonraki nesiller maalesef bu imkandan mahrum kaldılar.

Anne ve babalarının daha fazla mal mülk edinme arzusuyla sahipsiz kaldılar ve her türden misyonerin ağına düşerek, olmayan dini bilgileri yüzünden kolayca iğfal edildiler.

Bugün Türkiye’de olsun, yurt dışında yaşayanlar olsun; kendi dininin belki asgari bazı şeylerini öğrenmiş olsa bile, iyi yetişmiş bir misyonerin İslam’la ilgili kafa karıştırıcı bazı sözlerine cevap veremez.

Zira oryantalistler 200 yıldır; bilhassa İslam’da bizim televizyon Hocalarının bazılarının yaptığı kafa karıştırıcı konulara değinmişler, bunlara ilişkin ciddi çalışmalar yapmışlardır.

Mesela William Muir bunlardan biridir.

Misyonerlerin Müslüman halklarla konuşurken İslami hangi konulara değinmesi gerektiğine dair eser yazmıştır.

Ama maalesef ne Diyanet ne de başka bir kuruluş, bilhassa Hristiyanlıkta ki tenakuzlarla ilgili doğru dürüst bir el kitapçığı hazırlayıp her yurt dışına çıkana vermemiştir.

Mesela;

Niye 4 incil var?

Baba-Oğul- Ruhul Kuds, ve İncil’de ki bilhassa çelişkili babları alıp inceleyen bir kitapçık…

Tabi benim bu bahsettiğimi yapmak yerine Diyanet yıllardır Papalıkla ve onun Türkiye'de ki misyon şefi Fetö örgütüyle beraber"Dinler Arası Diyalog" çalışması yaptı.

Hristiyanlıktaki tenakuzları ortaya koyan bir çalışma, Papa Hazretlerini(!) üzer değil mi?

Sizi gidi.... 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


m öztürk m öztürk 21.02.2019 10:52

"Köylü çocuklarıydılar.,Gizli aşikar bir hocanın önünde diz çökmüş, belirli sureleri ve namaz kılmayı öğrenmişlerdi." de sözü edilen bir hocayı yetiştiren ve ölüsünün namazını kıldıracak hoca bulamayan bu milletin hizmetine veren Allah dostunun yolundam son nefes dahil ayırma Ya Rabbi habibin yüzü suyu hürmetine, amin, amin Ya Muin

Mehmet Mercan Mehmet Mercan 21.02.2019 21:41

Bazı cemaat ve tarikatlar, diyanetin yapamadığını yaptı Lâkin onlarda kendilerine menfaat sağladı, dergi gazete kitap sattı yardım topladı hesap vermedi... Müslümanlar her zaman olduğu gibi sağmal inek gibi sağıldı

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık